İŞ TECRÜBELERİ

Unilever

Laundry Regional Category Vice President

1998 - Devam

EĞİTİM TECRÜBELERİ

Orta Doğu Teknik Üniversitesi

Kimya Mühendisliği Bölümü

1991 - 1995

Pazarlama alanında çalışmak için nasıl özelliklere sahip olmak gerekir? (13 Cevap)

Bir kere meraklı bir insan olmak lazım, bir şeyleri yaratma dürtüsü olması lazım, bir şeyleri farklı yapma dürtüsü olması lazım. Bana göre iyi bir pazarlamacının biraz merakı ve yaratıcılık ruhu olması lazım. Çünkü bizim işimiz aslında fikir yaratmak, marka yaratmak. Onun haricinde bağlantıları kurabilmek çok önemli, aslında her işte önemli ama bizim işimizde biraz daha fazla önemi var. Tüketiciyle ürünün bağlantısı, ürünle iletişimin bağlantısı, iletişimle fabrikaların bağlantısı... Hepsi bir ağ ve senin o bağlantıları çok iyi kurabilmen lazım ki doğru iletişim stratejisiyle hedef kitlene en iyi ürünü en iyi fiyatla sunabilesin. Bu bağlantıları kurabiliyorsan eğer iyi bir pazarlamacı olma potansiyelin olabilir ama bu iyi bir pazarlamacı olacağın anlamına gelmez, bir de tabiki tutku ve istek lazım. Gerçekten önce ben pazarlamacı olmak istiyorum demek lazım, bunu da sırf ünvanla güzel ofislerde çalışacağımla değil, tutkuyla yapmak lazım. En iyi pazarlamacı sürekli tüketicinin yanında olan pazarlamacıdır. Mesela benim ortalama yıl içinde ofiste geçirdiğim vakit toplam çalışma gününün üçte birini geçmez, mesela daha geçen hafta Arabistan’daydım. Sahada olman lazım, tüketicilerin alışveriş yaptığı yerlerde olman lazım, onlarla sohbet etmen lazım, biraz işin göbeğinde olman lazım. Pazarlama işi ofiste yapılmaz, bu da başka bir gerçek.
1,136

"Kirlenmek güzeldir" sloganının çıkış hikayesini anlatır mısınız? (1 Cevap)

Deterjan kategorisi aslında çok eski ve köklü bir sektör, 1800’lü yıllardan başlamış ve zaman içerisinde gelişmiş bir sektör. Ama bu gelişme içerisinde bir süre sonra yani ben bu işe başladığımda markalar arasındaki farklılaşmalar yok olmuş, herkesin tüketiciyle konuşma şekli bir anda aynı olmaya başlamıştı. Markamızı nasıl farklılaştırabiliriz, tüketiciyle nasıl gerçek anlamda ilişki kurabiliriz, nasıl gerçek anlamda onların ihtiyaçlarını anlayabiliriz diye Dünya genelinde bir ihtiyaç vardı. Türkiye’de ise durum daha da kötüydü çünkü bir kriz ortamı vardı, 2003 kriziyle birlikte bu farklılaşma ihtiyacı iyice artmaya başlamıştı çünkü tüm markalar hemen hemen aynı vaatlerde bulunuyordu. Biz de bize benzer ülkelerle, mesela Brezilya, bir araya geldik. Ne yapabiliriz diye düşünüp böyle bir fikirle çıktık ortaya. Bir deterjan markası için gerçekten hiç söylenmemiş bir şeydi. Biz bunu Türkiye’de nasıl hayata geçirebiliriz diye çalıştık, global bir fikirdi ama içi çok da dolu değildi. Bunun için 5-6 yıllık bir planlama yapıp basamak basamak tüketiciyle buluşturduğumuz bir süreçti. Benim için de gerçekten oldukça heyecanlı oldu, hem 40 yıllık Omo’yu bir değişim sürecine sokmak hem de fikrin globalle birlikte çalışılması açısından heyecanlı bir dönemdi.
493

Unilever Pazarlama Departmanı'ndaki kariyer fırsatları nelerdir? (1 Cevap)

