Cevaplar 101

Yükleniyor...
11,088 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Zaman zaman bizim bölümümüzde de stajyer ya da part time alımı oluyor. Bu tür arkadaşlardan beklediğimiz aslında bir iki konu var. Birincisi her şirkette olduğu gibi biz de Microsoft’ta çok çalışıyoruz. Çünkü; ürünümüzü seviyoruz, sahip olduğumuz işi seviyoruz ve buna yönelik kanalda ve pazarda çalışmalar gerçekleştirebiliyoruz. Bu arkadaşların bir zeminde işimize katkı sağladığı anlarda onlardan da bizim gibi işi sahiplenmesini bekliyoruz. Elbette onların deneyimleri az. Bizim de o zamanlar deneyimlerimiz azdı. Fakat istekli olmak, işe bağlılığını göstermek, bir şeyler yapmak istediğini göstermek çok önemli. İkincisi, Microsoft teknolojiyi takip eden bir şirket. Dolayısıyla beraber çalışan stajyer arkadaşım da teknolojiyi takip edebiliyor olmalı. Belki her zaman kendini güncel tutamaz ama o motivasyonun olması bizler için önemli.

9,039 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Kesinlikle çalışabilir. Mühendis demek, aslında birçok konuya çok daha çabuk çözüm bulabilen insan demek. Analitik düşünebilen, farklı perspektiflerden bakıp çözüm üretebilen insan demek. Eğer ki bu insanlar bir şekilde insan ilişkisinden hoşlanıyorlarsa, sahada olmayı seviyorlarsa, inatçılarsa, dikkatlilerse, bu dikkatlerini müşteri tarafına harcayabiliyorlarsa, müşterinin dertlerini kendi dertleri gibi üzerlerine alabileceklerse bence her mühendislik öğrencisi satış yapabilir. Hatta bildiğim kadarıyla galiba bizim satış ekibindeki arkadaşlarımızın hepsi mühendislik kökenli insanlar. Hepsinin de çok uzun yıllardır işlerinde çok başarılı olduklarını düşünüyorum.

4,977 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Teknoloji sektörünü özel kılan temel şeylerden bir tanesi sürekli güncelleniyor olması. Sürekli yeni ürünler, yeni çözümler çıkıyor, teknoloji ciddi anlamda değişiyor. Eğer bu sektöre girmek istiyorlarsa bunlara da bir miktar yakın olmak önemli. Dolayısıyla söyleyebileceğim en temel şeylerden bir tanesi günceli takip etmek ve araştırmaya, kendini geliştirmeye sürekli devam etmek. Bu kitap okumak olur, internetten blogları takip etmek olur, YouTube'dan video seyretmek olur. YouTube mesela bunun için çok iyi bir kanal. Yani kitap okumak veya blog okumak sizi yoruyor olabilir. Teknoloji sektörü çok yoğun bilgi bombardımanına maruz kaldığınız bir sektör olduğu için ve teknoloji sektöründe çalışan insanlar da genelde bilgisayar başında vakit geçirmeyi seven insanlar olduğu için burada genç arkadaşların özel bir dengeye dikkat etmesini istiyorum. Verimli çalışma belli bir yerden sonra çok kritik hale geliyor. Çünkü insan kapasitesi her gelen şeyi istediğiniz üretkenlikte çıkarmanıza imkan vermiyor. İş dünyasında bir müddet sonra öyle yoğun bir bombardıman oluyor ki, balataları yakmak tabiri ile ifade edebileceğimiz bir noktaya geliyorsunuz. Ne kadar zeki olursanız olun, bu bir kapasite meselesi. Her insanın belli bir kapasitesi var. Dolayısıyla benim genç arkadaşlara söyleyeceğim şey; bir zaman planlaması. Verimli çalışmalarında neyin öncelikli ve acil olduğu konusunda hep bir farkındalıklarının olmasını özellikle tavsiye ederim. Bunu da özellikle bizim gibi yoğun çalışan şirketlerde dengeleyebilmek için, farklı bir hobinin muhakkak olmasını öneriyorum. Bu biraz sosyal tarafı yani belki kişisel bir öneri olacak ama bu bir spor olabilir bir müzik olabilir ya da farklı sanatsal bir şey olabilir. Ben örneğin uzun koşu yapmayı seviyorum. Zaman zaman gitar çalıyorum. Bu sizi gerçekten iş dünyasını verdiği yoğun tempodan bir miktar alıp kafanızı boşaltmanızı sağlıyor. Tekrar işe döndüğünüzde ise daha verimli çalışmanıza ve daha üretken olmanıza imkan sağlıyor. İkinci söyleyeceğim şey de eğer teknoloji sektörüne giriyorsanız; İngilizce, İngilizce, İngilizce. Yani bu olmazsa olmaz bir konu. Günümüzde bu alanda kariyer yapmak istiyorum diyorsanız İngilizce konusunu çözüyor olmak çok önemli. Kaynakların büyük bir çoğunluğu İngilizce geliyor. Türkçe’ye çevrilen kaynaklar çok az. Çünkü o kadar sürekli değişen ve yenilenen bir sektörden bahsediyoruz ki, hem ürünler hem çözümler dolayısıyla bunları sürekli Türkçe'ye çevirmek maliyetli oluyor ve kimse bununla uğraşmıyor. Bir kez yapıyorsun, eskide kalmış oluyor. Dolayısıyla bir bilgiyi, en hızlı şekilde ilk çıktığı zaman elde edebiliyor olmak fark yaratan bir şey olduğu için, dil konusu çok çok önemli. Bunu bütün genç arkadaşlara söylüyorum; ne yapın ne edin, İngilizce’yi muhakkak öğrenin.

