İŞ TECRÜBELERİ

Unilever

Customer Development Vice President

1986 - Devam

EĞİTİM TECRÜBELERİ

Boğaziçi Üniversitesi

Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü

1983 - 1987

Gelecekte hangi mesleklerin öne çıkacağını düşünüyorsunuz? (1 Cevap)

Şu meslek demekten ziyade içerik anlamında söylemek mümkün. Online kültür yaşam kültürü haline gelmeye başladığı zaman insanlar çok fazla alternatifle, seçim zorluğuyla karşı karşıyalar, o zaman sizin burada farklılaşmak gibi bir derdiniz var. Bunu da ben online kültür üzerinden yürütüyorsam içerik yani content yaratıcılarının bu anlamda fevkalade önemlerinin olacağını düşünüyorum gelecekte. Çünkü sosyal medyada da hangisine bakacağınızı o içeriğe göre bakıyorsunuz, hem şirketler için hem kişisel olarak ilgilendiğiniz hikayeler için. İkincisi, çok ciddi bir data ortaya çıkıyor, her yerden data yağıyor. Geçmişte data azken iyiydi, şimdi hangi datayı nasıl kullanacağız gibi bir derdiniz var: demek ki big data analizcileri bu anlamda fevkalade önemli adamlar, mühendis olabilirler, analizci olabilirler. Bunu bizim kullanabileceğimiz bir şekilde filtreleyebilen, o linkleri birbiriyle kurgulayabilip bu networkün sonucunda size şöyle bir tablo çıkıyor diyebilecek adamlar çok önemli adamlar. Tabi bunların çevriminde tüm bunları kurgulayacak kod yazıcıları, bilgisayar yazılımcıları da bu işin içinde yer almakta. Standart bir program yazmaktan bahsetmiyorum, şuanda da bilgisayar yazılımcısı bu anlamda önemli ama ben o filtremeleri kullanabilecek yapılardan bahsediyorum. Üçüncüsü biraz daha demografik tarafta, hızla yaşlanan bir nüfus var, insanların sağlıkları konusunda çok daha fazla ilgileri var, daha uzun ama daha iyi yaşamak istiyorlar. O zaman demek ki sağlıkla ilgili ciddi bir gelecek var. Bu yaşlı bakımları da olabilir, yaşlılara bu destekleri sağlayabilen insanlar da olabilir, onlara uygun içerikleri ortaya çıkaranlar da olabilir. Bir diğer yapıya baktığınızda da bu kadar datanın devreye girdiği bir noktada giderek insanla makinenin iç içe geldiği bir yapıya doğru gidiyoruz. Dolayısıyla bu yapıları kurgulayabilecek insanlar önemli. Yapay zekayı nerede kullanacağız, bunları üst taraftan yönlendirici yapıları neler olacak... Yönlendirici yapılar muhtemelen geleceğin meslekleri içerisinde olacak çünkü manuel olarak yapılan işlemlerin çoğu makineler tarafına aktarılıyor olacak. Biliyoruz ki hayalleri kurduğunuz zaman gerçekleştirmeye başlıyorsunuz o yüzden hayal kurmakta fayda var.

Toplumumuzu gelecekte neler bekliyor? Gelecek nesiller nelere hazır olmalı? (1 Cevap)

