Cevaplar 47

Yükleniyor...
5,773 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Unilever’de maceram 1999 yılında başladı, Boğaziçi Üniversitesi İşletme mezunuyum. Cumartesi akşamı balomuz olmuştu, pazartesi günü işe başladım ve yalvarmıştım bir hafta tatil yapayım diye, ama bir yandan da çok büyük bir gururdu. Çünkü o zaman da, hala, Türkiye’nin nin en çok tercih edilen şirketiydi. Finans bölümünde başladım, 4.5 sene finansta çalıştım. Arkasından tedarik zincirine geçtim, tedarik zincirinde Gıda Planlama Müdürü olarak çalıştım. Aynı zamanda Unilever’in ilk talep planlama departmanını kurdum. Bir işletmeci olarak o dönemler harıl harıl endüstri mühendisliği kitapları çalıştığımı hatırlıyorum. Ayrıca işime ek olarak Sales & Operations Planning dediğimiz satış ve planlama projesinin başkanlığını yaptım. Bu proje bana satışın dünyasını açtı. O zamanlar her zaman olduğu gibi Unilever bir değişimin eşiğindeydi ve şimdiki yapımızın alt yapıları kuruluyordu. “Go to market” yani pazara ulaşma dediğimiz yapıyı kuruyorduk. Pazarlama ikiye bölündü: “brand development” yani marka geliştirme ve “brand building” markayı büyütme ekipleri olarak. Satış da ciddi anlamda yeniden organize oldu ve ben satışa geçtim. Dolayısıyla bütün bu hikayede 15 senelik bir Unilever var, son 7-8 senesini satışta geçirdim. Satışta daha önce hiç satış yapmamış biri olarak bir çok arkadaşımın ‘dizlerin titremiyor mu Neslihan?’ sorularına rağmen Carrefour & Tesco’dan sorumlu yönetici olarak başladım. Sonra hayatımın en güzel lansmanı olan oğlumu doğurdum, Ömer, şimdi 5 yaşında. 60 küsür yıldır Unilever Türkiye’de bir kadın satış direktörü yoktu o zamana kadar. Doğum sonrası bir terfi alarak Unilever’in ilk kadın satış direktörü olarak başladım. 4 sene modern ticaret tarafında çalıştım. Modern ticaretin yanı sıra bizim satışta operasyonlar dediğimiz ve işin mutfağından sorumlu bir ekip daha var, ondan da sorumluydum. Şuan ise çok yeni olarak Eylül ayı itibariyle şimdiki işime geçtim. Global Account Director, Unilever Food Solutions olarak geçiyor.

2,639 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Ben 2000 yılında Unilever’e geldim. Okuldan mezun olduktan sonra iki ayrı iş deneyimim olmuştu, ama Unilever her zaman hayalimdeki şirketti; burası global, local ve duyduklarım gördüklerimle gerçekten istediğim bir yerdi. İlk olarak 2000 yılında işe alım ve eğitimlerden sorumlu olarak işe girdim. Daha sonrasında çok kısa bir İngiltere deneyimim oldu. İngiltere’de bölgesel bir ofiste, bölgesel bir iş yaptım. Daha sonrasında Türkiye’ye döndüğümde ben insan kaynaklarının farklı alanlarını görmek istiyorum dedim ve beni ücretlendirme tarafına alır mısınız diye sordum, onlar da peki dediler. 6 sene kadar ücretlerden sorumlu olarak çalıştım. Sadece Türkiye için çalışmadım, aynı zamanda İran, İsrail, Romanya gibi ülkelerden de sorumlu olarak çalıştım, birden fazla ülkenin tüm ücret yönetim sistemiyle ilgilendim. Sonrasında process ve yönetmelikler çok keyifli ama işin gerçekten nasıl döndüğünü tekrardan görmek istiyorum, o yüzden de business partnerlık yapmak istiyorum diye talep ettim. Belli bir dönem sonra bu talebim yerine geldi ve hem satıştan hem pazarlamadan sorumlu İnsan Kaynakları Director’ı olarak atandım. 3 sene kadar da satış ve pazarlamaya insan kaynakları süreçleri anlamında destek oldum. Sonrasında şuandaki görevime geldim. Şuanda da NAMETRUB dediğimiz bölgede liderlik geliştirmeden sorumluyum. NAMETRUB da North Africa Middle East Turkey Ukraine Belarus ve Rusya. Yani bir okyanustan bir okyanusa diye tanımlıyorum ben, Akdeniz havzasını da içine aldığınız zaman bir taraftan başlayıp bir tarafta bitiriyorsunuz.

