Cevaplar 399

Yükleniyor...
15,160 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Satış adrenalin işi, yani bence satış nabzınızın şöyle her gün tık tık tık attığı bir iş. Çünkü o günün satışını yapıp kapatıp ertesi gün sanki hiçbir şey yapmamışsınız gibi yeniden başlamanız lazım. Yeniden başlama hissi hem güzel ama biraz da yorucu bir iş ve hem kısa vadede düşünmeniz gerekiyor, çünkü ay hedefi var gün hedefi var yıl hedefi var, ama bir yandan da uzun vadeli planları da yapmanız gerekiyor. Çünkü Türkiye'nin de içinde bulunduğu birçok pazar artık ya çok modern ticaretin geliştiği pazarlar ya da hibrit dediğimiz yani gene de büyük oyuncuların içinde bulunduğu pazarlar ve dolayısıyla müşterimizle biz üreticiler olarak bir araya gelindiğinde sadece kısa vade ile bu iş olmuyor, üç yıllık beş yıllık planlar lazım. O yüzden ne lazım bir kere adrenalin sevmek lazım, çok çalışkan olmak lazım, birden fazla işi birlikte yapabilmek lazım. İşin içinde değişimi yönetebilmek lazım, çünkü trendler değişiyor. Unilever çok büyük bir pazarlama şirketi. Markalarımız var ama sonuçta satış, o markaları müşterinin rafına, şu içinde bulunduğum kategoride müşterinin tabağına, aşçının mutfağına sokmadığı sürece hiçbir şey ifade etmez. Onun için de satışta bir de iş bitirici olmak lazım.

4
12,751 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Satış Departmanı, müşterilerle uzun soluklu ortak iş planları doğrultusunda değer yaratır. İşin özünde, birinci vazifesi hem hem kendi çalıştığı şirket hem de mal sattığı şirket için ortak bir değer yaratmaya çalışır. Elbette ki bu değerin yanı sıra, iş ortaklarını tüketicilerle en doğru şekilde buluşturmaya çalışır. Buradaki rekabette bir adım öne çıkmaya çalışır. Satış Departmanı’nın distribüsyon, raflandırma ve mağaza içi sergileme gibi belli kriterleri vardır. Bu kriterlerde diğer markalarla rekabette daha fazla ön planda olmaya çalışır. İşin özünde yapmaya çalıştığı en temel şey, müşterisini doğru anlayıp bu anladığı düzlemde en kuvvetli planlarla ortak bir proje geliştirmek denebilir. Sorumlu olduğumuz müşterilerle 2016 yılını başarıyla kapatmayı hedefliyoruz. En doğru şekilde ortak planlar yaparak 2017 yılının ön hazırlıklarına başladık ve bu yılın başında da hayalimiz, yıllık plan üzerine müşterimizle el sıkışmaktır.

9,039 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Kesinlikle çalışabilir. Mühendis demek, aslında birçok konuya çok daha çabuk çözüm bulabilen insan demek. Analitik düşünebilen, farklı perspektiflerden bakıp çözüm üretebilen insan demek. Eğer ki bu insanlar bir şekilde insan ilişkisinden hoşlanıyorlarsa, sahada olmayı seviyorlarsa, inatçılarsa, dikkatlilerse, bu dikkatlerini müşteri tarafına harcayabiliyorlarsa, müşterinin dertlerini kendi dertleri gibi üzerlerine alabileceklerse bence her mühendislik öğrencisi satış yapabilir. Hatta bildiğim kadarıyla galiba bizim satış ekibindeki arkadaşlarımızın hepsi mühendislik kökenli insanlar. Hepsinin de çok uzun yıllardır işlerinde çok başarılı olduklarını düşünüyorum.

1
8,056 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Ya sahada işin en başından başlayacaksınız, ya da işin mutfağında en başından başlayacaksınız. Ama bir şekilde en başından başlamanız lazım. Temeli görmeniz, sahayı, pazarı koklamanız lazım. Satış öyle bir şey ki, “Oldum.” diye bir şey yok. Her gün bir şey öğrenirsiniz. Ben hala bir şeyler öğreniyorum ve öğrenmeye devam edeceğim. Türkiye pazarı zaten dinamik bir pazar. Her gün farklı, her dakika farklı şeyler önünüze çıkabilir. O yüzden bunlara karşı kendinizi ve algılarınızı sürekli açık tutmanız lazım. Satışta zaten beyaz ya da siyah diye bir şey yoktur. Gri noktalarınız olması lazım ki orta nokta bulabilesiniz. Kişilikler çok farklıdır. Bayi kişilikleri çok farklıdır. Gelenekler, örf ve adetler çok farklıdır. Pazarın işleyişi, ticaretin işleyişi farklıdır. Gaziantep’te farklı bir ticaret görürsünüz İzmir’de farklı bir ticaret görürsünüz. Erzurum’da farklı bir ticaret görürsünüz, Ankara’da farklı bir ticaret görürsünüz. Bunları bilmeniz lazım. Ama bunu da tabi ki sahaya çıkarak bilmeniz lazım.