3,372 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Şirketin gitmiş olduğu noktada şirketin vizyonu misyonu ve stratejileri doğrultusunda insan kaynakları ekibi olarak bizim ciddi bir sorumluluğumuz var. Neden derseniz hepimizin bildiği gibi aslında çalışanlar bir şirket için en değerli kaynaklar. Ondan dolayı bu kaynakları en iyi şekilde almak ve şirkete almış olduğumuz bu çalışanları en iyi şekilde eğitmek, onlara gerekli eğitimleri sağlamak, gelişimlerine katkıda bulunmak; yönetim ekibi ve yöneticilerin de yine aynı şekilde insanları eğitebilecekleri şekilde donanmalarını sağlamak ve sonrasında da bu insanları çok daha büyük rollere taşımak. Tabi bunları aslında şirketin gitmekte olduğu strateji ve vizyon doğrultusunda en iyi kaynağı bulundurma, onları yetiştirme ve şirkette çok iyi yerlere taşıma amacıyla yapıyoruz. Bunun için çok fazla, değişik uygulamalarımız var. İnsan kaynakları içerisinde işe alımdan tutun da yetenek yönetimine, ücret ve farklar yönetimine, organizasyonel gelişime kadar birçok farklı süreçler var. Tüm bu süreçlerin organizasyonunu ve insanlarla şirketin yararında yürütülmesi İnsan Kaynakları Müdürü’nün genel sorumlulukları olarak düşünebilirsiniz.

2,829 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Aslında İnsan Kaynakları’nda beni en çok motive eden şey insanlarla birebir çok fazla iletişim kuruyor olmak ve onların sorunlarına çözüm bulabilme imkanına sahip olmak. İnsan Kaynakları çok kritik organizasyon içerisinde. Özellikle üst yönetim ve Genel Müdür ile çok fazla iş yapıyoruz. En yakın çalıştığımız kişiler onlar. Üst düzeyle birebir çalışma imkânına sahip olmak ve onların insanlarla ilgili kararları almalarına destek veren bir konumda olmak benim için oldukça cazip bir şey. Bu iki faktör dışında İnsan Kaynakları alanına baktığımız zaman aslında birebir dokunabildiğiniz bir alan olduğunu görebiliyorsunuz. Yani tabii ki satış, pazarlama farklı. Kendilerine özel metrikleri var. Ama bizim etkimiz sayısal bir şey olmaktan ziyade aslında kişinin size teşekkür etmesi de olabiliyor. Ya da gerçekten uzun zamandır üstüne yatırım yaptığınız bir kişinin çok iyi pozisyonlara gitmesi de olabiliyor. Ya da özellikle Microsoft için söylersem, Türkiye'de yer alan yetenekli gördüğümüz ve ona yatırım yaptığınız bir kişinin farklı ekiplerde sorumluluklar alması, yöneticiliğe terfi etmesi ya da bölgeye gitmesi gibi gelişmeleri görmek insanı çok mutlu ve motive eden şeyler. Yani aslında insanların büyüdüğünü, bulundukları pozisyonlarda geliştiklerini görmek, buna birebir tanıklık etmek benim için bu alanda bulunmamın en önemli sebeplerinden bir tanesi.