Cevaplar 282

Yükleniyor...
7,364 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Unilever’de Tedarik Zinciri departmanı aslında markette gördüğünüz her ürünün başından sonuna kadar olan bütün süreci kontrol eder. Markette gördüğünüz herhangi bir ürünün içinde bulunan ham maddelerin satın alınması, bu satın alma sürecindeki müzakereler, malzemelerin fabrikaya getirilmesi, bizzat üretimin planlanması ve yönetilmesi, daha sonrasında bu üretimin ilgili müşterilere sevk edilmesi ve bunun sürekli olarak takip edilmesini içerir. Bu fonksiyonların tümü bir zincir gibi birbirine bağlı, dolayısıyla Tedarik Zincirinin iyi bir iş çıkartabilmesi için bütün bu halkaların sorunsuz bir şekilde çalışması çok önemli.

7,261 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Mühendislik eğitiminin bana en büyük katkısının analitik düşünme becerisi olduğunu düşünüyorum. İşim gereği sayılarla oldukça çok uğraşıyorum ve bu sayılardan bir anlam çıkarmam gerekiyor. Bunun yanısıra yine mühendisliğin temeli olarak farklı bakış açılarından bakabilme ve olaylara bu şekilde yaklaşma becerisi olduğunu düşünüyorum. Bu özellikle kriz anlarında bir adım geriye çekilip büyük resme bakmayı ya da başka bir pencereden bakmayı ve çözüme bir adım daha yaklaşmayı olanaklı kılıyor. Bir mühendis eğitimini almadığı bir konu üzerine çalışabilir çünkü orada size verilen aslında temel mühendislik eğitimi ve bu gerçekten yeterli bir düzeyde. Mühendis olmanın belki de en büyük avantajlarından biri de bir şeyleri daha çabuk öğrenebiliyor, daha çabuk kavrayabiliyor olmak. Dolayısıyla sizin önünüze hangi iş verilirse verilsin bir mühendis bakış açısıyla bunu çok daha kolay bir şekilde alıp daha iyi bir noktaya götürmek için çalışabiliyorsunuz.

7,066 görüntülenme
·
Transkripti Göster

En son dönemde yaptığımız şeylerden birtanesi esnek çalışma saatlerine geçtik ama bu esnek çalışma saatleri biraz daha bildiğimiz esnek çalışmadan farklı. Sadece zaman sınırı olmaksızın ne zaman istersek, ne zaman ve nerede çalıştığımızdan bağımsız, performansın ölçümlendiği bir sürecimiz var. Ben patronumla anlaştıktan sonra bugün itibariyle ben dışardan çalışacağım bir kafede çalışmak istiyorum daha rahat edeceğim dediğimde kimse bana niye işe gelmedin, niye kart basmadın diye sormuyor. Önemli olan bana verilmiş olan işi doğru, zamanında ve yerinde bir şekilde ortaya çıkarıp çıkarmadığım ve benim performansım. Ona ne kadar zamanı nerede nasıl geçirdiğime kimse çok burada bulunulması gereken işler değilse karışmıyor ve bu çok büyük bir rahatlık. Özellikle belli saatte belli bir yerde olmak isteyen arkadaşlar için ya da çocuğu olanlar için vs. için bu çok büyük bir rahatlık. Sabahtan çocuğunuzu okula bırakıp, işe saat 10da da gelebilirsiniz. Tabi toplantı varsa ona göre ayarlanıyor, herkes o sorumluluğunun bilincinde zaten. O yüzden de çalışanı kontrol ettiğimiz değil, sorumluluğu ona verdiğimzi bir sisteme sahibiz.

6,580 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Unilever’de maceram 1999 yılında başladı, Boğaziçi Üniversitesi İşletme mezunuyum. Cumartesi akşamı balomuz olmuştu, pazartesi günü işe başladım ve yalvarmıştım bir hafta tatil yapayım diye, ama bir yandan da çok büyük bir gururdu. Çünkü o zaman da, hala, Türkiye’nin nin en çok tercih edilen şirketiydi. Finans bölümünde başladım, 4.5 sene finansta çalıştım. Arkasından tedarik zincirine geçtim, tedarik zincirinde Gıda Planlama Müdürü olarak çalıştım. Aynı zamanda Unilever’in ilk talep planlama departmanını kurdum. Bir işletmeci olarak o dönemler harıl harıl endüstri mühendisliği kitapları çalıştığımı hatırlıyorum. Ayrıca işime ek olarak Sales & Operations Planning dediğimiz satış ve planlama projesinin başkanlığını yaptım. Bu proje bana satışın dünyasını açtı. O zamanlar her zaman olduğu gibi Unilever bir değişimin eşiğindeydi ve şimdiki yapımızın alt yapıları kuruluyordu. “Go to market” yani pazara ulaşma dediğimiz yapıyı kuruyorduk. Pazarlama ikiye bölündü: “brand development” yani marka geliştirme ve “brand building” markayı büyütme ekipleri olarak. Satış da ciddi anlamda yeniden organize oldu ve ben satışa geçtim. Dolayısıyla bütün bu hikayede 15 senelik bir Unilever var, son 7-8 senesini satışta geçirdim. Satışta daha önce hiç satış yapmamış biri olarak bir çok arkadaşımın ‘dizlerin titremiyor mu Neslihan?’ sorularına rağmen Carrefour & Tesco’dan sorumlu yönetici olarak başladım. Sonra hayatımın en güzel lansmanı olan oğlumu doğurdum, Ömer, şimdi 5 yaşında. 60 küsür yıldır Unilever Türkiye’de bir kadın satış direktörü yoktu o zamana kadar. Doğum sonrası bir terfi alarak Unilever’in ilk kadın satış direktörü olarak başladım. 4 sene modern ticaret tarafında çalıştım. Modern ticaretin yanı sıra bizim satışta operasyonlar dediğimiz ve işin mutfağından sorumlu bir ekip daha var, ondan da sorumluydum. Şuan ise çok yeni olarak Eylül ayı itibariyle şimdiki işime geçtim. Global Account Director, Unilever Food Solutions olarak geçiyor.

6,373 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Unilever’de UFLP olmak kendinizi geliştirmek için büyük bir fırsat yakalamış olmaktır bence. Unilever’in UFLP programı çerçevesinde çeşitli departmanlarda rotasyonlar var ve bunlardan bir tanesi de satış departmanı. 3 aylık bir süre zarfında şirketin belki de kalbi olan satış departmanını tanıma fırsatını elde ediyorsunuz. Bunun yanında diğer rotasyonlarla da size en uygun olan bölümü veya koltuğu araştırıyorsunuz kendi bünyenizde. Bu rotasyonların bir artısı da sizin kendi zayıf yönlerinizi fark ediyor olmanız, bu şekilde bunların üzerine giderek kendi kendinizi geliştiriyorsunuz. UFLP programı 3 yıl süren bir program. Bu 3 yıl içerisinde hem yurtiçi rotasyonlar hem de performansa bağlı olarak yurtdışı rotasyonlar da mümkün. Bu 3 yıl tamamlandığında ise yine performansınıza bağlı olarak bir üst kademeye atlama şansınız da mevcut.