TOFAŞ Türk Otomobil Fabrikası A.Ş.

TOFAŞ Türk Otomobil Fabrikası A.Ş.

14 kişi 201 cevap verdi.
Yıldız Teknik Üniversitesi Alman ekollü olduğu için biraz da Alman eğitimi var. Boğaziçi Üniversitesi'nde ise tam bir Amerikan ekolü var. Dolayısıyla ben bu anlamda suyun iki tarafını da gördüm bu sayede kıyaslama yapabiliyorum. Boğaziçi Üniversitesi'nde çok sosyal ve özgür bir ortam var. Her konuda bir kulüp mevcut. Bunun dışında doğru bildiğinizi savunmayı ve eğitim gibi konulara eleştirisel yaklaşabilmeyi öğretiyor. Örneğin; hocalarımız yüksek lisansta bize bir konu söylerdi, biz de bu konuyu tartışırdık. En sonunda da bir toparlama seansı yapılırdı ve orada insanlara geri bildirim verilirdi. Buna bir nevi koçluk da diyebiliriz.
Tedarik Zinciri gibi karmaşık ve çok hareketli olan bir yapıda çalışmaktan görece olarak bazıları bundan mutluluk da duyabiliyor. Çok fazla dinamikliğin olması ve her an bunlara ayak uyduruyor olmanız en zor yanlarından biridir. Birçok kişi sizden bir şeyler bekliyor. Siz Tedarik Zinciri çalışanı olarak müşteriniz olan departmanlara doğru hizmeti vermek, doğru malzemeyi, doğru zamanda getirmek veya doğru şekillerde, doğru yerlerde olmak zorundasınız. Bu beklentilere cevap vermeniz gerekliliği birçok insan için zor bir durum. Bu yüzden Tedarik Zinciri tarafında çalışmanın en büyük zorluklarından birisi müşteriyi memnun etmek diyebiliriz.
Tedarik'te bir günün veya bir saatin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz çünkü o kadar hızlı operasyonları yönetmek zorundasınız ki bir bakmışsınız gün bitmiş, saatler geçivermiş. Bu şekilde bakıldığında, böyle dinamik bir ortamda zamanın su gibi akıp geçmesi ve sizin bunun sonunda bir şeyleri başarıyor olmanız bir tatmin yaratıyor. İşimiz çok fiziksel bir iş olduğundan dolayı Tedarik Birimi veya Lojistik Birimi malzeme getirmek, malzemeyi hattın yanına götürmek oldukça somut işler yapıyorlar. Malzemeyi görüyorsunuz, önünüzden geliyor, kasalarla hattın yanına getiriliyor, Üretim Operatörü onu araca takıyor ve sıfırdan bir aracın bittiğine şahit oluyorsunuz. Bu çok güzel bir duygu veriyor insana. Bir pazar günü gezmeye gitmek için sokağa çıktığınızda sizin fabrikanızın ürettiği bir aracı görüyorsunuz ve hemen bir anınız canlanıyor. Bununla ilgili yurtdışı tecrübeleri de yaşadım. Araçlarımızın çoğu yurtdışına da ihraç ediliyor. Buralarda kendi aracınızı görmek ve kendi bastığınız fabrikanın içinde üretildiğini bilmek, o malzemeyi Lojistik olarak sizin getirdiğinizi bilmek apayrı bir haz veriyor.
Üniversite yıllarında gerçek hayatın ne olduğunu anlamaya başlasınlar. Gerek staj dönemlerinde, gerek gönüllü staj imkanlarıyla fabrikalarda staj yapsınlar ve gerçekte bu işlerin nasıl olduğu görsünler. Okullarda hepimiz aynı yollardan geçtiğimiz için biliyorum. Kitaplar üzerinden bazı şeyleri öğreniyoruz. Ama gerçek dünyada her şey o kadar basit veya düzenli gitmiyor. İnsan ve çevre gibi faktörler içine girdiğinde çok daha dinamik ve zorlu şartlarda karşı karşıya kalıyorlar. Bu yüzden ne kadar erken okul döneminde Lojistik ile tanışırlarsa ve nasıl işlediğini somut olarak görürlerse, kendileri açısından o kadar da yararlı olacağını düşünüyorum. Yeni başlayacak arkadaşlar için departmanın iyisi veya kötüsü yoktur. Her kişinin zevk alacağı departmanlar farklıdır. Bazı departmanlar onun kişiliğiyle, onun çalışma stiliyle eşleşmiyor olabilir. Bu yüzden iş hayatına atılmadan bunları görürlerse, bu departmanların ne iş yaptığını bilirlerse kendileri ile en iyi uyuşan departmanı bulma konusunda daha rahat ederler. Doğru departmanda çalışmaya başladıklarında da hem daha mutlu olurlar hem de bu başarıyı kendiliğinden getirir.
