Orta Doğu Teknik Üniversitesi

Orta Doğu Teknik Üniversitesi

221 kişi 226 cevap verdi.
226 Cevap
Neden ODTÜ?
Türkiye’de bir çok isim yapmış üniversite öğrencisi şüphesiz ki akademik kadro iyi, üniversitenin kültürü diğerlerinden farklı, yayın sayısı&kalitesi; çok üst düzeyde, yurt dışında inanılmaz saygın gibi argümanlar öne sunabilir. Buna saygı duymakla birlikte diğer üniversiteleri tanımanın ancak orada kısa sayılamayacak bir zaman geçirilerek olabileceğini düşündüğümden bu tarz konularda ODTÜ ve diğer Türk üniversiteleri arasında kıyaslama yapmayacağım. Çünkü yapacağım olası kıyaslamalar gerçekten çok uzak olacak. Tüm isim yapmış üniversitelerin öğrencileri/mensupları bu argümanları öne süreceğinden ODTÜ için ayrı bir durum olduğunu söylemeyeceğim.

Peki neden ODTÜ?

Çünkü ODTÜ insana gerçek anlamda dik durmasını sağlayacak teknik eğitimi sağlamasının yanında insana hiç ummadığı alanlarda kendini geliştirme imkanı sağlıyor. Bunu tabi ki ilgi alanları çok marjinal olan onlarca insanla birlikte bir eğitim veriyor olmasının ve disiplinler arası etkileşimin olabilecek en üst düzeyde olmasının büyük bir önemi var. ODTÜ hayatıma başlamadan önce aklımda ne olduğuna dair hiç bir fikir olmayan bir çok konuda ilgi alanları çok değişik olan insanlar sayesinde şu anda bilgi sahibiyim. Bunun başlıca sebebi, 17:30 da dersten çıkıp yurda giderken fizik çimlerinde top veya diabolo çeviren jonglörleri görmem veya spor salonunda çalışırken daha önce fikrim olmayan capoeira hakkında epey donanım sahibi insanların antrenmanlarını görmek hiç şüphe yok ki insana sosyal anlamda epey donanım katan örnekler. Bunun yanında ODTÜ EE mezunu olup ODTÜ Psikoloji bölümü bölüm başkanlığı görevini yürüten Ahmet İnam gibi marjinal isimlerin bulunduğu bir okul olması, ODTÜ’yü çekici kılan sebeplerdendi.

Okula başlamadan önce ÖSS hazırlık sürecinde istediğim tek okul/bölüm ikilisinin ODTÜ ve Makina Mühendisliği olmasının başka sebepleri vardı aslında ama öte yandan sözünü ettiğim disiplinler arası etkileşim ve uyumun mümkün olan en üst düzeyde olması seçimimi bu şekilde yapmış olmamda önemli bir faktördü. Bunu tüm mezun yakınlarımdan duymaktaydım. Ayrıca ODTÜ ME seçmemin başlıca sebebi Türkiye’de bu disiplinin eğitimini alabileceğim en iyi üniversitenin çeşitli okulların mezunlarının ağız birliği yaptığı şekliyle ODTÜ olmasıydı. Öncesinde ODTÜ ME hakkında tek bildiğim kontrol alanındaki ve mekatronik alanındaki çalışmalarının yanında mekanizma ve içten yanmalı motorlar konusunda alanında ülkenin en iyileri olarak gösterilen akademisyenleri barındırmasıydı.

