Cevaplar 395

Yükleniyor...
4,476 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Satışta kariyer düşünen insanlar dışında bir de satışta kariyer düşünmeyen ama onu yapabilecek potansiyelde olan insanlar var. Ben burada iki grubu da biraz düşünerek cevap vermek istiyorum. Kimden iyi satıcı olabilir diye düşündüğümüzde genel algıda ağzı iyi laf yapan, etrafta daha fazla dolaşıp aslında çok fazla rakam veya analiz ile ilgili bir geçmişi veya altyapısı olmayıp, daha fazla insanlarla konuşarak bazı işleri çözmeye çalışan insanlar. Şimdi eğri oturup doğru konuşmak lazım. Satış yöneticilerinin veya satışçıların böyle bir imajı ve algısı var. Ben kendi adıma üniversite sınavında sayısal puanda Türkiye üçüncüsü oldum. Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği’ni bitirdim. Bu anlamda bir analitik altyapım var. Satışa geçmek istediğimde insanlar bana biraz sormuştu. Satış tarafında sahaya gitme, müşterilerle görüşme, çok alışık olmadığımız ortamlarda bulunacak olmak. Ama ben bu karar kendi adıma vermiştim. Çünkü satışta çalışmak isteyen insanların öncelikle şunu düşünmeleri lazım: insanlarla ilişki kurmayı seviyorlar mı? İnsanlarla ilişki kurmayı seviyorlarsa zaten bu onları satış için doğal olarak hazır tutar. Ama yeni nesil satışta sadece bu yetkinlik sizi satışta daha üst seviyelere taşıyamıyor. Çünkü daha yukarı gelen satış yöneticilerinde insanlarla ilişki kurabilmenin ötesinde stratejik oluşturabilme, analiz yapabilme, analitik bakış açısı gibi aslında diğer departmanların belki biraz daha ön planda tuttuğu yetkinlikler çok daha kritik hale gelmeye başlıyor. Bu sebeple de mühendisler, daha analitik düşünen kişiler de bence bunu iki kere düşünebilirler. Çünkü iyi mühendisler insan ilişkileri de kurabildiklerinde gerçekten çok iyi satış yöneticileri de olabiliyor. Bunu bir parantez açarak belirtmek istedim. Satışta çalışırken hangi rolleri yapıyorsanız yapın, hangi satış şirketinde olursanız olun satışın kuralı satışın yapıldığı ana yeri iyi bilmek, tanımak ve sonrasında orada yöneteceğiniz insanların yaşadıkları ortamı, hayatın zorluklarını bilerek, tanıyarak gelmekle alakalıdır. Çünkü ekibinin ne zorluk yaşadığını veya neyi kolay yapabildiğini, neyi yapamadığını, neye ihtiyacı olduğunu net tartamayan bilemeyen bir satış yöneticisi emin olun ileride aşağıdaki ekibi tarafından da yeterince kabul görmez ve yaratacağı çözümler getireceği sistemler de şirketler açısından o kadar başarılı olmaz. Bu sebeple yukarıya doğru İlerleyen bir satış yöneticisi için benim için olmazsa olmazı yönettiği ekibin en aşağısından en yukarıya kadar bütün kademelerini eksiksiz olarak geçmesidir. Ben Avon'da bunu biraz daha hızlı geçtim ama bir önceki iş yerimde pazar araştırmasından satışa geçtiğim zaman sıfırdan üniversiteden yeni mezun olmuş birisi gibi satış basamaklarını sırayla geçmiştim. Bu yüzden başlangıçta hali hazırda işi olan birisi için satışa geçtiği zaman sıfırdan başlayıp sahada çalışma kısmı biraz zorlayıcı bile gelse ya da üniversiteden yeni mezun olan birisi daha rahat bir ofis işim olsun dese bile eğer satışın tepe yöneticisi olmak istiyorlarsa mutlaka ama mutlaka o saha yolundan geçerek daha ileri doğru gitmesi gerekiyor.

