Pronet

Pronet

12 kişi 97 cevap verdi.
Pronet Çağrı Merkezi'nde çalışan arkadaşların teknik konuda ürünlerimize ve süreçlerimize hakim olması bizim için çok önemlidir çünkü eşsiz müşteri deneyimi yaratmayı hedeflemekteyiz. Bu yüzden Müşteri Temsilcilerimize teknik konuda ürünler hakkında eğitim veriyoruz. Bu eğitim sonrasında eşsiz müşteri deneyimi yaratma konusunda farklı eğitimler veriyoruz. Ardından gerçek müşteri deneyimleri yaşatılıyor. Bu gerçek müşteri deneyimi eğitimleri; eğitmenlerin gözetiminde, müşterilerle beraber yapılan görüşmelerin birebir yanlarında olduğu, anında geri bildirim ve koçluklarını yaptıkları bir seanstan oluşuyor. Böylelikle Müşteri Temsilcilerimiz müşterilerle birebir görüştükleri Çağrı Merkezi ortamına hazırlanmış oluyorlar.

Neredeyse Türkiye’deki başvuru ve kariyer portallarının tamamı olmak üzere birçok farklı başvuru kanalları kullanıyoruz. Kişiler gerek bizim internet sitemiz ve sosyal medya hesaplarımızdan gerekse herkesin bildiği kariyer portalları üzerinden istediği pozisyona başvuruda bulunabiliyor. Bu başvurular günlük olarak takip ediliyor ve hepsine mümkünse gün içerisinde, en geç ertesi gün dönüş sağlıyoruz. Ardından bünyemizde İnsan Kaynakları pozisyonunda çalışan arkadaşlarımız tarafından bu kişiler aranarak başvurdukları il/ilçeye görüşmeye davet ediyorlar. Her gün rutin olarak görüşmelerimiz devam ediyor ve bu görüşmeler minimum iki, maksimum üç seanstan oluşuyor. Mümkün olduğunca fazla kişiyi firmamıza davet ederek şirketimizi tanıtıyor ve İnsan Kaynakları Uzmanları'mızla birebir görüşme yapılmasını sağlıyoruz. Buraya geldiklerinde yaptığımız görüşme; hem onları tanımak hem de Pronet’i tanıtmak amaçlı ve biraz da yetkinlik bazlı oluyor. Olumlu ilerlediğimiz adayları yöneticimizle tanıştırıp, ardından teklif aşamasına geliyoruz. Bu aşamada referans kontrolleri gerçekleştiriliyor ve kişiden gerekli evrakları topluyoruz. Sonrasında da Pronet macerası başlıyor. Her hafta gerçekleşen eğitim sınıflarımızla Kahramanlarımızı bünyemize katmış oluyoruz.

Pronet Bilgi Teknolojileri çatısı altında 5 ana bölüm bulunuyor: Proje Yönetim Ofisi, Yazılım Müdürlüğü, İş Zekası, IT Helpdesk ve Kritik Sistemler. Bu ekiplerimiz, kendi alanında uzman, özel yetişmiş arkadaşlarımızdır. Hepsi oldukça deneyimli arkadaşlarımızdır. Kısaca rollerden bahsedecek olursak, öncelikle kendi birimimden başlamak isterim. Proje Yönetim Ofisi’nde; Proje Yöneticisi, Proje Analisti olarak iki ayrı rolümüz mevcut. Proje Analistleri de aslında birer Junior Proje Yöneticisi gibi çalışıyorlar. Projelerin başlangıç aşamasından bitiş aşamasına kadar her noktasında rol alıyorlar. Sadece birazcık deneyim farkımız var. Daha sonrasında zaten bir sonraki adımda kariyer hedefleri, Proje Yöneticisi olmak yolunda. Burada, onları o şekilde yetiştiriyoruz. Yazılım ekiplerimizde ise, kıdemli ve kıdemsiz yazılım uzmanlarımız mevcut. Belli bir deneyimi kazandıktan sonra arkadaşlarımızın kariyer basamaklarını da planlamış bulunmaktayız. İş Zekası ekibi, şirketin bütün raporlama süreçlerini yönetiyor. Onlar da oldukça yeni teknolojileri kullanıyorlar bu konuda. IT Helpdesk ekibi aslında her zaman içimizde en zor işi yapanlardandır. Sürekli olarak, son kullanıcıyla yüz yüze çalışırlar ve onlardan gelen her türlü talep ve sorun bildirimini hızlı bir şekilde çözmek görevleridir. Dolayısıyla, onlar bu işin emekçileridir diyebiliriz. Kritik Sistemler ekibi bizim için oldukça önemli bir ekip. Çünkü sistemlerimizin 7/24 ayakta olası gerekiyor, performanslı çalışması gerekiyor. Bunlar, bizim yaptığımız işin en temelinde yer alıyor. Dolayısıyla, Bilgi Teknolojileri ekibine sürekli yatırım yapıyoruz. Yeni arkadaşları aramıza katmakta oldukça heyecanlıyız. Bu noktada sadece deneyimli arkadaşlarla değil yetiştirilmek üzere de pek çok kişiyle görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Giderek de ekibimizi büyütüyoruz.
