Cevaplar 11

Yükleniyor...
610 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Ben bir şeyler üretmeyi ve somut bir şeyler koymayı çok seviyorum. Hayatım hep bir şeyler üretmekle geçti. Burada bir şeyler üretip birilerinin derdine çare buluyorsunuz, karar veriyorsunuz ama o bilginin üzerine girişimcilik ruhunu koyarak daha somut bir şeyler üretmek isterdim. Örneğin; ziraat mühendisi olup tarımda fark yaratmak, bir ürünü daha farklı açılardan ele alarak ortaya koymak isterdim. Biyoteknoloji okumak isterdim.

İşletme biraz arada kalan bir yer. Şu anda 500 bin işletme mezunu boşta. Niye boştalar sormak lazım. Eğer bu arkadaşlar mühendis olsa birkaç kişi birleşerek ufak bir laboratuvar açarlar ve bir şeyler geliştirirler. Artık girişimciye destek de var ama işletme öyle bir şey ki kendi başınıza üretemiyorsunuz, bana biraz zayıf bir meslek geliyor. Biz birçok şeyi orada öğrendik ama ben mühendislik okumak isterdim.


566 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Bizi hizmet sektöründen ayıran en önemli özellik, bizde yatayda kalma diye bir şeyin söz konusu olmamasıdır. Bulunduğun pozisyonu 1 sene sonra bir üste çıkarmak zorundasın çünkü çok dinamik bir yapı var. İşe Asistan olarak başlıyorsun, biz buna Asistan 1 diyoruz. Başarılı olup Asistan 2 pozisyonuna gelmek zorundasın. Firmada ömür boyunca Asistan 1 olarak çalışma modeli yok. Asistan 2 olduktan sonra Senior dediğimiz bir üst seviyeye gelmek zorundasın. Belki 1 sene boyunca Asistan 2 veya Asistan 3 yapıyoruz ama çalışma metodolojimize göre 2 sene sonra Senior olmak gerekiyor. Senior 3’ten sonra Müdür olman lazım, Müdür olmazsan gene olmuyor. Dolayısıyla hiçbir zaman yatayda kalma gibi bir model yok çünkü seninle beraber giren arkadaşlarınla sürekli yukarı çıkmak zorundasın. O arkadaşın sana talimat verecek, seni yönlendirecek, performansını ölçecek. Bunu insan pek kolay kabul etmiyor. Bu yüzden hep kişinin yukarı doğru çıkmasını istiyoruz. Başarısız olan da gider, bu kadar net!

5 sene sonra Manager oldun. Performansına göre Kıdemli Müdür pozisyonuna, daha sonra Yardımcı Partner pozisyonuna terfi ediyorsun. Bunları bitirdikten sonra bir Partner’da olması gereken beklentilerin hepsi sende varsa, Partner’lara yeni şeyler kazandıracağını düşünüyorsan Partner oluyorsun, eğer yoksa o Yardımcı Partner pozisyonunda kalıyorsun.

Bizim firmanın zorunlu emeklilik yaşı 62’dir. Üniversiteden 22 yaşında mezun olduğunu düşünürsek 40 sene boyunca çalışmak insana yetiyor çünkü yoğun bir çalışma ortamı var ve yoruluyorsun. Bir daha dünyaya gelmeyeceksin, o yüzden biraz da gezmek, hayatında yapmak isteyip de yapamadığın hobilere zaman ayırmak gerekiyor.

Biz bu kariyer yolunda herkese destek oluyoruz. Herkes yarışa aynı çizgiden başlıyor, bayrağı alan devam ederek turu tamamlıyor.


448 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Çok dinamik ve keyifli bir ortam vaat ediyoruz. Bizim hiç statik bir iş yapışımız yok. Ofiste çalıştığınız arkadaşlarınız sizden birkaç sene önce mezun olmuş kişiler oluyor. Burada öğrenmeyi vaat ediyoruz, çok hızlı bir eğitim veriyoruz.