Sonuç olarak, istediğim teknik disiplinde en iyi eğitimi alacağıma emin olduğumdan ve bunu alırken sosyal yaşamdan kopmayacağıma ve günün her saatinde “yaşayan” gerçek bir kampüste eğitim alacağımdan emin olduğum için ODTÜ’yü tercih ettim.
“I brain ODTÜ!!” videolarıyla şimdilerde çok fazla karşılasabilirsiniz ki bence “Neden ODTÜ?” sorusunun en güzel cevabı o videolardır. “Ben bir ODTÜ’lüyüm” diye başlar ve şöyle devam eder: “ODTÜ’lü hiçbir sınırı ve sınırlamayı kabul etmez. Özgür düşünür; düşüncelerini özgürce ifade eder. Bizi ODTÜ’lü yapan ODTÜ’nün başarma ve fark yaratma kültürüdür. ODTÜ’lü var olan bilgiyle yetinmez; sorgular, araştırır, geliştirir. Yeni bilgi üretmek, hayata geçirmek, paylaşmak için çalışır. Sorumluluğu sadece çevresiyle sınırlı kalmaz. Ülkenin ve dünyanın sorunlarıyla ilgilenir, çözüm arar. İşte ODTÜ ruhu budur. Bu ruha bazen idealizm, bazen devrimcilik denir. Bizler ODTÜ’lülük diyoruz. Bu ruhla yakın çevremizden başlayarak tüm dünyayı değiştirebileceğimize inanıyoruz. Bizler dünyayı değiştirebiliriz.” diye de biter. Videolardan ilkinde ODTÜ’de eğitim görmüş ve bugün önemli yerlere gelmiş mezunlara, ikincisinde de “okula 100 verin” kampanyasıyla okul öncesi ve ilköğretimdeki arkadaşlarımıza yer veriliyor. Ben hangisini izliyor olursam olayım aynı duyguları hissediyorum: ODTÜ ruhu. Günümüzde çok iyi eğitim veren birçok üniversite var ve bunların sayısının artmasından büyük mutluluk duyuyorum. Bugün biliyorum ki Bilkent’teki arkadaşım da Boğaziçi’ndeki ya da Hacettepe’deki arkadaşlarım da çok iyi eğitim alıyorlar. Bu yüzden de ODTÜ eğitim konusunda şöyle iyi böyle iyi diye konuşmayacağım. Ama iyi :) Buradan mezun olduğunuzda olmak için geldiğiniz kişiden çok daha fazlası olduğunuzu görerek ayrılırsınız. Diploma töreni gelip çattığında sizi siz yapmış bir yere olan minnetle alırsınız diplomanızı. Gidiyorum üzüntüsü olmaz hiç. Çünkü o sizin hayatınızın hep bir parçasıdır, yaşam tarzınızdır, ruhunuzdur. Buradan mezun olduğunuz anda size kattığı şey teknik bilgiden ibaret değildir kısaca. İnsanlara, doğaya, dünyaya farklı bir gözle bakmayı öğrenirsiniz. Tabii bir de hayata atılırken daha cesur olursunuz. Vizyonunuz okuduğunuz bölümle sınırlı değildir; yeni şeyler denemekten korkmazsınız. Burada kimya okuyup modacı, mimar olmak için gelip müzisyen, inşaat mühendisi olup bir de üstüne yazar olabilirsiniz. Çünkü ODTÜ ideallere değer verir. Henüz çok yeni mezunum. Bu duygusallıkla yazıyor olabilirim ama üniversitemde geçirdiğim her bir dakikayı, soluduğum her nefesi ve bana kattığı her zerreyi hep ruhumda taşıyacağım. Daha da fazla duygusallaşmadan; işte bu yüzden ODTÜ diyorum :)
Buraya ODTU’nun eğitim kalitesi, dünya sıralamalarındaki yeri, öğretim üyelerinin kalitesi ya da araştırma imkanlari gibi bir suru şey yazabilirim. Ama bunların aynılarını sayıları ve univeriste isimlerini değiştirerek bir Bilkent, Boğaziçi yada ITU öğrencisi de yazabilir. Yazdıklarım ve belki birkaç tane daha okulun dünya standartlarında ve benzer kalitede, kaliteli bir eğitim verdiği su götürmez. Ama neden ODTÜ;


