Cevaplar 41

Sırala:
En önemli şey bence üniversiteden mezun olmadan önce mümkün olduğu kadar çok staj yapmak, mümkün olduğu kadar çok şeyi tanımak ve boş geçirmemek. Çünkü atıldığınız iş hayatı aslında biraz daha komplike ve ne kadar fark yaratırsanız o kadar önde başlıyorsunuz. Bunun dışında mezun olduktan sonra da en önemli olan şey neyde mutlu olacağınıza karar vermek. Mümkün olduğu kadar araştırma yapıp stajlarınızı çalışmayı düşündüğünüz alanlara yöneltip buralarda edindiğiniz tecrübeler sonucunda belli bir noktaya karar vermek ve o konuda kendinizi mümkün olduğu kadar donanımlı kılmak bence önemli olan.
Açıkçası ben okul yıllarımda özellikle staj yapmayı ve part time çalışmayı çok önemsedim. İş hayatında da onun meyvesini yiyorum. O yüzden öğrencilere tavsiyem yazlarını hiç boş geçirmesinler. Bir işle uğraşsınlar, bir departmanda çalışsınlar, bir staj yapsınlar. Dergiler okusunlar, sempozyumlara gitsinler, kulüplere katılsınlar. Sadece kendi bölümleri değil, diğer alanlarda da bilgi sahibi olup daha çok bilgi edinsinler. Bunun iş hayatında da insana katkısı oluyor. Her konudan az çok bilmek, bir konuda bir fikir sahibi olabilmek iş hayatında da çok önemli.
Ben onların yaşındayken zaman zaman büyükleri, bizim gibi şirketlerde çalışanları dinlediğimde bazı şeyler böyle uçup giderdi. Ama beni dinleyenlerin aklında kalmasını istediğim birkaç tane şey var, günümüz dünyasında çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bir kere ‘networking’ diyeceğim. Hangi işi yapıyor olursanız olun, ki ben kendi kariyerime baktığımda Unilever’in her kategorisinde çalıştım, en önemli şeyin gerçekten insan ilişkisi ve insan olduğunu düşünüyorum ve bu networkünüzü kurduğunuz gibi aynı zamanda korumanız ve büyütmeniz gerektiğini düşünüyorum. Yani bir rolden bir role geçerken, bir işten bir işe geçerken sadece bilgi ve tecrübenizi değil, kendinizi değil, networklerinizi de taşıyıp birbiriyle ilişkilendirmeniz lazım, bu çok önemli bir güç. İkincisi ‘çok çalışkan olmak’ gerektiğine inanıyorum. Çalışkan olmak zaman zaman gençken imtina edilen şeylerden bir tanesi, çünkü hayat güzel gerçekten yapacak bir sürü başka şey var doğru, bu hayat dengesini koruyarak da yapılabilir. Yani yaptığınız her işte iyi olmak için öncelikle emek vermek gerekiyor, bu özel ilişkiniz de olabilir, iş hayatı için kesinlikle geçerli. Üçüncüsü de son günlerde özellikle dünyada da çok önemli bir kavram haline geliyor, Unilever’in liderlik kavramı içinde de var ‘resistance’ mutlaka bir yere not edin. Kendini iyileştirebilme diye çevirmek istiyorum ya da eski tabirle düşmek ve ayağa kalkmak. Bu neden önemli, çünkü hayat inanın dümdüz değil ve hep yükseklerde gitmeyecek. Hepiniz okuyorsunuz ve ben size gerçekten çok inanıyorum ve sizlerin en önemli özelliği yanlış anlaşılmak. Dolayısıyla bu yanlış anlaşılmanın da önüne geçmek için sizin gerçekten hayatın toz pembe olmadığını şu yaşlarda fark edip yılmadan devam etmeniz lazım. Bizim sizin gibi yeni jenerasyona ihtiyacımız var. Son olarak da şunu söyleyeceğim, ‘aile bağları’. Yine tüm bu kariyer yolculuğunda kiminiz girişimci olacaksınız, kiminiz bizim gibi profosyonel hayata atılacaksınız, aile bağları da hangi tür olursa olsun hayatınızın bu uzun yolculuğunda çok değerli. Onlara da gereken kıymeti vermenizi önemle rica ederim bir abla tavsiyesi olarak.
Öğrencilik hayatında yapılması gerekenleri zaten yaptıklarından eminim. Akademik başarının yanında en az onun kadar da gerekli olan aktif bir öğrencilik geçirmelerini tavsiye edebilirim. Aktif öğrencilikten kastım da çeşitli sosyal sorumluluk projelerinde olabilirler, kulüplerde olabilirler, spor faaliyetlerinde bulunabilirler. Bence en önemlisi farklı sektörleri görüp, farklı sektörlerde staj ve çalışma deneyimlerini yaşayabilirlerse mezun olduklarında hedeflerini daha kolay belirleyip daha kısa zamanda istedikleri yerde olabilirler diye düşünüyorum.