Unilever’de pazarlama kariyeri yapmak istiyorsanız fırsatlar çok değişken ve çok çeşitli. Bu biraz da sizin isteğinize bağlı. Bir işe giren olarak Unilever Türkiye’den başladığınızı düşünelim, 2-3 tane alternatif var elinizde: bir tanesi şuan benim de içinde olduğum Brand Development dediğimiz kategori sorumluluğu olabilir, Brand Building dediğimiz markaların stratejilerini execute eden sadece Türkiye pazarından sorumlu bir ekip olabilir ve de Customer Marketing dediğimiz retail partnerlarla ortaklaşa yaptığımız pazarlamadan sorumlu olabilirsiniz. Ama nereden sorumlu olursanız olun bu bir başlangıç. Ondan sonrası biraz size bağlı: Türkiye’de mi kalmak istiyorsunuz, Türkiye’de kalıp sadece Türkiye’den mi yoksa değişik ülkelerden mi sorumlu olmak istiyorsunuz, başka bir ülkeye mi gitmek istiyorsunuz? Bu biraz sizin kendiniz için çizdiğiniz kariyer çizgisine bağlı olarak değişiyor. Fırsatlar her zaman çıkıyor, birazcık başlamak ve sonrasında fırsatlara açık olmak gerekiyor. Bizim bugün İtalya’da, Hollanda’da, Londra’da, Çin’de, Afrika’da çalışan ve Türkiye’de çalışmaya başlamış olan bir sürü çalışma arkadaşımız var. Hepsi kendilerine göre bir yol çiziyorlar ve o yolda ilerliyorlar.
703

Öğrencilere ve yeni mezunlara tavsiyeleriniz nelerdir? (12 Cevap)

Öncelikle gerçekten tutkunuzu bulmanız lazım. Benim tutkum nerede, ben ne yapmak istiyorum hayatta gibi soruların cevabını bulmanız lazım. Zor bir süreç ama eğer bu süreçten geçerseniz gerisi biraz daha kolay geliyor. Karar verdikten sonra ben bunu nerede hayata geçirebilirim, hangi şirkette olabilir, kendi işimi mi kuracağım, yaptığım işte ne gibi farklılıklar yaratabilirim gibi soruları düşünmek lazım. Aslında bu 3 süreç önce tutkum nerede, bu tutkumu en iyi nasıl hayata geçirebilirim ve fikrim nedir sorularından oluşuyor.
609

Unilever'de sizi ne motive ediyor? 16 yıldır sizi burada tutan şey nedir? (1 Cevap)

Aslında ilk başta çok da bilinçli olarak şirket seçmiyorsunuz. Ben de her üniversite öğrencisinin yaptığı gibi kariyer günlerine gittim, sonra bir takım firmalar belirledim. O firmaları belirlerken de biraz çalışanlarına, o insanlardan aldığım enerjiye baktım, ben gerçekten bu kültürün içerisine uyabilir miyim diye düşündüm. Bir de pazarlama yapacaksam da işin göbeğinde hangi markalar var, ben o markalarla bağ kurabiliyor muyum, ben o markanın başında olsam ne yaparım diye düşünerek başladım. Bu iş odaklı bakış açısı zaman içerisinde şirketin kültürü ve şirketin bakış açısına dönüştü, bu da 16 senedir Unilever’de olmamın nedeni. Hatta Unilever keşke bir hükümet olsaydı da bir toplum yönetseydi diyebileceğim bir şirket. Çünkü topluma duyarlı, çevreye duyarlı, yüksek etik değerleri olan bir şirket. Burada bir iş yaptığınız zaman bilirsiniz ki hiçbir zaman bilerek topluma ya da çevreye zarar verebilecek bir harekette bulunulmaz. Her zaman toplumun, bireyin, çevrenin faydası gözetilir. Bu yüksek etik değerlerin bir şirketin parçası olduğunu bilmek kişisel olarak beni çok motive ediyor. Bunun yanında bir pazarlamacı olarak fırsatlar çok fazla. Bir sürü birbirinden güzel markamız var ve hepsinde yapılabilecek o kadar güzel fırsatlar çıkıyor ki karşınıza. Mesela ben hep Türkiye’de oturdum ama ona rağmen bir sürü pazardan sorumlu olmak fırsatı geçti elime. Her şirkette elinize geçebilecek bir fırsat değil bu. Global ekiplerle çalıştım, değişik markalarla çalıştım. Bu anlamda sıkıcılıktan ve tekdüzelikten uzak ve sizi her zaman motive ediyor. Bir kadın olarak da her zaman kadına değer verilen, insana değer veren, bütün farklılıkların yok olduğu bir şirket burası. Gerçek anlamda herkesin eşit değerlendirildiği, eşit fırsatlar verildiği bir şirket. Bu sebepler sayesinde 16 sene kolay geçti, bir 16 sene daha geçebilir diye düşünüyorum.
347