Neden Bilkent Üniversitesi?

93,380 görüntülenme 1 takipçi

Cevaplar 96

Sırala:
Üniversite tercihim doğrudan bölüm tercihim ile alakalı. İstediğim bölüm (Bilgisayar Teknolojisi ve Bilişim Sistemleri) sadece iki üniversitede vardı. Birisi Bilkent Üniversitesi, diğeri de Trakya Üniversitesi. Hatta az önce arama yaptığımda gördüm ki Mersin Üniversitesi'nde de açılmış. Ne güzel olmuş.

İki üniversite arasında kalınca tercihimi Bilkent'ten yana yaptım. Bilkent'e burslu da girebileceğimi düşünüyordum. Ayrıca Edirne yerine Ankara'da okumak daha cazip gelmişti. Ve son olarak imkanları bakımından iki üniversiteyi karşılaştırdığımda Bilkent yine ağır basıyordu. Sonuç olarak Bilkent'i tercih ettim.
Bilkent Üniversitesi öğrencisine sunduğu hem sosyal hem akademik ortam sayesinde Türkiye'nin en gözde üniversitelerinden biridir.
Bu okulda güzel bir arkadaş ortamına ve üst düzey bir bilgi birikimine aynı anda sahip olabilirsiniz.
Farklı vizyonlara sahip akademik kadrosundan iş hayatınızda gerekli olucak geniş çaplı bilgiler edinebilir, öte yandan futbol,basketbol gibi yaygın sporların yanında amerikan futbolu,buz hokeyi,oryantiring gibi sporlarla da uğraşabilirsiniz.
Güncelleme (14/7/2014):
- Aşağıda bahsettiğim University of California ile olan değişim anlaşmaları maalesef feshedildi.
- Bu yaz mezun oldum. Şu an itibariyle gözlemlediğim, akademik kariyer ve savunma sanayi için Bilkent'in enfes olduğu, ancak özel sektörler için Boğaziçi'nin tartışılmaz bir vizyon kazandırdığı.

-----------------------------------------------------------------

Tercih döneminde aklımı yiyip bitiren bir soru oldu bu. Bilkent mi, ODTÜ mü? Yoksa Boğaziçi mi? O dönemde “Elektrik – Elektronik Mühendisliği” okuma kararımı çoktan vermiş birisi olarak, tek düşündüğüm üniversite tercihiydi. Bilkent kaliteli, ODTÜ ve Boğaziçi’nin ismi yeter, hepsinin ayrı bir güzelliği var. Ancak en akıllı tercihin Bilkent olduğunu düşünmesem şu an Bilkent’te olmazdım.

En başında Bilkent, Elektrik – Elektronik Mühendisliği eğitimini Türkiye’de en iyi veren okul olarak ön plana çıkıyor. Bunu okula geldiğiniz zaman da yoğun ve ağır bir ders programıyla karşılaştığınızda anlıyorsunuz. Ancak düşündüğünüz zaman, ODTÜ ya da Boğaziçi de en kötü halleriyle dahi harika bir eğitim veriyorlar. Öyle olmasalar bugün bulundukları yerde bulunmazlardı. Bu açıdan bakınca, eğitim kalitesi sadece Bilkent’i seçmemi “destekleyen” bir şeydi, işin gerçek sebebi değil.