Dünyanın ve iş dünyasının değişimine bakınca öncelikle şunu görüyorum: hakikaten hepimizin artık daha değişken, belirsiz, kesin olmayan dünyaya ve şartlara hazırlıklı olmaları lazım. Yani bunu hayatlarının yaşam standartları olarak algılamaları lazım, aksi takdirde fevkalade istikrarlı şeylerden bahsediyorsanız, bunu özellikle bizimki gibi coğrafyalarda artık çok fazla yaşayabileceğimizi düşünmüyorum. Çünkü biz her gün farklı bir yapının içerisindeyiz, Norveç’in bir ilçesinde yaşayan birinden farklı bir dünyada yaşıyoruz. O zaman bizim dünyadaki değişime hazırlıklı olmamız lazım. O kadar çok değişimin ve alternatifin olduğu yerde tüm değişime hazırlıklı olmak gibi bir şansınız tabiki yok ama bunu yaşam stilimiz olarak algılamamız lazım. Aksi takdirde her değişimde o değişimden rahatsız oluyorsanız muhtemelen gelecekte hayatla ilgili başarılı olma şansınız yok diye düşünüyorum. Bu kadar büyük bir dünyada her şeyi görebilmek mümkün değil ama ilginizi çeken, gerçekten ihtirasla sevebileceğiniz, peşinde koşabileceğiniz alanlarda ne olduğunu izlemek fevkalade önemli. Burada geçmişte olduğu gibi mazaret üretebilme şansımız artık yok, her şeyi aslında istediğiniz zaman ulaşıp görüp anlayabiliyorsunuz, yeter ki meraklı olun. O yüzden meraklı olmak da önemli faktörlerden bir tanesi. Bir diğeri de değişimi şekillendirmek. Bu değişimi de daha iyi yaşanabilir bir dünyaya doğru evirmek istiyorsak da geleceği düşünmek, hayallemek ve onun için de aksiyon almaktan bahsetmek mümkün. Eğer biz birtakım şeylere katkıda bulunmaktan kaçınıyorsak birileri oraları şekillendiriyor. Yani biz daha iyi bir geleceği şekillendirmek istiyorsak ve bundan haberdarsak, haberdar olmanın sorumluluğu da onla ilgili küçük de olsa bir takım aksiyonlar almak. Belki önce kendimizi geliştirerek ve birilerine ışık tutmaya çalışarak, belki de yaptığımız daha büyük işlerle. Netice itibariyle her şey ister istemez kendimizden başlıyor, yeter ki kendinizi iyi bir noktaya koyun çünkü sonrasının gelmesini bekleyebilme şansınız var.

Şirketlerin başarısında inovasyonun önemi nedir? (1 Cevap)

İnovasyon hem ihtiyaç tarafında hem de bahsettiğimiz geleceği şekillendirme tarafında size yol açıyor. Teknolojiden örnek verirsek, bugün gördüğünüz birtakım hikayeler aslında size geleceğin tam yolunu çizmiyor, onlar bir miktar trendler. Trendleri izlediğiniz zaman başkalarıyla birlikte izliyorsunuz yani şu telefonu kullanıyorum diyebilirsiniz, daha hızlı performanstı. Daha sonra adamın birisi kalkıp diyor ki tablet diye bir hikaye var, farklı bir ihtiyaç, bir değişim şekillendirildi. İnovasyonun böyle bir önemi var, dünyayı veya oyunu değiştiriyor. Bunun için zaman zaman yıkıcı inovasyonlara da ihtiyacınız var, bir şeyleri tamamen indirip ondan sonra yukarıya çekmekten. Geçmişte arabaların ilk ortaya çıktığı dönemde bugünkü gibi acayip düzgün arabalardan bahsetmiyorsunuz, ama birisi çıkıyor bunu yapıyor, inovasyon orada. Londra sokaklarında 250.000 tane at varken birisi diyor ki araba diye bir şey yapıyoruz, daha hızlı bir at yapıyoruz diyebilirsiniz mesela belki o anda daha fazla satabilirsiniz ama geleceği kurgulayamayabilirsiniz. İnovasyon geleceği kurguluyor. Bugün baktığınız zaman geçmişte çok iyi fotoğraf filmi satan şirketler niye bugün aynı durumda değil? Biri gelip o inovasyonu işin içine soktuğu zaman siz aslında bir süre sonra yavaş yavaş yok olma sürecine doğru gidiyorsunuz. İnovasyon bir anlamda gelecek için var olmak ya da olmamak sorusunun cevabı.

