Cevaplar 30

Yükleniyor...
4,065 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Unilever’de customer development kariyeri çok fırsatlarla dolu bir kariyer anlamına gelir çünkü işin hem sahada olan kısmı var, yani müşterilerimizle birlikte geliştirdiğimiz, hem de arkada bütün o planları, müşterilerimizle birlikte markalarımızı nasıl örtüştüreceğimizin vizyonunu çizdiğimiz mutfak ekipleri var. Dolayısıyla kabaca anlatmak gerekirse sahanın yanısıra arka tarafta pazarlama için çok ciddi bir ekip çalışıyor. Bu ekiplerin bir kısmına customer marketing diyoruz yani pazarlama ile müşteri geliştirme arasındaki bölümler olarak düşünebilirsiniz. Bu da şöyle bir güzellik sağlıyor tabi, pazara ulaşma stratejisinde bir satışçı sadece eski usül müşteriye gittim, çayını içerim tadında bir yetkinliğin çok ötesinde. Hatta ben artık buna bilim dalı demekten geri kalmıyorum. Ciddi bir analizle, ciddi bir teknolojiyi kullanarak, arka planda markaların planlarından gelen, müşteriye kadar inmiş çok detaylı sunumlarla donanımlı bir şekilde hayatını sürdürüyor. Hayat ekonomik anlamda da çok karmaşıklaştı, ulaştığınız pazarlar anlamında ve onların yolları anlamında da çok karmaşıklaştı. Artık eskisi gibi bir tüketici sadece gidip Unilever’in Omo’sunu bir marketin rafından almıyor. Nerelerden alıyor, çok değişik yerlerden alıyor ve biz buna omni-channel diyoruz. İnternetten alabiliyor, arkadaşından duyuyor, o ona tavsiye ediyor. Omni-channel diyince eskiden bir alışverişçinin düz çizgi halindeki yaşam çizelgesi şimdi bir balığınkine benzetiliyor, böyle karmakarışık oradan onu alıyor buradan bunu alıyor, o bilgiyle bunu birleştiriyor. E-commerce bambaşka bir yerlere gidiyor, her ne kadar içinde bulunduğumuz sektörde ülkemizde biraz daha yavaş olsa da. O yüzden de çok heyecanlı açıkçası, çok yenilikçi, hem trendleri takip edeceksiniz hem gerçekten hardcore dediğimiz yani işin ana satış becerilerine çok iyi hakim olacaksınız, müşterinizin ne istediğini çok iyi dinleyeceksiniz. Dinlemek de bu işin çok önemli bir parçası anlayacaksınız ve tabii ki iyi partnerlik ortaya koyacaksınız. Yine eski usül yani sadece satışçının satın almacıyı gördüğü ve sadece öyle bir ilişkiden, şimdi artık bir elmas modeli şeklinde çalıştığımız günlere geldik. Unilever’in finansçısıyla müşterilerimizin finansçısı görüşüyor, gerekiyorsa insan kaynakları ekipleri insan kaynakları ekipleriyle görüşüyor ama satışçı her zaman işin kalbinde ve orkestra şefi. Satışın yani customer developmentın haberi olmadan kuş uçmaz.

1,976 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Şirketimize yeni başlayan tüm bireyler bizim için Unilever Future Leader, onlar bizim gelecekteki liderlerimiz ve hepsi bir gün gelecek bizim koltuklarımızı bir şekilde idame ettirecekler. O yüzden de işe aldığımız ilk günden itibaren, onlara 3 senelik yapılandırılmış bir program sunuyoruz, bu yeni mezunlarımız için olan programımız. Yeni mezun bir arkadaşım Unilever’de işe başladığında, 3 senelik bir programa tabi oluyor. Bu 3 senenin içinde neler var, çeşitli rotasyonlar var bir defa. Pazarlamaya dahil olduysa pazarlamanın farklı alanlarında farklı disiplinlerinde işler yapıyor, projeler yapıyor ve bu projelerde performansı değerlendiriliyor. Satış ekibiyle çalışıyor, yeri geliyor finansa gidiyor. Farklı farklı departmanlarda farklı tecrübeler ediniyor. Bunu yaparken aynı zamanda biz onları bir eğitim sürecinden geçiriyoruz. Proje yönetimi, etkili insanın 7 alışkanlığı gibi birtakım temel eğitimleri 3 sene içinde alıyorlar. 3 senenin sonunda, eğer performansları ve potansiyelleri de bu 3 sene zarfında değerlendirildiğinde çok yüksekse, o zaman doğrudan yönetici pozisyonuna kendilerini atıyoruz. Bu yine 3 sene zarfında yine performans ve potansiyellerine bağlı olarak da yurtdışında short-term assignment dediğimiz proje bazlı görevlere atanabiliyorlar.

