Cevaplar 15

Yükleniyor...
233 görüntülenme
·
Transkripti Göster

İstanbul Üniversitesi’nde 3. sınıftayım. 750 kişilik tıklım tıklım bir amfi hayal edin. Orada Uluslararası Siyasal İlişkiler Hocamız, Prof. Dr. Havva Tunç, sesini duyuramadığı için doğal olarak sinirlendi ve beni tanıdığı için serzenişte bulundu. Dedi ki; “Ya arkadaşlar! Gürkan’ı bir dinlesenize. Ne hikayelerle insanlar buralara geliyor. Siz de bu durumdasınız.” Bana bir anda dönerek; “Gürkan, hikayeni arkadaşlara anlatır mısın?” dedi. Kalktım. Yaş olarak etrafımdaki arkadaşlardan büyüğüm. 3-5 sene önce ben de onlar gibiydim. İdealisttim ve kafasına bir şey koyduğu zaman doğru olanın o olduğunu düşünürdüm. Bunu nasıl anlatabilirim diye düşündüm ve sınıfa dönerek şöyle bir soru sordum; “Burada hepiniz araba kullanmayı biliyor musunuz? Biliyorsunuz. Hiç arabaya bindiniz mi? Bindiniz kullanmayı bilmiyorsanız bile. Peki soru bir. Dikiz aynasına bakmadan, dikiz aynası olmadan arabayı kullanabilir misiniz? Elbet kaza yaparsınız. Peki sürekli dikiz aynasına bakarak arabayı kullanabilir misiniz? Yine kaza yaparsınız. Aslında mantık bu kadar basit.”

İnsan geçmişini dikiz aynası gibi kullanmalı. Yeri geldiği an bakmalı. Oradan tehdidi veya öğrendiklerini görüp yoluna devam etmeli. O yüzden diyorum; insan tercihleriyle yaşar. O an tercih ettikleriniz sizin için çok önemlidir ve ben hayatımda birkaç kez bu tercihi vermek zorunda kaldım. Hiçbirinde pişman olmadım. Bu cesareti herkesin göstermesini tavsiye ederim çünkü günün sonunda sevdiğiniz işi yapmaya başlayınca hayatınızdan monotonluk kalkıyor. Her şey yoluna giriyor. Belki çok klişe olacak ama gerçekten insanın sevdiği işi yapması gerekiyor çünkü potansiyelinize çok daha kolay ulaşabiliyorsunuz.

136 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Üniversite hayatına İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği ile başladım ama dönem hayalim tıp fakültesi okumaktı. Üniversite tercihleri döneminde beş tane tıp fakültesi tercihinde bulundum, altıncı olarak da annemin de desteği sayesinde makine mühendisliği yazma kararı aldım. Ne talihtir ki altıncı tercihim olan makine mühendisliği çıktı ve ben okula başladım.

İlk senemi bitirdikten sonra aynı dönemde yurt dışına gemi inşaat mühendisliği okumaya giden bir arkadaşım vardı ve “Tatil yapmak için benim yanıma gelir misin?” dedi. “Tabii ki.” dedim. O zamanlar tutkulu ve idealist bir gençtim. Arkadaşımın yanına gittim ve onunla bir hafta tatil yaptık. Bir haftanın sonunda başka bir şehre geçtik ve oradaki üniversiteyi gördüm. Beğendim, içeriyi gördüm ve gezelim istedim. Gezdik ve rektörle tanıştık. Rektör süreçleri anlattı, ben okula kaydımı yaptırdım ve tatilden geri döndüm. Dönünce kararımı bildirmek için aile meclisini topladım. İlk olarak okulu bıraktığımı söyledim ve şoka uğradılar. Ondan sonra yurt dışına tıp fakültesi okumaya gideceğimi söyledim ve ikinci bir şok dalgası daha yaşandı. Ben de bu kararı verip yurt dışına gittim. 8 yarı dönem tıp fakültesinde devam ettim ama sonra ailevi sebeplerden dolayı Türkiye’ye dönmek zorunda kaldım. Türkiye’ye döndükten sonra sınavlara 1 buçuk ay vaktim kalmıştı ve hızlı bir şekilde sınava hazırlandım. Maalesef istediğim puanı elde edemedim. Yatay geçişi sağlayabilmek için İngilizce Tıp Fakültesi puanı yapmanız ve Türkiye’de ilk 500’de olmanız gerekiyordu. Bunu gerçekleştiremedim ve İstanbul Üniversitesi Ekonomi bölümüne başladım ve buradan mezun oldum. Dedim ya; en önemlisi ne yapmak istediğinizi, sizi neyin tatmin edeceğini bilmenizdir.

