Cevaplar 41

Yükleniyor...
1,270 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Kendilerini iyi tanısınlar. Mümkünse okul dönemleri boyunca stajlar yaparak, farklı fonksiyonlarda görevler alarak kendi yetkinliklerini belirlesinler, kendilerinin başarılı olabilecekleri alanları belirlesinler ve bu alanlarda çalışmaya özen göstersinler. Bir nevi kendilerine ayna tutmaya çalışsınlar diyebilirim. Çünkü, insan ancak kendi yeteneğinin olduğu ve ancak mutlu olabileceği bir ortamda daha verimli çalışabilir. Bu, hem şirketler için çok daha avantajlı, hem de kişinin kendisi için çok daha fazla avantajlı olacaktır.

1,657 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Öğrencilere yoğunluklu tavsiyem üniversite yıllarında ellerine geçen her küçük fırsatı mutlaka değerlendirmeleri. Bu küçük fırsatlardan kastım, imalat sahasında bulunabilecekleri ufak tefek projeler de olsa bu projelerde mutlaka yer almaları. BSH’da bizim bitirme projesi programımız var. Dolayısıyla üniversiteden öğrencilerimizle beraber onların bitirme projelerini yapıyoruz. Bu tarz şansları mutlaka yakalayıp, endüstrinin içinde olabildiğince fazla bulunmaya çalışmalarını tavsiye ediyorum. Sektördeki konferanslar, insan kaynakları zirvelerine zaman olduğu kadar katılmaları gerek. Bu tarz olaylarda bulunmak önceliğimiz olmasa da bunlar inanılmaz bir fark ve farkındalık katıyor. Benim önerim endüstriye bir tarafından, az da olsa, küçük bir penceresinden de olsa girmeye çalışmak. Çünkü o bir sonraki adımlar için büyük bir farkındalık yaratıyor. Ve başlangıç noktasını değiştiriyor diye düşünüyorum.

1
5,677 görüntülenme
1
2,585 görüntülenme
·
Transkripti Göster

İlk tavsiyem vakitleri olduğu dönemde gelecekte öğrenmek veya takip etmek durumunda olacakları kaynakları şimdiden bulmaya çalışmak. Ne demek istiyorum, ilgili oldukları alanlarda daha sonra kullanacakları birtakım kaynakları, izleyecekleri noktaları bulma konusunda iş hayatında zaman bulamayabilirler çünkü iş hayatı oldukça yoğun bir dönem. Halbuki şuanda bu kaynakları az çok belirlemeye başlarlarsa, yarın o gelişmelerin ortaya çıkarttığı dünyayı izleme konusunda sıkıntı çekmeyebilirler. Çok basit bir örnekle, ilgili olduğunuz bir konu sanatçıdır, o sanatçının twitterını, sitesini izlediğiniz zaman onunla ilgili gelişmeleri takip edebilirsiniz, benim de bahsettiğim bu. İş dünyasıyla alakalı ilgilerini ne çekiyorsa şimdiden o kaynakları nerede izleyeceklerini, nerelerde doğru kaynaklara ulaşabileceklerini görmeye çalışmak ve onları izlemek onları hakikaten güncel durumda tutacaktır. İkincisi, büyük çerçeveler, kalıplar, sınırlar koymak yerine sınırsız düşünebilmeyi veya farklı alanlara bakabilmeyi öğrenmeye çalışmak önemli. Genellikle işletme, mühendislik okuyan arkadaşlar veya başka bölümlerde okuyan arkadaşlar bir konuda bir çerçeve oluşturma riskine sahipler. Hızlı tüketim mamüllerinde böyle bir uygulama var, bu şirket bunu yapıyor. Halbuki farklı disiplinlere, farklı alanlara baktığınız zaman birbirine uyarlanabilecek ve o düşünce kalıplarını dağıtabilecek yeni fikirlerle karşı karşıya gelebilme şansları söz konusu. Ben buna hep şu örneği veririm: kuantum fiziğinde okuyan kişiler şuanda dünya ekonomisini çok daha iyi anlayabilme şansına sahipler çünkü kuantum fiziği de belirsiz, sınırsız, öngörülemeyen, kestirilemeyen bir alan. 2009’dan itibaren dünya ekonomisine baktığınız zaman birtakım şeyler niye böyle oldu diyebileceğiniz belirsizlikler içerisinde. Dolayısıyla o disiplini okuyan birisi aslında bu tarafta da o paradigmayı oluşturabilme ve ona hazırlıklı olabilme şansına sahip. Üçüncü noktaya gelirsek, sürekli öğrenen birileri olmak önemli. Zaman zaman biz öğrenebileceğimiz süreçleri boşa harcayabiliyoruz veya zaten öğrendik biliyoruz diyebiliyoruz. Son olarak da hepimiz çok ciddi bir değişimin olduğuna ve bunun her alanda olduğuna hemfikiriz ama değişime direnmekten hiçbirimiz bahsetmiyoruz, değişime ayak uydurmaktan bahsediyoruz. Tavsiyem de değişime ayak uydurmak değil, değişimi şekillendirmek. Değişime her zaman ayak uydurabilirsiniz siz isteseniz de istemeseniz de ama değişimi şekillendirenler asıl kazananlar veya geleceği kurgulayanlardır. O yüzden bence hem paradigma anlamında hem de hazırlık anlamında ben nasıl geleceği şekillendirebilirim peşinde koşmaları en büyük tavsiyem diye düşünüyorum.

