Cevaplar 95

Sırala:
Bilkent Üniversitesi öğrencisine sunduğu hem sosyal hem akademik ortam sayesinde Türkiye'nin en gözde üniversitelerinden biridir.
Bu okulda güzel bir arkadaş ortamına ve üst düzey bir bilgi birikimine aynı anda sahip olabilirsiniz.
Farklı vizyonlara sahip akademik kadrosundan iş hayatınızda gerekli olucak geniş çaplı bilgiler edinebilir, öte yandan futbol,basketbol gibi yaygın sporların yanında amerikan futbolu,buz hokeyi,oryantiring gibi sporlarla da uğraşabilirsiniz.
Üniversite tercihim doğrudan bölüm tercihim ile alakalı. İstediğim bölüm (Bilgisayar Teknolojisi ve Bilişim Sistemleri) sadece iki üniversitede vardı. Birisi Bilkent Üniversitesi, diğeri de Trakya Üniversitesi. Hatta az önce arama yaptığımda gördüm ki Mersin Üniversitesi'nde de açılmış. Ne güzel olmuş.

İki üniversite arasında kalınca tercihimi Bilkent'ten yana yaptım. Bilkent'e burslu da girebileceğimi düşünüyordum. Ayrıca Edirne yerine Ankara'da okumak daha cazip gelmişti. Ve son olarak imkanları bakımından iki üniversiteyi karşılaştırdığımda Bilkent yine ağır basıyordu. Sonuç olarak Bilkent'i tercih ettim.
Güncelleme (14/7/2014):
- Aşağıda bahsettiğim University of California ile olan değişim anlaşmaları maalesef feshedildi.
- Bu yaz mezun oldum. Şu an itibariyle gözlemlediğim, akademik kariyer ve savunma sanayi için Bilkent'in enfes olduğu, ancak özel sektörler için Boğaziçi'nin tartışılmaz bir vizyon kazandırdığı.

-----------------------------------------------------------------

Tercih döneminde aklımı yiyip bitiren bir soru oldu bu. Bilkent mi, ODTÜ mü? Yoksa Boğaziçi mi? O dönemde “Elektrik – Elektronik Mühendisliği” okuma kararımı çoktan vermiş birisi olarak, tek düşündüğüm üniversite tercihiydi. Bilkent kaliteli, ODTÜ ve Boğaziçi’nin ismi yeter, hepsinin ayrı bir güzelliği var. Ancak en akıllı tercihin Bilkent olduğunu düşünmesem şu an Bilkent’te olmazdım.

En başında Bilkent, Elektrik – Elektronik Mühendisliği eğitimini Türkiye’de en iyi veren okul olarak ön plana çıkıyor. Bunu okula geldiğiniz zaman da yoğun ve ağır bir ders programıyla karşılaştığınızda anlıyorsunuz. Ancak düşündüğünüz zaman, ODTÜ ya da Boğaziçi de en kötü halleriyle dahi harika bir eğitim veriyorlar. Öyle olmasalar bugün bulundukları yerde bulunmazlardı. Bu açıdan bakınca, eğitim kalitesi sadece Bilkent’i seçmemi “destekleyen” bir şeydi, işin gerçek sebebi değil.

Peki neydi bu gerçek sebep? Yurtdışı olanakları. Bilkent’te hem öğrenciyken, hem de mezun olduktan sonra master yapmak istediğiniz zaman acayip geniş yurtdışı olanakları var. Çiçeği burnunda birçok vakıf üniversitesi bu yolla öğrenci kandırıyor biliyorum, ancak Bilkent’in durumu öyle değil. Henüz öğrenciyken Berkeley ve UCLA gibi ABD’deki en iyi okullara değişim öğrencisi olarak gitme imkanınız var, diğer vakıf üniversitelerindeki gibi Amerika’nın kıyıda köşede kalmış üniversitelerine değil. Tabi bunlar için yüksek bir ortalama gerek, o ayrı. İşte diğer üniversiteler bu noktada sıkıntılı. Eleştirmek istemem, ancak özellikle diğer üniversitelerde hem üniversite öğrencileri için hem de master dönemi için yurtdışına çıkma konusunda inanılmaz bir karşıtlık var. İmkan olmamasını geçtim, imkan yaratılmıyor. Siz kendiniz imkan bulsanız, referans alamıyorsunuz. “Beyin göçü”nü engellemenin yolunu öğrenci göndermeyi tamamen kesmekte gören bu anlayış, beni doğrudan doğruya Bilkent’e yönlendirdi.