Yukarıda yazdığım tüm kampüsleri gezdim, mezunları ve öğrencileri ile konuştum. Bilkentliler mezunlarının yurtdışında daha kolay kariyer yaptığını, Boğaziçi’liler çok fazla CEO olan mezunları olduklarından bahsettiler. ODTU’lüler ise üniversite yıllarının ve ODTÜ ailesinin değerinden, ODTÜ ruhundan bahsettiler. İlginç olan herkes yurtdışında yaptığı masterdan, başarılı işinden gurur duyarken; ODTÜ’lüler ODTÜ’lü olmaktan gurur duyuyorlardı aynı başarılara sahip olmalarına rağmen. Ben de bu ailenin parcası olmak istedim, ve ODTÜ’de geçirdiğim her an bu kararın ne kadar doğru olduğunu tekrar anladım.
Mutlaka en az 1 topluluğa girin ve sabit olarak takip edin. İlk etapta, çılgın gibi, gördüğünüz tüm topluluklara yazılacaksınız, ancak en azından 1 tanesinin devamlı olmasını sağlayın. Bu size çok çok büyük katkılar sağlayacaktır.

Ayrıca ODTÜ'nün sıradan bir üniversite olmadığını hatırlayın. Dolayısıyla, kafanızı iyi toplayarak bu üniversiteye gelin. Ben kimim, neyim, ne yapıyorum, ne yapmak istiyorum, hedeflerim, beklentilerim neler? Eğer 4. sınıfa geldiyseniz ve bu soruların en azından kabaca yanıtlarını veremiyorsanız, boşuna okuyor olabilirsiniz.

İnsanlarla tanışmaya çalışın, sosyal olun; ancak derslerinizden kopmayın. Size en büyük tavsiyem, İngilizce'niz süper olsa da hazırlık okumanızdır. Lise maratonundan sonra 1 sene dinlenmeyi hak ediyorsunuz. Bu sırada ODTÜ'yü ve üniversiteyi tanıma şansı bulabilirsiniz, asla kopmayacak dostluklar edinme fırsatı bulabilirsiniz. Çünkü 1'den itibaren dersler üzerinize gelmeye başlayacak ve çok daha zorlanacaksınız. Unutmayın: kimse siz mezun olun diye kollarını açmış beklemiyor! 1 sene önce mezun oldunuz diye tek bir kişinin bile önünde olmayacaksınız. Bu yalana kanmayın ve üniversitenin tadını çıkarın, hakkını verin.
ODTÜ her ne kadar demokrasi konusunda Türkiye standartlarının çok üzerinde bir kültür barındırıyor olsa da tam olarak demokrasinin uygulandığını ve öğrencilerin en büyük paydasını oluşturduğu tabanda çok fazla söz sahibi olmadığını düşünüyorum. Onun dışında bazı akademisyenlerin konusunda yeterli donanıma sahip olmasına rağmen öğrenciye aktarma konusundaki eksikleri okulun sevmediğim yanları olarak gösterilebilir.
ODTÜ’de okumayı lise 2′den beri istiyordum. Yerleşke fotoğraflarını gördüğümde, birçok gelişmiş ülkede gördüğüm üniversitelerin ortamına benzetmiştim. ÖSS öncesi daha ayrıntılı araştırma fırsatım oldu ve eğitim dilinin İngilizce olduğunu öğrendim. Gelecekteki iş yaşamımda iyi bir İngilizce sahibi olmamın birçok avantaj getirebileceği düşüncesiyle ilk tercihim ODTÜ’ydü.

Ancak sadece bunlar başlı başına bir etken değildi. Sosyal ortam açısından tam bir üniversiteli gibi bir hayat yaşamak istiyordum. ODTÜ’nün yerleşkesinin içinde yurtların, bölümlerin ve çeşitli dükkanların varlığını öğrenmem de özellikle yollarda helak olmayacağım düşüncesiyle birleşerek rahat bir hayat yaşayarak öğrenimimi tamamlamak istiyordum. Bunların yanında öğrenci topluluklarının çeşitliliği ve kafama uyan birçok öğrenci topluluğunun varlığını görmem de sosyalleşme bakımından doğru adrese geleceğimin sinyalini vermekteydi.

