Cevaplar 7

Filtrele:Sırala:

Kariyerine yeni başlamış biri olarak, üniversite öğrencilerine tavsiyeleriniz nelerdir? (5 Cevap)

2013 yılında mezun olduğum için hani öğrencilerle kendimi daha yakın hissediyorum açıkçası. Bence bir öğrenci birey olarak eforunun yüzde 40’ını, hadi maksimum yüzde 50’sini derslere ayırması gerekiyor. Yani tabi ki derslerinde başarılı olmak her şeyi öğrenmek ve sınavlarda yüksek not almak onun sorumluluğu. Ama bunu eforunun maksimum yüzde 40’ı, yüzde 50’siyle falan yapmalı. Geri kalan eforunun yüzde 25’ini ailesine ve sosyal hayatına ayırması gerekiyor. Arkadaşlarıyla, üniversitenin sosyal faaliyetleriyle geçirmesi, hayattan kopmaması gerekiyor. Bence en önemli şey denge. Tabi ki eforumuzun bir kısmı daha kaldı. Bunda ne yapmalıyız? Bence bunda kendimize yatırım yapmalıyız. Benim birey olarak eksik yanlarım neler? Ben sektörde nasıl kendimi parlatırım? Sektörde nasıl kişiler aranıyor? Ben hangi sektörde kendime yer bulabilirim? Staj olanakları şirketlerin önem verdiği noktalar. Hangi sektör ne kadar büyüme oranına sahip? Yani öğrenciyken bir gözümüzün hep iş hayatında açık kalması gerekiyor. Bir gözümüzün de hem dersleri, hem ailemizi ve arkadaşlarımızı takip etmesi gerekiyor. Bence üniversite hayatında bir kişi dengeyi iyi kuruyorsa, iş hayatına girdiğinde zaman yönetimi çok kolay olur. Mesela biz üniversite giriş sınavlarına hazırlanırken “Sadece sınava çalış. Aman sadece sınav olsun hayatında. Başka bir şey olmasın.” diye yetiştiriliyoruz. Aslında ne kadar yanlış. Çünkü böyle bir dünya yok. İş hayatına geçtiğinizde sadece işimi yapayım, sadece bu projede çalışayım gibi bir şey yok. Bir sürü proje gelecek. Bir sürü iş gelecek. Biz onların hepsinde aynı performansta çalışmak zorunda olacağız. Dolayısıyla eforumuzu bölüp yönetebilmeyi üniversite hayatında öğrenebilirsek her şeyi çözmüş oluruz diye düşünüyorum. Çok mu pollyanna oldum bilmiyorum ama kesinlikle böyle olduğunu düşünüyorum.

Boğaziçi Üniversitesi ve Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü size neler kattı? (1 Cevap)

Ben Management Information Systems’tan 2013 yılında mezun oldum. Önce biraz bölümden bahsedelim. Çok az üniversitede olduğundan dolayı çok bilinen bir bölüm olduğunu düşünmüyorum. Aslında yurtdışında çok fazla bilinen ve aranılan bir bölüm. Çünkü genelde mühendislik bilimleri dediğimiz bilgi teknolojilerini ve sosyal bilimler dediğimiz pazarlama, insan ilişkileri, insan kaynakları, insan yönetimi, finans, etik, ekonomiyi tek bir pakette sunabilen bir bölüm. E tabi ki böyle olunca da talebi son kullanıcıdan alıp, onu işleyip, teknik olarak dökümantasyonunu yapabilecek ve belki de yazılımını bile yapabilecek insanlar yetişiyor. Bu gerçekten çok önemli. Çünkü zaten kaos raporlarında bile gördüğümüz şey, projelerin en önemli failure sebeplerinden bir tanesi son kullanıcıyı anlayamamak. Ama MIS bölümü gerekten son kullanıcıyı anlayan elemanlar yetiştiriyor ve tam ara eleman dediğimiz elemanları MIS mezunlarından kapmak mümkün. E tabi ki bunun Boğaziçi Üniversitesi’nde olması bana sosyal olarak bir sürü fayda sağladı. Boğaziçi’nin gerçekten sosyal yaşamı ve tabi ki sunduğu olanaklar çok güzel. Çünkü mezun olduğunuzda öyle kimse sizi işe almak için kapıda beklemiyor. Böyle bir şey yok. Eskidenmiş. Ama bir yere başvurduğunuzda tabi ki güzel bir etiket oluyor. Ben bu yüzden bölümümü de, okulumu da seviyorum.