Peki neydi bu gerçek sebep? Yurtdışı olanakları. Bilkent’te hem öğrenciyken, hem de mezun olduktan sonra master yapmak istediğiniz zaman acayip geniş yurtdışı olanakları var. Çiçeği burnunda birçok vakıf üniversitesi bu yolla öğrenci kandırıyor biliyorum, ancak Bilkent’in durumu öyle değil. Henüz öğrenciyken Berkeley ve UCLA gibi ABD’deki en iyi okullara değişim öğrencisi olarak gitme imkanınız var, diğer vakıf üniversitelerindeki gibi Amerika’nın kıyıda köşede kalmış üniversitelerine değil. Tabi bunlar için yüksek bir ortalama gerek, o ayrı. İşte diğer üniversiteler bu noktada sıkıntılı. Eleştirmek istemem, ancak özellikle diğer üniversitelerde hem üniversite öğrencileri için hem de master dönemi için yurtdışına çıkma konusunda inanılmaz bir karşıtlık var. İmkan olmamasını geçtim, imkan yaratılmıyor. Siz kendiniz imkan bulsanız, referans alamıyorsunuz. “Beyin göçü”nü engellemenin yolunu öğrenci göndermeyi tamamen kesmekte gören bu anlayış, beni doğrudan doğruya Bilkent’e yönlendirdi.

Zamanında bir büyüğüm, “Bilkent diğer üniversitelerden yüksek bir seviyededir. Eğer diğer üniversitelerde okursan gelir Bilkent’te master yaparsın. Eğer Bilkent’te üniversite eğitimini alırsan, master zamanında Amerika yolcusu olursun” demişti. Tercih döneminde yaptığım gezilerde bunun kesinlikle böyle olduğu kanısına vardım, zaten Bilkent laboratuvarlarındaki sayısız ODTÜ’lü master öğrencileri bunun en büyük kanıtı.

Siz siz olun, neyi önemsediğinizi iyi belirleyin. Eğer not ortalamasını pek önemsemeyip üniversite hayatı yaşamak derdindeyseniz, ODTÜ sizlere harika bir kampus öneriyor. Ancak Türkiye’nin en iyi profesörlerinden kaliteli eğitim almak, özel üniversitenin uçsuz bucaksız imkanlarından yararlanmak ve de “yurtdışına gideceğim” dediğinizde size direnen bir anlayışla karşılaşmak istemiyorsanız yapacağınız bir ve yalnız bir tercih var: Bilkent Üniversitesi.
Üniversite sınavı sonrası tercih döneminde yapılan seçimlerden birisi olmadığı için, üniversiteden çok bölüme odaklı bir seçimim olmuştu. Çünkü Grafik Tasarım bölümü, yetenek sınavıyla alan bir bölüm olduğundan, birkaç üniversitenin sınavlara katıldım. Bilkent Üniversitesi'ni seçmemse biraz tesadüfler üzerine kurulu oldu. Son anda karar vererek, yetenek sınavına katıldım. Çünkü okul anlamında özel üniversite hissiyatım çok yoktu. Sonuç olarak sadece ismini ve büyüklüğünü bildiğim bir üniversiteye, tamamen şansımı deneyerek yetenek sınavını kazanarak katıldım.

