8,818 görüntülenme
·
Transkripti Göster

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nin ne kadar köklü bir okul olduğunu hepimiz biliyoruz ama o dönemde beklentileri karşılayan bir eğitim düzeyi yoktu. Bir süre önce okul, Basın Yayın Meslek Yüksekokulu’ndan bir fakülteye dönmüştü. Fakülte gerekliliklerinin tamamı görünür olmakla birlikte laboratuvar imkanımız, işimizle ilgili öğrenmemiz gereken çekim ve montaj stüdyoları gibi imkanlar çok sağlıklı değildi.

İletişim Fakültesi'ne girdiğim gün itibariyle İletişim Grubu’na girdim, o da rektörlüğe bağlı yarı kadrolu çalışan bir gruptu. Biz de 4 yıl boyunca “Yılın İletişimcisi” ve “Ayın İletişimcisi” olarak iki farklı organizasyon yaptık. Ayın İletişimcisi bir süre kesildi, Yılın İletişimcisi devam etti. Ben okulda bu işlerin mutfağını bu şekilde görme fırsatı elde ettim ama o grupta çalışan sınıfta 3 kişi vardı, geri kalanları da istemeden gelmişti. Biz de kendi kendimize bu işi öğrenmek için bir laboratuvar oluşturduk ve okulun sosyal anlamda faydaları da oldu.

Ben okula girdiğimde akademisyen olmak istiyordum. Binayı gördükten sonra oraya dekan olabileceğimi düşündüm. 1 senenin sonunda rektörlükle birebir ilişkileri gördükten sonra olamayacağıma ve özel sektörde devam etmem gerektiğine karar verdim. 3 sene boyunca İletişim Fakültesi’nin telefonları borçtan ötürü kesikti. Kapıda İletişim Fakültesi yazıyor, telefonlarınız çalışmıyor, siz Yılın İletişimcisi diye bir ödül töreni yaparak Uğur Dündar gibi Türkiye’nin önde gelen büyük iletişimcilerini bir sahnede ağırlayıp ödüller veriyorsunuz ve gazetelerde yarım sayfa haber alıyorsunuz. Tuhaf ve kaotik bir şey ama sanırım ben o kaosa aşık oldum.

Üniversitedeyken bir arkadaşıma destek olmak için turizm acentesinde yarı zamanlı olarak çalışmaya başladım. Para kazanıyordum ve orada çalışmayadevam ettim. Okulun 2 senesinde hem okul grubunda hem turizm acentesinde çalışıyordum hem de okulun dersleri vardı. O esnada başka bir sektörü de tanımış oldum. Turizmde insan ilişkileri adına çok şey öğrendim çünkü ne yazık ki fakültelerde insan ilişkilerine dair yüzleşeceğiniz hiçbir kanıt yok ve bunu iş dünyasına girdiğiniz zaman anlıyorsunuz. Başınıza ne gelip gelmeyeceğini, neyi yapabileceğinizi ve neyin size göre olduğunu okulda anlamanız mümkün değil. İletişim Fakültesi’nin iletişim duayenleriyle yaptığımız organizasyonlarda birebir temastan dolayı çok büyük bir katkısı olduğunu düşünüyorum. Bir de telefon olmadan iletişim kurmayı öğrenmek de güzel bir deneyimdi.

1