Cevaplar 1

Sırala:

Şirket değerleri aslında birçok şirketin son 10-15 sene içerisinde oturup workshop’larda, beyin fırtınaları ile oluşturduğu, sonra gidip duvarlarına yazdığı şeyler, bence kültürü oluşturabilmek açısından çok önemli. Çünkü şirketler de insanlar gibidir. Her insanın aileden gelen belli değerleri vardır. O değerler insanın yaşamını, belli tercihleri yaparken tercihlerini, ya da belli kararlar verirken kararlarını etkiliyor. Şirketler içinde değerler aynı şekildedir. Değerler aslında şirket çalışanları için bir kılavuz. Şöyle ki bir adım atarken, bir karar verirken, müşteri ile görüşürken ya da bir arkadaşı ile sohbet ederken, ben doğru şeyi mi yapıyorum diye dönüp bakması gereken bir kılavuz.Pronet içinde 4 değerimiz var. Bunlara kısaca bakacak olursak birincisi “Açık İletişim” dediğimiz, bence en önemli değerlerden bir tanesidir. Pronet’te mümkün olduğu kadar her türlü konuyu çekinmeden, korkmadan konuşabiliyor, bu iletişimi açık bir şekilde sağlıyor olabilmemiz gerekiyor. Bunu da sürekli olarak çalışanlarımıza anlatıp, destekleyici aktiviteler yapıyoruz. Örneğin, ben her ay mutlaka 4 -5 farklı ekiple sabah kahvaltısı yapıp, o kahvaltıda onların görmüş oldukları bir sıkıntı, bir aksaklık var mı, onları konuşmaya gayret ederim. Verdiğim mesaj şudur : “ Eğer bir problem varsa ve bu problem sana, iş yapmana, müşteriye dokunuyorsa, o problemi önce yöneticin ile konuşacaksın. Çözemiyorsan bir üstüne çıkacaksın, çözemiyorsan bana geleceksin, ben de çözemiyorsam yönetim kurulu başkanına gideceksin. Eğer bunu yapmıyorsan, şirketin değerlerine aykırı hareket ediyorsun demektir.” Çünkü o problemler paylaşılmadığı, konuşulmadığı zaman bir virüs gibi şirketin içerisinde gittikçe büyür ve bir bakarsın şirket 1- 2 yıl sonra geri dönüşü olmayan bir hastalığa tutulmuş olabilir. O yüzden Açık İletişim, o virüsün büyümesini engellemek içindir. Bir problem varsa oturup konuşmak ve birbirimizi ikna etmemiz gerekiyor. İşbirliği, dayanışma bütün şirketleri olmazsa olmaz değerlerindendir. Bir kişinin başarılı olması, bir kişinin problemlerini çözmesi şirketi başarılı yapmıyor. Herkesin aynı anda aynı başarıyı göstermesi lazım. Güçlülüğümüz aslında en zayıf halkanın ne kadar güçlü olduğuna bağlıdır. Aslında bu temel bir sorun ve birçok şirkette düzeltilmesi için aksiyonlar alınıyor.Bir diğeri ise “Taraftar Müşteri”. Bu, Müşteri Deneyimi Ödülü’nü getiren değerlerden bir tanesi. Biz mutlu müşteri demiyoruz, çünkü mutlu müşteri, beklentisi karşılanmış müşteridir. Biz taraftar müşteri diyoruz. Yani beklentinin bir adım ötesine geçtiği, müşterinin “Evet, bu parayı ödedim, doğal olarak bu hizmeti verecekler” dediği değil “ Böyle birşey yapmalarını beklemiyordum” dediği bir hizmet vermek. Bununla ilgili de bir sürü örneğimiz var. O yüzden de çalışanlarımıza “İnisiyatif alın!” deriz. Yani sizin temel performans göstergeniz, müşteri ile kaç dakika konuştuğunuz değil, o müşterinin konuşma sonunda ne kadar mutlu ayrıldığıdır. Gerekiyorsa yarım saat, bir saat konuşacaksın ama o görüşmenin sonunda müşteri mutlu ayrılacak. Kontörü biten müşterilere, çağrı merkezi üzerinden su siparişi veren arkadaşlarım vardır. Bu, Taraftar Müşteri yaratmak adına alınmış bir inisiyatiftir. Buradan kalkıp, müşteri ile anlaşamadığı için müşterinin evine giden arkadaşım vardır. Hiçbir performans göstergesinde olmadığı halde müşterinin evine gidip, müşterinin evinde konuşan arkadaşım vardır. Bu, taraftar müşteri değerinin bir yansımadır. Sonuncusu da aslında başından beri konuştuğumuz “Girişimci Ruh.” Girişimci olmak için insanın bir sermayesi olup, o sermayeyi bir işe yatırması gerekmiyor. Her insan yaptığı işte bir girişimcidir. Yapması gereken tek şey, kendi işi gibi almış olduğu sorumluluğu sahiplenmesi ve “Ben bu işi nasıl daha iyi yaparım?” diye kendine sorması. Bunu yaptığımız noktada her birimiz birer girişimciyiz. Bu, özel hayatımızda da, iş hayatımızda da böyledir. Kültür de bu dört değerin üzerinde kuruludur. Bu 4 değere doğru yaklaştığınız ve doğru hareket ettiğiniz sürece Pronet de sizi mutlu eder. Sizi başarılı eder.