Ben master yaptıktan sonra buraya geldim. Keşke hiç master yapmasaydım çünkü vakit kaybetmişim. Direkt olarak burada başlasaydım belki çok daha fazla şey öğrenecektim. Yanlış anlaşılmasın; master yapmak uzmanlaşmak için gerekli ama burası da ciddi anlamda eğitiyor.

Biz gençlere burada bir arkadaşlık ortamı, disiplin, hayata farklı pencerelerden bakma ve muhakeme yeteneğini veriyoruz. Risk yönetimi konusunda tecrübe kazandırıyoruz. Arkadaşlara sanki bir aile şirketinde çalışıyormuş gibi çalışma ortamı sağlıyoruz. Eğer arkadaşımız yurt dışı tecrübesi istiyorsa yurt dışına gitmesi için ona destek oluyoruz. Yeter ki bu firmada kalıcı olduğunu hissettirsin, oradaki tecrübeyi daha sonra bize getirsin. Buradan başka bir sektöre geçmesi bizim için büyük bir kayıp oluyor çünkü bir elemanı yetiştirmek yıllarımızı alıyor. Bizi de emek verip yetiştirdiler, biz de bizden sonra gelenleri yetiştiriyoruz. 

Biz gençlere güzel bir gelecek ve kolay olmayan ama severek yapabilecekleri bir iş veriyoruz. Stres altındasınız, zamana karşı yarışıyorsunuz ama hiçbir iş kolay değil. İşimizi yaparken yanlış bir rapor verirsek ortaya çıkacak sonuçlar bizi rahatsız ediyor. Dolayısıyla işimizi düzgün yapmak zorundayız. Verdiğimiz ürünün karşı taraftan iyi algılanması çok önemli. Bu meslek hayatı öğretiyor, farklı bakış açıları getiriyor. Biz gençlerin iyi bir yönetici olmalarını sağlıyoruz.

Herkes EY’da kalıp kariyer yapacak veya Partner olacak gibi bir beklentide olmayabilir çünkü biz çok başarılı olanları yukarıya çıkarıyoruz. Arada birçok insan ayrılarak özel sektörde başka işlere giriyor veya kendi işini kuruyor. Burada biz onlara o kadar faydalı şeyler veriyoruz ki, gittikleri yerlerde de çok başarılı oluyorlar.

Bu meslek çok dinamik olduğu için sabah geldiğinizde aynı masada oturmuyorsunuz. Bugün X müşterisiyle görüşürken, yarın farklı bir sektörde Y müşterisiyle farklı konular görüşüyorsunuz. Dolayısıyla bu, her sektörü tanımanızı, farklı sektörlerin en iyi uygulamalarını öğrenmenizi ve farklı insanlar tanımanızı sağlıyor. Bunu kaç kişi yapabiliyor merak ediyorum. Özel bir şirketin en iyi pozisyonuna dahi girseniz yaptığınız iş hep rutine biniyor, bizde rutinlik yok. İnsan boş vakti olduğunda sıkılır, bizim sıkılmaya zamanınız olmuyor. Sıkıldığınız zaman ise o işten yorulduğunuz için sıkılmışsınızdır. Yaptığınız iş biter, başka bir işe geçersiniz. Bir bakarsınız 30 sene bitmiş olur. EY size sıkılmadan yapabileceğiniz, devamlı öğreten, kendinizi geliştiren, çevrenizi genişleten saygın bir meslek sunuyor. Kolay değil çünkü hep en iyileri almaya çalışıyoruz. O en iyiler içinden en iyi olanları Partner yapmaya çalışıyoruz. Bazen arkadaşlar bu yolun çok uzun ve yorucu olduğunu düşünerek daha erken ayrılıyorlar ama unutmasınlar ki hayat hiçbir zaman kolay değil.


428 görüntülenme
·
Transkripti Göster

EY Türkiye'de çok çalışmak gerekmiyor ama burada kendi işinizdesiniz. Kendi işinizde çok çalışır mısınız, çalışmaz mısınız? Başarıya ulaşmak, şirketinizi büyütmek, gelirinizi arttırmak, çalışanlarınıza daha iyi bir gelecek sağlamak istiyorsanız ve bu şirketin sahibiyseniz çalıştığınız hiçbir saat sizi yormaz ve her saat verimli geçer. Boşa geçen zamanlar da olacaktır ama gocunmazsınız çünkü bundan da bir tecrübe kazanırsınız.