Bir iş yerine gittiğinizde “İşleyiş nasıl, insanlar nasıl iletişim kuruyor, süreçler nasıl yürüyor ve siz o kısım içerisinde gerçekten çalışıyor olsanız o işte mutlu olur musunuz, o sizin istediğiniz iş mi?”. Kendinizi onlar yerine koyup, bu şekilde gözlem yaparak aslında ne istediğinizi veya en azından ne istemediğinizi görebilirsiniz. Stajları bu şekilde görmelerini tavsiye edebilirim. Duyduğum bir söz var, bir insan yaptığı işi severse bir gün bile çalışmazmış. Gerçekten işini sevmek çok önemli. Çünkü işinizi sevdiğiniz zaman çalışıyormuşsunuz gibi gelmiyor. Severek yapmak her şeyden önemli. O yüzden sevdikleri işlerin neler olabileceğini iyi analiz edip, kendilerinin ne istediklerini iyi ortaya çıkarmaları gerektiğini düşünüyorum. Ve tabi ki daha sonra da ona doğru yönelmeleri lazım.
Eğitim sistemi içerisinde özellikle Türkiye’de çok az bir kesim arzu ettiği mesleğe ulaşıyor. İş hayatında tesadüfen girdiği bir mesleği daha sonra sevip, bu alanda kariyer yapmaya çalışan çok insan gördüm. Dolayısıyla sevdiğiniz işi yapamıyorsanız, yaptığınız işi sevmeye bakın. Çünkü yaptığınız işi sevmezseniz, yaptığınız işe tutunmazsanız hiçbir zaman hiçbir işte başarılı olamazsınız. Bu process uzmanlığı da olabilir simit satmak da olabilir. Üniversitede çok fazla boş vakit var. Bu vakitlerin değerlendirilmesi gerekiyor. İş hayatına başladıktan sonra boş vakit bulamıyorsunuz. Ben ne yaptıysam üniversitede yaptım. 3 tane yabancı dil öğrendim. 3 tane çizim programı öğrendim. Mesleğimle ilgili kurslara gittim. Ama mezun olup iş hayatına girdikten sonra aşırı yoğun çalışma temposu ve yorgunluk sizin kendinizi geliştirmeniz karşısında bir engel olarak duruyor. Dolayısıyla üniversite hayatının gerek sosyal aktivitelerle gerek stajlarla çok iyi değerlendirilmesi lazım. Özellikle uzun dönemli stajlar çok önemli. Çünkü kısa dönemli stajlar kimseye bir şey katmıyor. Sizden sorumlu kişi de size çok fazla sorumluluk vermiyor. Sadece kısa sürekli bir gözlem yapabiliyorsunuz. Ancak o yaşlarda, o tecrübede de o gözlemi değerlendirebilecek alt yapınız olmuyor. Dolayısıyla size bunu aktarabilecek sindirtebilecek bir mentora ihtiyacınız var. Bunlar da uzun dönemli stajlarda oluyor. Stajlarda kesinlikle iyi pozisyonlardaki insanlarla iletişim kurulması gerekiyor. Bu sadece günaydın-günaydın veya oturup dün akşamki futbol maçından bahsetmek değil. İnsanlara kendi kariyerlerinizden bahsedin. Kendi hedeflerinizden bahsedin. Ne yapmak istediğinizden bahsedin. Çünkü konuştuğunuz her insan size yeni bir kapı açabilir. Farklı bir fırsat çıkabilir karşınıza.
Öncelikle acele etmeyin. Şu anda öğrenci olmanın tadını çıkarın, en önemlisi bu. Bir daha öğrencilik geri gelmeyecek. Bunu yaparken ne istediğinizi, hangi işi yapmak istediğinizi anlamak adına olabildiğince yaz stajlarınızı yapın. Düşündüğünüz, merak ettiğiniz şirketlerin kapısını çalın ve oralarda stajlar yapmaya çalışın. Stajları hep aynı alanda yapmayın, farklı farklı alan ya da farklı farklı şirketlerde yapın ki bu size gerçekten ne yapmak istediğinizi anlamak adına fırsat sağlasın. Çünkü sonrasında staj yaptığınız yerlerden birinde işe de girebilirsiniz. Şirketler de bunlara çok değer veriyor. Onun dışında gerçekten meraklı, takipçi olun. Gözünüz açık olsun. Azla hiçbir zaman için yetinmeyin. Hep daha fazlasını isteyin ve pozitif olun, umutlu olun. Çünkü sizi çok güzel şeyler bekliyor.
Kendilerini iyi tanısınlar. Mümkünse okul dönemleri boyunca stajlar yaparak, farklı fonksiyonlarda görevler alarak kendi yetkinliklerini belirlesinler, kendilerinin başarılı olabilecekleri alanları belirlesinler ve bu alanlarda çalışmaya özen göstersinler. Bir nevi kendilerine ayna tutmaya çalışsınlar diyebilirim. Çünkü, insan ancak kendi yeteneğinin olduğu ve ancak mutlu olabileceği bir ortamda daha verimli çalışabilir. Bu, hem şirketler için çok daha avantajlı, hem de kişinin kendisi için çok daha fazla avantajlı olacaktır.