Zamanında bir büyüğüm, “Bilkent diğer üniversitelerden yüksek bir seviyededir. Eğer diğer üniversitelerde okursan gelir Bilkent’te master yaparsın. Eğer Bilkent’te üniversite eğitimini alırsan, master zamanında Amerika yolcusu olursun” demişti. Tercih döneminde yaptığım gezilerde bunun kesinlikle böyle olduğu kanısına vardım, zaten Bilkent laboratuvarlarındaki sayısız ODTÜ’lü master öğrencileri bunun en büyük kanıtı.

Siz siz olun, neyi önemsediğinizi iyi belirleyin. Eğer not ortalamasını pek önemsemeyip üniversite hayatı yaşamak derdindeyseniz, ODTÜ sizlere harika bir kampus öneriyor. Ancak Türkiye’nin en iyi profesörlerinden kaliteli eğitim almak, özel üniversitenin uçsuz bucaksız imkanlarından yararlanmak ve de “yurtdışına gideceğim” dediğinizde size direnen bir anlayışla karşılaşmak istemiyorsanız yapacağınız bir ve yalnız bir tercih var: Bilkent Üniversitesi.
Üniversite sınavı sonrası tercih döneminde yapılan seçimlerden birisi olmadığı için, üniversiteden çok bölüme odaklı bir seçimim olmuştu. Çünkü Grafik Tasarım bölümü, yetenek sınavıyla alan bir bölüm olduğundan, birkaç üniversitenin sınavlara katıldım. Bilkent Üniversitesi'ni seçmemse biraz tesadüfler üzerine kurulu oldu. Son anda karar vererek, yetenek sınavına katıldım. Çünkü okul anlamında özel üniversite hissiyatım çok yoktu. Sonuç olarak sadece ismini ve büyüklüğünü bildiğim bir üniversiteye, tamamen şansımı deneyerek yetenek sınavını kazanarak katıldım.

Bilkent Üniversitesi kampüsünü görüp, etkilenmemekte mümkün değil. Denizli'de doğup büyümüş birisi olarak, İstanbul sevdası yerine, içimde oluşan Ankara'da yaşama hissi de etkili oldu. O günden bugüne değişen şeyse, başta kararsız olduğum seçimin, iyi ki Bilkent'i seçtim şekline dönüşmesidir. Arada yönetiminden tut, bazı eğitimlerine kadar çok kızsam da sanırım yine o ilk sınava girdiğim güne dönsem, yine Bilkent'i seçerdim.
Devlet üniversitelerini hiçbir zaman tercih etmeyi düşünmedim. Bürokrasi, kadrolaşma, devletin kafasına göre atadığı rektörler, bütçe darlığı, öğrenciye ilgisizlik gibi sebeplerden dolayı devlet üniversitelerine hep soğuk baktım. Vakıf üniversitelerini devlet üniversitelerine göre çok daha yenilikçi, atılımcı ve başarılı buluyorum. Vakıf üniversitelerini inceleyince de üç seçeneğimin olduğunu gördüm, en azından okumak istediğim bölümde başarılı olan: Bilkent, Koç ve Sabancı. Üçünün de tanıtım günlerine katıldım. Sabancı'nın rektörünü çok laubali ve gayriciddi buldum. Ayrıca okulun core dersler sisteminin de zaman kaybı olduğunu düşündüğüm için Sabancı'yı kolayca eledim. Koç ve Bilkent arasında seçim yapmak kolay olmadı dürüst olmak gerekirse. Ama Bilkent'in Koç'a göre çok daha eski ve oturmuş bir sisteme sahip olması, daha tecrübeli olması benim için ayırt edici bir faktör oldu. Ayrıca üniversitelerin kurucularına baktığımızda İhsan Doğramacı'nın Koç ailesine göre çok daha vizyoner ve eğitim sevdalısı olduğu gerçeği de bu süreçte seçim yapmamı kolaylaştırdı.
Kayıt dönemi benim için her anlamda uçuşlarda olduğum bir dönemdi. Hangi üniversiteye gideceğime bir türlü karar veremiyordum. Sadece şehre istinaden fikirlerim oluşmuştu. İnsanların cık cık seslerini kulaklarımda hissedeceğime eminim ama başıma bir şey gelmeyecekse İstanbul’u ezelden beri sevemedim. Benim için İstanbul gezilecek şehirdir. O yüzden Boğazici, İtü, Koç, Sabancı dörtlüsü benim için çok ön planda olmadı. Kampüs istedim, yurt dışı olanakları istedim, iyi akademisyenler istedim, havalı olsun istedim. İzmir ile Ankara arasında kalan ben, kalbim Ege’de kalsa da, Bilkent’in gönderdiği kitap ve cd farkıyla Ankara’yı ve Bilkent’i seçtim.
Üniversite, bir insanın küçüklüğünde başlayan saf ve temiz hayallerinin en güzel parçasıdır. Benim için de böyleydi. Ailemin etkisiyle olmalı ki henüz küçük yaşlarda ODTÜ, Bilkent, Boğaziçi gibi Türkiye’de akademik ve sosyal alandaki başarıları ile kendilerini kanıtlamış üniversitelerin isimlerini işitme fırsatım oldu. Tabi o zamanlar bu üniversitelere gitmek benim için bir hayal iken gün geçtikçe bu hayaller hedef olmaya başlamıştı.