Ben kendimi ilk günden itibaren bir çalışan olarak görmedim. Ben buranın bir ortağıyım. Burada çalıştığım süre içerisinde kendimi buranın bir sahibiymişim gibi düşündüm çünkü o zaman saatler rahatsız etmiyor ama çalışan kendisini maaşlı bir memur gibi konumlandırırsa sorun olabiliyor.

Burada herkese adil bir şekilde destek oluyoruz. Bizim zamanımızda Partner’lar yukarıdaydı, biz aşağıdaydık. Ben hiçbir zaman onlar bizden daha çok kazanıyor veya daha az çalışıyor diye düşünmedim çünkü onlar da buradan geçti. O da elini taşın altına sokmuş, sen de sokacaksın. Bu sistem kimsenin önünü kapatmıyor, herkes eşit çalışıyor. Bu yüzden de gününe ve saatine bakmamak lazım. İşini bitirdikten sonra dinlenebilirsin veya işini yapıyorsan nerede yaptığın benim için önemli değil. Sen öğlene kadar uyumayı da tercih edebilirsin, geceye kadar çalışmayı da sevebilirsin. Sabah uykunu almadan çalışamıyorsundur ama işini düzgün ve zamanında yapıyorsan sorun yok. Sabah 08.30’da gelip hiçbir şey yapmamaktansa, 12.00’de gelip düzgün hizmet üretmen daha iyi. Firmalar artık bunu arıyor, çağ ve dünya değişiyor.


383 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Şirkete ilk girdiğim zaman bile kendimi bu şirketin bir ortağı gibi gördüm. Küçük bir ortaktım ama şirketin bir hissedarıydım. Bir gün emeğimin karşılığını şirkete resmen ortak yapılarak alacağımı biliyordum. Dolayısıyla buradaki yılları hiçbir zaman hesaba katmadım, hiç düşünmedim. Bir gün emekli olup giderek bayrağı başkalarına teslim edeceğim ama burada hep kendi işimi yaptığımı hissettim.

Matematiksel olarak bakarsak 1990’da bu mesleğe girdim, 28 yıldır devam ediyorum. Bu işin en sevdiğim tarafı kendi işimi yaptığımı hissetmemdi. Bizimle iş görüşmeleri yapanlarla ve beraber çalıştığımız arkadaşlarımızla birlikte hep aynı ruh içerisinde çalıştık. Burada bir arkadaşlık ruhu vardı. EY’da bunca yıl kalmamı sağlayan en önemli özellik; buranın bir patron şirketi olmaması ve işini düzgün bir şekilde yaparsan kimsenin sana negatif bir şey söyleyememesiydi çünkü buna göre de başarılar ve terfiler devamlı artıyor. Terfi edip etmemenin birinci sorumlusu sensin. Böyle bir şey başka hiçbir yerde yok. Çalışıp başarılı olursan alırsın, başkasının vermesine gerek yok.

Ben kendime güvendim. Çalışırsam, bana verilen hedefleri fazlasıyla yerine getirirsem, çevremde iyi bir insan olarak tanınırsam bundan daha güzel bir iş yeri olamaz diye düşündüm ve zaman beni mahcup etmedi. 30 yıla yakın bir süreyi burada geçirerek doğru yerde olduğumu kanıtlamış oldum. Kolay değil. Genelde insanlar çok sık iş değiştiriyor ama önce neden sürekli iş değiştirdiği için önce kendine bakmalı. Başka mazeretlere gerek yok. Bu yüzden önce aynaya bakıp kendini ölçüp biçeceksin, ondan sonra o işin sana uygun olmadığını söyleyebilirsin çünkü hayalinde reklamcı olmak vardır ve bu meslek sana göre değildir. Bu tamamen sana bağlı. Kolay değil, 28 seneyi bitirdim. Allah uzun ömür verirse bir 28 sene daha çalışırım. Hiç yorulmadan gittiğimi düşünüyorum.