Cevaplar 4

Yükleniyor...
1,054 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Dünyada 120 milyon motorlu taşıt üretiliyor. Bunların yaklaşık 90-100 milyonu otomobildir. Türkiye’de de ticari araç olarak yaklaşık 1.5 milyonluk bir üretime geldik. Bu çok büyük bir rakam. Mesela bütün Avrupa’da satılan otomobil miktarı 9 milyondur. Hepsi de orada üretiliyor diyemeyiz. Türkiye’de otomobilin önü çok açık. Eskiden otomobil sektörüne montaj yapıyor, gelen parçayı takıyor yakıştırmaları yapılırdı. Şu anda otomobil sektörü ürün geliştiriyor. Yani bizim rakiplerimiz de öyle biz de öyleyiz. Biz biraz daha ilerideyiz belki ama bütün otomobil sektöründe ciddi bir ürün geliştirme ve mühendislik faaliyeti yapılıyor. Bunun yanı sıra rakamlar çok büyük, çok da rekabetçi bir otomobil sektörü ve otomotiv sektörü var. Çok ciddi büyük tedarikçilerimiz var. Sadece bize değil Avrupa’ya, Rusya’ya, Çin’e, Amerika’ya da parka ihraç eden yan sanayi şirketlerimiz var. Onlar da bu otomotivin içindeler. Biz diğer rakiplerimiz gibi dünyanın 80-90 ülkesine ihracat yapıyoruz. Otomotiv sektörü yükselen bir trend. Her sektörden, her teknik alandan ciddi bir iş gücü ihtiyacı var. Ben Türkiye’de otomotiv sektörünü önemli bir güç olarak görüyorum. İhracatın 25-30 milyar dolarını otomotivden sağlıyoruz. İhracatın ithalatı karşılama oranı da çok yüksek. Yani ithal ettiğimizden çok çok fazlasını, katma değer üreterek ihraç ediyoruz. Bunlar çok güzel şeyler ve bu sektörün önümüzdeki süreçte hala çok revaçta olacağını ve sanayiyi domine edeceğini düşünüyorum.

439 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Türkiye‘de otomotiv sektörü sürekli gelişiyor. 2000‘li yıllara kadar daha çok içe dönük üretim yapan bir sektör halindeydi. Belli bir miktar ihracat oluyordu. 2000 yılında Doblo‘yla beraber AR-GE’nin gelişmesi sayesinde Tofaş, Türkiye‘de ürün geliştirme sürecindeki bütün safhaları kendi yönetebilecek ve sıfırdan bir ürün tasarlayabilecek güçlü bir konuma sahiptir. 2000 yılından itibaren bu global markaların bütün dünya içindeki üretimleri Türkiye‘ye gelmeye başladı. Doblo projesi buna örnektir. Dolayısıyla sektör çok hızlı gelişti ve bütün dünyada , özellikle Avrupa pazarlarında yoğun bir rekabet içerisinde. Türkiye‘de üretilen bir ürünün yüksek satış rakamları yakalaması çok kolay değil. Verimlilik, kalite, teknolojik olarak yeterlilik, ürün geliştirme sürecindeki esneklik ve hız çok önemli. İç pazarın dinamiklerine baktığımızda, özellikle otomotiv sektörü son 5 senede istikrarlı bir şekilde gelişti. Otomotiv ve hafif ticari araç satışları 950 bin adedi geçti. Kamyon, otobüs ve ağır ticari araçları işin içine kattığımızda 1 milyon adet barajını yıllardır ilk defa aştı ve bu beklediğimiz bir şeydi. Bu sayede daha da gelişerek büyüyeceğine inanıyoruz. Avrupa'nın ilk 5 büyük pazarı; Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve İspanya‘yla beraber Türkiye‘de 1 milyon barajını geçen 6. Pazar durumunda Türkiye‘nin dinamiklerini hepimiz biliyoruz. Hem coğrafi konumu hem de ekonomik potansiyeliyle otomotiv endüstrisi gelişmeye devam edecek.

334 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Teknoloji ilerledikçe otomotiv sektörü de gelişiyor. Farklı zaman aralıklarında müşteri talepleri de buna bağlı olarak değişiyor. Müşteri taleplerinin değişmesine bizler de ayak uydurmak zorundayız. Müşteri beklentilerinin zaman zaman kuşak farklılarından dolayı değişmesi ile birlikte müşterinin talepleride değişiyor. Genel olarak baktığımızda, güçlü bir Ar-Ge altyapısı olan otomotiv firmaları bu değişimlere ayak uydurduğu için çok daha kolay ayakta kalabiliyor. Bundan sonraki yıllarda da güçlü Ar-Ge altyapısı olan, müşteri beklentilerini daha iyi anlayıp buna göre ürün süren otomotiv firmalarının daha avantajlı ve bir adım önde olacağını düşünüyorum. Türkiye pazarına baktığımızda 2012 yılından 2016 yılına kadar çok fazla büyüyen bir otomotiv sektörü var. Bu büyümede de gerçekten Ar-Ge altyapısı güçlü olan firmaların bir adım daha öne çıktığı görüyoruz.

628 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Birçok alanda olduğu gibi otomotiv sektöründe de elektronizasyon ve dijitalleşme denen olguyu hissediyoruz. Şu an içinde bulunduğumuz platformda içten yanmalı motorlara sahip araçlar yaygın olarak kullanılıyor ama çok yakın bir gelecekte içten yanmalı motorlara sahip otomobiller yavaş yavaş devre dışı kalacak ve sektör tamamıyla elektrik motorlarına sahip olan ve bataryasını kendisi şarj edebilen motorlara dönecek gibi gözüküyor. Bu hem katıldığım toplantılarda aktarılıyor hem de otomotiv sektörünü bilen biri olarak bütün otomobil üreticilerinin bu yönde büyük yatırımlar yaptığını görüyorum. Dolayısıyla yakın tarihte arabaların daha çok elektrikli arabalara doğru kayacağı bir gelecek bekliyor. 2020 ila 2030 yılları arasında ciddi değişimler olacağını öngörüyorum. Biz bu bağlamda hem Doğuş Otomotiv hem de markamız olan Volkswagen AG olarak ona göre planlar yapıyoruz. Bir araç periyodik bakıma geldiğinde aracın motor yağı, hava, yakıt ve yağ filtresi değiştirilir ama elektrikli arabalar hayatımıza girdiğinde motor yağı ve filtreler olmayacak. Dolayısıyla işin Satış Sonrası Hizmetler kısmında da çok köklü değişiklikler olacağını öngörüyoruz, biz de buna yönelik çalışmaları şimdiden yapıyoruz.