Uzun bir süre satış ve finansta çalıştıktan sonra yaptığım işin sonucunun beni tatmin etmediğini gördüm. Evet, birçok iş başarabiliyorsunuz, birçok işi yapabiliyorsunuz. Hatta iyi de yapabiliyorsunuz. Bunun için takdir, tebrik, teşekkür, terfi, para gibi şeyleri de alabiliyorsunuz ama bir şey gene eksik kalıyor. Eğer ki yaptığınız iş monoton olmaya başlıyorsa o zaman bir yerde bir problem var demektir çünkü sevdiğiniz işte monotonluk diye bir şey olmaz. Her gün o işe koşarak gidersiniz. Ama monotonluk hissediyorsanız, ampulü yakmanız gereken yer orasıdır. Ben de orada ampulü yaktım ve dedim ki; benim hayalim sağlık sektöründe çalışmak, bir şekilde insanlara destek olabilmek. Ben üç amcasını kanserden kaybetmiş bir insanım. Bu kararı vermek bu yüzden benim için kolay oldu ve keskin bir dönüşle bulunduğum pozisyonu, firmayı, sektörü, aldığım yan hakları ve ücretlerin hiçbirini görmedim ve sıfırdan başlamaya karar vererek Pfizer’le tanıştım. İyi ki de tanışmışım.


Transkripti Göster

Sağlık sektörüne ilk başladığım zaman bir firma arayışı içerisindeydim. Benim ailemde bulunan sağlıkçı bireylerle konuştum ve hepsi “Gürkan, okula girip bir şeyler öğreniyorsun. Eğer sektörde de bir yere gelip bir şeyler öğrenmek istiyorsan bu Pfizer olmalı.” dedi. Ben bu zamana kadar birçok firmada çalıştım ama Pfizer gerçekten eğitim ve gelişim olanaklarıyla siz dur diyene kadar size vermeye devam ediyor. Bu çok önemli bir şey. Bu yüzden Pfizer’in kültüründe birçok program, kütüphaneler, sunulan eğitim imkanları, online eğitim platformları, kendi iç paydaşlarımızla yaptığımız eğitim günleri var. İnanın bana Türkiye’nin neresine giderseniz gidin, kesin Pfizer’le alakalı bir eğitim bulursunuz.

Transkripti Göster

Benim Pfizer Temsilciliği kariyerim 2015 yılının sonunda başladı. Burada ilk başladığınız zaman Bölge Müdürünüzle ve İnsan Kaynakları Yöneticinizle kariyer planlaması yapıyorsunuz. Kariyer yolunuzu belirledikten sonra bu yolda ilerlerken sizi geliştirebilecek güçlü yanlarınıza ve gelişim yönlerinize birlikte karar veriyorsunuz ve bu gelişim yönleriniz için neler yapabileceğinizi ince ince dokuyorsunuz.

Pfizer’de rotasyon bir kültürdür ve rotasyonun hepimizin gelişimi açısından çok kuvvetli bir yeri vardır. Bizde job posting süreçleri olur. Job posting süreçlerinde pozisyon iç kaynaklarımıza açılır. Siz gönüllü olarak oraya el kaldırırsınız ve uygun görüldüğü takdirde sürece dahil olursunuz. Gerekli mülakat süreçlerinden sonra bugüne kadar gelirsiniz. Aslına bakarsanız kariyer yolculuğu ilk girdiğiniz günden itibaren başlayıp bugüne kadar devam eder ve bundan sonra da hep yöneticilerinizle ve mentorlerinizle birlikte yürüttüğünüz bir süreç haline gelir. Bu da sizi daha güvende hissettirir.


Transkripti Göster

Bir Pfizer Temsilcisi sahaya indiği zaman kapsayacağı birçok hekim ve eczacı olur. Bu hekim ve eczacılara hastalarıyla daha iyi iletişim kurabilmeleri adına belirli mesajlar iletir. Burada size katılan en büyük şey; aynı mesajları birden çok kişiye anlatabilmek için inanılmaz bir iletişim kabiliyeti kazanmanızdır. Bunun yanında çok ciddi bir planlama ve zaman yönetimi öğreniyorsunuz çünkü söylediğiniz yerde ve saatte olmanız gerekiyor. Pfizer Temsilciliği mobil bir iş. Bir yandan trafik, bir yandan da randevularınız var. Aynı mesajları birbirinden çok farklı insanlara anlatabilmek, onların farkındalıklarını arttırabilmek işin en güzel taraflarından bir tanesidir. Bize kattığı şeyleri böyle özetleyebilirim.