İletişim

İletişim

10 soruya 11 cevap verildi.

Cevaplar 11

Filtrele:Sırala:

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'ndeki deneyimlerinizi anlatır mısınız? (1 Cevap)

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nin ne kadar köklü bir okul olduğunu hepimiz biliyoruz ama o dönemde beklentileri karşılayan bir eğitim düzeyi yoktu. Bir süre önce okul, Basın Yayın Meslek Yüksekokulu’ndan bir fakülteye dönmüştü. Fakülte gerekliliklerinin tamamı görünür olmakla birlikte laboratuvar imkanımız, işimizle ilgili öğrenmemiz gereken çekim ve montaj stüdyoları gibi imkanlar çok sağlıklı değildi.İletişim Fakültesi'ne girdiğim gün itibariyle İletişim Grubu’na girdim, o da rektörlüğe bağlı yarı kadrolu çalışan bir gruptu. Biz de 4 yıl boyunca “Yılın İletişimcisi” ve “Ayın İletişimcisi” olarak iki farklı organizasyon yaptık. Ayın İletişimcisi bir süre kesildi, Yılın İletişimcisi devam etti. Ben okulda bu işlerin mutfağını bu şekilde görme fırsatı elde ettim ama o grupta çalışan sınıfta 3 kişi vardı, geri kalanları da istemeden gelmişti. Biz de kendi kendimize bu işi öğrenmek için bir laboratuvar oluşturduk ve okulun sosyal anlamda faydaları da oldu.Ben okula girdiğimde akademisyen olmak istiyordum. Binayı gördükten sonra oraya dekan olabileceğimi düşündüm. 1 senenin sonunda rektörlükle birebir ilişkileri gördükten sonra olamayacağıma ve özel sektörde devam etmem gerektiğine karar verdim. 3 sene boyunca İletişim Fakültesi’nin telefonları borçtan ötürü kesikti. Kapıda İletişim Fakültesi yazıyor, telefonlarınız çalışmıyor, siz Yılın İletişimcisi diye bir ödül töreni yaparak Uğur Dündar gibi Türkiye’nin önde gelen büyük iletişimcilerini bir sahnede ağırlayıp ödüller veriyorsunuz ve gazetelerde yarım sayfa haber alıyorsunuz. Tuhaf ve kaotik bir şey ama sanırım ben o kaosa aşık oldum.Üniversitedeyken bir arkadaşıma destek olmak için turizm acentesinde yarı zamanlı olarak çalışmaya başladım. Para kazanıyordum ve orada çalışmayadevam ettim. Okulun 2 senesinde hem okul grubunda hem turizm acentesinde çalışıyordum hem de okulun dersleri vardı. O esnada başka bir sektörü de tanımış oldum. Turizmde insan ilişkileri adına çok şey öğrendim çünkü ne yazık ki fakültelerde insan ilişkilerine dair yüzleşeceğiniz hiçbir kanıt yok ve bunu iş dünyasına girdiğiniz zaman anlıyorsunuz. Başınıza ne gelip gelmeyeceğini, neyi yapabileceğinizi ve neyin size göre olduğunu okulda anlamanız mümkün değil. İletişim Fakültesi’nin iletişim duayenleriyle yaptığımız organizasyonlarda birebir temastan dolayı çok büyük bir katkısı olduğunu düşünüyorum. Bir de telefon olmadan iletişim kurmayı öğrenmek de güzel bir deneyimdi.

İletişim üzerine çalışmak için nasıl özelliklere sahip olmak gerekir? (2 Cevap)

Bir kere çok yönlü düşünmeyi becerebilmek. Hep başka bir bakış açısı aramak. Önünüze konan ürün ya da önünüze konulan konu ne olursa olsun, sizden onu birine anlatmanız bekleniyor. Aslında ürün kendi kendine kadar anlatıyorsa sizin farklı bir açıdan, o kişinin gözünden bakıp o ürüne neden ihtiyacı olduğunu anlatmanız gerekiyor. Böyle baktığımızda kendinizi birçok farklı kişi yerine koyabilmeniz gerekiyor. Çok farklı noktalardan o ürüne bakabilmeniz gerekiyor. O ürünü sadece bir tek şey aldırıyorsa o şey nedir, onu bulabilmeniz gerekiyor. Aslında iletişim biraz pazarlamanın içerisinden çıkmış, pazarlamanın ihtiyaçlarından doğmuş bir meslek dalı. Dolayısıyla pazarlamayı çok iyi bilmeniz gerekiyor. Hedef kitleyi çok iyi tanımanız, dolayısıyla meraklı olmanız gerekiyor. Bu üniversitede okuyarak veya kitap okuyarak öğrenilen bir şey değil. O ruju alacak kadın kim? Ya da o arabayı alacak adam kim? Neden o arabayı almak istiyor? Sürekli o kadının peşinde koşmanız, anlamaya çalışmanız gerekiyor. Biraz meraklı ve sabırlı olmanız gerekiyor. Çünkü çok hızlı etki alabildiğiniz şeyler değil. Bir uzaya ateş atıyorsunuz, bekliyorsunuz o geri gelecek diye. Yeterince inançlı beklerseniz ve doğru şeyler yaparsanız geri geliyor. Sabırlı olmanız gerekiyor. Bence biraz da eğlenceli kişiler olmalılar. Eğlenerek çalışmak iletişimde çok önemli. Ne kadar ciddi bir iş yapıyor olsak, ne kadar diğer tüm fonksiyonlar kadar önemli performans ölçümlemelerimiz, önemli hedeflerimiz olsa da eğlenerek yapmadığınız hiçbir iş mükemmel olmaz. Dolayısıyla ekip ve eğlenmek çok önemli.

