Anlatsın

Anlatsın

22 kişi 311 cevap verdi.
311 Cevap

Bilişim dünyasının her alanında çalışmaya hazır şekilde mezun olabilirsiniz. Kendi işinizi yapabilir veya kurumsal firmalarda çalışabilirsiniz. İş imkanları kendinizi geliştirmenizle doğru orantılı bir şekilde çok hızlı artacaktır.

Sevdiğiniz alanlarda çok çaba harcayıp okul dışında kendinizi geliştirmeniz oldukça önemli.

Deniz canlısı değilseniz, Ankara gelebileceğiniz en güzel şehirlerden bir tanesi.

Sonbaharı çok güzeldir, keyif almanızı sağlar. Hele Bilkent gibi bir yerdeyseniz bu his 10 katına çıkar.

Düzenlidir, bürokratiktir. Yaşam alanları bellidir bu yüzden çok fazla uzaklaşmazsınız, çoğu yere tek araçla ulaşabilirsiniz.

Eve çıkmak çoğu zaman daha avantajlıdır, keyifli de olur.

İnsanı değişiktir, bazen iyi bazen olumsuzdur. Ama yol tarif edemiyorlar (Faruk Eczanesi mantığı), bir yere gitmek için dolmuş sorduğumda 3 ayrı kişi 3 farklı yeri göstermişti ve onlardan bağımsız bir yerden geçiyordu filan.

Gece yürüyebilirsiniz (her yerde değil abartmamak lazım). Örneğin yaz stajında İstanbul'da Harbiye taraflarında kalırken eve gidiş-geliş bir gerginlik yaratırken, İstanbul'dan Ankara'ya döndüğümde sabah 5'te Emek'ten eve geçerken tek tehdit benmişim gibi hissettiren tek şehir. Gece sakince yürümenin hissi çok güzeldir.
Aşağıdaki alanlara ilgi duyan kişilerin sevme potansiyeli yüksek bir bölüm.

- Teknoloji & Bilişim
- İnternet
- Programlama (Oyun, web, mobil veya herhangi bir şey)

Bölüme gelmeden herhangi bir teknik bilginizin olmasına gerek yok. Bu konulara ilgili ve çalışmaya istekli olduğunuz sürece başarılı olursunuz.
"Eksileri" tanımına ilk uyan şey havası. Hava kışın soğuk, hatta çok soğuk. Alışmanız süreç alabilir.

Ankara gri şehir, genel olarak memur ve bürokrasi şehri. O sıkıcılığı ve monotonluğu her yere yansımış durumda. Eğlence alanları çok kısıtlı. Tunalı/Bestekar, Arjantin/Filistin, Sakarya, Park Caddesi gibi kısıtlı alanlara sahip. Zaten Bestekar'a gittiğinizde, tanıdığınız birçok insana rastlarsınız.

Denizi yok yazan var hâlâ! Yok, birkaç yüz milyon yıl ufukta da gözükmüyor, artık bu klişenin bitmesi gerekli. Ama evet yok, olsaydı İstanbul'u daha çok sevemezdik.

Eymir gölü gibi mini yerler harici çok fazla vakit geçirebileceğiniz bir güzelliği yoktur. AVM'lerle dolu bir şehir. Son senelerde konser imkanları ve sergi imkanları artsa da, hâlâ sanat alanında çok zayıf.

Ulaşım imkanları hala çok kötü. Örneğin 22:30 sonrası Ümitköy gibi modernize bi bölgeden, Bahçeli/Tunalı gibi semtlere taksi harici inemiyorsunuz. Örneğin ben Ankara'ya ilk geldiğimde Gordion yeni yapılıyordu, Metro o sene hadi bilemedin sonraki sene açılıyordu, yıl oldu 2013..

Futbolcu olma hayallerimi hala ara ara pişman olduğum bir mantıkla eğitimle takas edince üniversite için bir bölüm tercihi yapmam gerekiyordu. Lisede futbol dışında bilgisayarla fazla içli-dışlı bir "eşit ağırlık" öğrencisiydim ve üniversite için bölümümü kesinlikle bilgisayarla alakalı bir şey seçmek istiyordum. Ama gelin görün ki, bilgisayarla alakalı tüm bölümler "sayısal" bölümü mezunu istiyordu. Tercih kitapçığını karıştırırken "Bilgisayar Teknolojisi ve Bilişim Sistemleri" bölümünü gördüm, sayısal mezununun yanı sıra eşit ağırlık mezunu da alıyordu, tabi sayısal puanıyla ama eşit ağırlık öğrencisi olduğunuzdan puanınız kırılmıyordu. (Bugünlerde bu sistem değişmiş olsa gerek?)

