PepsiCo

PepsiCo

11 kişi 147 cevap verdi.
Doritos Mix projesini daha yeni hayata geçirdik ve Doritos Mix isimli bir ürün çıkardık. Bu ürün bol baharatlı ve içerisinde 3 farklı tatta ve şekilde ürün var. Bununla beraber hem televizyon reklamımı hem de dijital kampanyasını hayata geçirdik. Marka stratejisi gereği gençleri hedeflediğimiz için onların medya alışkanlıklarını çok yakından takip ederek medya stratejimizi buna göre belirledik. Mix projesinde hedef kitlemiz çok dijital odaklı ve hepimiz sürekli internetle iç içeyiz. Bu yüzden tüketicilere bu markanın ve ürünün mesajını anlatmak adına dijitalde bir proje gerçekleştirdik. “3 farklı tat ve şekil aynı pakette” ürün mesajını, 3 farklı tarzda sanatçıyı bir araya getirip Mix bir klip çekerek verdik. Pop dünyasından Ediz, Indie tarzında olan Yasemin Mori ve Rap söyleyen Tankurt Manas’ı bir araya getirdik. Tankurt Manas markamızla ilgili çok güzel sözler de yazdı ve bundan Mix bir klip yaptık. Sadece ünlü yönetimi kısmında değil, aynı zamanda bu projeyi beraber geliştererek ajanslarla çalıştık. Böylece klibin ortaya çıkışı çok keyifli oldu ve proje çok başarıya ulaştı. Önümüzdeki dönemde Dijital Ekibimizle beraber çok daha keyifli işler yapacağız. Şimdiden ipucu vermeyeceğim ama dijitalde Doritos’un çok daha farklı alanlarda çok daha büyük işler yaptığını göreceksiniz.
Bilkent Üniversitesi, çok farklı insan ve gruplarla bir araya gelip bir şeyler üretmeyi motive eden bir üniversite. Endüstri Mühendisliği’nde bölüm başkanı olan İhsan Hocamızın çok güzel bir sözü vardı: “Kaynağın olduğu her yerde Endüstri Mühendisinin yapabileceği bir iş vardır.” demişti. Endüstri Mühendisi’nin ana bakış açısı, mevcut işte daha az kaynak kullanarak daha fazla sonuç çıkartabilmektir. Bu yüzden Endüstri Mühendisliği bana bir optimizasyon bakış açısı ve verimlilik kattı.
Pazarlama, Finans, Satın Alma, BIS ve Satış Fonksiyonları gibi her departmanda çalışabilirler. En önemli şey, kariyer başlangıcında ve ilerleyişinde insanın kendisine ne istediğini sormasıdır. Ben bunu iş hayatında ve akademik kariyerimde yapabildim. Örneğin; ben kariyer hayatıma televizyonla başladım. Televizyoncu olmak istediğim için bir televizyon kanalında yaklaşık 1 yıl kadar uzun dönem stajyerlik yaptım ve televizyon işinin mutfağını görmüş oldum. Bana göre bir iş olmadığını anladım fakat Endüstri Mühendisi olduğum için isteseydim yapabilirdim. Sonrasında 2 yıl kadar Microsoft’un bir iş ortağında danışmanlık yaptım ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinde çeşitli projelerde yer aldım. Daha sonra da PepsiCo’da Finans, İnsan Kaynakları, Pazarlama ve Ticaret Departmanı’nda çalıştım. Bunlar birbiriyle çok alakasız işler ama hepsini yapabildim çünkü süreçleri sevip, iş sonuçlarını adapte etme konusunda istekliydim ve bunu yapmak istedim. Bu yüzden Endüstri Mühendisliği her yerde var ve bunu İşletmeci arkadaşlara da tavsiye ediyorum. Onlar da kendilerini farklı şekillerde ve farklı departmanlarda gösterebilirler çünkü İnsan Kaynakları Departmanı’nda da İşletmeci arkadaşlarımız var. Bu yüzden üniversiteden mezun olunca ne istediklerini çok iyi bilmeleri gerekiyor.