3,721 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Ben Unilever’de 2004 yılında Koç Üniversitesi’nden mezun olduktan 1 hafta sonra işe başladım, çok hızlı bir giriş oldu iş hayatına. Selection Board dediğimiz süreçten geçerek, finansta MT olarak işe başladım. 11 yıllık da bir kariyerim var, hepsi finansta geçti. İlk başta ne tip işler yaptım diye bakarsak da, aslında ilk başta işe gıda kategorisinde Business Partner olarak başladım. 3 sene burada çalıştıktan sonra bu sefer beni bölgesel bir göreve atadılar, saç kategorisinin Bölgesel Finans Müdürü olarak 2,5-3 sene devam ettim, o da farklı bir deneyimdi çünkü ilk defa yönetici koltuğuna oturuyordum ama patronum Bangkok’taydı. Ekibimden biri Güney Afrika’da biri Dubai’de oturuyordu. Hiç ekip yönetmemişken böyle büyük bir challangeın içine girmiş oldum aslında. Benim için mükemmel bir deneyim oldu. Bu işten sonra tekrar Türkiye’ye döndüm ve bu sefer yine hiç bilmediğim Hazine Vergi Müdürlüğüne atandım. Vergiyi en son üniversitede muhasebe derslerinden hatırlıyordum ama şirketin güzel taraflarından bir tanesi de bu gerçekten, bilmediğiniz bir alanda bile yöneticilik yeteneklerinize güvendiği için sizi yönetici koltuğuna oturtabiliyorlar. Hazine ve vergi de bu anlamda benim için çok büyük bir deneyim oldu. Gerçekten temel uzmanlık alanı finans olan bir iş yapmış oldum. Ondan sonra tekrar kategoriye geri dönmek istiyordum, bu sefer de kişisel bakım kategorisinde finans müdürü olarak çalıştım. Kişisel bakım geçmişte çok da iyi büyümeyen bir kategorimizdi ama son 3 senedir gerçekten çok ciddi büyümelere ulaştı, karlı büyüyor. Bu stratejinin oluşturulmasında 3 sene çok ciddi görev aldım. Kişisel bakımı tamamladıktan sonra bu sefer ev ve kişisel bakım kategorisi sorumluluğu bana verildi ve en son 1 sene önce aynı kategoride Finans Direktörü oldum.

982 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Unilever’de 18 yıldır çalışıyorum. Üniversiteyi bitirdikten sonra özel sektörde mi çalışmalıyım yoksa akademik kariyer mi yapmalıyım kısmında çok net değildim. Dolayısıyla bir süre üniversitede çalıştım, ondan sonra dedim ki ben daha aktif olarak fikirleri hayata geçirmeliyim, o yüzden iş görüşmelerine başladım. Unilever’e girdim, girdikten beri de 18 yıldır buradayım. Unilever hayatımda çok farklı kategorilerde çalıştım: ev temizliği, kozmetik, gıda, dondurma kategorilerinde Ar-Ge’de çalıştım ve bölgesel global ve local görevlerde de çalıştım. Bunun bir süresinde yurtdışı İngiltere Ar-Ge merkezimizde görev aldım, çamaşır deterjanları üzerine çalıştım. Sürekli hareketli bir hayatımız var Unilever’de, hiçbir zaman monoton değil.

981 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Unilever’de çalıştığım dönem içinde bir kez yurt dışında bulunma şansım oldu, yaklaşık bir 3 yıllık dönem. Global Ar-Ge merkezinde çalıştım orada. Görevli olduğum coğrafyanın direkt kontakt yöneticisi olarak çalıştım. Çok keyifli bir dönemdi, hem kişisel gelişim açısından hem de kariyer açısından. Çünkü global merkezde olduğunuzda bütün dünyada hangi ülkede ne tür innovasyonlar var ve tüm teknolojiler nerede hayata geçiyor görme şansınız daha fazla oluyor, sadece bir ülkede oturmaya nazaran. Dolayısıyla orada ciddi bir network edindim, şuanda hala 18 yılın sonunda birlikte çalıştığım kategorideki arkadaşlarımın çoğu o dönem birlikte başladığımız ve globalde çalıştığımız kişiler. Hem network açısından, şirketin içindeki global yapıyı anlamak açısından, hem de innovasyonun merkezinde olmak açısından çok keyifliydi. Ekipteki bütün arkadaşlarıma mutlaka kariyerlerinin erken safhalarında yurt dışı tecrübesi edinmelerini öneriyorum, zaten böyle imkanlar var bunları kullanıyor olmak çok önemli.