Cevaplar 102

Yükleniyor...

İnterneti her daim ilk sırayı kapar. Grafik Tasarım bölümünde okumuş birisi olarak, internete neredeyse hiçbir zaman erişemedim. İlk 2 sene modemin altında grup halinde yere oturarak internete erişmeye çalışan bir öğrenci grubuyduk. Son sene her ne kadar düzelse de hala aktif değildi. Ki kampüs interneti de öyle, yani açık alanda wifi alanı çok kısıtlı.

Yemekhaneleri ikinci sırada yer alır. Çok pahalı ve tekdüze yemekler sevilesi değil. Örneğin Güzel Sanatlar Fakültesi tarafı Express Cafe / Speed Cafe / Kıraç olmak üzere yemeklerin tadının pek olmadığı bir bölgeye sahiptir. İçlerinde yine en iyisi Kıraç'tır ama çok giremezsiniz yemek kokusu sizi boğar. Speed'in yemek fiyatlarına hiç değinmiyorum bile. Öğrenci olarak, bölümünüze dışarıdan yemek sipariş etmenin daha ucuz olduğu bir yaşam alanına sahip (Son dönem catering Spor Salonuna da açıldı ama bize uğramadı sayılır). Kampüsün alt kısımlarında Cafe Inn gibi yerler olsa da, uzak olduğundan zaten tost yiyeyim daha iyi modu oluyor.

Üçüncü sırada ise tuvaletleri geliyor. Bu konuda temizlikten bahsetmiyorum, eski oluşundan bahsediyorum. Grafik Tasarım (FB Binası) bölümü tuvaletlerine kağıt peçete bile sanırım ya son sene geldi. Mezuniyet Tören'ine ailem geldiğinde ODEON'da tuvaletlere kadar beğenmişlerdi ama tabii ki gel bir de bize sor demeden geçememiştim (Tekrar söylüyorum, temizlik değil, temizlik şirketi o konuda işini iyi yapıyordu, hakkını vermek gerekli.)

5,363 görüntülenme
1

Aşağıdaki alanlara ilgi duyan kişilerin sevme potansiyeli yüksek bir bölüm.

- Teknoloji & Bilişim
- İnternet
- Programlama (Oyun, web, mobil veya herhangi bir şey)

Bölüme gelmeden herhangi bir teknik bilginizin olmasına gerek yok. Bu konulara ilgili ve çalışmaya istekli olduğunuz sürece başarılı olursunuz.

4,765 görüntülenme
3
4,551 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Radyo, Televizyon ve Sinema veya İletişim okumak isteyen öğrencilere en büyük tavsiyem; okumamalarıdır. Gerçekten pek önemli bir bölüm değil. Eğer akademik bir kariyer yapmak gibi bir planınız yoksa size bir şey katmıyor. Özellikle devlet üniversiteleri hiçbir şey katmıyor. Üniversitenin amacı; iş bulmak ya da teknik bilgiler kazandırmak değil. Üniversitenin ortamı size vizyon kazandırır ve siz o vizyon dahilinde bir şeyler yaparsınız. İletişim Fakülteleri bunu kazandırmıyor çünkü eğitim sistemi çarpıklığı var. Bir Gazeteci olmak için Gazetecilik mezunu olmak pek bir anlam ifade etmiyor. Bu bölümlerden mezun birçok arkadaşım var ve neredeyse hiçbiri mezun olduğu işi yapmıyor. Bu yüzden İletişim Fakültelerine gidip büyük hayalleriniz varsa onları bir kenara bırakın. Kendinizi geliştirebileceğiniz Tarih, Coğrafya, Felsefe, Sosyoloji gibi bölümler okumanız daha yararlı olur. Bunun dışında özel üniversitelerin vizyon katma olayı var ve oralarda işler daha iyi ilerliyor. İlla ki İletişim okumak istiyorsanız özel üniversitede okumanızı tavsiye ederim. Ben 2500’den fazla kariyer videosu yaptım. Pazarlama alanı bir İletişim dalıdır ama hiçbir Pazarlama Müdürü ya da Pazarlama’da çalışan birisi İletişim mezunu değildir. Ben liseden mezun olur olmaz staj yaptım ve Gazeteci olmak istiyordum. Staja ilk gittiğimde herkese ne mezunu olduklarını sordum ve İktisat, Arkeoloji gibi alakasız bölümlerden mezun oldukları için çok şaşırmıştım. O zamanlar İletişim okumanın gereksiz olduğunu anlamıştım ve hatta oradaki Haber Müdürüm de okumamamı söylemişti. Ama o kafa yapısıyla İletişim okudum. Pişmanım ama siz illa İletişim okumak istiyorsanız özel üniversitede okumanızı tavsiye ediyorum.

3

Üniversite sınavı sonrası tercih döneminde yapılan seçimlerden birisi olmadığı için, üniversiteden çok bölüme odaklı bir seçimim olmuştu. Çünkü Grafik Tasarım bölümü, yetenek sınavıyla alan bir bölüm olduğundan, birkaç üniversitenin sınavlara katıldım. Bilkent Üniversitesi'ni seçmemse biraz tesadüfler üzerine kurulu oldu. Son anda karar vererek, yetenek sınavına katıldım. Çünkü okul anlamında özel üniversite hissiyatım çok yoktu. Sonuç olarak sadece ismini ve büyüklüğünü bildiğim bir üniversiteye, tamamen şansımı deneyerek yetenek sınavını kazanarak katıldım.

Bilkent Üniversitesi kampüsünü görüp, etkilenmemekte mümkün değil. Denizli'de doğup büyümüş birisi olarak, İstanbul sevdası yerine, içimde oluşan Ankara'da yaşama hissi de etkili oldu. O günden bugüne değişen şeyse, başta kararsız olduğum seçimin, iyi ki Bilkent'i seçtim şekline dönüşmesidir. Arada yönetiminden tut, bazı eğitimlerine kadar çok kızsam da sanırım yine o ilk sınava girdiğim güne dönsem, yine Bilkent'i seçerdim.

4,432 görüntülenme

Tatlıdır. 2. sınıftayken Erasmus programı ile Finlandiya'ya gitmiştim. Keyifli dönemlerdi. Fırsatı olan herkese tavsiyemdir, Bilkent bu yönden güzel alternatifler sunuyor.

Not: Orada aldığım 8 dersi burada 5 derse saydırdım. Kredilerle ikisi de bir döneme eşit oluyor, dönem kaybı olmuyor Erasmus programıyla.

4,371 görüntülenme
2