Unilever çalışanlarına ne katıyor? Burada sizi motive eden şeyler neler? (1 Cevap)

Unilever’de beni motive eden 2 tane ana başlıktan bahsedebilirim. Birisi kişisel, ikincisi de yine kişisel ama kariyer tarafında. Kariyer tarafında aslında deminden beri anlattığım şeyler var: birçok farklı kategori, bir çok farklı fonksiyon, birçok farklı coğrafya var. Benim Unilever’de edindiğim tecrübeyi edinebilmem için sanırım 13-14 farklı şirkette çalışmam gerekiyordu, spesifik tek bir kategoriyi tek bir işi yapan şirketlerde olsaydım eğer. Bu fevkalade motive edici bir şey, tek bir şirketin içinde bunları yapabilme şansınız var. İkincisi sunduğu öğrenme imkanları, kişisel gelişim bu tip işlerde çok önemli. Özellikle bundan sonra yaşın uzadığı bir dünyada aslında insanların ikinci üçüncü kariyerlere doğru gitmesi konuşulan bir ortamda öğrenmek önemli, size bu öğrenme fırsatlarını sunan bir şirketiniz olması lazım, sizi geliştiren bir şirketinizin olması lazım. Unilever için de çalışanların gelişimi fevkalade önemli. Sizin burada kendinizi geliştirebilmeniz için hatalar yapmanızı kabul edebilen fonksiyonlar da sunabiliyor ayrıca teorik geliştirme anlamında sizin üzerinizde oldukça yüklü bir yatırım yapıyor. Dünya’daki birçok yeni uygulamayı burada ilk siz görüyorsunuz veya Dünya’ya birçok yeni uygulamayı sizin çıkartmanıza da fırsat sağlıyor. Bu ayrıma dikkat etmekte fayda var, Dünya’daki birçok şeyi alıp öğreniyor olabilirsiniz ama bir şirket size Dünya’ya da en iyi örnekleri çıkartabilme konusunda fırsat veriyorsa aslında sizin hata yaparak da olsa bir şeyler ortaya çıkarmanızı destekliyor demektir. Bu da kişinin en büyük gelişim araçlarından biridir. Netice itibariyle baktığımız zaman ben hala her gün yeni bir şeyler öğrenmeye devam ettiğim bir şirketteyim 28 sene sonra bile, bu bir şirketin bir şeyleri şekilendirdiğini gösteriyor ben de o şekillendirmenin içerisinde yer almaktan çok heyecan duyuyorum. O yüzden Unilever için hep şunu söylüyorum: mezun vermeyen bir okul, mezun vermek istemeyen bir okul. Unilever öğrenmeyi seven ve sürekli olarak bir şeylerin peşinde koşan insanlara göre diye düşünüyorum. Kişisel olarak da şöyle bir motive edici tarafı var: insanlara ne sunuyoruz diye baktığım zaman onlara iyi beslenmeleri için iyi ürünler sunuyoruz, insanlara kendilerini iyi hissetmeleri için kişisel bakım ürünleri sunuyoruz, insanlara hijyenik bir ortamda yaşayabilmeleri için hizmetler sunuyoruz. Böyle baktığımız zaman ben iyi bir şeyler satıyorum diye düşünüyorum, olumlu bir iş yapıyorum. Bunun yanında bu işleri yaparken söylediğim her şeyin tamamen arkasında olan bir şirkette çalışıyorum. Bu ürün bunu yapar dediğim zaman ben biliyorum ki o iddiayı oraya yazabilmek için bu şirket birçok üniversiteyle çalışmıştır, araştırmalar yapmıştır ondan sonra onu oraya koymuştur. Çıkıp tüketicime bu ürün budur dediğim zaman biliyorum ki arkasında doğru bir yapı var, çok ciddi bir emek var. Sözümün arkasında durduğum, doğru şeyleri yaptığım bir işten bahsediyorum, bu da benim için önemli. Bir diğer nokta da 150 ülke 2 milyarın üzerinde insan dediğiniz zaman o kadar çok insana dokunuyoruz ki… Türkiye bazında oturup hesapladığınız zaman şuanda 7500’ün üzerinde sadece Müşteri Geliştirme tarafıyla ilintili çalışan ekibim var. Bunların aileleri, Unilever’in üretim tesisleri, Unilever’in üretim tesislerine hizmet sağlayan gruplar diye baktığınız zaman milyonlarca insan aslında bir şekilde evlerine ekmek götürebilmeleri konusunda bir ağ oluşturuyor. Bir çok insanın hayatına bu anlamda dokunuyorum. O yüzden oturduğum koltukta da hep aynı şeyi düşünüyorum: bu ağın sorumluluğu var bende sadece kişisel kariyerimin sorumluluğu değil. Böyle baktığınız zaman yaptığınız işte bir anlam olduğunu hissediyorsunuz.

