EY Türkiye

EY Türkiye

11 kişi 172 cevap verdi.
2010 yılının Ocak ayında Koç Üniversitesi İşletme bölümünden mezun oldum. Öncesinde de hangi alanda çalışacağıma karar vermek için birçok farklı yaz stajlarında çalışmıştım. Sonrasında Finans alanında hiç tecrübem olmadığını fark ederek Finans alanında staj yapmak istedim. 2010 yılının Şubat ayında Ernst & Young Audit’te staja başladım. Stajın 1 ay sürmesine rağmen birçok şey öğrendim ve kendimi bu alana daha yatkın hissettiğim için Finansçı olmaya karar verdim. Bizde işe alım süreçlerinde belli dönemlerde alım yapıldığı için 2010 yılının Ekim ayında kariyerime Asistan olarak başladım. Audit’ten sonra Kurumsal Finansman tarafının beni cezp ettiğini gördüm ve oradaki fırsatı değerlendirmek için Valuation & Business Modelling yani Şirket Değerlemesi ve Finansal Modelleme tarafına geçiş yaptım. 4 yılı aşkın bir süredir orada Manager olarak çalışıyorum.
Kurumsal Finansman Departmanı, bir işlemin başından sonuna kadar bir yatırımcının ya da satıcının ihtiyaç duyabileceği tüm danışmanlık işleriyle ilgilenir.
Transaction Support bölümünde çalışanlar, bir işlemde alıcı ya da satıcı tarafın finansal detaylı durum tespit incelemesini yaparlar. Durum tespit incelemesindeki işlemler belli finansal tablolar üzerinden gerçekleşiyor. Dolayısıyla o finansal tablolardaki verilerin ya da risklerin, Transaction’daki fiyatlamayı ya da gelecekteki stratejiyi ne gibi etkileyeceğine ilişkin risk faktörlerinin belirlenmesi ve rakamlara dökülmesi işini yaparlar.
Önemli olan zaman yönetiminde iyi olmak. Projelerimizin hepsinin deadlineları var, belli süreçler içerisinde onları yetiştirmek zorundayız ve aynı anda birkaç proje üzerinde de çalışabiliyoruz. Multitasking yetisi gerektiren bir durum. Bunun dışında da çok fazla müşteri toplantılarına katıldığımız için sosyal ve rahat bir insan olmak çok önemli. Benim ekibimde de genelde böyle insanlar mevcut.
EY Türkiye ile buluşmam 4 buçuk yıl önce başladı. 4 buçuk yıl önce bir danışmanlık firmasında çalışırken EY Türkiye’den gelen bir telefonla işe alım sürecim başladı. Daha sonrasında da İşe Alım ve İşveren Markasından Sorumlu Supervizor olarak işe alındım. EY Türkiye; global olması ve sürekli gelişmesi nedeniyle hep hayalimdeydi. Dolayısıyla hayalim olan bir şirketten iş teklifi almak benim için çok büyük bir mutluluk olmuştu. Yaklaşık 4 buçuk yıldır burada çalışıyorum ve burada terfi alarak müdür oldum.
Doğru işe, doğru adayı yerleştirmek için projelerde ve çeşitli departmanlarda görev alacak tüm adayların standart ve adil bir şekilde işe alım süreçlerini gerçekleştiriyoruz. İşveren Markası tarafında ise; şirketimizi en iyi yönde tanıtacak bir takım aktivitelerde bulunarak kampüslerle işbirliği sağlıyoruz. EY’ın global bir şirket olmasından ötürü stratejilerimiz de globalden aşağı doğru indirilerek aktarılıyor. Dolayısıyla hem globalde hem de kendi bölgemizde takip ettiğimiz Central Southern Europe (CSE) bölgesinde İşe alım ve İşveren Markası Yönetimi’ne dair stratejilerimiz var. Bu stratejilerin lokalde uygulanmasına yönelik bir takım aktiviteler, projeler ve operasyonel süreçleri yönetiyoruz. Ekiplerimizle birlikte hem departmanlarımıza bu konuda bilgilendirmeler yapıyoruz hem de onların desteğini alarak bu süreçleri gerçekleştirmeye çalışıyoruz.
Üniversitede son sınıftayken kariyer.net’te EY’ın kısa dönemli staj ilanını görmüştüm. Başvurdum ve görüşmeye geldim. Görüşme olumlu sonuçlandı. Kısa süre de olsa bir staj yapma fırsatı buldum. Burada çalıştığım ekiple enerjilerimiz çok uyuştu ve EY’a kanım çok ısındı. Aklımda hep Audit vardı ve hep istediğim bir meslekti. EY olması beni mutlu etti ve iş başvurusu yapmaya karar verdim. Olaylar gelişti ve böylece işe girdim.
Her bir çalışanımız 'counselee'dir, yani yönlendirme alan diyebiliriz. Yöneticilerimiz de 'counselor'dır, yani yol gösteren, onların kariyer gelişimlerinde ellerinden tutup bir sonraki adımı atmalarını sağlayan kişilerdir. Bunlara bir ekip yöneticisi diyemeyiz. Counselor arkadaşlarımız özellikle performansa odaklanıyorlar çünkü bizim şirket yapımız gereği çalışma arkadaşlarımız farklı projelerde görev almaktalar ve her bir projenin farklı bir ekip lideri var. Onlardan geri bildirimleri almaktalar ama bunları tek bir elde toplayan ve çalışana bunu yapıcı, geliştirici mesajlara çeviren kişi counselordır.
Mesleğimle ilgili şu ana kadar hedeflediğim şeyleri iyi bir şekilde başardım. Danışmanlık anlamında yaptığım iş konusunda her zaman müşterilerimden ve sektörden iyi bir geri dönüş aldım. Bu anlamda iyi bir ismim olduğunu düşünüyorum ve bununla da gurur duyuyorum çünkü ben her zaman işini iyi yapmayı seven ve bunu hep önceliğime koyan bir insanım. Sadece profesyonel anlamda değil, hangi konuda olursa olsun işimi iyi yapmayı seven ve bu anlamda çaba gösteren bir insanım. Bunun karşılığını da aldığımı düşünüyorum. Mesleğimi bugüne kadar doğru ve iyi bir şekilde yaptım. Bu da güzel bir şey diye düşünüyorum.
Ben Boğaziçi Üniversitesi'ni ve bölümümü çok severek okudum. Orada öğrenmeyi öğrendim ve çok fazla proje yaptım. O projeleri yaparken grup çalışmasının nasıl olması gerektiğiyle ilgili bilgiyi toplayıp derleyerek sunum yapma konusunda ciddi bir deneyim kazandım. Bunun dışında Boğaziçi Üniversitesi bana çok iyi bir network sağladı. Hem EY bünyesinde hem de dışarıda görüştüğüm ve çalıştığım birçok arkadaşım var. Dolayısıyla çok severek okudum ve okulumla her zaman gurur duydum. Öğrenciliğe dönseydim daha bilinçli tercihler yapardım. Ben İşletme bölümünü seçtim. En yüksek puan İşletme'ye ait olduğu için onu birinci sıraya yazdım. Memnunum ama belki bugün Ekonomi okumayı isteyebilirdim. İşletme'yi Finansçı olmak için seçtim ama gerçekten Finansçı mı olacaktım ya da Marketing'i ne kadar iyi biliyordum? Geriye baktığımda belki o tercihlerimi biraz daha farklı şekillerde yapabilirdim ama sonuçtan çok mutlu olduğum için "keşke" dediğim bir şey yok diyebilirim.