Yüksek Lisans

153 soruya 153 cevap verildi.

Cevaplar 153

Yükleniyor...
22,070 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Bana kaybetmeyi öğretti çünkü ODTÜ'deki eğitimim boyunca notlarım çok iyiyken, oraya gittiğim ilk dönemde aldığım ilk dersten kaldığımda çok şaşırdım. Sonrasında dersi bütünlemede geçtim ama en azından işlerin hep böyle yürümediğini gördüm ve bu sayede okul ve iş kariyerim için bana farklı bir vizyon kattığını düşünüyorum. Bunun dışında Berlin çok güzel bir şehir, orada yaşamayı herkese tavsiye ederim. Uluslararası bir ülke olduğu için de farklı insanlarla çalışmak çok büyük bir deneyim sağlıyor. Ayrıca İngilizce ve Almanca dilimi geliştirmemde çok büyük bir katkısı olduğunu da söyleyebilirim.

17,994 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Endüstri Mühendisliği’nden sonra ODTÜ İşletme’de MBA yaptım. Bu da Endüstri Mühendisliği’nde sahip olduğum her şeyi modelleyip optimize edebilme bakış açımı biraz daha yumuşatmamda yardımcı oldu. Endüstri Mühendisliği’nde çok fazla girmediğim Finans, Pazarlama, Satış ve İnsan Kaynakları konularına İşletme Master’ı sırasında girebildim. Bu da bana iş hayatına girip üst seviyelere tırmandığımda işi anlama konusunda büyük fayda sağladı.

10,592 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Bence deneyimle pekiştirmek çok daha mantıklıdır. Okul bitiminde aldığınız dersler yine teorik olacaktır çünkü araştırma ve tez var. Eğer ki siz kendi branşınızda belli bir deneyimden sonra yüksek lisansı pekiştirirseniz gerek iş yapış gerekse inovatif düşünce olarak bakış açınız çok daha farklı bir yöne doğru gidecektir.

10,063 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Torino benim hayatımda önemli bir dönüm noktası oldu çünkü ilk yurtdışı deneyimimi ben orada yaşamıştım. Orada gözlemlediğim en önemli şey, İTÜ ve Türkiye’den farkı olarak orada üniversite ve sanayi çok iç içe bir şekilde birbirini tamamlıyorlar. Örneğin; Politecnico di Torino, Fiat’ın destek vererek açtığı bir Otomotiv Mühendisliği bölümüdür. Fiat’ın bizzat parasını vererek kurdurduğu bir bölümdür. Burada 10 tane ders alıyorsak, 5 tanesini üniversite hocaları diğerlerini ise Fiat’ta kendi alanında kompetan insanlar veriyordu. Bir örnek vermek gerekirse; bizim bir Aerodinamik dersimiz vardı ve dersimize bizzat bir Fiat grubu olan Alfa Romeo’dan, o birimin en başındaki adamdan dinleme fırsatımız olmuştu. Hocamız işinde duayen bir insandı. 90’lı yıllarda Ferrari’nin Formula 1 motorunun tasarım şefliğini yapmış bir insandan bahsediyoruz. Öyle birinden bu dersi dinlemek insanı çok tatmin ediyor ve insana büyük motivasyon sağlıyor. Bir diğeri ise, ben yüksek lisans tezimi yazarken orada çalışma fırsatı bulmuştum. Çünkü Avrupa’da yüksek lisans yaparken bir sanayi kuruluşunda minimum 3 ay çalışmanız gerekiyor. Bende 6 ay kadar Fiat’ta çalışmıştım. Klima stratejilerinin yakıt tüketimine olan etkisini incelemiştim. Bunları yüksek lisans tez haline dönüştürerek oradan mezun olmuştum. Yani bana en büyük katkısı, üniversite ve sanayinin nasıl iç içe olduğunu görmem oldu ve bunları deneyimleme şansına sahip oldum.