Unilever ve Müşteri Geliştirme Departmanı'ndaki kariyer fırsatları nelerdir? (1 Cevap)

Unilever hem kapladığı coğrafyalar hem fonksiyonlar hem de kategoriler anlamında çalışanlar için şanslı bir şirket. 150’nin üzerinde ülkede fırsatlar söz konusu, siz çalışmak istedikten sonra bu coğrafyaların hepsinde çalışabilme şansınız var. İkincisi kategoriler anlamında aynı şey söz konusu. FMCG’ye baktığınız zaman herhalde sigara ve alkol dışında hemen hemen bütün FMCG kategorilerinde bir şekilde varız. Dolayısıyla eğer FMCG’de çalışmak istiyorsanız yeri burası. Müşteri Geliştirmede hangi fırsatlar var diye göz atarsak, Müşteri Geliştirme kendi içerisinde farklı alanlara ayrılıyor. Bunların arasında bizim Account Management dediğimiz yani Müşteri Yönetimi dediğimiz kısımlar var yani müşteri grubuyla çalışan kısımlar var. Bunların yanı sıra bizim hem alışverişçi hem müşteri pazarlaması dediğimiz pazarlama fonksiyonlarımız var, ticaretle alakalı uygulamaları yapan gruplarımız var. Bunların arasında aynı zamanda kategorilerin merkezi operasyonlarını yöneten; bütçelerini, uygulamalarını, promosyonlarını yöneten planlayan gruplar var. Bunun yanı sıra da operations dediğimiz gruplarımız var, bunlar da IT process vs. gibi grupları kurgulayan ve buna bağlı olarak da dışarıda gördüğünüz teknolojik uygulamalarımızı bir noktaya getiren gruplar. Baktığınız zaman Müşteri Geliştirme aslında dar bir alan değil, sadece bir mağazaya gidip mal satıp fatura kesip çıkan bir şeyden bahsetmiyoruz. Çok sofistike bir alandan bahsediyoruz. Zaman zaman bunu söylüyorum şaşırabiliyorlar bir rafın düzenlemesi neredeyse bir doktora tezine karşılık gelebiliyor çünkü bütün alışverişçi alışkanlığı, profili, o mağazanın konumu, rafın konumu, rakipler, fiyatlar vs. dediğiniz zaman çok kompleks bir algoritmayı uygulayıp rafa koymanız gerekiyor. Bu açıdan müşteri geliştirmenin içerisinde her türden insana açık fırsatlar var. Müşteri Geliştirmenin kendi içerisinde bunlar olurken aynı zamanda Unilever’in verdiği bir şans da benim örneğimde de olduğu gibi farklı fonksiyonlara geçebilme şansı söz konusu. Bu nedenle baktığınız zaman Müşteri Geliştirme işin ana merkez başlığı olan satışı öğrenmek için çok doğru bir yer, müşteriyi öğrenmek için çok doğru bir yer, finansalı öğrenmek için çok doğru bir yer çünkü biz burada parayla temas ediyoruz. Buradan sonra birçok fonksiyonda iş yapabilecek kabiliyete geliyorsunuz çünkü Müşteri Geliştirme challengeları çok yüksek bir departman. Milyonlarca birbirinden farklı insan, müşteri, ekonomik ihtimalle uğraştığınız için bunların hepsine bir şekilde adapte olabilir ve bunun içerisinde kendi işinizi yönetebilir hale geliyorsunuz.