Bilkent Üniversitesi

Bilkent Üniversitesi

324 kişi 544 cevap verdi.
544 Cevap
Bilkent Üniversitesi öğrencisine sunduğu hem sosyal hem akademik ortam sayesinde Türkiye'nin en gözde üniversitelerinden biridir.
Bu okulda güzel bir arkadaş ortamına ve üst düzey bir bilgi birikimine aynı anda sahip olabilirsiniz.
Farklı vizyonlara sahip akademik kadrosundan iş hayatınızda gerekli olucak geniş çaplı bilgiler edinebilir, öte yandan futbol,basketbol gibi yaygın sporların yanında amerikan futbolu,buz hokeyi,oryantiring gibi sporlarla da uğraşabilirsiniz.
Zaman zaman açılmayan derslerin problemi ciddi sıkıntılar yaratabilir bunun yanında eski görkemli Mayfest'lerde uzun zamandır yapılmıyor olsa da Bilkent güzelliğini ve kalitesini her zaman korumaya devam ediyor.
Okulumu seviyorum çünkü herkesin genel fikri olan 'özel üniversite sıkıntı yaratabilir' tabusunu yıkabilen bir üniversitedir.
Bilkent bünyesinde her kesime hitap eden klüpler barındırır, burada edinebiliceğiniz arkadaşlarla ortak özelliklerinizi paylaşabilirsiniz. Ayrıca RadyoBilkent ve GazeteBilkent 'e öğrencilere güzel iş imkanlarının yanısıra ilerisi için deneyim kazanabileceğiniz bir ortam sunar.
Son olarak okulun kaliteli akademik kadrosu sizi derslerin devamlı öğrencisi haline getirebilir.
Bilkent Üniversitesi özellikle burslu-burssuz ayrımı konusunda bir çok özel üniversiteden ayrılıyor çünkü bunu öğrenebileceğiniz herhangi bir yer tabiki söz konusu değil ve ancak sohbet ortamında yıllar sonra öğreniyorsunuz.
Bunu bir örnekle açıklamam gerekirse bir çok arkadaşım var ama ben gerçekten hangisi burslu hangisi yarı burslu veya burssuz gerçekten bilmiyorum ve bu okulda okuduğum süreçte kimse bana bu soruyu yöneltmedi.
Açıkça söylemek gerekirse ne burssuzlar arasında ne de burslular arasında bir gruplaşma, ötekileştirme söz konusu bile değil, içiniz rahat olsun ;)
Üniversite tercihim doğrudan bölüm tercihim ile alakalı. İstediğim bölüm (Bilgisayar Teknolojisi ve Bilişim Sistemleri) sadece iki üniversitede vardı. Birisi Bilkent Üniversitesi, diğeri de Trakya Üniversitesi. Hatta az önce arama yaptığımda gördüm ki Mersin Üniversitesi'nde de açılmış. Ne güzel olmuş.

İki üniversite arasında kalınca tercihimi Bilkent'ten yana yaptım. Bilkent'e burslu da girebileceğimi düşünüyordum. Ayrıca Edirne yerine Ankara'da okumak daha cazip gelmişti. Ve son olarak imkanları bakımından iki üniversiteyi karşılaştırdığımda Bilkent yine ağır basıyordu. Sonuç olarak Bilkent'i tercih ettim.
Arkadaşlarımın çoğunun burs durumundan habersizim. Genelde kimse kimsenin burs durumuyla ilgilenmez, tesadüfen sohbet arasında öğrenirsiniz. Burslu/burssuz arasında ayrım var diyeni sopayla kovalamak lazım, eskide kalmış onlar.
Güncelleme (14/7/2014):
- Aşağıda bahsettiğim University of California ile olan değişim anlaşmaları maalesef feshedildi.
- Bu yaz mezun oldum. Şu an itibariyle gözlemlediğim, akademik kariyer ve savunma sanayi için Bilkent'in enfes olduğu, ancak özel sektörler için Boğaziçi'nin tartışılmaz bir vizyon kazandırdığı.

-----------------------------------------------------------------

Tercih döneminde aklımı yiyip bitiren bir soru oldu bu. Bilkent mi, ODTÜ mü? Yoksa Boğaziçi mi? O dönemde “Elektrik – Elektronik Mühendisliği” okuma kararımı çoktan vermiş birisi olarak, tek düşündüğüm üniversite tercihiydi. Bilkent kaliteli, ODTÜ ve Boğaziçi’nin ismi yeter, hepsinin ayrı bir güzelliği var. Ancak en akıllı tercihin Bilkent olduğunu düşünmesem şu an Bilkent’te olmazdım.

En başında Bilkent, Elektrik – Elektronik Mühendisliği eğitimini Türkiye’de en iyi veren okul olarak ön plana çıkıyor. Bunu okula geldiğiniz zaman da yoğun ve ağır bir ders programıyla karşılaştığınızda anlıyorsunuz. Ancak düşündüğünüz zaman, ODTÜ ya da Boğaziçi de en kötü halleriyle dahi harika bir eğitim veriyorlar. Öyle olmasalar bugün bulundukları yerde bulunmazlardı. Bu açıdan bakınca, eğitim kalitesi sadece Bilkent’i seçmemi “destekleyen” bir şeydi, işin gerçek sebebi değil.

