Halkla İlişkiler

8 soruya 8 cevap verildi.

Cevaplar 8

Yükleniyor...
23,790 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Ben mezun olurken ve benden birkaç sene sonra okula gelenlerin okuduğu bölümün adı Halkla İlişkiler ve Tanıtım’dı ama o düzen artık tamamen yok oldu. Şimdi Halkla İlişkiler ve Sosyal Medya ve İletişim Camiası adında bir şey ortaya çıktı.

Halkla İlişkiler’in temeli, Amerika’daki lobicilik faaliyetlerinden çıkan bir değerdir. Bunu ancak akademiyi bitirenler bilir ve anlar, bunun haricinde sağda solda pek telaffuz edilmez. Lobicilik ülkemizin kanunları gereği yasak olduğu için devşirilerek ve daha sonra özel sektöre adapte edilerek Halkla İlişkiler adını almıştır. Halkla İlişkiler, bir ürünü ve hizmeti hedef kitlesine tatlı gösterme sanatıdır.

Burada elimizdeki malzemenin iyi ve işe yarar halini yüceltmek, eksiklerini de üreticiye veya tedarikçiye göstermek gibi bir zorunluluğumuz var çünkü iletişim çift kanallı bir şey. Dolayısıyla bir Halkla İlişkiler Uzmanı, elindeki hizmeti ya da malı çok iyi tanımalı ve bunları ilgili kanallardan hedef kitlesine sızdırarak hedef kitlenin o konuyla ilgili fikrini de geri getirmelidir. Biz iki yönde çalışan bir postacı gibiyiz, karşı tarafın cevap mektubunu almadan eve dönmüyoruz. Eve döndüğümüzde de ona çalışıyoruz, her iki tarafın mektupta ne yazacağına biz karar veriyoruz çünkü her birinin bambaşka bir dünyası olmasından ötürü birbirleriyle iletişim kurmayı genelde bilmiyorlar ve aynı dili konuşmuyorlar.

5,380 görüntülenme
·
Transkripti Göster

İletişim Danışmanlığı sektörünün çok ciddi ve rahatsız edici gerçeklerinden bir tanesi krizdir. Bir markanın veya hizmetin başına her an bir kriz gelebilir. Biz krizleri hayatın bir parçası olarak ve asla göz ardı edilmemesi gereken noktalar olarak görüyoruz.

Büyük bir deprem olduktan sonra hepimiz evlere deprem çantası koyduk. Biz deprem çantasını markanın ofisine deprem olmadan önce koyuyoruz. O esnada ne yapacağınıza ve başınıza ne gelebileceğine dair senaryolar üretiyoruz, bu da Kreatif Ekibimizin katkılarıyla oluyor. En kötü ne olabileceğini, başınıza en kötü ne gelebileceğini, bir uçak firmasıysanız uçağınızın düşme ihtimalini, uçak düştüğünde ne yapacağınızı düşünmeniz ve yazılı iletişim planlarıyla bunları uygulamanız gerekiyor.

Kriz anında mahallelerde bazı tabelalar vardır, toplanma noktalarını gösterir. Biz de markanın hayatını o toplanma noktası tabelalarına yerleştiriyoruz. Kimin konuşacağını, kimin susacağını, kimin nereye gideceğini, ilk mesajların nereye iletileceğini belirliyoruz.

Artık kriz dediğimiz şey bir havayolu şirketi uçağının düşmesi değil; sosyal medyada bir anda sizin hakkınızda çıkan bir dedikodu veya yaptığınız bir hatanın ışık hızıyla yayılması demektir. Bu da Sosyal Medya Ekibinin uzmanlığına giriyor. Bu yüzden hayatınızda sosyal medya krizi olmaması için ne yapmanız gerektiğini veya olursa da nasıl konuşmanız gerektiğini bilmemiz gerekiyor. Dolayısıyla iletişim kanalları üzerindeki tehditleri, elimizdeki ürünün veya hizmetin açıklarını çok iyi bildikten sonra her zaman olabilirmiş gibi davranıyoruz, olmayınca da seviniyoruz.

Halkla İlişkiler kavramı, İletişim Danışmanlığı’nın bir parçasıdır. Halkla İlişkiler kavramının altında dinamizm sağlayan, gidiş ve gelişi en hızlı olan bir Basınla İlişkiler kanalı var. Bence basın çok enteresan bir oluşum çünkü bir gazeteyi, televizyonu veya sosyal medyadaki bir haber kaynağını toplumun her seviyesindeki insan aynı anda takip ediyor. Gazete sayfası herkese aynı görünüyor ve orada yakalanması gereken ortak bir dil var. Gazetecilerin işlerini en çok zorlaştıran şeyin bu olduğunu düşünüyorum çünkü onlar her noktasıyla anlayıp konu hakkında hiçbir şey bilmeyen insanlara birebir anlatacak cümle, kelime ve anlatım şekillerini bulmakla, haberin peşinden koşmakla veya haber değerinin ne olduğunu bulmakla yükümlüler. Bir motto vardır; insan köpeği ısırırsa haberdir, köpek insanı ısırırsa haber değildir…

1,556 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Bütün ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de yaşam koşulları ve iş hayatı gittikçe zorlaşıyor, rekabet korkunçlaşıyor. Yaptığımız işe her gün giren yeni şirketler var ve yeni giren şirketler ayakta kalabilmek için fiyatları düşürüyor. Fiyatların düşürülmesi de daha tecrübesiz insanlarla aynı işin yapılabileceği hissini doğurarak bütçeleri düşürüyor ama bizim de ödün veremediğimiz bazı kalitelerimiz var. Rekabetle başa çıkmak adına bazı tavizler vermemiz gerekiyor. Bu tavizleri vermek istemeyen bir şirket olarak da acı çekiyoruz, mesleğimizin en zor kısmı bu. Giriş bariyeri çok düşük ve çalışmak isteyen şirketlerin baktığı tek konu çoğu zaman bütçe oluyor. Dolayısıyla işimizin zor yanları; rekabetle ve düşen bütçelerle uğraşmak diyebilirim.

1,027 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Medya ilişkileri, şirketle medya mensupları arasındaki ilişkinin kurulması, şirketlerin medyada çalışanlara şirketin ne yaptığının anlatılması anlamına geliyor. Bunu empoze ederek, şirketin yaptıklarını şantaj yoluyla bastırarak veya rüşvet vererek değil, o şirketin topluma sunduğu faydaları medya mensubuna anlatarak onların ilgi duyması ve bu konu üzerine zorlamadan haber yapması anlamına geliyor.

680 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Etkinlik Yönetimi, şirketlerin hedef kitlesine kendi ürün ve hizmetlerini anlatmak için bir araya gelme şeklidir. Burada çalışacak kişilerin gezmeyi, görmeyi, yemeyi ve içmeyi seven, farklı organizasyonlar yapmayı düşünen yaratıcı kişiler olmasında fayda var çünkü artık şirketler ve onların hedef kitleleri aynı tasarımdaki yerlere gidip benzer ürün ve hizmetleri duymak istemiyor. Bu yüzden Etkinlik Yönetimi, Halkla İlişkiler içinde önemli bir departmandır.