Cevaplar 57

Yükleniyor...
3,134 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Türkiye’de son dönemde giderek herkesin farkındalığı arttı, özellikle Özgecan’ın kaybından sonra bilinç bu konuda ciddi anlamda yükseldi ama bir o kadar da gidilecek yol var. Yine daha önceki bölümde bahsettiğim gibi bunu değiştirecek olanlar sizlersiniz. Biz Unilever’de çok şanslı bir azınlığız, Unilever Türkiye çapında yüzde elli elli kadın erkek eşitliğini sağlamış bir şirket. Daha da önemlisi sadece bu çeşitliliği toplamda değil, şirketin üst düzey kademelerinde de sağlayabilmiş bir şirket. Ama toplumun her yerinde istihdamın her alanında böyle değil. Türkiye hala kadının istihdama katılım oranında %30’lara bile gelememiş durumda, çok geride bir ülkeyiz. Gerçekten istihdama kadın katıldıkça ülkelerin rekabetçi olması artıyor ve Japonya gibi bir ülke bile, %60 bu arada istihdam oranı ama, yine de diyor ki daha fazla kadınımı sokmalıyım çünkü rekabetçiliğim ve ekonomimin geleceği buna bağlı. Rakamları bırakıp kalplere seslenmek istiyorum, hepimiz geleceğimizi yaratırken her şeyin denge üzerine kurulu olduğunu biliyoruz. Doğaya şöyle bir baktığımızda dengesizliğin olduğu her yerde işler iyi gitmiyor, kadın-erkek dengesi de böyle. Kadın-erkek dengesinin kurulabilmesi için sizin jenerasyonunuz çok çok önemli. Buna sizin inanıp kadınların kendine inanıp; erkeklerin kadın arkadaşlarına inanıp, kızına inanıp, kardeşine inanıp, annesine inanıp, etrafındaki kadınlara inanıp onu desteklemesi ve karar merciine geldiğimizde de bu farkındalıkla karar verip, iş adamı olup iş kadını olup aslında özünde iş insanı olabilmek lazım. Hepinizden bir de bunu rica ediyorum, ama eminim. Zaten ben hepinizi seviyorum, saygıyla da selamlıyorum, başarılar diliyorum.

2,738 görüntülenme
·
Transkripti Göster

15 yıldır buradayım, belki küçücük bir deneyim anlatmak yerinde olabilir: ben ilk bu şirkete geldiğimde yani Unilever’e girdiğimde oryantasyonum süresince bir müdürle konuşuyoruz, o bana işini anlatıyor, 14 senedir buradayım dedi. Ben de acaba 14 senedir bir şirkette çalışmak ne demek diye düşündüm. Çünkü üniversite hayatında da çalışmıştım, üniversiteden mezun olduktan sonra da çok kısa süreli iki tane iş deneyimim olmuştu. Ben iki senede iki tane iş değiştirmişim, üçüncüsündeyim, 14 senedir aynı işte olmak o günkü aklımla bana biraz allah allah olabilir mi diye hissettirmişti. 15. seneyi burada dolduruyorum, benim her senem diğerinden farklıydı. Sürekli olarak yeni projelerle yeni deneyimlerle yeni işlerle ben burada aslında 15 senede belki başka başka şirketlerde deneyebileceğim birçok deneyimi zaten edinebildim. Unilever’in bir güzelliği de, eğer bir fikriniz varsa, ben böyle bir şey görüyorum ve bunun gerçekten çok değer katacak bir şey olduğuna inanıyorum diyorsanız, o zaman hadi onu çalış bakalımı çok rahatlıkla duyarsınız. O yüzden de eğer onun fizibilitesi varsa, doğru dürüst çalışabilecek bir şeyse ve gerçekten faydalıysa da onu rahatlıkla yapabilirsin. Bunun gibi illa bana verilen işi değil, ben de kendim iş yaratabildiğim için 15 senedir buradayım. Dediğim gibi her gün başka bir dünya, hergün yeni bir dünyaya uyanıyoruz. Burası gerçekten aile gibi. Biz birbirimizle değil, birlikte işi daha iyi yapmak adına çalışıyoruz, beni en çok motive eden şeylerden bir tanesi de o.

9,449 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Aslında hepimiz bir işi alıyoruz ve o sorumluluğu yerine getirmeye çalışıyoruz. Tabiki tüm departmanların kendine has dinamikleri var ve orada belki kişinin uygunluğu devreye giriyor olabilir ama özellikle şöyle olmalı böyle olmalı gibi benim bir tanımım yok. Unilever’in bir tanımı var, şirkete aldığı herkesi yönetici olarak varsaydığı için, temel yetkinlikler üzerinden gidiyor. Herhangibir birey pazarlamaya da girecek olsa, satışa da, tedarik zincirine de, aynı yetkinlik özelliklerine bakıyor. Büyüme tutkusu diye bir yetkinliğimiz var, onun bir takım özellikleri var. O özellikleri gösteren tüm arkadaşlarımız buraya herhangibir departmana gelip çalışabilirler.

6,640 görüntülenme
·
Transkripti Göster

En son dönemde yaptığımız şeylerden birtanesi esnek çalışma saatlerine geçtik ama bu esnek çalışma saatleri biraz daha bildiğimiz esnek çalışmadan farklı. Sadece zaman sınırı olmaksızın ne zaman istersek, ne zaman ve nerede çalıştığımızdan bağımsız, performansın ölçümlendiği bir sürecimiz var. Ben patronumla anlaştıktan sonra bugün itibariyle ben dışardan çalışacağım bir kafede çalışmak istiyorum daha rahat edeceğim dediğimde kimse bana niye işe gelmedin, niye kart basmadın diye sormuyor. Önemli olan bana verilmiş olan işi doğru, zamanında ve yerinde bir şekilde ortaya çıkarıp çıkarmadığım ve benim performansım. Ona ne kadar zamanı nerede nasıl geçirdiğime kimse çok burada bulunulması gereken işler değilse karışmıyor ve bu çok büyük bir rahatlık. Özellikle belli saatte belli bir yerde olmak isteyen arkadaşlar için ya da çocuğu olanlar için vs. için bu çok büyük bir rahatlık. Sabahtan çocuğunuzu okula bırakıp, işe saat 10da da gelebilirsiniz. Tabi toplantı varsa ona göre ayarlanıyor, herkes o sorumluluğunun bilincinde zaten. O yüzden de çalışanı kontrol ettiğimiz değil, sorumluluğu ona verdiğimzi bir sisteme sahibiz.

1,409 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Unilever’de HR’a girdiğiniz zaman HR’dan devam etmek zorunda değilsiniz. HR’dan pazarlamaya da geçilebilir, satıştan HR’a gelinebilir. Biz departmanlar arası geçişleri durduran veya yasaklayan bir şirketten ziyade, bunları her zaman için bir fırsat olarak sunup, çalışma arkadaşlarımızın dönem içinde ihtiyaçları, istekleri, hedefleri değişirse eğer departmanlar arası geçişlere de imkan veriyoruz.