737 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Üniversiteye girdikten sonra ilk yazdan itibaren çalışmaya başlamalarını öneriyorum, başka hiçbir tavsiyem yok. Yabancı dili zaten öğrensinler ama farklı alanlarda çalışmaya başlasınlar çünkü çalışmak onları her zaman bir adım öteye götürecektir.

Mühendislerse Finans Departmanı’nda çalışsınlar çünkü ileride yönetici olmak istiyorlarsa bilançoya bakmak ve onu okuyabilmek zorunda kalacaklardır. Mimarlık okuyorlarsa ama yaratıcı olmak istiyorlarsa, bir grafik atölyesinde çalışsınlar veya staj yapsınlar. Artık fotokopi çekilmiyor ama mail atsınlar. Gidip orada toplu sms kampanyaları yapsınlar ama mutlaka çalışsınlar. Çalışma hayatı üniversite hayatından çok farklı. Bunun için de birçok sivil toplum kuruluşu öğrencilerin çalışma hayatına bir an evvel girmesi için ciddi projeler yapıyor, bunlara katılsınlar.

 

1
2,066 görüntülenme
·
Transkripti Göster

İki tane önemli şey söyleyeceğim, bir tanesi öncelikle ne istediğinizden emin olun. Kendi rotanız nedir, ne yapmak istiyorsunuz, 1 sene sonra, 5 sene sonra, 10 sene sonra ne yapmak istiyorsunuz, bu konuda en önce kendinizin net olması lazım. İkincisi de ne olursa olsun kendinize güvenin hem de çok güvenin.

2
597 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Ben hiçbir zaman 20 yıl sonra kendimi nerede görüyorum gibi planlar yapmadım. Hep daha yakın dönemde orta vadeli planlar yaptım ve bunları başarmışsam kutlamasını da bildim. Dolayısıyla bence her başarıyı kutlamalılar. Nasıl başarısızlıklarda gerçekten üzülüyoruz, başarıyı da kutlamalarını öneriyorum. Ayrıca hedeflerini koyarlarken daha gerçekçi hedefler koymalarını tavsiye ediyorum. Günün sonunda başardıklarında, bunu onların daha çok motive edeceğini düşünüyorum. Eğer ki bu hayatta çok şanslı değilsen ya da bir çevre içinden belli bir şeyler elde etmemişsen çok çalışman lazım. Şans ve çevre faktörü belli bir noktaya kadar insana başarı sağlıyor. Ama bir süre sonra, her şey çalışmakla çok daha farklı noktalara gelebiliyor. Üniversitede çalıştılar, bundan sonra da çok çalışacaklar. Çalışırken kendilerini bir şekilde geliştirecekler. “Ben öğrendim, tamam, oldum.” demeyecekler. Sürekli bir şeyler öğrenecekler, öğrenmeyi talep edecekler. Kendilerini geliştirecekler. Artık maalesef günümüz dünyasında ekmek aslanın ağzında. İşin gerçeği bu. Keşke her üniversite mezununun rahatlıkla başlayabileceği bir işi olsa. Ama maalesef öyle değil. Belli pozisyonların sayısı çok az ama buna başvuran insan sayısı belki binlerce. Dolayısıyla farklılaşmalılar. Kendilerini geliştirirken, yeni şeyler öğrenirken; bir taraftan da o pozisyonu isteyen başka arkadaşlarından biraz daha farklı bilezikleri kollarına takıyor olmaları lazım.

Öğrenciler bence iş dünyası odaklı düşünmeliler. Öğrenciyken ne kadar erken bu bilince varılırsa o kadar iyi olduğunu düşünüyorum. Ne iş yapacağım, bizim bölümden mezun olanlar ne gibi işler yapıyorlar, neden şu şu şu şirketlerde çalışıyorlar, neden bazı insanlar kendi şirketini kurmaya çalışıyor… Bunları daha 2. 3. Sınıfta düşünmek, sorgulamak çok faydalı olur diye düşünüyorum; çünkü iş hayatına başlayınca üniversite hayatında ne kadar fazla boş zaman olduğunu anlıyor insan. Üniversite hayatındaki o zaman, mutlaka sosyal aktivitelerle doldurulmalı; ama ne kadar sosyal aktiviteyle doldurursanız doldurun iş hayatına göre yine de çok fazla boş zamanınız oluyor. O yüzden, iş hayatı tadılmalı bence. Üniversitede yapılan stajlar ve part time çalışmalar biraz daha ciddiye alınarak yapılmalı. Staj yapacakları şirketleri seçerken de “Şirketin önemli bir projesinde yer alabilecekmiyim?” sorusunun cevabını aramalılar. Sonuç olarak; iş hayatını düşünmek, bilinçlenmek iyi olabilir üniversitedeyken. Bunun sonucunda ise öğrenciler kariyerlerine daha iyi yön verebilirler.

381 görüntülenme
4,973 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Ben onların yaşındayken zaman zaman büyükleri, bizim gibi şirketlerde çalışanları dinlediğimde bazı şeyler böyle uçup giderdi. Ama beni dinleyenlerin aklında kalmasını istediğim birkaç tane şey var, günümüz dünyasında çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bir kere ‘networking’ diyeceğim. Hangi işi yapıyor olursanız olun, ki ben kendi kariyerime baktığımda Unilever’in her kategorisinde çalıştım, en önemli şeyin gerçekten insan ilişkisi ve insan olduğunu düşünüyorum ve bu networkünüzü kurduğunuz gibi aynı zamanda korumanız ve büyütmeniz gerektiğini düşünüyorum. Yani bir rolden bir role geçerken, bir işten bir işe geçerken sadece bilgi ve tecrübenizi değil, kendinizi değil, networklerinizi de taşıyıp birbiriyle ilişkilendirmeniz lazım, bu çok önemli bir güç. İkincisi ‘çok çalışkan olmak’ gerektiğine inanıyorum. Çalışkan olmak zaman zaman gençken imtina edilen şeylerden bir tanesi, çünkü hayat güzel gerçekten yapacak bir sürü başka şey var doğru, bu hayat dengesini koruyarak da yapılabilir. Yani yaptığınız her işte iyi olmak için öncelikle emek vermek gerekiyor, bu özel ilişkiniz de olabilir, iş hayatı için kesinlikle geçerli. Üçüncüsü de son günlerde özellikle dünyada da çok önemli bir kavram haline geliyor, Unilever’in liderlik kavramı içinde de var ‘resistance’ mutlaka bir yere not edin. Kendini iyileştirebilme diye çevirmek istiyorum ya da eski tabirle düşmek ve ayağa kalkmak. Bu neden önemli, çünkü hayat inanın dümdüz değil ve hep yükseklerde gitmeyecek. Hepiniz okuyorsunuz ve ben size gerçekten çok inanıyorum ve sizlerin en önemli özelliği yanlış anlaşılmak. Dolayısıyla bu yanlış anlaşılmanın da önüne geçmek için sizin gerçekten hayatın toz pembe olmadığını şu yaşlarda fark edip yılmadan devam etmeniz lazım. Bizim sizin gibi yeni jenerasyona ihtiyacımız var. Son olarak da şunu söyleyeceğim, ‘aile bağları’. Yine tüm bu kariyer yolculuğunda kiminiz girişimci olacaksınız, kiminiz bizim gibi profosyonel hayata atılacaksınız, aile bağları da hangi tür olursa olsun hayatınızın bu uzun yolculuğunda çok değerli. Onlara da gereken kıymeti vermenizi önemle rica ederim bir abla tavsiyesi olarak.

2