Bilkent Üniversitesi kampüsünü görüp, etkilenmemekte mümkün değil. Denizli'de doğup büyümüş birisi olarak, İstanbul sevdası yerine, içimde oluşan Ankara'da yaşama hissi de etkili oldu. O günden bugüne değişen şeyse, başta kararsız olduğum seçimin, iyi ki Bilkent'i seçtim şekline dönüşmesidir. Arada yönetiminden tut, bazı eğitimlerine kadar çok kızsam da sanırım yine o ilk sınava girdiğim güne dönsem, yine Bilkent'i seçerdim.
Kayıt dönemi benim için her anlamda uçuşlarda olduğum bir dönemdi. Hangi üniversiteye gideceğime bir türlü karar veremiyordum. Sadece şehre istinaden fikirlerim oluşmuştu. İnsanların cık cık seslerini kulaklarımda hissedeceğime eminim ama başıma bir şey gelmeyecekse İstanbul’u ezelden beri sevemedim. Benim için İstanbul gezilecek şehirdir. O yüzden Boğazici, İtü, Koç, Sabancı dörtlüsü benim için çok ön planda olmadı. Kampüs istedim, yurt dışı olanakları istedim, iyi akademisyenler istedim, havalı olsun istedim. İzmir ile Ankara arasında kalan ben, kalbim Ege’de kalsa da, Bilkent’in gönderdiği kitap ve cd farkıyla Ankara’yı ve Bilkent’i seçtim.
Devlet üniversitelerini hiçbir zaman tercih etmeyi düşünmedim. Bürokrasi, kadrolaşma, devletin kafasına göre atadığı rektörler, bütçe darlığı, öğrenciye ilgisizlik gibi sebeplerden dolayı devlet üniversitelerine hep soğuk baktım. Vakıf üniversitelerini devlet üniversitelerine göre çok daha yenilikçi, atılımcı ve başarılı buluyorum. Vakıf üniversitelerini inceleyince de üç seçeneğimin olduğunu gördüm, en azından okumak istediğim bölümde başarılı olan: Bilkent, Koç ve Sabancı. Üçünün de tanıtım günlerine katıldım. Sabancı'nın rektörünü çok laubali ve gayriciddi buldum. Ayrıca okulun core dersler sisteminin de zaman kaybı olduğunu düşündüğüm için Sabancı'yı kolayca eledim. Koç ve Bilkent arasında seçim yapmak kolay olmadı dürüst olmak gerekirse. Ama Bilkent'in Koç'a göre çok daha eski ve oturmuş bir sisteme sahip olması, daha tecrübeli olması benim için ayırt edici bir faktör oldu. Ayrıca üniversitelerin kurucularına baktığımızda İhsan Doğramacı'nın Koç ailesine göre çok daha vizyoner ve eğitim sevdalısı olduğu gerçeği de bu süreçte seçim yapmamı kolaylaştırdı.
Üniversite, bir insanın küçüklüğünde başlayan saf ve temiz hayallerinin en güzel parçasıdır. Benim için de böyleydi. Ailemin etkisiyle olmalı ki henüz küçük yaşlarda ODTÜ, Bilkent, Boğaziçi gibi Türkiye’de akademik ve sosyal alandaki başarıları ile kendilerini kanıtlamış üniversitelerin isimlerini işitme fırsatım oldu. Tabi o zamanlar bu üniversitelere gitmek benim için bir hayal iken gün geçtikçe bu hayaller hedef olmaya başlamıştı.

İlköğretim çağımda ODTÜ çok meşhur bir üniversite idi. ÖSS’de Türkiye derecesi yapmış insanlar hep ODTÜ’ye giderlerdi. Ayrıca birçok başarılı çalışma da hep ODTÜ önderliğinde inşa edilirdi. Bu sebeple ben de büyüdüğümde Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde kendimi görmek istemiştim.

Lise boyunca hayalim uzun bir süre değişmedi: ODTÜ’yü düşünüyordum. Okulumuza gelen eski mezunlar, çeşitli üniversitelerin öğretim üyeleri ve tanıtım ekipleri de fikirlerimi değiştiremedi. Lakin o günlerde okumak istediğim üniversitenin bulunmasını istediğim şehir ise Ankara idi. Bu sebeple Ankara’daki diğer üniversiteleri araştırırken Bilkent gözüme ilişti. Verdiği eğitimin kalitesinden olsa gerek ki o dönemde Bilkent, sadece benim gözümde değil tüm Türkiye’de yükselen bir değer olmaya başlamıştı. Belki de zaten öyleydi; fakat ben bu durumu yeni öğrenmiştim : )

