Cevaplar 12

Yükleniyor...
5,967 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Unilever’de maceram 1999 yılında başladı, Boğaziçi Üniversitesi İşletme mezunuyum. Cumartesi akşamı balomuz olmuştu, pazartesi günü işe başladım ve yalvarmıştım bir hafta tatil yapayım diye, ama bir yandan da çok büyük bir gururdu. Çünkü o zaman da, hala, Türkiye’nin nin en çok tercih edilen şirketiydi. Finans bölümünde başladım, 4.5 sene finansta çalıştım. Arkasından tedarik zincirine geçtim, tedarik zincirinde Gıda Planlama Müdürü olarak çalıştım. Aynı zamanda Unilever’in ilk talep planlama departmanını kurdum. Bir işletmeci olarak o dönemler harıl harıl endüstri mühendisliği kitapları çalıştığımı hatırlıyorum. Ayrıca işime ek olarak Sales & Operations Planning dediğimiz satış ve planlama projesinin başkanlığını yaptım. Bu proje bana satışın dünyasını açtı. O zamanlar her zaman olduğu gibi Unilever bir değişimin eşiğindeydi ve şimdiki yapımızın alt yapıları kuruluyordu. “Go to market” yani pazara ulaşma dediğimiz yapıyı kuruyorduk. Pazarlama ikiye bölündü: “brand development” yani marka geliştirme ve “brand building” markayı büyütme ekipleri olarak. Satış da ciddi anlamda yeniden organize oldu ve ben satışa geçtim. Dolayısıyla bütün bu hikayede 15 senelik bir Unilever var, son 7-8 senesini satışta geçirdim. Satışta daha önce hiç satış yapmamış biri olarak bir çok arkadaşımın ‘dizlerin titremiyor mu Neslihan?’ sorularına rağmen Carrefour & Tesco’dan sorumlu yönetici olarak başladım. Sonra hayatımın en güzel lansmanı olan oğlumu doğurdum, Ömer, şimdi 5 yaşında. 60 küsür yıldır Unilever Türkiye’de bir kadın satış direktörü yoktu o zamana kadar. Doğum sonrası bir terfi alarak Unilever’in ilk kadın satış direktörü olarak başladım. 4 sene modern ticaret tarafında çalıştım. Modern ticaretin yanı sıra bizim satışta operasyonlar dediğimiz ve işin mutfağından sorumlu bir ekip daha var, ondan da sorumluydum. Şuan ise çok yeni olarak Eylül ayı itibariyle şimdiki işime geçtim. Global Account Director, Unilever Food Solutions olarak geçiyor.

2,686 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Ben 2000 yılında Unilever’e geldim. Okuldan mezun olduktan sonra iki ayrı iş deneyimim olmuştu, ama Unilever her zaman hayalimdeki şirketti; burası global, local ve duyduklarım gördüklerimle gerçekten istediğim bir yerdi. İlk olarak 2000 yılında işe alım ve eğitimlerden sorumlu olarak işe girdim. Daha sonrasında çok kısa bir İngiltere deneyimim oldu. İngiltere’de bölgesel bir ofiste, bölgesel bir iş yaptım. Daha sonrasında Türkiye’ye döndüğümde ben insan kaynaklarının farklı alanlarını görmek istiyorum dedim ve beni ücretlendirme tarafına alır mısınız diye sordum, onlar da peki dediler. 6 sene kadar ücretlerden sorumlu olarak çalıştım. Sadece Türkiye için çalışmadım, aynı zamanda İran, İsrail, Romanya gibi ülkelerden de sorumlu olarak çalıştım, birden fazla ülkenin tüm ücret yönetim sistemiyle ilgilendim. Sonrasında process ve yönetmelikler çok keyifli ama işin gerçekten nasıl döndüğünü tekrardan görmek istiyorum, o yüzden de business partnerlık yapmak istiyorum diye talep ettim. Belli bir dönem sonra bu talebim yerine geldi ve hem satıştan hem pazarlamadan sorumlu İnsan Kaynakları Director’ı olarak atandım. 3 sene kadar da satış ve pazarlamaya insan kaynakları süreçleri anlamında destek oldum. Sonrasında şuandaki görevime geldim. Şuanda da NAMETRUB dediğimiz bölgede liderlik geliştirmeden sorumluyum. NAMETRUB da North Africa Middle East Turkey Ukraine Belarus ve Rusya. Yani bir okyanustan bir okyanusa diye tanımlıyorum ben, Akdeniz havzasını da içine aldığınız zaman bir taraftan başlayıp bir tarafta bitiriyorsunuz.

563 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Unilever’de hikayem 17 sene önce başladı, 1998’de. Hatta 1 sene önce 1997’de summer intern olarak başladı. Hatta bir adım daha geriye gidersem biraz tesadüfi bir şekilde Unilever’in bugünkü Selection Board üzerinden yapmış olduğu işe alım sistemine geçerken bir workshop yapıyormuş, ben de Koç Üniversitesi’nde MBA yapıyordum. O esnada okula bir haber geldi ve bir workshop için 8 tane öğrenci istediklerini söylediler. Çok sonradan fark ettim ki o workshopa giden 8 kişiden biri olmakla beraber aslında Unilever’in bugünkü işe alım processlerinin ilk yerleştirildiği ve o zamanki yönetim kuruluna eğitim verilen workshopmuş. O workshoptan sonra beni bir kahve içmek için ofise davet ettiler, bu şekilde başlayan ilişki de 17-18 yıldır devam ediyor.

