Fatih Şentürk

Fatih Şentürk

10 Cevap
Sağda solda garip garip şeyler duyarak geldiğiniz üniversitenin aslında öyle olmadığını fark edeceksiniz, öncelikle rahatlayın.

Burslu/Burssuz ayrımı yok, bu yüzden yaklaşık 4-5 sene sürecek güzel kemik arkadaş çevresi edinmeye çalışın.

Bir dönem dahi olsa hazırlık okuyun, iyi bir arkadaş çevresinin temelleri genellikle burada atılır. Direkt bölüme gelip, saf saf gezenlerden olmayın. Hazırlık biraz sıkıcı olsa da, muhabbeti keyiflidir.

Kulüpleri takip edin, katılın, gerekirse görev alın. Sosyal çevrenizi ve etkinliğinizi artıracaktır. Çünkü unutmayın Bilkent eğitimi ağır bir üniversite, çoğu şeye vaktiniz kalmayacak kadar derse boğulacaksınız. Genellikle bu ilk sene ve son sene olur. Bazı bölümlerde ise her sene olabilir. Asosyalseniz eve çıkmak yerine, yurdu tercih edin. Çevreyi geliştirmeye ve kaynaşmaya etkendir. Sonraki senelerde eve çıkınca daha güzel olur.

Önce sonbaharda, sonrasında da ilkbaharda Bilkent çimlerinin tadını çıkartın. Özellikle kışın çok ararsınız o güneşi..

Son olarak, Eng101/102 hocalarınızı iyi seçin ve devamsızlıktan kalmayın. Birinci sınıftan sonra programınızı çok fazla işgal edecek bir takvime sahip. Kendinizi salmayın, çünkü dördüncü sınıfa kadar bu dersi alanlar bile vardır.

Son olarak ise, tadını çıkartın. 4 sene çabuk geçiyor (:
Üniversite sınavı sonrası tercih döneminde yapılan seçimlerden birisi olmadığı için, üniversiteden çok bölüme odaklı bir seçimim olmuştu. Çünkü Grafik Tasarım bölümü, yetenek sınavıyla alan bir bölüm olduğundan, birkaç üniversitenin sınavlara katıldım. Bilkent Üniversitesi'ni seçmemse biraz tesadüfler üzerine kurulu oldu. Son anda karar vererek, yetenek sınavına katıldım. Çünkü okul anlamında özel üniversite hissiyatım çok yoktu. Sonuç olarak sadece ismini ve büyüklüğünü bildiğim bir üniversiteye, tamamen şansımı deneyerek yetenek sınavını kazanarak katıldım.

Bilkent Üniversitesi kampüsünü görüp, etkilenmemekte mümkün değil. Denizli'de doğup büyümüş birisi olarak, İstanbul sevdası yerine, içimde oluşan Ankara'da yaşama hissi de etkili oldu. O günden bugüne değişen şeyse, başta kararsız olduğum seçimin, iyi ki Bilkent'i seçtim şekline dönüşmesidir. Arada yönetiminden tut, bazı eğitimlerine kadar çok kızsam da sanırım yine o ilk sınava girdiğim güne dönsem, yine Bilkent'i seçerdim.
Deniz canlısı değilseniz, Ankara gelebileceğiniz en güzel şehirlerden bir tanesi.

Sonbaharı çok güzeldir, keyif almanızı sağlar. Hele Bilkent gibi bir yerdeyseniz bu his 10 katına çıkar.

Düzenlidir, bürokratiktir. Yaşam alanları bellidir bu yüzden çok fazla uzaklaşmazsınız, çoğu yere tek araçla ulaşabilirsiniz.

Eve çıkmak çoğu zaman daha avantajlıdır, keyifli de olur.

İnsanı değişiktir, bazen iyi bazen olumsuzdur. Ama yol tarif edemiyorlar (Faruk Eczanesi mantığı), bir yere gitmek için dolmuş sorduğumda 3 ayrı kişi 3 farklı yeri göstermişti ve onlardan bağımsız bir yerden geçiyordu filan.

Gece yürüyebilirsiniz (her yerde değil abartmamak lazım). Örneğin yaz stajında İstanbul'da Harbiye taraflarında kalırken eve gidiş-geliş bir gerginlik yaratırken, İstanbul'dan Ankara'ya döndüğümde sabah 5'te Emek'ten eve geçerken tek tehdit benmişim gibi hissettiren tek şehir. Gece sakince yürümenin hissi çok güzeldir.
Aslında bu çok geniş cevap alanına sahip bir soru. Reklamcılıktan tutun, basılı, görsel ve dijital sektörün tamamına yelken açan bir mezuniyet sektörü. Yeterince çabalarsanız, Art Direktör (Sanat Yönetmeni) olarak ajansta kreatif işler arasında yer alabilir, hatta Dijital/Sosyal Medya'ya kadar uzanabilir, Görüntü Yönetmeni olarak klip/reklamdan tutun televizyon/sinemaya kadar geniş bir sektörde çalışabilir, 2D Animatör/İllüstratör/3 Boyutlu Modelleme/Animasyon sektörüne kadar geniş bir yelpaze içerisinde yer bulabilirsiniz.

Hatta ben bir yere bağlı kalmadan çalışırım derseniz Freelance Tasarımcı olarak, evinizden iş kovalayabilirsiniz.

Biraz sizin kendinizi geliştirme, yaratıcılık, merak ve yapacağınız şeyi sevmenize bağlı olarak çalışabileceğiniz güzel bir sektör.
Kesinlikle yok çünkü kimse kimsenin burslu veya burssuz okuduğunun bilgisinde değil. İnsanın böbürlenme huyu yoksa ki bu da binde bir gerçekleşen bir şey, dereceyle giren insanları bilmezsiniz bile. Hazırlık okurken 2 arkadaşım da Türkiye derecesi yapıp, Bilkent seçerek burs almışlar, başarılarını çok uzun zaman sonra öğrendik.

Bilkent'in farklı yanı bu aslında. Girerken yaptığınız derecenin değil de, içindeyken çabaladığınız vaktin karşılığını aldığınız bir üniversite olduğundan, onca yoğunluğun ve zor çalışmanın arasında, kimsenin ayrım yapmaya dahi vakti kalmaz (: