Cevaplar 102

Yükleniyor...

RTS mezunları birçok farklı sektörde çalıştıkları için maaş skalası da bu yüzden epey bir değişkenlik gösterir. Bölümden mezun arkadaşlarım radyo, televizyon, sinema, dergi, gazete, reklam ve kurumsal şirketlerde farklı pozisyonlarda çalışıyor. Bu sektörlerde kendi içinde alanlara ayrıldığı gibi alanlar içerisinde de bir çok farklı bölüme ayrılıyor ve hepsinin maaşları çok farklı düzeylerde aslında. 

Net bilgi vermek gerekirse örneğin dizi sektöründe aylık net maaş yoktur. Dizi sektöründe çalışan kişiler haftalık olarak çalışırlar. Haftalık aldıkları ücrete kaşe denir. Herhangi bir dizi setinde reji, kamera, prodüksiyon, ses, ışık, sanat, kostüm gibi birçok grup bulunur. Bu gruplarda da farklı pozisyonlarda kişiler çalışır. En yüksek kaşeyi doğal olarak yönetmen alır. Yönetmenin kaşeleri de prodüksiyonun büyüklüğüne ve yönetmenin ismine göre çok değişkenlik gösterir. Şahsen haftalık 25 bin tl kaşesi olan yönetmenler duymuştum. Reji grubunda son asistan olarak başlayacak bir kişi bildiğim kadarıyla haftalık 500 ila 750 tl gibi bir ücretle başlar. Reji grubunda çalışan kişiler herhangi bir şirkete vs bağlı çalışmaz genelde freelance gibidir. Kamera grubunda ise en yüksek ücreti görüntü yönetmeni alır. Görüntü yönetmenleri de yine yönetmenler gibi yüksek ücretlere çalışırlar. Görüntü yönetmenin altında focus puller, kamera operatörü, kamera asistanı, dit gibi pozisyonlar vardır. Görüntü yönetmeni, focus puller, kamera operatörü reji ekibindekiler gibi freelance gibi hiçbir şirkete bağlı çalışmaz. Kamera asistanı ve dit ise genelde kamera kiralama şirketlerine bağlı çalışır. Kamera operatörlerinin 1000-1500 tl arasında haftalık kaşesi olduğunu duymuştum çok net olmamakla birlikte. Reji grubunda kaliteli bir prime time dizide 1.asistan olarak çalışan bir tanıdığım haftalık 2.500 liraya kadar kaşesi olduğunu da biliyorum. Tüm bunlarla birlikte dizi sektöründe kazanılan paralar yüksektir ama çalışma koşulları da çok zordur. Genelde günde 15-18 saat çalışılır, izin günleri çok belli değil ve genelde haftada 1 gündür. Bu çalışma saatleri de çok esnektir. Gece saat 12de de set başlayabilir, sabah 4.30da da. İşin zorluğuyla orantılı olarak düşünüldüğünde ücretlerin düşük olduğu bile söylenebilir.

Sinema sektöründe de durum hemen hemen aynıdır. Genelde bir sinema filmi ülkemizde 6 ila 8 haftada çekilir. Dizideki grupların hepsi hatta işe göre daha fazlası sinema sektöründe de vardır. Sinemada da yine haftalık olarak çalışılır. Dizi ile sinemanın farkı ise sinema daha kısa sürelerde çekildiği ve daha profesyonel davranılması gerektiği için kaşeler dizi sektörüne göre 1.5 kat daha yüksektir. Tabi bu durumlar yine belirtmek isterim ki işin büyüklüğüne göre çok fazla değişkenlik gösterir. 

Bir diğer sektör olan televizyonda ise yine bir çok pozisyon var. Televizyon kanalında çalışıyorsanız maaşla çalışıyor olursunuz. Özellikle haber kanallarının reji ekipleri sürekli yayın yaptıkları için çok güçlü olur. Burada da yönetmen, kameraman, resim seçici, kj operatörü, vtr operatörü, kurgucu, teknik yönetmen vs gibi bir çok pozisyon vardır. İsmen dizi ve sinemadaki pozisyonlarla aynı olsa da buradaki yönetmen ve kameramanların işlevleri çok farklıdır. Televizyondaki bir yönetmen veya kameraman dizi veya sinemada çalışamaz. Buradaki maaşları güncelde tam bilmemekle bundan 3-4 yıl öncesinde, vtr operatörü en düşük ücret alan kişiydi ve aylık maaşı asgari ücretin bir tık yukarısındaydı. Resim seçici ise 2,5-3 arası alıyordu. Teknik yönetmen de 3.5 gibi bir ücret alıyordu. Şu anda da bu durum çok değişkenlik göstermiyordur diye tahmin ediyorum. 