1
5,504 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Güne mutlaka erken başlamayı tercih ediyorum. Çünkü o güne ait “Türkiye’de, dünyada ne olmuş? Politika, ekonomi, sosyal ve teknolojik olarak neler olmuş?” bilmemiz lazım. Günlük olarak ekonomik verileri takip ediyoruz mutlaka. “Pest Analizi” diyoruz aslında buna. Bizim için çok önemli. Gazetelerimizi mutlaka okuruz. O yüzden sabah erkenden günümüze başlarız. Çünkü biz bayiye gittiğimiz zaman sadece satış konuşamayız. “Ben gittim, sadece siparişlerimi yazdım, hadi eyvallah” diye bir şey yok. Tabi ki günlük bir şeyleri konuşacaksınız. Yeri geliyor siz bayinin danışmanı haline geliyorsunuz. Bir şekilde biz zaten bayi satış yönetmenlerimizi satış danışmanı olarak yetiştiriyoruz. Bizim aylık toplantılarımızda “pest”in her bir harfinin arkadaşlara verildiği, ve o konuda aylık olarak yorumlar yapıldığı bölümlerimiz olur. Bu bizim için çok önemli. O yüzden günlük ekonomik verileri, dünyada olup bitenleri ve siyasi verileri mutlaka takip ederiz. Bunlarla ilgili bilgi sahibi oluruz, kendimizi güncelleriz. Bunun dışında, tabi ki işin odak noktası satış. Aylık satış olarak takip etmemiz gereken durumlar var. Haftalık, günlük hedeflerimiz var. Bunlarla ilgili ne durumda olduğumuzu günlük olarak analiz edip, raporlarımızı inceleriz. Onun hemen akabinde de tüm arkadaşlarımızla bir konferans yaparız ki arkadaşlar rootlarına çıkar. Akıllarında soruları var mı? Nasıl hareket ediyorlar? Sahada satış argümanlarını nasıl kullanıyorlar? Bu konularda ortak bir dil oluşturmaya çalışırız ve mutlaka o hedefleri birlikte güncelleriz. Herkesin bir şekilde aynı noktada olduğundan emin olduktan sonra sahada herkes çalışmalarına başlar. Gün içerisinde satışları kontrol ederiz, bakarız, takip ederiz. Onun dışında tabi ki ofis içerisindeysem yoğun toplantılarım olur. Çünkü satışı şöyle düşünün: orta yere koyduğunuz zaman satışı; yanlarındaki pazarlamasıyla, planlamasıyla, ürün müdürleriyle mutlaka irtibat halinde olunması lazım. Servis kanadıyla mutlaka irtibat halinde olunması lazım. Çünkü bu işin 4P’si bu. 5P’si bu. Philip Kotler’in durumu bu. Ürünü, fiyatı, bayi kanalını, satış ekibini, pazarlamasını, satış sonrası servis kanalını, hepsini, zincirin tüm halkalarını çok sağlam bir şekilde tutmanız gerekiyor. Satışın da bu şekilde koordinasyon sağlaması gerekiyor ki en önemli işlerimizden biri de bu koordinasyonu sağlamak ve sahaya daha donanımlı, daha güçlü bir şekilde çıkabilmek. O yüzden ilgili departmandaki tüm arkadaşlarımızla toplantılarımız oluyor. Onları takip ediyoruz. Bir şekilde olumsuz olabilecek, sorun çıkabilecek konularla ilgili önceden önlemler almaya çalışıyoruz. Hızlı hareket etmeye çalışıyoruz. Çünkü dediğim gibi her şey hızla değişiyor. Türkiye pazarı çok dinamik. Satışta da çok dinamik olup hızlı karar almanız lazım. O yüzden de bir şekilde tüm arkadaşlarla aynı seviyede, aynı güçte ve bağlılıkta olup onların da gücüyle birlikte, sahaya markanın gücünü, şirketin gücünü yansıtmamız lazım. O yüzden de bunların hepsinin koordinasyonu ve akşam da yine “Satışımız ne oldu?” kapanışımızı mutlaka yaparız. Yine ertesi gün bu şekilde devam eder. Ama bunun yanında tabi ki çok yoğun bayi ziyaretlerimiz var. Ben tüm Türkiye’den sorumluyum. O yüzden Edirne’den Kars’a bir ritüelimiz var. Bütün Türkiye’deki bayilerin root root ziyaretlerini yapıyoruz. Orada sahadaki ekibimizle birlikte ürünlerimizin teşhirinden, markanın stratejisine, yeni kanalların oluşturulmasına kadar tüm koordinasyonun bayilere aktarılması ve biz “Profilo satış kanalını, küçük ev aletleri ve ankastreyi daha verimli nasıl geliştiririz?” bunun yollarını arıyoruz. Ve bunları da sahada bayilerimize aktarıyoruz.