Bölüme ilgim bu şekilde başladı. İnternette, ekşisözlükte vs araştırmaya başladım. (Tabi, o zamanlar Anlatsın yok) Bölümde hala okuyan ve mezun kişilerle konuştum. Genelde olumlu geri dönüşler alınca da hedefimi bu bölüm olarak belirledim.

Üniversite tercihim doğrudan bölüm tercihim ile alakalı. İstediğim bölüm (Bilgisayar Teknolojisi ve Bilişim Sistemleri) sadece iki üniversitede vardı. Birisi Bilkent Üniversitesi, diğeri de Trakya Üniversitesi. Hatta az önce arama yaptığımda gördüm ki Mersin Üniversitesi'nde de açılmış. Ne güzel olmuş.

İki üniversite arasında kalınca tercihimi Bilkent'ten yana yaptım. Bilkent'e burslu da girebileceğimi düşünüyordum. Ayrıca Edirne yerine Ankara'da okumak daha cazip gelmişti. Ve son olarak imkanları bakımından iki üniversiteyi karşılaştırdığımda Bilkent yine ağır basıyordu. Sonuç olarak Bilkent'i tercih ettim.
Aslında bu çok geniş cevap alanına sahip bir soru. Reklamcılıktan tutun, basılı, görsel ve dijital sektörün tamamına yelken açan bir mezuniyet sektörü. Yeterince çabalarsanız, Art Direktör (Sanat Yönetmeni) olarak ajansta kreatif işler arasında yer alabilir, hatta Dijital/Sosyal Medya'ya kadar uzanabilir, Görüntü Yönetmeni olarak klip/reklamdan tutun televizyon/sinemaya kadar geniş bir sektörde çalışabilir, 2D Animatör/İllüstratör/3 Boyutlu Modelleme/Animasyon sektörüne kadar geniş bir yelpaze içerisinde yer bulabilirsiniz.

Hatta ben bir yere bağlı kalmadan çalışırım derseniz Freelance Tasarımcı olarak, evinizden iş kovalayabilirsiniz.

Biraz sizin kendinizi geliştirme, yaratıcılık, merak ve yapacağınız şeyi sevmenize bağlı olarak çalışabileceğiniz güzel bir sektör.
Arkadaşlarımın çoğunun burs durumundan habersizim. Genelde kimse kimsenin burs durumuyla ilgilenmez, tesadüfen sohbet arasında öğrenirsiniz. Burslu/burssuz arasında ayrım var diyeni sopayla kovalamak lazım, eskide kalmış onlar.
İnterneti her daim ilk sırayı kapar. Grafik Tasarım bölümünde okumuş birisi olarak, internete neredeyse hiçbir zaman erişemedim. İlk 2 sene modemin altında grup halinde yere oturarak internete erişmeye çalışan bir öğrenci grubuyduk. Son sene her ne kadar düzelse de hala aktif değildi. Ki kampüs interneti de öyle, yani açık alanda wifi alanı çok kısıtlı.

Yemekhaneleri ikinci sırada yer alır. Çok pahalı ve tekdüze yemekler sevilesi değil. Örneğin Güzel Sanatlar Fakültesi tarafı Express Cafe / Speed Cafe / Kıraç olmak üzere yemeklerin tadının pek olmadığı bir bölgeye sahiptir. İçlerinde yine en iyisi Kıraç'tır ama çok giremezsiniz yemek kokusu sizi boğar. Speed'in yemek fiyatlarına hiç değinmiyorum bile. Öğrenci olarak, bölümünüze dışarıdan yemek sipariş etmenin daha ucuz olduğu bir yaşam alanına sahip (Son dönem catering Spor Salonuna da açıldı ama bize uğramadı sayılır). Kampüsün alt kısımlarında Cafe Inn gibi yerler olsa da, uzak olduğundan zaten tost yiyeyim daha iyi modu oluyor.

Üçüncü sırada ise tuvaletleri geliyor. Bu konuda temizlikten bahsetmiyorum, eski oluşundan bahsediyorum. Grafik Tasarım (FB Binası) bölümü tuvaletlerine kağıt peçete bile sanırım ya son sene geldi. Mezuniyet Tören'ine ailem geldiğinde ODEON'da tuvaletlere kadar beğenmişlerdi ama tabii ki gel bir de bize sor demeden geçememiştim (Tekrar söylüyorum, temizlik değil, temizlik şirketi o konuda işini iyi yapıyordu, hakkını vermek gerekli.)
  • Hazırlığı atlayabilecek kapasitede olsanız bile bir dönem gitmenizi tavsiye ederim.
  • İlk seneden eve çıkmayın kesinlikle, yurtta çok tatlı çevre yaparsınız.