İlköğretim çağımda ODTÜ çok meşhur bir üniversite idi. ÖSS’de Türkiye derecesi yapmış insanlar hep ODTÜ’ye giderlerdi. Ayrıca birçok başarılı çalışma da hep ODTÜ önderliğinde inşa edilirdi. Bu sebeple ben de büyüdüğümde Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde kendimi görmek istemiştim.

Lise boyunca hayalim uzun bir süre değişmedi: ODTÜ’yü düşünüyordum. Okulumuza gelen eski mezunlar, çeşitli üniversitelerin öğretim üyeleri ve tanıtım ekipleri de fikirlerimi değiştiremedi. Lakin o günlerde okumak istediğim üniversitenin bulunmasını istediğim şehir ise Ankara idi. Bu sebeple Ankara’daki diğer üniversiteleri araştırırken Bilkent gözüme ilişti. Verdiği eğitimin kalitesinden olsa gerek ki o dönemde Bilkent, sadece benim gözümde değil tüm Türkiye’de yükselen bir değer olmaya başlamıştı. Belki de zaten öyleydi; fakat ben bu durumu yeni öğrenmiştim : )

ÖSS’ye girip çıktıktan sonra tercihlerden önce Ankara’yı ziyaret etme fırsatı buldum. Şansızlığımızdan mıdır bilmiyorum; ama çeşitli gerekçelerden dolayı lisemizde hiçbir üniversite gezisi olmadı. Bu sebeple, bu ziyaret benim için çok faydalı oldu diyebilirim. Tabi aklımda iki üniversite vardı: Bilkent ve ODTÜ. İkisini de gezdik. Kampüslerini gördüğümde Bilkent çok daha cazip geldi. Bir kere ODTÜ’ye göre daha bakımlıydı ve fakülteler iç içeydi. Bilkent’i tanıtan kız, bize Bilkent’te her öğrencinin ihtiyaçlarına karşılık bulabileceğini söylemiş ve Bilkent’te sağlanan olanaklardan fazlasıyla bahsetmişti. O tanıtımdan çok etkilendim ve tercih dönemimde gözüm kapalı “Bilkent !” dedim.
Açıkçası Bilkent tercihi, benim istediğim bölümü seçmemden sonra üzerinde durduğum bir konu oldu. Endüstri Mühendisliği okumaya karar verdikten sonra alternatiflerim yalnızca ikiye -Bilkent ve ODTÜ- düşene kadar eleme yaptım. Ardından yaptığım araştırmalar ve aldığım tavsiyeler sonucunda Bilkent’in gelecek konusunda daha net güvenceler verdiğinin farkına vardım. Birçok sosyal platformda Bilkent Endüstri’nin ABET akreditasyonu, Kariyer Merkezi’nin çalışmaları, bölüm başkanının ve akademik personelin öğrenci ile iletişimi ve Bilkent’in olanakları konusunda ikna edici şeyler okudum. Böylece Bilkent’i tercih ettim.
İlk önce şunu belirtiyim; ben ilkokulu da ve liseyi de özel okullardan bitirdim. Ama lisede ilk 2,5 seneyi devlet de okuyup daha sonra özele geçtim. Burada size lisede kazandığım tecrübeyi aktarmak istiyorum; özel ve devlet arasındaki fark. Devlet üniversitesine gitmedim için size sadece lisedeki farkları yazacağım ama bunların üniversite de geçerli olduğunu gördüm, görüyorum.
1. Eğitmen kalitesi: lisede en büyük fark buydu. Devlet okulunda eğitmen okula gelen öğrencinin üçde bir kaliteye bile sahip değildi. Ama özelde alanında en iyilerle yada dersine çalışan eğitmenlerle tanıştım.
2. Öğrenci, eğitmen ilişkisi: devletde kimse öğrenciyi sallamazken, özelde gece evine gitmeyip yurtta etüte kalan hocalarla tanıştım. Bilkentde de hocaların ofis saatleri bellidir. Her türlü sorununuzla kapılarını çalabilirsiniz.
3. Öğrenciye sunulan olanaklar: laboratuvarlar, kütüphane, yemekhane, yurt, deslikler… paralı olmanın avantajı.
4. Öğrenci kalitesi: Doğal olarak devlette daha yüksek. Bu yüzden özelde hem sınavlar seviyeye göre olduğu için daha kolaydır, hem de ortalama düşük çıkar. Devlet üni. de sınava girmediğim için sınavlar daha kolay diyemem ama ortalama düşük olduğu için ve notlar ortalamaya göre belirlendiği için; kolay.