Bir iletişimci olarak nasıl zorluklarla karşılaşıyorsunuz? Bir anınızı anlatabilir misiniz? (1 Cevap)

İletişim sektöründe çalıştığım süre boyunca pek çok komik ve tuhaf şeyler başıma geldi ama hayatımda çok yer kaplayan, bu olayı yaşadığım kişiyle karşılaştığımda hala hatırlayıp birlikte güldüğümüz bir olay var.Daha önce çalıştığım ajansta bir mecburiyetimiz vardı. Bir arada olduğumuz, kendileriyle tanışmasak bile bütün marka yöneticilerinin ve çalışanlarının yüzlerini ezberlemek zorundaydık çünkü bizde iletişim kazaları çok olduğu için onları gördüğümüzde tanımamız gerekiyordu. Mesela bir holdingin patronu davet verdiğinde patronu arayıp akşam davete gelip gelmediğini sorabiliyorlardıve bu tip şeyler çok yaşandığı için ajans ve müşteri ilişkileri açısından çok büyük bir kriz sebebi oluyordu. Dolayısıyla bu noktada temkinli olmak adına bizim böyle bir ödevimiz vardı.Ben de çok yoğun bir dönemden sonra İstanbul dışında 500 kişilik bir toplantıya katıldım. O toplantının sponsoru olan yöneticilerden bir kafileyi ve gazeteci kafilesini karşılamak üzere o şehirdeki havalimanına gittim. Biz normalde birkaç gün önceden giderek salonu düzenleriz, ses sistemlerini kurgularız, davet listelerini gözden geçiririz ve onlar şehre indikten sonra şov başlar. Biz de o şov ekibini karşılamak için havalimanına gittik, benim elimde de yaka kartları vardı çünkü en junior elemandım. Elimdeki yaka kartlarını gelen gazetecilere ve yöneticilere dağıtmakla yükümlüydüm ve girişte de bir konuşma yapacaktım.Bizim işimizde her iş olduğu için ben o esnada bir rehberdim.Elimde kartlarla beklerken bir adam koşarak otobüsün içine girdi ve en ön sıraya oturdu. En ön sıra müşterimiz olan firmanın VIP yöneticilerinin oturması için ayrılmıştı ve ben herhangi bir yöneticinin bu kadar tez canlı, hızlıca oturupetrafına bakan biri olmasını beklemiyordum çünkü genelde yöneticiler heyetlerle gezer ve yanında birkaç yardımcı olur. Bu kişi ise elini kolunu sallaya sallaya en ön sıraya oturdu ve ben onun kim olduğunu çözemedim. Ya yönetici ya da gazeteciydi ve her ikisinde de ters bir şey söylemem durumunda gerçekten kötü olurdu.Herkes yavaş yavaş yerine oturmaya başlarken adam hiç yerinden kalkmadı, etrafındakilere selam verdi ve ben de otobüs hareket ederken kimseye soramadım ve kimsenin yerinden şikayetçi olmadığını gördüm. Onun hemen arkasında benim o zamanki patronum oturuyordu, bir yanlış yaparsam ondan da gelecek tepkiyi bekliyordum çünkü gözü sürekli benim üstümdeydi ve gönül rahatlığıyla pek ılımlı bir insan olmadığını söyleyebilirim. Ben de elimdeki yaka kartlarını dağıtmak üzere o otobüse ilk oturan kişinin karşısına geçerek,“Merhaba, ben Deniz! Şurada çalışıyorum, isminizi alabilirsem yaka kartınızı vereceğim.” dedim, o da “Sen beni tanımadın mı?” dedi. Ben de korktuğumun başıma geldiğini anladım çünkü aslında bu organizasyonun başındaki C levelyönetici oymuş ve hiç kimseyi tanımayıp onu tanısaydım hayatım o noktada bambaşka olabilirdi. Arkadaki patronumun da konuşmaya şahit olduğu için renk değiştirdiğini gördüm ve gerçekten o an işimin bittiğini düşündüm.Biz birkaç gün önce oraya gittik ve onların kalacakları otelleri ayarladık. Bir butik otel vardı ve her odanın farklı özellikleri vardı. Bana daha önce bu yöneticinin özel bir zevkinden bahsettiler, ben de o zevke uygun bir oda seçtim. O odanın içinde o zevkiyle ilgili çok şey olmakla birlikte misafirlerini ağırlayacağı bir köşe de vardı. Ben de bunu hatırlayarak o an ajans başkanının elimdekileri alıp beni aşağı indireceğini düşündüm ve gemileri yakarak onun odasındaki şeylerden bahsettim ve adam bana inanamadı. Ben de biz buraya bunun için erken geldiğimizi, bunları araştırdığımızı, onun bu zevkinden haberdar olduğumu söyledim. O da onunla dalga geçtiğimi ve onu tanımadığım için beni lakayıt zannetti ve devamında da terbiyesizliğe vurduğumu zannedip bana inanmadı. Ben de otele çok yaklaştığımızı, odasına gittiğinde göreceğini söyledim. Herkes otele girdiğinde ben korkudan otobüsten inemedim. Herkes bana neyim olduğunu sordu ve ben hepsine tek tek teşekkür ederek bunun muhtemelen son seyahatim olduğunu söyledim. 15 dakika sonra yemeğe gitmek için herkes geri geldiğinde yönetici yine en öne oturdu ve “Senin elini sıkacağım, helal olsun. Dalga geçiyorsun sanmıştım.” dedi. Daha sonra patronuma dönerek “Kız fena dağıtıyor ama sonra güzel topluyor, iyi eleman bulmuşsun.” dedi. Ben de o an gerçek mi rüya mı olduğunu anlamadığım nadir anlardan birini yaşadım ve çok şaşkındım.O yöneticiyle hala bir yerlerde karşılaşmaya devam ediyoruz, sosyal ağlarda da iletişimimiz var ve birbirimizi her gördüğümüzde bunu anıyoruz. O hala kendini nasıl tanımadığımı soruyor, ben de insanlık hali olduğunu söylüyorum ama iletişim sektöründe bazen bu insanlık hallerine hiç yer olmuyor ve unutulmayan izler bırakabiliyor.

