Boğaziçi Üniversitesi

Boğaziçi Üniversitesi

326 kişi 261 cevap verdi.
261 Cevap
İnsanların kafası rahat. Ters ters bakan olmaz, amuda kalkıp yürümeye kalksan en fazla 3sn dikkat toplayabilirsin herhalde. Ayrıca özgürlükçü bir ortamı destekliyor, siyasi düşünce, etnik köken, dini inanış ya da cinsel yönelim gibi tüm konuların bu üniversitede özgürce ifade edilebildiğini ve sınırlanmanın olmadığını gördüm. Okulun insanın içini açan kampüsünü, kampüsün insanda uyandırdığı gurur ve mutluluk duygusunu bir kenara bırakırsak, öğrenci kulüpleri açısından da geniş seçenekler sunması öğrenci için cezbedici oluyor. Bir de az kontenjan dolayısıyla çok farklı bölümlerden çok farklı insanlarla tanışmak mümkün oluyor ya da bölüm içerisinde gruplaşmalar olmuyor, herkes birbiriyle yardımlaşabiliyor. Ayrıca büyük kütüphanesi, boş zamanınızda gidip film izleme ya da plak dinleme olanağı sunması da “student friendly” bir okul yapıyor. Diğer yandan da hocaların eğitimlerine baktığımızda alelade bir hocanın bile Harvard, Yale gibi yerlerde doktorasını tamamlamış olabilmesi, ödülleri olması, kısaca eğitim kadrosu sevdiğim yönlerinden. 0 ingilizce eğitim uygulanmasıyla yabancı kaynaklardan da (Örn: Yale ya da MIT gibi) dersin takibini mümkün kılıyor. “Music Appreciation” “Introduction to Filmography” “Humanity” “Sculpture” gibi insanın ilgi alanına öre yönelebileceği dersler sunması da ayrı bir güzel. He bir de, baya parti filan yapıyor bu okul, benim ilgimi çekmez ama hoş şeyler yapıyor. Bir de spring break’te herkes magic break adı altında Antalya’ya filan gidiyor. Sosyal bir okul kısaca.
Çünkü 1 numara bu okul yazmayın yazıyor formda, tabi ben de yazmayacağım zaten, yine de yazsam biraz olurdu bence, değil mi? Şaka bir yana, ben Boğaziçi Üniversitesini seçtim çünkü puanım öyle geldi. Elimdeki puanla İTÜ’de Kimya Mühendisi olacağıma Boğaziçi’nde Kimyager olurum dedim ve buraya geldim. Yine de neden bunu dedim? Okula dair çok bir bilgim yoktu, ama adından dolayı seçtim öncelikle. İkincisi, az kontenjan seçmece öğrenciler olması cazip geldi. Tahmin ediyorum ki okulda herhangi bir insanın sıralaması 30000′den aşağı değildir. Bunun de bir şekilde okulun çizgisini belirleyeceğine inandım.
Samimi olmak gerekirse kampüsle başlamak lazım. İnsan ilk bakınca ne kadar güzel ‘ooo boğaz manzarası var ya’ şeklinde düşünüyor. Evet var ama bir süre sonra deniz manzarasından daha öte bir şeyler de var.

Akademik hayata dair de, donanımlı ve farklı bakış açıları getiren aynı zamanda farklı karakterdeki(gerçekten de hepsi birbirinden ilginç) hocalardan görme şansına erişiyoruz.

Çok farklı sosyal etkinliklerin parçası olabilmek de ayrı bir artı. Her insana hitap edecek bir şeyler var diyebilirim.

Yurtdışı bağlantılarını da söylemeden geçmemek lazım. Erasmus, exchange gibi olanakları çok fazla. Bu da öğrencilerin farklı ülkelerde kısa süreli de olsa eğitim alarak farklı bir vizyona sahip olmasını sağlıyor.
Çok zor oluşunu cidden hiç mi hiç sevmiyorum. Bunu bin defa dedim, bin defa daha diyebilirim. Mat – 2 bölümünde 30 soru içerisinde 26,75 net yapmış bir insanın, aynı konuları kapsayan (limit türev integral) Calculus I dersini 3 defada anca geçebilmesi bu okulun öğrenciyi cidden zorladığının ve öğretmeden de bırakmadığının ispatıdır bana kalırsa. Ayrıca kayıt döneminde ders seçmekteki muazzam sıkıntımız, sistemin kilitlenmesi, derslerin hemen dolması, hocaların consent vermemesi gibi dertlerimiz de mevcut. Duyduğuma göre italyanca ve ispanyolca 101 dersler 3 dakikada doluyorlarmış. Okulumun çevresinin de hiç öğrenci dostu olmadığı için o konuda da pek memnun değilim. Mesela bir pilavcı olsa dışarda fena mı olurdu? :) Aşağımız Bebek, sağımız Etiler olunca çok öğrenci semtine dönüşememiş okulun çevresi. Bir de okul çevresinde evlerin 1000tl ve civarı oluşu, super dorm’un aylık 600tl oluşu gibi şeyler, bilhassa evden ayrılmayı zorlaştıran bu yüzden okula eksi puan olarak yazılabilecek şeyler.
Boğaziçi'nin vizyonuna ve burada kendimi geliştireceğime inandığım için. Zeki, entelektüel ve farklı düşünceden çok fazla insanla bir arada bulunma şansı sunduğu için. Tamamen İngilizce eğitim vermesi, mezunlarının alanlarında en iyi yerlerde olmaları, öğrenci kulüpleriyle dolu bir sosyal hayat sunması, ve tabi ki muhteşem kampüsü, manzarası...
Bu üniversiteyi seçerken sadece adına ve ününe bakıp seçmedim. Benim eksiklerimi düşünüp daha sosyal bir ortamda olmam gerektiğine karar verdim ve Boğaziçi Üniversitesi en iyi seçenek olarak göründü. Bunun dışında, herhalde Boğaziçinin eğitim kalitesinden ve Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden biri olduğundan bahsetmeme gerek yok :)
Sanırım temel neden çevrem. Komşumuzun bir oğlu okumuştu Boğaziçi’nde ben de ondan çok feyz alırdım o yüzden tercih ettim. Ama şimdi olsa tekrar tercih edebilirim. Çünkü, Boğaziçi’nin köklü ekolünden kaynaklanan, ayrı bir havası var. Son derece liberal bir ortam, kaliteli insanlar… Bunun yanında galiba bir de kampüsün güzelliğinden çok etkilendim. Şehre (Taksime) oldukça yakın, müthiş bir kampüs okulu. Mezun olduktan sonra daha net anlayabildiğim üzere hocalarının kalitesi falan da oldukca etkili olmaliymis tercihimde. Boğaziçi’nde gerçekten de efsanevi hocalar var. Yani temel faktör: insanlar. Hem birlikte okuduğumuz insanlar hem de sizi okutanlar oldukça nitekli.