Burada insana yatırımın ön planda olduğunu her an hissediyorsunuz. Burada kendinizi geliştirme ve yeni işlerde bulunma açısından ne kadar talep ederseniz o kadar da talebinize yanıt alabiliyorsunuz. Yani kişi kendini geliştirmek istediği sürece TOFAŞ çok büyük bir okuldur. Tecrübesel ve davranışsal anlamda kariyer olanaklarına baktığımızda departmanlar arası geçişler çok daha kolay. Çünkü burada bir vizyon var ve bu iş yapış tarzına yansıyor. Tedarik Zinciri'nden sonra Satın Alma, Kalite Departmanı gibi değişiklikler mümkün olabilir. Bunun bir adım sonrası yurtdışı imkanlarıdır. İtalya tarafında FIAT fabrikaları, Amerika tarafında Crysler fabrikaları vasıtası ile yurtdışıyla çok yakın çalışıyoruz. Örneğin; benim departmanımdan bir kişi FIAT’a, bir kişi de Crysler’e gitti. Bu şekilde bu grup içindeki diğer şirketlere gidip, kendinizi geliştirmek kalıcı ya da geçici olabiliyor. Kalmak ya da dönmek istemeniz her zaman bir fırsat olarak karşınızda duruyor.
Tofaş’ta sadece yaz döneminde bir stajyerlik programı değil, aynı zamanda okul dönemlerinde de Prova, Prova + ya da yaz stajı gibi çok farklı stajyerlik dönemleri oluyor. Tofaş’ta her birimde birçok proje ve birçok iyileştirilecek alan oluyor. Bu büyüklükteki bir fabrikada gelen her stajyer arkadaşımıza bir proje atıyoruz. Stajının sonunda da bunu sunmak üzere kendilerini hazırlıyorlar. Bunları bölüm içindeki direktörlere veya CEO’muza yapılan sunumlar şeklinde düşünebilirsiniz. Her arkadaşımıza biz bunları anlatıyoruz, onlar da bu bilinçle işe başlıyorlar ve bu bilinçle devam ediyorlar.
Rekabetçi dünya sektörleri birbirleriyle çok benzer hale getiriyorlar ancak FMCG ile otomotiv sektöründe bazı temel farklılılar olduğu aşikar. En önemlisi FMCG‘de hızlı tüketim malzemeleri satıyorsunuz. Ertesi gün o ürün tüketilmişse yeni bir tane alınması gerekli bir hale geliyor. Diğer yandan otomotiv sektörü bunun 180 derece tersidir. Örneğin; bir araç aldığınızı düşünün. Bir dondurmayı 15 dakikada tüketip ertesi gün yenisini alırken, otomotiv sektöründe bir aracı 5-10 yıl süreyle tüketiyorsunuz. Bu nedenle bariz bir farklılık var. Otomotiv sektöründe uzun vadeli bir süreklilik önem kazanıyor. Ayrıca son ürün çeşitliliği çok fazla. Daha düşük seviyede ham madde var. Bu da demek oluyor ki son ürünü müşteriye ulaştırmak, market raflarına doğru zamanda bulundurmak FMCG tarafından çok önem arz ediyor. Tedarik Zinciri açısından incelersek; maddenin doğru zamanda ve doğru tedarikçiden alınıp üretimin yapılmasıdır. Burada biraz da ilk tarafları önemli hale geliyor. Diğer taraftan benzerliklerine bakarsak, çok fazla rekabetçi bir dünya var. Ürün çeşitliliği açısından müşteriye hitap etmek ve sürekli yeni ürünler geliştirmek zorundasınız. Bu yüzden her ikisi de dinamik durumda ve rekabet çok fazla.