BSH'de sizi ne motive ediyor? (14 Cevap)

Burası kesinlikle global bir şirket. Ve ben burada farklı kültürden insanlarla çalıştığım için farklı iş kültürleri deneyimleyebiliyorum. Bu benim için bireysel olarak çok büyük bir tecrübe. BSH’daki global ailemiz çok önemli ve BSH Türkiye’de de ekiplerimiz gerçekten birbirine adaptasyon yeteneği çok yüksek insanlardan oluşuyor. Bence çalıştığınız insanlar çok önemli. Ben burada iyi insanlarla çalıştığımı düşünüyorum. Bu çok büyük bir motivasyon. Şirket olarak kurumsal kültür çok önemli. Ben sektörün dünya çapında önde gelen şirketlerinden birinde çalışıyorum. Bu da insana imaj olarak güzel bir duygu veriyor. Bu motivasyon sebebi olabilir. Ve BSH Türkiye’de de, globalde de insana gerçekten çok büyük bir değer verildiğini düşünüyorum. İş ve özel hayat dengesi inanılmaz dikkate alınıyor. Bunu sadece düşünmüyorsunuz, hissediyorsunuz. Bu sizin hayatınızı etkileyen bir şey. Öğrenciyken insan bunu bazen hissedemeyebiliyor. Ama çalışmaya başladığınızda ve bir aileniz olduğunda iş ve özel hayat dengesi o kadar önemli ki; hani bu kesinlikle “Evet, bu şirkette çalışmamın en büyük sebeplerinden biri” dedirtebilecek bir şey. O yüzden şirketim insana değer veriyor. Kurumsal yapısı çok güzel ve global bir şirket. Bunlar beni motive eden faktörler diyebiliriz.

İş Zekası alanında çalışmanın zor yanları nelerdir? (1 Cevap)

Çok önemli veriler üzerinde çalışıyoruz. Ve güvenilir olarak bunu raporlamak zorundayız. Güvenilir olarak raporlamadığımızda çok büyük bir risk var demektir. Dolayısıyla kişi dikkatli olmalı. Yani kişiden kaynaklı bir hatadan dolayı raporumuzda yanlış sonuç elde etmemeliyiz. Bu da yani çok dikkatli olmak da zor olabilir. Bizim veri yükleme zamanlarımız olabiliyor. Bazı verilerimizi günlük, bazılarını saatlik, bazılarını haftalık, aylık olarak yüklüyoruz. Veri yükleme dönemimiz geceye denk gelebilir. Tabi ki kalkıp veri yükleme chain’i dediğimiz zincir modelleme birimini takip etmek zorundayız. Verimiz zamanında yüklenmiş mi? Kullanıcımıza zamanında bu raporu sunabiliyor muyuz? Bunlar zor yanları olabilir. Ama bence bu zor yanları en başta. Çünkü alışma sürecinde insan zor yanlarını fark edebiliyor. Ama alıştıktan sonra bu işin zor yanları sorulduğunda bir süre oturup düşünmek zorunda kalıyorsunuz. Çünkü alışmış ve benimsemiş oluyorsunuz. Öyle çok içselleşiyor ki, “bu işin gerektirdiği o” diyebiliyorsunuz. Ve o kadar çok artısı var ki “zor yanları umurumda değil” deyip devam ediyorsunuz. Bence İş Zekası Analistliği’nin tabi ki zor yanları var ama artı yanları daha güzel. Sonucu görmek ve bu sonucun birden fazla birimi etkilediğini hatta çok fazla ülkeyi etkilediğini görmek çok güzel bir şey.

İş Zekası kime göre bir iştir? Nasıl özelliklere sahip olmak gerekir? (3 Cevap)

İş Zekası Analisti olmak için analitik düşünme yeteneği, sabır ve tabi ki birazcık matematiksel zeka önemli. Bence sabır çok çok önemli. Çünkü örneğin bizim içimizde 3 aylık bir stok verisi var. Ve bu stok verisinde 2 miktarlık bir data kayıp. Böyle olduğunda tabi ki kullanıcılarımız “Bu veriyi ben kendi sisteminde görüyorum, neden sizin raporunuzda göremiyorum?” diye soruyor. Bu da raporun güvenilirliğini etkileyen bir şey. Biz o 2 miktarlık farkı bile bulmak zorundayız. Ne yapıyoruz? Bizim bir sürü sistemimiz var. Source system dediğimiz kaynak sistemlere gidip, araştırmalar yapmaya başlıyoruz. Bu araştırma kişinin belki 3 saatini alabilir, belki 1 gününü alabilir. Yani verinin ne kadar fazla saklandığına bağlı olarak zaman süreci değişebilir. Tabi ki kişinin ne kadar analitik düşünme yeteneği olduğuna göre de değişebilir. Dolayısıyla ben diyorum ki, analitik düşünme yeteneği ve sabır bu işte kesinlikle şart.