1
3,055 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Bizim başvurularımız sürekli olarak açık, internet üzerinden başvuruyu alıyoruz. İnternet üzerinden başvuruyu aldıktan sonra 30 Ocak itibariyle başvurularımızı belli bir süre kapatıyoruz. 30 Ocak itibariyle elimizde olan tüm başvuruları değerlendirip, bireylere öncelikle o form üzerinden bir dönüş yapıyoruz çünkü formun içinde bizim iki üç tane sorumuz var, o sorular bizim için aslında ilk mülakat demek. O soruların cevapları doğrultusunda bir ilk eleme gerçekleştiriyoruz. Bu ilk elemenin sonrasında bize kısa listeler geliyor. Bu kısa listeler üzerinden yine önceliklendirerek sorulara verilen cevaplar, yetkinliklerin gücü gibi şeylere bakarak, arkadaşları mülakatlara davet ediyoruz. Mülakatlarımızı gerçekleştiriyoruz, iki yöneticimiz mülakata giriyor. O mülakatların sonucunda çıkan diğer bir kısa listeyle de Selection Board dediğimiz bir sistemimiz var. Bir gün boyunca bu arkadaşlarla birlikte çeşitli caseler çözerek onların davranışlarını gözlemleyerek o günün sonunda bir karara varıyoruz ve o günün sonunda da arkadaşlarımıza: evet sana bir iş teklifinde bulunacağız veya şuanda ne yazık ki yapamıyoruz ama gelecekte elbet bir gün bir yerde yollar kesişecektir diyip süreci sonlandırıyoruz. Aslında 3 etaptan oluşan, basit bir süreç ama form vs. gibi etapları tabiki de var.

1
3,147 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Gerçekten işe alımdaki tek amacımız sizleri tanımak çünkü bizim elimizde bir iş var ve bu işi yapabilecek en iyi adayı bulmaya çalışıyoruz. O en iyi adayı da eğer davranışlarla bulmaya çalışıyorsak, bizim tek amacımız aslında o kişiyi en iyi şekilde tanımak. En iyi şekilde tanımanın bir yolu da bu Selection Board dediğimiz süreç. Sabah birlikte buluşuyoruz, bir vaka veriyoruz ve bu vaka üzerinden bireyler kendileri çalışıyorlar, daha sonra hep birlikte bir tartışıyorlar. Bize arada sunum yaptıkları oluyor, tekrar tartıştıkları bir ortam daha oluyor ve gün içinde de o casein farklı farklı bölümlerini biz onlarla paylaşıyoruz. Her seferinde de onun üzerine farklı farklı tartışmalar yapıyorlar. Daha fazla açıklamak istemiyorum çünkü bu bir şehir efsanesine dönüşüyor, şehir efsanesine dönüşmesin. Amaç gerçekten her bir mülakatta bireyi tanımak. Bireyi tanıyabileyim ki en doğru rolü oturtabileyim, ki o da mutlu olsun, o mutlu olunca verim artacak, verim artınca şirket mutlu olacak, her iki tarafın da mutlu olduğu bir süreç olacak.

7,824 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Aslında hepimiz bir işi alıyoruz ve o sorumluluğu yerine getirmeye çalışıyoruz. Tabiki tüm departmanların kendine has dinamikleri var ve orada belki kişinin uygunluğu devreye giriyor olabilir ama özellikle şöyle olmalı böyle olmalı gibi benim bir tanımım yok. Unilever’in bir tanımı var, şirkete aldığı herkesi yönetici olarak varsaydığı için, temel yetkinlikler üzerinden gidiyor. Herhangibir birey pazarlamaya da girecek olsa, satışa da, tedarik zincirine de, aynı yetkinlik özelliklerine bakıyor. Büyüme tutkusu diye bir yetkinliğimiz var, onun bir takım özellikleri var. O özellikleri gösteren tüm arkadaşlarımız buraya herhangibir departmana gelip çalışabilirler.

1