ODTÜ Endüstri Mühendisliği bana analitik düşünme ve vizyonerlik kattı diyebilirim. Bu aslında sadece kitaplarda öğretilen bir şey değil. Okul size bir düşünme yetisi, bir düşünme yolu açıyor. Biz gerçek hayatta her zaman yepyeni problemlerle karşılaşıyoruz. Hiçbir okulda öğrendiğimiz problemin aynısıyla bir daha karşılaşmıyoruz. Daha önce hiç görmemişsiniz öyle bir problem ama onu çözmek için hangi yola girildiği, hangi yollardan geçerek çözüme doğru zamanda ulaşmak gerektiği ile ilgili bir fikriniz oluyor. Açıkçası ODTÜ bana bu vizyonu kattı ve gerçekten yüksek seviyede teorik bilgi edindiğimi hissediyorum. Artık gelişen dünyada bu teorik bilgileri her yerde edinebiliyorsunuz ama en iyileme yöntemlerini kullanarak, teorik bilginizi gerçeğe dönüştürerek fark yaratmış oluyorsunuz.
Ben üniversiteye girmeden önce tercihlerimi yaparken Endüstri Mühendisliği yazmak istediğimde birçok akrabam ve tanıdığım anlam verememişti. Endüstri Mühendisliği'nin güzel tarafı çerçevenin çok geniş olmasıdır. Sağlık, Bankacılık, Otomotiv gibi tüm sektörlerle ilgili iç içe olacak bir eğitim alıyorsunuz. Endüstri Mühendisliği güzel şeyler yapmanıza sebep oluyor. Ama o şeyler kısıtlı ve siz en güzel şeyi yapmak istiyorsunuz. Kısıtlı kaynak, sınırsız arzu ve sınırsız istek var. Bunu yapabilmek güdüsü ya da bunu yapabilme becerisi hayatın bir parçasıdır. Doğal olarak çalışabileceğiniz alan hiçbir şekilde sınırlı değil, aklınıza gelebilecek her alanda bir Endüstri Mühendisi çalışma alanı var.
TOFAŞ‘ta çalışırken yandan da yüksek lisansımı devam ettiriyorum. Burada bir parantez açmak isterim çünkü şirketimiz çalışırken yüksek lisans yapılmasını da destekliyor. Teorik bilgilerin şirketimize değer kazandıracak bir yapıda olduğunu düşünüyor. Dolayısıyla bu çok büyük bir avantaj. Kendi adıma da konuşacak olursam; şu anda Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği'ne devam ediyorum. Yüksek lisansı iki kategoriye ayırıyorum. Biri lisans mezuniyetinden sonra ara vermeden direkt yüksek lisansa başlamak, diğeri de bir sektörde çalışırken o tecrübeyi kazanıp, bir nebze onunla birlikte yüksek lisansı devam ettirmektir. Ben ikinciyi seçenlerdenim. İşe başladığınızda gerçek hayatta neler yapılıyor, öğrenilen bilgiler nasıl kullanılıyor, hangileri benim işimde yararlı oluyor bu gibi durumları görme fırsatı buluyorsunuz. Bir yandan da yüksek lisansa başladığınızda kendinizi uzmanlaştırma şansına sahip oluyorsunuz. İşte o alanlara yönelik dersler alarak, tezinizle ilgili alanlara çalışarak, ilgili yüksek lisans kurumlarındaki hocalarınızla bilgi alışverişi yaparak, kendinizi geliştirebiliceğiniz bir yön ortaya çıkarmış oluyorsunuz. Bir yöne doğru kanalize olmuş oluyorsunuz. İşte bunu tam olarak çalışırken yaptığınızda kendi çalışma hayatınızda da faydalı oluyorsunuz. Çok daha verimli ve aktif olarak gerçek hayatta kullanabileceğiniz konular hakkında akademik bilgi ile gerçek pratik bilgiyi uygulama ve birleştirme şansına sahip oluyorsunuz. Bence mükemmel olan tarafı ve benim en çok hoşuma giden konu bu. Dolayısıyla Boğaziçi‘nde yüksek lisans yapmak hem teorik bilgimi daha çok genişletmek hem de bunları pratik olarak işimde kullanabilmek ve işimde daha başarılı olabilmek açısından çok şey kattığını düşünüyorum.