İstanbul Üniversitesi

71 soruya 313 cevap verildi.

Cevaplar 313

Yükleniyor...

Okulun KYK'dan ayrı bir yurdu var. 2 erkek blok ve 1 kız blok olarak 3 bloktan oluşan kampüsün içerisinde yer alan bu yurdun pek de bir albenisi yok açıkçası. Okulun içerisinde yer alması ve fiyatının gayet uygun olması kendisine çekiyor. Bu yurdu kullanma amacı ilk yıl gelip ortam oluşturup 2. yıl eve çıkmaktır. Bunun haricinde Beylikdüzü'nde bulunan yurt otel konforunda ancak bunun da handikapı şehir merkezine çok uzak olması.

9,715 görüntülenme

İstanbul Üniversitesi, öğrencilerinin eğitimlerini sağlıklı bir şekilde sürdürebilmeleri için barınma sorunlarına titizlikle eğilmektedir. İstanbul Üniversitesi Yurtları Avcılar, Cerrahpaşa kampüslerinde ve Beylikdüzü’nde yer almaktadır.

9,459 görüntülenme

Korkma ya sen orda okumak istedikten sonra her yol açılıyor. Öğrencilik İstanbul üniversitesi'nde yaşanır.

9,370 görüntülenme
9,040 görüntülenme
·
Transkripti Göster

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nin ne kadar köklü bir okul olduğunu hepimiz biliyoruz ama o dönemde beklentileri karşılayan bir eğitim düzeyi yoktu. Bir süre önce okul, Basın Yayın Meslek Yüksekokulu’ndan bir fakülteye dönmüştü. Fakülte gerekliliklerinin tamamı görünür olmakla birlikte laboratuvar imkanımız, işimizle ilgili öğrenmemiz gereken çekim ve montaj stüdyoları gibi imkanlar çok sağlıklı değildi.

İletişim Fakültesi'ne girdiğim gün itibariyle İletişim Grubu’na girdim, o da rektörlüğe bağlı yarı kadrolu çalışan bir gruptu. Biz de 4 yıl boyunca “Yılın İletişimcisi” ve “Ayın İletişimcisi” olarak iki farklı organizasyon yaptık. Ayın İletişimcisi bir süre kesildi, Yılın İletişimcisi devam etti. Ben okulda bu işlerin mutfağını bu şekilde görme fırsatı elde ettim ama o grupta çalışan sınıfta 3 kişi vardı, geri kalanları da istemeden gelmişti. Biz de kendi kendimize bu işi öğrenmek için bir laboratuvar oluşturduk ve okulun sosyal anlamda faydaları da oldu.

Ben okula girdiğimde akademisyen olmak istiyordum. Binayı gördükten sonra oraya dekan olabileceğimi düşündüm. 1 senenin sonunda rektörlükle birebir ilişkileri gördükten sonra olamayacağıma ve özel sektörde devam etmem gerektiğine karar verdim. 3 sene boyunca İletişim Fakültesi’nin telefonları borçtan ötürü kesikti. Kapıda İletişim Fakültesi yazıyor, telefonlarınız çalışmıyor, siz Yılın İletişimcisi diye bir ödül töreni yaparak Uğur Dündar gibi Türkiye’nin önde gelen büyük iletişimcilerini bir sahnede ağırlayıp ödüller veriyorsunuz ve gazetelerde yarım sayfa haber alıyorsunuz. Tuhaf ve kaotik bir şey ama sanırım ben o kaosa aşık oldum.

Üniversitedeyken bir arkadaşıma destek olmak için turizm acentesinde yarı zamanlı olarak çalışmaya başladım. Para kazanıyordum ve orada çalışmayadevam ettim. Okulun 2 senesinde hem okul grubunda hem turizm acentesinde çalışıyordum hem de okulun dersleri vardı. O esnada başka bir sektörü de tanımış oldum. Turizmde insan ilişkileri adına çok şey öğrendim çünkü ne yazık ki fakültelerde insan ilişkilerine dair yüzleşeceğiniz hiçbir kanıt yok ve bunu iş dünyasına girdiğiniz zaman anlıyorsunuz. Başınıza ne gelip gelmeyeceğini, neyi yapabileceğinizi ve neyin size göre olduğunu okulda anlamanız mümkün değil. İletişim Fakültesi’nin iletişim duayenleriyle yaptığımız organizasyonlarda birebir temastan dolayı çok büyük bir katkısı olduğunu düşünüyorum. Bir de telefon olmadan iletişim kurmayı öğrenmek de güzel bir deneyimdi.

Ben üniversite seçmekten çok, okumak istediğim bölümü ve şehri seçtim diyebilirim. Liseyi yarı-özgür bir şekilde İstanbul’da okuduktan sonra, İstanbul’dan vazgeçemedim ve İstanbul’daki üniversiteler dışında tercih yapmadım. İstanbul Üniversite’sini özellikle seçtim diyemem, o zamanlarda, Boğaziçi Üniversite’sinde okumayı tercih ederdim. Fakat İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde aldığım eğitimin benzerini Boğaziçi’nde alamayacağımı sonradan gördüm.

7,993 görüntülenme