Burslular için birebir. Yok ben rahatlık, iyi eğitim istemiyorum, boğaz istiyorum diyorsanız Boğaziçi yazın.
Burssuzlar için de: ben çalışacağım, hocaları sömüreceğim, parasıyla değil mi; “Öğretin uleyn!” diyorsanız; Bilkent sizin yeriniz.
Bilkent Üniversitesi, yurtiçinde ve yurtdışında saygınlığı olan, köklü bir üniversite. Okulumuzun verdiği akademik eğitim ve hocaları başta olmak üzere farklı kültürlerden insanlarla tanışarak sosyal becerilerimi geliştirme şansı sunması gibi etkenler benim bu okulu tercih etmemde etkili oldu. Bunların yanı sıra, Bilkent'in eğitim dili İngilizce ve bu konuya gerek okul yönetimi olsun gerekse hocalar olsun oldukça önem veriyorlar, burada aldığımız eğitim sonrasında gerçek anlamda iyi bir İngilizce ile mezun oluyoruz, ki İngilizceye ek olarak alabileceğimiz çok sayıda farklı dil de mevcut. Benim gibi akademik hayatına ve kariyerine özellikle yurtdışında devam etmeyi planlayanlar açısından Bilkent'in verdiği yabancı dil eğitimi burayı tercih etmelerinde büyük rol oynamalı diye düşünüyorum.

İlgili Konular

Ankara

5 soru, 295 cevap.

İlgili Şirketler

Microsoft

59 soru, 101 cevap.

Garanti Bankası

78 soru, 183 cevap.

Perfetti Van Melle

70 soru, 152 cevap.

British American Tobacco

124 soru, 247 cevap.

Zeo

23 soru, 59 cevap.

Hepsini Göster (28)
Huawei

73 soru, 118 cevap.

Zingat.com

90 soru, 216 cevap.

Colgate-Palmolive

90 soru, 163 cevap.

Opsago

38 soru, 58 cevap.

Koton

250 soru, 609 cevap.

Solvoyo

16 soru, 54 cevap.

L'Oréal

103 soru, 161 cevap.

METRO Cash & Carry Türkiye

156 soru, 318 cevap.

Procter & Gamble

86 soru, 210 cevap.

BSH

102 soru, 272 cevap.

Akbank

12 soru, 18 cevap.

Türk Telekom

66 soru, 156 cevap.

Eczacıbaşı Topluluğu

13 soru, 19 cevap.

Burgan Bank

60 soru, 128 cevap.

Unilever

57 soru, 121 cevap.

Migros

192 soru, 354 cevap.

Anlatsın

39 soru, 258 cevap.

Garanti Teknoloji

64 soru, 127 cevap.

Philip Morris / Sabancı

94 soru, 248 cevap.

PepsiCo

58 soru, 130 cevap.

Nokta

18 soru, 63 cevap.

Canon Eurasia

93 soru, 147 cevap.

Arvato

51 soru, 82 cevap.