Proje Yönetim Ofisi olarak bizim en büyük sorumluluğumuz aslında şirketin kaynaklarını doğru bir şekilde yönetmek, doğru işleri yapmak, doğru işlere zaman harcamak. Dolayısıyla da sadece proje yönetimi olarak bakmamak gerekiyor. Her zaman algılarımız açık, bize gelen her türlü talebi en ince ayrıntısına kadar değerlendiriyoruz. Bazen çok kısa sürelerde gerçekleştirebiliyoruz. Bazen gerçekten çok uzun soluklu olabiliyor. Dolayısıyla burada algılarımız açık bir şekilde sürekli olarak insanları dinliyoruz, danışmanlık da veriyoruz hatta. Bazı işleri nasıl yapabileceklerini, yeni bir proje olup olmayacağını, hepsini bizim aracılığımızla gerçekleştirebiliyorlar.
Pronet'e 'satıcı' olarak girdiğinizde, 'güvenlik danışmanı' olarak geçiyorsunuz. Burada sizden beklenen; perakende müşterilerine, ev kullanıcılarına, orta ölçekli iş yerlerine güvenlik sistemi hakkında bilgi verip, satış yapmanız. Müdür Yardımcısı olduktan sonra ise; ekibinizde sizin eski rolünüzü üstlenen arkadaşlara, bildiklerinizi aktarıyorsunuz. 'Bu iş nasıl yapılır, ne olursa başarılı olursunuz, sahada önünüze ne gibi engeller çıkabilir?' vb. Bizim işimizde en önemli şey pes etmemek. Pes etmeyip, engellerle nasıl baş edileceğini anlatıyorsunuz. Ekibinizle birlikte ortak bir hedefiniz var ve bu hedefi gerçekleştirmek için onları geliştirmeniz de gerekiyor. Arka planda, onların gelişimine de çok zaman harcıyorsunuz. Aidiyet duygusuyla birlikte, insanların bir şeyler öğrenip, kendi başına bu işi yapabildiklerini görmeniz inanılmaz mutluluk veriyor. Satış Müdürü olduğunuz zaman da; güvenlik danışmanlarından sonra artık, yönetici (satış müdürü yardımcıları) yönetmeye başlıyorsunuz. Ben, güvenlik danışmanı olarak başladığım için işin her aşamasında çalışmıştım. İşin hem keyifli taraflarını hem de zorluklarını birebir yaşadığınız için de know how'ınızı onlarla paylaşıyorsunuz. Satış Müdürlüğü sonrasında da Pronet'te kariyeriniz bitmiyor. Önümüzde bunun birçok örneği var. Satış Müdürlüğünün ardından, daha büyük takımlar yöneteceğiniz, müdürleri yöneteceğiniz bir pozisyonuz var: Satış Direktörlüğü. Bu sefer şirketteki satış müdürlerini yönetmeye başlıyorsunuz. İş biraz da strateji boyutuna geçiyor. Alternatif satış kanalları nasıl yaratılır, sahada tıkandığımız noktalar ya da engeller nasıl aşılır? İyi yaptığınız ve geliştirilmesi gereken yanlar nelerdir? Bunları belirleyip, strateji ile desteklediğiniz bir satış direktörlüğü var. Satış Direktörlüğünden sonra ise 'Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı' geliyor. Kendinizi geliştirdiğiniz sürece Pronet bu görevleri yapma imkânını size sunuyor.