4,065 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Unilever’de customer development kariyeri çok fırsatlarla dolu bir kariyer anlamına gelir çünkü işin hem sahada olan kısmı var, yani müşterilerimizle birlikte geliştirdiğimiz, hem de arkada bütün o planları, müşterilerimizle birlikte markalarımızı nasıl örtüştüreceğimizin vizyonunu çizdiğimiz mutfak ekipleri var. Dolayısıyla kabaca anlatmak gerekirse sahanın yanısıra arka tarafta pazarlama için çok ciddi bir ekip çalışıyor. Bu ekiplerin bir kısmına customer marketing diyoruz yani pazarlama ile müşteri geliştirme arasındaki bölümler olarak düşünebilirsiniz. Bu da şöyle bir güzellik sağlıyor tabi, pazara ulaşma stratejisinde bir satışçı sadece eski usül müşteriye gittim, çayını içerim tadında bir yetkinliğin çok ötesinde. Hatta ben artık buna bilim dalı demekten geri kalmıyorum. Ciddi bir analizle, ciddi bir teknolojiyi kullanarak, arka planda markaların planlarından gelen, müşteriye kadar inmiş çok detaylı sunumlarla donanımlı bir şekilde hayatını sürdürüyor. Hayat ekonomik anlamda da çok karmaşıklaştı, ulaştığınız pazarlar anlamında ve onların yolları anlamında da çok karmaşıklaştı. Artık eskisi gibi bir tüketici sadece gidip Unilever’in Omo’sunu bir marketin rafından almıyor. Nerelerden alıyor, çok değişik yerlerden alıyor ve biz buna omni-channel diyoruz. İnternetten alabiliyor, arkadaşından duyuyor, o ona tavsiye ediyor. Omni-channel diyince eskiden bir alışverişçinin düz çizgi halindeki yaşam çizelgesi şimdi bir balığınkine benzetiliyor, böyle karmakarışık oradan onu alıyor buradan bunu alıyor, o bilgiyle bunu birleştiriyor. E-commerce bambaşka bir yerlere gidiyor, her ne kadar içinde bulunduğumuz sektörde ülkemizde biraz daha yavaş olsa da. O yüzden de çok heyecanlı açıkçası, çok yenilikçi, hem trendleri takip edeceksiniz hem gerçekten hardcore dediğimiz yani işin ana satış becerilerine çok iyi hakim olacaksınız, müşterinizin ne istediğini çok iyi dinleyeceksiniz. Dinlemek de bu işin çok önemli bir parçası anlayacaksınız ve tabii ki iyi partnerlik ortaya koyacaksınız. Yine eski usül yani sadece satışçının satın almacıyı gördüğü ve sadece öyle bir ilişkiden, şimdi artık bir elmas modeli şeklinde çalıştığımız günlere geldik. Unilever’in finansçısıyla müşterilerimizin finansçısı görüşüyor, gerekiyorsa insan kaynakları ekipleri insan kaynakları ekipleriyle görüşüyor ama satışçı her zaman işin kalbinde ve orkestra şefi. Satışın yani customer developmentın haberi olmadan kuş uçmaz.

3,662 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Pronet'e 'satıcı' olarak girdiğinizde, 'güvenlik danışmanı' olarak geçiyorsunuz. Burada sizden beklenen; perakende müşterilerine, ev kullanıcılarına, orta ölçekli iş yerlerine güvenlik sistemi hakkında bilgi verip, satış yapmanız. Müdür Yardımcısı olduktan sonra ise; ekibinizde sizin eski rolünüzü üstlenen arkadaşlara, bildiklerinizi aktarıyorsunuz. 'Bu iş nasıl yapılır, ne olursa başarılı olursunuz, sahada önünüze ne gibi engeller çıkabilir?' vb. Bizim işimizde en önemli şey pes etmemek. Pes etmeyip, engellerle nasıl baş edileceğini anlatıyorsunuz. Ekibinizle birlikte ortak bir hedefiniz var ve bu hedefi gerçekleştirmek için onları geliştirmeniz de gerekiyor. Arka planda, onların gelişimine de çok zaman harcıyorsunuz. Aidiyet duygusuyla birlikte, insanların bir şeyler öğrenip, kendi başına bu işi yapabildiklerini görmeniz inanılmaz mutluluk veriyor. Satış Müdürü olduğunuz zaman da; güvenlik danışmanlarından sonra artık, yönetici (satış müdürü yardımcıları) yönetmeye başlıyorsunuz. Ben, güvenlik danışmanı olarak başladığım için işin her aşamasında çalışmıştım. İşin hem keyifli taraflarını hem de zorluklarını birebir yaşadığınız için de know how'ınızı onlarla paylaşıyorsunuz. Satış Müdürlüğü sonrasında da Pronet'te kariyeriniz bitmiyor. Önümüzde bunun birçok örneği var. Satış Müdürlüğünün ardından, daha büyük takımlar yöneteceğiniz, müdürleri yöneteceğiniz bir pozisyonuz var: Satış Direktörlüğü. Bu sefer şirketteki satış müdürlerini yönetmeye başlıyorsunuz. İş biraz da strateji boyutuna geçiyor. Alternatif satış kanalları nasıl yaratılır, sahada tıkandığımız noktalar ya da engeller nasıl aşılır? İyi yaptığınız ve geliştirilmesi gereken yanlar nelerdir? Bunları belirleyip, strateji ile desteklediğiniz bir satış direktörlüğü var. Satış Direktörlüğünden sonra ise 'Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı' geliyor. Kendinizi geliştirdiğiniz sürece Pronet bu görevleri yapma imkânını size sunuyor.