Girdikten sonra anladım ki, yerleşkedeki olanaklar Türkiye’nin sadece sayılı üniversitelerinde vardı. Özellikle büyük şehirlerdeki çoğu üniversite yerleşkeleri fakülte fakülte ayrılmışken ODTÜ’de hepsinin bir arada bulunması ve Ankara içinde ayrı bir şehir olması öğrenci topluluklarının normalden daha aktif olmasına ve bölümler arası öğrenci kaynaşmasını mümkün hale getiriyor.

Öğrenci topluluklarının yanında birçok spor dalıyla ilgilenebileceğiniz spor toplulukları ve bu topluluklara girmeseniz de rahatça spor yapabileceğiniz alanlar bulunuyor… Amerikan futbolu, ragbi, oryantiring, su altı hokeyi, buz hokeyi ve hatta korfbol sporunun bile takımı olan üniversitede farklı spor dallarıyla ilgilenilebiliyor. Üniversite öğrencilerinin tenis kortlarından ücretsiz olarak faydalanmasının birçok üniversiteye göre lüks olarak addedilmesinin yanında fitness salonuyla havuza girişin cüzi miktarda olup öğrenci bütçesini zorlamaması, 15 dakikada bir kalkan ücretsiz ringlerle yurtlardan bölümlere gitmenin kolay olması, ihtiyacınızın büyük bir kısmını yerleşke içinde karşılanması, dışarı çok fazla çıkma gereği duyulmaması, halı sahalarda dışarıya göre çok düşük fiyatlarda futbol maçı yapılabilmesi…

Ayrıca sunduğu sessiz ve sesli mekan seçenekleriyle verimli ders çalışabilmeyi sağlayan kütüphaneden ise özellikle sınav zamanları oldukça fazla öğrenci yararlanıyor. Kütüphanenin geniş kataloğunda İngilizce kitaplar ağırlığı oluştursa da birçok Türkçe kitabı da bulabilme şansımız oluyor.

Daha anlatılacak çok şey var ama asıl gelip de görmek, yaşamak gerek bu ortamı. Öyle bir ortam ki, bir süre sonra mezun olduğunuzda bile asla kopamayacağınız anılarla ve insanla dolu olan…
Açıkçası ‘ODTÜ’lü olmak ayrıcalıktır’ düşüncesine pek katılmadığım gibi, istediğim bölümler arasında yaptığım seçenekler doğrultusunda ODTÜ’ye biraz da şans eseri girdim. Fakat geçirdiğim 2 (şu an 4. senem ve fikrim aynı) seneden sonra bu soruya verebileceğim yanıt gayet nettir, güzel bir kampüs hayatı, giyim ve kuşamdan tutun fikirlerinize kadar en fazla özgürlüğe kavuşabilme imkanı ve ODTÜ’de okuduğunuz bölümün ve katılacağınız ve ya yapacağınız şeylerin de hakkını verdiğinizde diplomanızın gerçekten bir ayrıcalık sağlayacağı.

Unutmamak gerekir ki ODTÜ'deki bu başarı üniversiteden ziyade öğrencilerin sağladığı bir ortamdır ve başarılı öğretim elemanı kadrosu ile beraber size ayrıcalıklı bir üniversite hayatı sağlayacaktır.

Ayrıca bilimsel ve kültürel açıdan etkinlikler bakımından fazlasıyla zengin bir üniversite ve ilgilendiğiniz her konu hakkında öğrenci toplulukları ve ya seminerler bulma şansınız var.

Geçireceğiniz öğrencilik hayatında da kesinlikle okulu uzatma planları yapacağınızı garanti ederim :)
Yine kampüs alanı ve yine öğrenci ortamı dedikten sonra, katılabileceğiniz ve kendinizi geliştirebileceğiniz bir çok öğrenci topluluğu ve aktivite olması. Buraya yazdıklarımın kısa ve az olduğuna bakmayın, bunlarla 4 seneniz siz daha farkına varamadan geçecektir :)