Cevaplar 92

Yükleniyor...
2,034 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Unilever’de bahsettiğim dönemde zaten satışın ismi customer development oldu, yani müşteri geliştirme. Dolayısıyla müşteri geliştirme deyince işin bir sahada olan kısmı var, bir de mutfakta olan kısmı var. Benim rolüm şuan ikisinin de birlikte yapılabildiği mutfağı da barındıran, sahası da olan bir rol. Global çerçevede dört tane Unilever Food Solutions dediğimiz yani Unilever’in ev dışı tüketim bölümünün 4 büyük müşterisinden sorumluyum. Aynı zamanda yine global olarak bu kategoride capability -yani satışta bütün ekiplerimizin biriktirmesi gereken tecrübe, sahip olması gereken beceriler- bunların altyapısını da oluşturan ekibin bir parçasıyım. Compass, Ikea, McDonald’s, Burger King, Kentucky Fried Chicken gibi sektörün çok önemli oyuncularıyla görüşmeler yapıyorum ve Unilever adına global ölçekte işimizi büyütmeye çalışıyorum, bu yüzden çok heyecanlıyım.

18,932 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Satış adrenalin işi, yani bence satış nabzınızın şöyle her gün tık tık tık attığı bir iş. Çünkü o günün satışını yapıp kapatıp ertesi gün sanki hiçbir şey yapmamışsınız gibi yeniden başlamanız lazım. Yeniden başlama hissi hem güzel ama biraz da yorucu bir iş ve hem kısa vadede düşünmeniz gerekiyor, çünkü ay hedefi var gün hedefi var yıl hedefi var, ama bir yandan da uzun vadeli planları da yapmanız gerekiyor. Çünkü Türkiye'nin de içinde bulunduğu birçok pazar artık ya çok modern ticaretin geliştiği pazarlar ya da hibrit dediğimiz yani gene de büyük oyuncuların içinde bulunduğu pazarlar ve dolayısıyla müşterimizle biz üreticiler olarak bir araya gelindiğinde sadece kısa vade ile bu iş olmuyor, üç yıllık beş yıllık planlar lazım. O yüzden ne lazım bir kere adrenalin sevmek lazım, çok çalışkan olmak lazım, birden fazla işi birlikte yapabilmek lazım. İşin içinde değişimi yönetebilmek lazım, çünkü trendler değişiyor. Unilever çok büyük bir pazarlama şirketi. Markalarımız var ama sonuçta satış, o markaları müşterinin rafına, şu içinde bulunduğum kategoride müşterinin tabağına, aşçının mutfağına sokmadığı sürece hiçbir şey ifade etmez. Onun için de satışta bir de iş bitirici olmak lazım.

5,344 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Unilever’de customer development kariyeri çok fırsatlarla dolu bir kariyer anlamına gelir çünkü işin hem sahada olan kısmı var, yani müşterilerimizle birlikte geliştirdiğimiz, hem de arkada bütün o planları, müşterilerimizle birlikte markalarımızı nasıl örtüştüreceğimizin vizyonunu çizdiğimiz mutfak ekipleri var. Dolayısıyla kabaca anlatmak gerekirse sahanın yanısıra arka tarafta pazarlama için çok ciddi bir ekip çalışıyor. Bu ekiplerin bir kısmına customer marketing diyoruz yani pazarlama ile müşteri geliştirme arasındaki bölümler olarak düşünebilirsiniz. Bu da şöyle bir güzellik sağlıyor tabi, pazara ulaşma stratejisinde bir satışçı sadece eski usül müşteriye gittim, çayını içerim tadında bir yetkinliğin çok ötesinde. Hatta ben artık buna bilim dalı demekten geri kalmıyorum. Ciddi bir analizle, ciddi bir teknolojiyi kullanarak, arka planda markaların planlarından gelen, müşteriye kadar inmiş çok detaylı sunumlarla donanımlı bir şekilde hayatını sürdürüyor. Hayat ekonomik anlamda da çok karmaşıklaştı, ulaştığınız pazarlar anlamında ve onların yolları anlamında da çok karmaşıklaştı. Artık eskisi gibi bir tüketici sadece gidip Unilever’in Omo’sunu bir marketin rafından almıyor. Nerelerden alıyor, çok değişik yerlerden alıyor ve biz buna omni-channel diyoruz. İnternetten alabiliyor, arkadaşından duyuyor, o ona tavsiye ediyor. Omni-channel diyince eskiden bir alışverişçinin düz çizgi halindeki yaşam çizelgesi şimdi bir balığınkine benzetiliyor, böyle karmakarışık oradan onu alıyor buradan bunu alıyor, o bilgiyle bunu birleştiriyor. E-commerce bambaşka bir yerlere gidiyor, her ne kadar içinde bulunduğumuz sektörde ülkemizde biraz daha yavaş olsa da. O yüzden de çok heyecanlı açıkçası, çok yenilikçi, hem trendleri takip edeceksiniz hem gerçekten hardcore dediğimiz yani işin ana satış becerilerine çok iyi hakim olacaksınız, müşterinizin ne istediğini çok iyi dinleyeceksiniz. Dinlemek de bu işin çok önemli bir parçası anlayacaksınız ve tabii ki iyi partnerlik ortaya koyacaksınız. Yine eski usül yani sadece satışçının satın almacıyı gördüğü ve sadece öyle bir ilişkiden, şimdi artık bir elmas modeli şeklinde çalıştığımız günlere geldik. Unilever’in finansçısıyla müşterilerimizin finansçısı görüşüyor, gerekiyorsa insan kaynakları ekipleri insan kaynakları ekipleriyle görüşüyor ama satışçı her zaman işin kalbinde ve orkestra şefi. Satışın yani customer developmentın haberi olmadan kuş uçmaz.