ÖSS’ye girip çıktıktan sonra tercihlerden önce Ankara’yı ziyaret etme fırsatı buldum. Şansızlığımızdan mıdır bilmiyorum; ama çeşitli gerekçelerden dolayı lisemizde hiçbir üniversite gezisi olmadı. Bu sebeple, bu ziyaret benim için çok faydalı oldu diyebilirim. Tabi aklımda iki üniversite vardı: Bilkent ve ODTÜ. İkisini de gezdik. Kampüslerini gördüğümde Bilkent çok daha cazip geldi. Bir kere ODTÜ’ye göre daha bakımlıydı ve fakülteler iç içeydi. Bilkent’i tanıtan kız, bize Bilkent’te her öğrencinin ihtiyaçlarına karşılık bulabileceğini söylemiş ve Bilkent’te sağlanan olanaklardan fazlasıyla bahsetmişti. O tanıtımdan çok etkilendim ve tercih dönemimde gözüm kapalı “Bilkent !” dedim.
Şüphesiz günümüz dünyasında global olaraktan kendini ispatlayan kurum ve kuruluşlar hep zirvededirler.Bilkent Üniversitesi ülkemizi dünyada temsil edebilen 4-5 üniversiteden lider konumunda olan üniversitedir(bkz.timeshighereducationrankings).Eğer aklınızdan 'ben yurt dışında akademik kariyerime devam edeceğim veya iş hayatıma yurt dışında atılacağım' diye bir düşünce geçiyorsa en doğru adres Bilkent.Çünkü Bilkent hocaları,eğitimi ve öğrencilere sağlamış olduğu imkanlarıyla(kütüphane,klübler,referans,senfoni orkestrası...) diğer üniversiteler arasında daha ayrıcalıklı konumdadır.
Benim hedefim ODTU Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimiydi, puanım beklediğimden yüksek gelince ben devlete harç vereceğime Bilkent bana burs versin dedim, çok da araştırmadan soruşturmadan bodoslama gittim. İyi ki Bilkent’e gelmişim, içimde çok kaldığı için ODTU’de yüksek yapıyorum, okulumu mumla arıyorum.
Öncelikle kişisel durumumdan ötürü önceliğim özel üniversitelere burslu yerleşmekti. Bunlar arasında da en eski olanı ve dolayısıyla en köklü olanı Bilkent’ti. Ben Bilkent ve Koç arasında kalmıştım. Çünkü tipik öss mantığıyla baktığımda bu iki üniversitenin en yüksek puandan aldığını gördüm. Sonra ikisini ayrıntılı olarak araştırdım ve Bilkentin burslu öğrenci sayısının fazla olması ve burs şartlarının daha güvenli olması Bilkenti seçmemde birincil etken oldu. Onun dışında yurt dışında büyük kuruluşlar tarafından yapılan araştırmalarda Türkiyenin birinci üniversitesi konumunda olması ve mezunların şu anda bulundukları yerlerde etkilemişti.

İlgili Konular

Ankara

5 soru, 287 cevap.

İlgili Şirketler

Eczacıbaşı Topluluğu

12 soru, 19 cevap.

Burgan Bank

59 soru, 129 cevap.

Zeo

23 soru, 59 cevap.

Garanti Teknoloji

62 soru, 127 cevap.

Zingat.com

88 soru, 216 cevap.

Hepsini Göster (29)
Opsago

38 soru, 58 cevap.

Arvato CRM Türkiye

47 soru, 82 cevap.

Koton

224 soru, 573 cevap.

METRO Cash & Carry Türkiye

151 soru, 318 cevap.

Huawei

67 soru, 118 cevap.

Unilever

100 soru, 184 cevap.

PepsiCo

113 soru, 224 cevap.

Nokta

18 soru, 63 cevap.

Canon Eurasia

82 soru, 147 cevap.

British American Tobacco

115 soru, 247 cevap.

Microsoft

58 soru, 101 cevap.

Procter & Gamble

87 soru, 210 cevap.

Türk Telekom

67 soru, 156 cevap.

Migros

191 soru, 353 cevap.

L'Oréal

97 soru, 161 cevap.

Anlatsın

48 soru, 59 cevap.

Garanti Bankası

77 soru, 194 cevap.

Akbank

12 soru, 18 cevap.

Perfetti Van Melle

68 soru, 152 cevap.

Colgate-Palmolive

85 soru, 163 cevap.

Philip Morris / Sabancı

94 soru, 248 cevap.

Decathlon

68 soru, 116 cevap.

Solvoyo

16 soru, 54 cevap.

Softtech

56 soru, 112 cevap.