Cevaplar 189

Yükleniyor...

Aslında ben en başta “Bilgisayar Mühendisliği” istiyordum. Ancak ÖSS’ye hazırlanırken bu kararımdan vazgeçtim. Bunun da temel sebebi aslında, Bilkent Üniversitesi’nde IEEE isimli bir öğrenci kulübünün yaptığı bir etkinlik oldu: Üniversiteye Doğru (ÜD). Ben Üniversiteye Doğru 2008′in katılımcısıydım. Bu etkinlik sayesinde henüz lisedeyken kalkıp Bilkent’e gelip bilgisayar, elektronik ve endüstri lablarına girdim. Her labda o bölümün öğrencileri ne yapıyorsa onu yaptık. İşte tam bu noktada ben fikir değiştirdim. Bilgisayarda program yazmayı ve bir şeyler kodlamayı epey seviyordum, ancak hayatım boyunca bir bilgisayar karşısında oturup saatlerce kod yazamayacağımı fark ettim. Elektronik labına girdiğimizde, elime havyayı alıp lehim yaptığımda, ışıklı mışıklı yanıp sönen bir devre yaptığımda, hangi bölümde okumam gerektiğini anladım. Üniversiteye Doğru’nun ardından, artık rahatlıkla “Elektrik – Elektronik Mühendisliği” diyordum.

Endüstri Mühendisliği’ne gelince optimizasyon kavramı pek ilgimi çekmedi. Birçok endüstri mühendisi yönetici olacağım diye balıklama atlıyor bu bölüme, aman dikkat edin. Bölümünüzde en iyilerden birisi olmadığınız sürece bu hayalinizden uzak kalabilirsiniz. Nitekim özel sektördeki birçok firma işe alırken ille de endüstri mühendisi diye tutturmuyor, diğer disiplinlerden de bu firmalara girebilirsiniz. Kendinizi her alanda geliştirdiğinizden ve alanınızda da iyi olduğunuzdan emin olun sadece.

Not: Tıp aklımın ucundan bile geçmedi. Biyolojiyi deli gibi seviyorum o ayrı, ama ben kanla ameliyatla falan uğraşamam, bünyem kaldırmıyor.

19,264 görüntülenme

Türkiye'de elektrik alanında birçok firmada iş bulabilir. Enerji üretim dağıtımda çalışabilir. Vestel, Beko, Arçelik gibi firmalarda üretim yapabilir. Yazılım üzerine giderse yazılım sektöründe çalışabilir. Kısacası elektriğin olduğu her yerde iş bulabilir. :)

19,147 görüntülenme

Durust olmak gerekirse inanilmaz bir yelpazesi var. Benim donemimden pilot olan da cikti MIT'de doktora yapan da. Haliyle bir stereotype'a oturtmak cok guc. Evvela bu, universite 3. ve 4. sene secilen derslere bagimli. Zira o iki sene zarfinda alinan secmeli EEE dersleri ileride yonelinecek alani belirliyor. O alan da haliyle is imkanlarini etkiliyor.

Basta da belirttigim gibi, yelpaze genis. Ornegin yazilima merakliysaniz Microsoft'a girip yazilimci olabilirsiniz. Ote yandan donanim seviyorum diyorsaniz Aselsan'da hardcore devre tasarimi yapabilirsiniz. Yazilim, telekomunikasyon, donanim gibi alanlarda bircok farkli is yapmak icin gerekli altyapiyi bu bolumde edinmek baska bolumlere gore cok daha kolay.

17,670 görüntülenme
16,874 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Ben İstanbul Atatürk Fen Lisesi mezunuyum. Dolayısıyla Fen Lisesi’nde daha çok matematik, fizik yoğunluklu ve gerçekten laboratuvar ortamlarımızın olduğu güzel ortamlarda bulunmaa şanslarını yakaladım. Bu ortamlar bizi matematiğe, fiziğe, mühendisliğe doğru hep motive etti, ilgimi çekti. Her zaman bir şeyler keşfetmek ve bir şeyleri, bazı kompleksiteleri, zorlukları aştıktan sonra basitleştiriyor olmak. Yani zorluktan basite doğru gidiyor olmak. Bir mühendislik bakış açısıyla gelişimi takip etmek, yakalamak her zaman ilgi çekici geldi. ODTÜ okul olarak önemliydi. Elektrik Elektronik Mühendisliği’nde ise bir şeyler yaratır olmak, farklılık katmak ve geleceğe yönelik dizaynlarda bir parça olmak tat veriyordu bana. Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümünde çip dizayn ettik. Farklı fonksiyonları yapan küçük otomasyonlar gerçekleştirdik. Proje çalışmalarımız, robotik çalışmalarımız oldu. Bunların hepsi tat veriyordu. Çünkü yoktan bir şeyleri planlamak, dizayn etmek, hatalarıyla da yüzleşmek. Yani başarmak kolay değildi hiçbir zaman. Hataları düzelterek ve pes etmeden sonuca doğru gidebiliyor olmak çok şey kattı. Elektrik Elektronik Mühendisliği ODTÜ’de zor bir bölümdür. Aynı zamanda kendi içinde müthiş zevk veren bir bölümdür. Çünkü pratikte deneyebileceğiniz laboratuvar ortamlarımız çok fazladır. Bilgi paylaşımı yapabileceğiniz kişiler hem kadro olarak, hem de öğrenci ekibi olarak çok güçlü ve sağlamdır. Dolayısıyla ODTÜ bana ne kattı diyorsanız öncelikle sanırım pes etmemeyi yani “Evet, illa ki bunun bir çözümü vardır.” diye düşünmeyi. Çalışkan olmak ve o analitik düşünce dediğimiz sihirli sözcüğü. Bunu klişe olarak almasın gençlerimiz. Gerçekten karmaşık ve yoğun, ve birçok faktörün içinde olduğu durumları olabildiğince basitleştirerek o kapıyı aralamak. Ben bunu ODTÜ Elektrik Elektronik’ten aldığımı düşünüyorum. Bunun önemli katkısı olduğunu düşünüyorum.