Peki neydi bu gerçek sebep? Yurtdışı olanakları. Bilkent’te hem öğrenciyken, hem de mezun olduktan sonra master yapmak istediğiniz zaman acayip geniş yurtdışı olanakları var. Çiçeği burnunda birçok vakıf üniversitesi bu yolla öğrenci kandırıyor biliyorum, ancak Bilkent’in durumu öyle değil. Henüz öğrenciyken Berkeley ve UCLA gibi ABD’deki en iyi okullara değişim öğrencisi olarak gitme imkanınız var, diğer vakıf üniversitelerindeki gibi Amerika’nın kıyıda köşede kalmış üniversitelerine değil. Tabi bunlar için yüksek bir ortalama gerek, o ayrı. İşte diğer üniversiteler bu noktada sıkıntılı. Eleştirmek istemem, ancak özellikle diğer üniversitelerde hem üniversite öğrencileri için hem de master dönemi için yurtdışına çıkma konusunda inanılmaz bir karşıtlık var. İmkan olmamasını geçtim, imkan yaratılmıyor. Siz kendiniz imkan bulsanız, referans alamıyorsunuz. “Beyin göçü”nü engellemenin yolunu öğrenci göndermeyi tamamen kesmekte gören bu anlayış, beni doğrudan doğruya Bilkent’e yönlendirdi.

Zamanında bir büyüğüm, “Bilkent diğer üniversitelerden yüksek bir seviyededir. Eğer diğer üniversitelerde okursan gelir Bilkent’te master yaparsın. Eğer Bilkent’te üniversite eğitimini alırsan, master zamanında Amerika yolcusu olursun” demişti. Tercih döneminde yaptığım gezilerde bunun kesinlikle böyle olduğu kanısına vardım, zaten Bilkent laboratuvarlarındaki sayısız ODTÜ’lü master öğrencileri bunun en büyük kanıtı.

Siz siz olun, neyi önemsediğinizi iyi belirleyin. Eğer not ortalamasını pek önemsemeyip üniversite hayatı yaşamak derdindeyseniz, ODTÜ sizlere harika bir kampus öneriyor. Ancak Türkiye’nin en iyi profesörlerinden kaliteli eğitim almak, özel üniversitenin uçsuz bucaksız imkanlarından yararlanmak ve de “yurtdışına gideceğim” dediğinizde size direnen bir anlayışla karşılaşmak istemiyorsanız yapacağınız bir ve yalnız bir tercih var: Bilkent Üniversitesi.
İnterneti her daim ilk sırayı kapar. Grafik Tasarım bölümünde okumuş birisi olarak, internete neredeyse hiçbir zaman erişemedim. İlk 2 sene modemin altında grup halinde yere oturarak internete erişmeye çalışan bir öğrenci grubuyduk. Son sene her ne kadar düzelse de hala aktif değildi. Ki kampüs interneti de öyle, yani açık alanda wifi alanı çok kısıtlı.

Yemekhaneleri ikinci sırada yer alır. Çok pahalı ve tekdüze yemekler sevilesi değil. Örneğin Güzel Sanatlar Fakültesi tarafı Express Cafe / Speed Cafe / Kıraç olmak üzere yemeklerin tadının pek olmadığı bir bölgeye sahiptir. İçlerinde yine en iyisi Kıraç'tır ama çok giremezsiniz yemek kokusu sizi boğar. Speed'in yemek fiyatlarına hiç değinmiyorum bile. Öğrenci olarak, bölümünüze dışarıdan yemek sipariş etmenin daha ucuz olduğu bir yaşam alanına sahip (Son dönem catering Spor Salonuna da açıldı ama bize uğramadı sayılır). Kampüsün alt kısımlarında Cafe Inn gibi yerler olsa da, uzak olduğundan zaten tost yiyeyim daha iyi modu oluyor.

Üçüncü sırada ise tuvaletleri geliyor. Bu konuda temizlikten bahsetmiyorum, eski oluşundan bahsediyorum. Grafik Tasarım (FB Binası) bölümü tuvaletlerine kağıt peçete bile sanırım ya son sene geldi. Mezuniyet Tören'ine ailem geldiğinde ODEON'da tuvaletlere kadar beğenmişlerdi ama tabii ki gel bir de bize sor demeden geçememiştim (Tekrar söylüyorum, temizlik değil, temizlik şirketi o konuda işini iyi yapıyordu, hakkını vermek gerekli.)
  • Hazırlığı atlayabilecek kapasitede olsanız bile bir dönem gitmenizi tavsiye ederim.
  • İlk seneden eve çıkmayın kesinlikle, yurtta çok tatlı çevre yaparsınız.