Makine Mühendisliği belki de çocukluktan gelen bir tutku benim için. Çünkü, ilk farkındalığımla birlikte fark ettiğim şey legolar oldu. İkiz kardeşimle legolarla oynamayı çok seviyorduk. En çok oynadığımız oyuncak sürekli legolardı. Birçok oyuncağımız arasından en çok ona vakit ayırıyorduk. Biraz daha büyüdükçe ve biraz daha farkındalığımız arttıkça mekanik şeylere veya bu şekilde makinelere ilgi duymaya başladık ve anlamaya çalıştık; “Nasıl çalışıyor, niye böyle, bu niye var?”. En basiti bisikletinden arabasına kadar nasıl çalışıyor diye merak ettik ve bu tutku hiçbir zaman azalmadı hatta giderek büyüdü. Üniversitede tercihimi yaparken Makine Mühendisi olmak istediğimden ve o bölümde keyif alacağımdan gerçekten çok emindim. Daha sonra ikiz kardeşimle ikimiz Makine Mühendisliği tercihini yaptık ve ikimiz de aynı bölümü kazandık. Okul da tabi ki hem mesleki hem kişisel gelişim anlamında çok fazla şey kattı. Üniversite gerçekten bu anlamda önemli. Kendinizi bir yandan teknik olarak geliştirirken, aynı BSH gibi İTÜ’de de kişisel olarak da geliştirebiliyorsunuz. Çok fazla olanak var. Yine üniversitedeyken de uluslararası işler yapma şansım oldu. Öğrenci kulüplerinin sayesinde çok değişik, yarı akademik yarı sosyal tecrübelerim oldu. Orada da hem teknik olarak eğitimimi aldım, hem de bu anlamda kendimi geliştirdim. Çok fazla şey kattı. Üniversitenin bugünkü bende katkısı büyüktür diyebilirim.

Yazar Hakkında

Diğer Cevapları