Reklam sektörü ise prodüksiyon ajansları ve reklam ajansları olarak ayrılıyor. Reklam prodüksiyonda dizi ve sinemadaki aynı ekipler çalışır. Bu sektörde ise dizi ve sinemaya göre iki farklılık vardır. Reklam setleri işin büyüklüğüne göre değişmekle birlikte %90'ı set yani çekim 1 gün sürer. Reklam filmlerinin çekim öncesi uzun bir süreçtir. Genelde 2 hafta ön hazırlık yapılır akabinde 1 gün çekim olur. Reklam rejisinde çalışanlar genelde iş başına para alır. Ayda maksimum iki reklam çekiminde bulunurlar. Kamera, ses, ışık vs gibi diğer ekipler ise sadece set günü çalışırlar. Rejideki son asistan 2-3 yıl önce iş başı 1000 tl civarı bir ücret alırdı. Görüntü yönetmeni 4bin, yönetmen 7-8bin, focus puller 2.500 gibi ücretler alırdı. Tabii yine burdada işin büyüklüğüne göre çok fazla değişkenlik gösterir. 30bin alan yönetmen de var. 

Reklam alanındaki diğer taraf da reklam ajanslarıdır. Reklam ajanslarında yazar, art director, grafiker, sosyal medya uzmanı, müşteri temsilcisi, stratejist, videographer vs gibi yine bir çok pozisyon vardır. Reklam sektöründe ajanslara göre maaşlar çok farklılık gösterir. Büyük ajanslarda maaşlar düşükken, küçük ajanslarda yüksektir. Bundan 2 yıl önce aynı pozisyonda farklı ajanslarda çalışan arkadaşlarımın maaşları arasında neredeyse 2 kat fark vardı. Ama genel bir şey söylemek gerekirse, sektörde pozisyondan bağımsız olarak giriş maaşları (yani 1-2 yıl tecrübeli) 2000-2500 tl arasında. Daha sonra yaratıcılığınızla orantılı olarak maaşınız çok değişkenlik gösteriyor. 

2,769 görüntülenme

Kesinlikle yok çünkü kimse kimsenin burslu veya burssuz okuduğunun bilgisinde değil. İnsanın böbürlenme huyu yoksa ki bu da binde bir gerçekleşen bir şey, dereceyle giren insanları bilmezsiniz bile. Hazırlık okurken 2 arkadaşım da Türkiye derecesi yapıp, Bilkent seçerek burs almışlar, başarılarını çok uzun zaman sonra öğrendik.

Bilkent'in farklı yanı bu aslında. Girerken yaptığınız derecenin değil de, içindeyken çabaladığınız vaktin karşılığını aldığınız bir üniversite olduğundan, onca yoğunluğun ve zor çalışmanın arasında, kimsenin ayrım yapmaya dahi vakti kalmaz (:

2,443 görüntülenme

"Eksileri" tanımına ilk uyan şey havası. Hava kışın soğuk, hatta çok soğuk. Alışmanız süreç alabilir.

Ankara gri şehir, genel olarak memur ve bürokrasi şehri. O sıkıcılığı ve monotonluğu her yere yansımış durumda. Eğlence alanları çok kısıtlı. Tunalı/Bestekar, Arjantin/Filistin, Sakarya, Park Caddesi gibi kısıtlı alanlara sahip. Zaten Bestekar'a gittiğinizde, tanıdığınız birçok insana rastlarsınız.

Denizi yok yazan var hâlâ! Yok, birkaç yüz milyon yıl ufukta da gözükmüyor, artık bu klişenin bitmesi gerekli. Ama evet yok, olsaydı İstanbul'u daha çok sevemezdik.

Eymir gölü gibi mini yerler harici çok fazla vakit geçirebileceğiniz bir güzelliği yoktur. AVM'lerle dolu bir şehir. Son senelerde konser imkanları ve sergi imkanları artsa da, hâlâ sanat alanında çok zayıf.

Ulaşım imkanları hala çok kötü. Örneğin 22:30 sonrası Ümitköy gibi modernize bi bölgeden, Bahçeli/Tunalı gibi semtlere taksi harici inemiyorsunuz. Örneğin ben Ankara'ya ilk geldiğimde Gordion yeni yapılıyordu, Metro o sene hadi bilemedin sonraki sene açılıyordu, yıl oldu 2013..

2,350 görüntülenme
1,922 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Anlatsın'da öğrenci kulübü sayfası adminliği almak için yagmur@anlatsin.com'a mail atmayı unutmayın!

4