İletişim Grubu olarak Avon'da görev ve sorumluluklarınız neler? (1 Cevap)

Entegre bir iletişim yapısındayız biz. Avon’un özellikle yeni dünyada farklı ihtiyaçlarla şirketlerin geldiği noktaya çok paralel giden bir iletişim anlayışı var. Artık iletişim demek, farklı farklı audiencelara farklı şeyler yapmak değil; artık bir şirketin belli bir ses tonu, belli bir konuşacağı dili, belli bir mesajı olması demek. Biz iletişim departmanında çok farklı disiplinleri bir araya toplayarak bu entegre yapıyı tutturduk. Benim ve ekibimin görev tanımları arasında dış iletişimle Avon'un birebir iletişimini yönetmek; içeride temsilcilerimiz ve çalışanlarımızla olan iç iletişimimizi yönetmek; bir yandan reklam stratejimizi, reklam tarafındaki yatırımlarımızı, Avon'a daha fazla kadını katabilmek amacıyla yaptığımız iletişimi yönetmek. Bir taraftan da bizim çok ana işimiz içerisinde olan sosyal sorumluluk projelerini yönetmek ve onların birebir başında durmak, onların her geçen gün daha ileri seviyeye gelmesi için çaba sarf etmek. Ayrıca da iletişimin önemli bir bacağı olan ve yakın zamanda da giderek gelişen etkinlik yönetimi tarafımız var. Farklı mecralarda Avon adına yapılan bütün iletişimleri koordine eden bir ekibimiz var.

İletişim alanında çalışmanın olumlu ve zor yanları nelerdir? (1 Cevap)

İletişim alanında çalışmanın en olumlu yanı; çok yönlü düşünmeyi, farklı açılardan bakmayı, sosyal ve özel hayatta insanlar arasında fark yaratmayı sağlar. Zor yani ise; iletişim çok kullanıp sevdiğiniz bir araç olduğu için, iletişime kapalı olan veya iletişimin istediğiniz seviyede olmadığı zamanlarda mutsuz olabilir, kapalı profilleri açmakta zorlanabilirsiniz. Beklentiniz sürekli iletişim kurmak olduğu için bu durum biraz konsantrasyonunuzu dağıtabilir.