Bilgi Teknolojileri Proje Müdürü, bizim şirketimiz içerisinde hem Business tarafında hem IT tarafında yapılmak istenen projelerin en başından en sonuna kadar tüm sürecini yönetmekle yükümlüdür. Tabii ki tek başına değildir, bir ekibi var. Bu ekip, analistlerden, proje yöneticilerinden oluşuyor. Tabii ki çok yakın bir şekilde de yazılım ekipleriyle çalışıyoruz. Bizim işimiz güvenlik, sevdiklerinizi koruyoruz, sizi koruyoruz. Dolayısıyla da bu işi çok layıkıyla yapabilmek için ciddi bir teknolojik altyapıya ihtiyaç duyuyoruz. Bu teknolojik altyapıda hem maliyetler çok önemli hem zaman çok önemli hem de işin kalitesi çok önemli. Dolayısıyla, yapılmak istenen işleri zamanında, kalitesinde ve şirketin faydasında olacak şekilde yönetmek ve bunların gerçekleşmesin karar vermek noktasında benim pozisyonum oldukça önemli. Şirket genelinde, Fikir Küpü dediğimiz bir uygulamamız var. Oradan gelen fikirler olsun, iş birimlerinin yöneticileri ya da uzmanları olsun, her türlü bize gelip, yeni bir geliştirme talebinde bulunabiliyorlar. Bunlar bazen çok büyük projelere dönüşebiliyor ya da şirketin üst yönetimi önceliklerine göre farklı bir metotla, yeni bir iş yapmak istiyorsa, yine bize geliyor ve bu projeyi yönetmemizi istiyor. Özellikle IT kaynaklarını kullanan projelerde biz daha çok görev yapıyoruz. Hedefimiz de en başta planladığımız şekilde, zamanında, kalitesinde ve doğru maliyette bu projelerin gerçekleşmesini sağlamak oluyor.
Her sabah 08:00'de ofiste oluyorum. Yaklaşık 08:00-08:45 arası, günlük rutin olarak bakmış olduğum raporlar var. Cevaplanmamış bekleyen maillere bakıp, kendi kişisel gelişimle ilgili yapılması, tamamlanması gereken işlerle ilgileniyorum. Saat 09:00 gibi de ekip toplantıları başlıyor. Hemen her gün bu toplantılara katılmaya gayret ediyorum. Çünkü o gün sahaya çıkmadan önce son dokunuşlar oluyor. Günlük, rutin paylaşılması gereken güncel bilgileri paylaşıyorum. Takım arkadaşlarımın o günle ilgili bizden beklentileri varsa, onları alıyorum. Daha sonra ise yapılacak bire bir görüşmeleri gerçekleştiriyorum. Haftanın bir günü, komple takımla yapmış olduğumuz bir toplantı var. 'Ayın neresindeyiz, nereye gidiyoruz, planın ne kadarını gerçekleştirmiş durumdayız?' diye bakıyoruz. Haftanın bir günü de tüm takım toplantısı oluyor. Yine; 'ayın neresinde olduğumuzu, büyük resmin neresinde olduğumuzu' değerlendirdiğimiz toplantılar oluyor. Eğer dışarıda bir proje görüşmesi varsa ya da bulunmam gereken başka bir görüşme varsa katılıyorum. Belli günlerde, takımı büyütme tarafında ise İK ile gerçekleştirdiğimiz mülakatlara giriyorum. Günlük rutin içerisinde; kendi takımımız içinde rol almak olmak isteyenleri (bunların arasında yeni mezun ya da deneyimli arkadaşlar olabiliyor), tanıdığım ve günün sonunda kadroya kattığım, onlara nereye gitmek istediğimizi anlattığım mülakatlar oluyor.