2,809 görüntülenme
·
Transkripti Göster

İnsan kaynaklarını Unilever’de aslında üç ayrı grup olarak düşünebiliriz. Bir tanesi Expertise dediğimiz grup, tüm insan kaynakları süreçlerinin global yönetmeliklerinden sorumlu. Yani işe alım, eğitim, gelişim, performans yönetimi gibi süreçleri biz global olarak her ülkede aynı şekilde uyguluyoruz ve bunların geliştirilmesinden sorumlu global bir ekip var. Ben o ekibe bağlı olarak çalışıyorum ve görevim oraya buradan doğru bilgiyi aktarmak ihtiyaç duyulan sistemlerin geliştirilmesi için, oradan gelen sistemleri de burada uygulamak. Tüm bölgede de bana bağlı olan çalışanlarla birlikte aslında bu işi yapmaya çalışıyoruz. Benim tarafımdaki expertise diye baktığınızda işe alımdan başlayıp tüm performans süreci, eğitim dahil olmak üzere, tamamını yönetmeye çalışıyoruz. Bir diğer expertise ekibimiz yani uzman ekibimiz ücretlendirme. Onlar ücretlendirme ve yan haklardan sorumlular. Yine aynı mantıkla onlar da globale raporluyorlar, global bir patronumuz var diyelim. HR Business Partner dediğimiz insan kaynaklarındaki diğer birim de businesslarla birlikte çalışıyor, yani iş birimleriyle birlikte çalışıp o iş birimlerinde tüm bu geliştirilmiş olan süreçlerin en doğru şekilde uygulanması, oradaki gelişim ihtiyaçlarının belirlenmesi, o gelişim ihtiyaçları doğrultusunda bizim elimizdeki tüm süreçlerin oraya uygulanması ve aslında o işin geleceğiyle ilgili stratejik HR desteği vermekten sorumlu. Bir de Service Delivery dediğimiz grubumuz var ki o arkadaşlarımız da tüm insan kaynakları süreçlerinin operasyonel işlerini yapıyorlar. Yani sosyal sigortalar tarafında yapılması gerekenler, işe alım sürecindeki kontroller, formların okunması veya eğitim dersindeki formlar gibi tüm operasyon işlerini onlar hallediyorlar.

1,944 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Benim için en zor yanı büyük ihtimalle mesela Selection Board’a gelen bütün öğrencileri ben işe alırım, çünkü hepsi gerçekten çok çok iyi arkadaşlar. Bu böyleyken onlara red cevabı vermek bence zor taraflarından bir tanesi, kötü haberi veriyor olmak. Aynı şey şirket içinde gerçekleşen durumlarda da geçerli, kötü haberi veriyor olmak zorlayıcı taraflarından bir tanesi. Ama onun dışında işimi çok keyifle yaptığım için büyük ihtimalle, şirketi çok sevdiğim için, çalışanlarını da çok sevdiğim için burası da çok zor dediğim ve ilk aklıma gelen hiçbir şey olmadı. Keyifli yanlarını muhtemelen daha rahat sayarım.