Şirkette esnek çalışma saatleri var. Ben daha çok erken gelip erken çıkmayı tercih ediyorum. Erken bir saatte işe gelip arkadaşlarla sohbet ederek üst katta çok güzel bir kahvaltı yapıyorum. Sonrasında yoğun bir şekilde günlük çalışmalara giderek bazen uzun bazen de kısa vadeli işler yapıyoruz. Birçok ajansla ve farklı fonksiyonlardan insanlarla proje toplantılarımız oluyor. Bu yüzden hayata geçireceğimiz projeleri konuştuğumuz toplantılara katılıyoruz. Sorumlu olduğumuz bölge ve ülkelerle telekonferanslar yaparak kampanyalarla ilgili bilgi alışverişi yapıyoruz. Reklam çekimi varsa ajanslara gidip onun senaryosu hakkında konuşuyoruz ve çekimi planlıyoruz. Dijital ajanslarla bir araya geliyoruz. Dolayısıyla çok fazla insanla iç içe olduğumuz bir çalışma ortamı var. İşimiz marka yönetimi olduğu için tüketici de bu işin kalbi oluyor. Bu yüzden de tüketici araştırmaları yapıyoruz. İçgörü Ekibi ile beraber tüketici ziyaretlerine gidiyoruz. Hedef kitlemiz genç olduğu için gençleri daha iyi anlayabilmek adına Focus Group dediğimiz tüketici araştırmaları yapıyoruz. Onların hikayelerini, ihtiyaçlarını dinleyerek markaya olan bakış açılarını anlamaya çalışıyoruz. Ona göre de plan ve programlar geliştiriyoruz. Bu yüzden oldukça yoğun ve çok fazla insanla çalıştığımız bir günümüz geçiyor. Akşam da makul saatlerde çıkıp evimize dönebiliyoruz.
Koç Üniversitesi Matematik bölümünün kattıklarını mezun olduktan sonra iş hayatına atılınca fark etmeye başladım. Matematik çok temel bir bilim ve bu bölümden mezun olanlar Finans alanı gibi daha analitik olan alanlarda çalışıyorlar. Ben bu yola çok girmedim ama dönüp baktığım zaman Matematik bölümünün insanın düşüncelerini şekillendirdiğini fark ettim. Matematik bölümünde insanlar hep rakamlarla uğraştığımızı düşünüyor fakat biz bundan ziyade teoremler ve o teoremlerin ispatları üzerine kurulu bir hayat geçiriyoruz. Çok kolay bir bölüm olmadığı için çok sabırlı, çalışkan, disiplinli olmayı ve dersleri takip etmeyi gerektiriyor. Ben de dönüp baktığımda düşünme şeklimi nasıl filtrelediğimle ya da hangi problemlere nasıl yaklaşmam gerektiğiyle ilgili bana farklı bir vizyon kattığını düşünüyorum. Bu açıdan çok güzel bölümdü ve temel bilim olduğu için bunun üzerine çok fazla şey eklenebiliyor. Ben Matematik bölümü üzerine Koç Üniversitesi’nde MBA yaparak biraz daha İşletme vizyonumu genişlettim. Bu ikisinin de çok güzel bir kombinasyon olduğunu düşünüyorum.
TOBB amaç olarak girişimciliği yönlendiren bir okul ve bunu çok iyi bir şekilde hissediyorsunuz. Biz 25 kişilik bir sınıf olarak ilk mezunlardandık ve şu an sınıf arkadaşlarımın çoğu kendi işini yapıyor. Bu yüzden motivasyonu olan insanların doğru bağlantılara ulaşması için güzel bir araç ve derslerin işlenişi, konuların anlatılışı hep güncel hayata bağlı olarak tutuluyor. Örneğin; Cooperative Finance dersinde Bloomberg sayfasını açıp oradaki haberler üzerinden konuyu işliyorsunuz. Bu yüzden günlük hayata çok dokunmasını ve teknik yanının az kalmasını isteyenler için çok motive edici bir yer.
İşletme’de ne kadar alırsanız o kadar verdiğini söylemiştim. Ben daha fazlasını almak istediğim için yüksek lisans yapmak istedim. Kafamda alternatif bir kariyer yolu olarak hep akademik bir kariyer düşünüyordum. Yapabileceğimi düşündüğüm için de Finans alanında Master yapmaya karar verdim. Analitik tarafı seviyordum ve onun en çok işlendiği, daha rahat bir şekilde Matematik ve İstatistik öğrenildiği için Finans’ı seçtim. Bilkent Üniversitesi’ni seçmemin nedeni de, akademik gitmek istediğim içindi. Bilkent Üniversitesi yurtdışında tanınan, akreditasyonları olan, çok güzel yayınlar yapan ve belirli alanlarda tek çalışan hocaların olduğu, İşletme’si ayrı bir fakültede olan tek okuldur. Ben de bu yüzden burayı seçtim.