1,409 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Unilever’e 1999 yılında girdim. Ben aslında mühendislik geçmişli bir insanım, 3 sene Tübitak’ta çalıştım. Daha sonra kariyerimde değişiklik yapmak istediğim bir dönemde şirket araştırmalarına girdim ve Unilever’in benim için cazip bir şirket olduğuna karar verdim, değişik kariyer olanakları sunuyordu. İlk önce Ar-Ge departmanında başladım ama aslında gönlümde hep yatan Pazarlamada çalışmaktı. Pazarlama fırsatlarını kovalamaya başladım, bir şekilde bir fırsat oldu ve 16 senedir buradayım.

3,858 görüntülenme
·
Transkripti Göster

25 yıl önce Unilever’in satış temsilcisi olarak girdim. Açıkçası üniversiteyi bitirdikten sonra bankacı olmak gibi bir hırsım vardı. Sınavlara giriyordum ama bu arada da babama fazla yük olmuştum, bir iş bulmam gerekiyordu. O zaman bir ilan gördüm Unilever Satış Temsilcisi arıyor diye, askere gidene kadar bu boşluğu doldurayım bir firmada çalışayım dedim, Unilever ne yapıyor tam da bilmiyordum açıkçası. O sınava girdim, kazandım ve satış temsilcisi olarak başladım. Fakat aradan 3-5 ay geçtikten sonra Unilever’i anlamaya, tanımaya başladıktan sonra bankacılık hırsım bir anda kayboldu. O tutku Unilever tutkusu haline dönüşmeye başladı. Askere gittim geldim, sonra bir baktım 25 yıl geçmiş. Bu 25 yılda satış ağırlıklı, bir miktar pazarlamada da görev yaptığım işler oldu hayatımda. Satış Müfettişi oldum, Zincir Mağazalar Müdürü oldum, Zincir Mağazalar Kategori Yöneticiliği yaptım, bir ara pazarlama grubunda Ticari Pazarlama Yöneticiliği yaptım ve Modern Ticaretten Sorumlu Satış Direktörlüğü görevini üstlendim. Bu 20 yıl kadar sürdü, 20 yıl hem satışta hem pazarlamada muhtelif bölümlerde ve kategorilerde yani deterjan, kozmetik, gıda kategorilerinin hepsinde çalışma fırsatı buldum. 20 yıl sonra bir gün, o günün Chair Man’i beni çağırdı ve Food Solutions diye bir işten bahsetti, açıkçası 20 yıl retail tarafında çalıştıktan sonra çok bildiğim bir iş değildi. Unilever Food Solutions Genel Müdürlüğü görevine geldim, son 4,5 yıldır da Unilever Food Solutions’ta görev yapıyorum.

1,774 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olduktan hemen sonra Unilever’de Müşteri Geliştirme Departmanı’nda çalışmaya başladım. Daha sonradan Müşteri Sorumlusu olmaktan Account Müşteri Yöneticisine kadar çeşitli rollerde yer aldıktan sonra 2008 yılında kendimi geliştirme arzumla beraber Pazarlama Departmanı’na geçtim. Knorr’dan sorumlu Ürün Müdürü olarak çalışmaya başladım. Yaklaşık 8 yıl Müşteri Geliştirme Departmanı, sonrasında da Pazarlama Departmanı serüvenim başladı. Yaklaşık 7 yıl kadar da Pazarlamada çalıştım. Çeşitli markaların sorumluluğunu da alarak Toptan Gıda Pazarlama Direktörü olduktan sonra 2004 sonunda tekrardan Müşteri Geliştirme Departmanı’na döndüm. Asıl amacım yeni bir değişimdi, öğrenim seviyesini arttırmak, kendimi geliştirmek üzerineydi. Daha önceden Müşteri Geliştirme Departmanı'nda yapmadığım bir sorumluluk üzerine geri geldim. Şuanda da satış operasyon ve e-ticaretten sorumlu Müşteri Geliştirme Direktörü olarak çalışıyorum. Bunun dışında da bölgesel sorumluluğum var. 2020 yılına giderken Müşteri Geliştirme Departmanı stratejisinin sorumlu olduğumuz 35 ülke içinde en etkin şekilde uygulanması için çalışmak benim sorumluluğum.

3,835 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Ben Unilever’de 2004 yılında Koç Üniversitesi’nden mezun olduktan 1 hafta sonra işe başladım, çok hızlı bir giriş oldu iş hayatına. Selection Board dediğimiz süreçten geçerek, finansta MT olarak işe başladım. 11 yıllık da bir kariyerim var, hepsi finansta geçti. İlk başta ne tip işler yaptım diye bakarsak da, aslında ilk başta işe gıda kategorisinde Business Partner olarak başladım. 3 sene burada çalıştıktan sonra bu sefer beni bölgesel bir göreve atadılar, saç kategorisinin Bölgesel Finans Müdürü olarak 2,5-3 sene devam ettim, o da farklı bir deneyimdi çünkü ilk defa yönetici koltuğuna oturuyordum ama patronum Bangkok’taydı. Ekibimden biri Güney Afrika’da biri Dubai’de oturuyordu. Hiç ekip yönetmemişken böyle büyük bir challangeın içine girmiş oldum aslında. Benim için mükemmel bir deneyim oldu. Bu işten sonra tekrar Türkiye’ye döndüm ve bu sefer yine hiç bilmediğim Hazine Vergi Müdürlüğüne atandım. Vergiyi en son üniversitede muhasebe derslerinden hatırlıyordum ama şirketin güzel taraflarından bir tanesi de bu gerçekten, bilmediğiniz bir alanda bile yöneticilik yeteneklerinize güvendiği için sizi yönetici koltuğuna oturtabiliyorlar. Hazine ve vergi de bu anlamda benim için çok büyük bir deneyim oldu. Gerçekten temel uzmanlık alanı finans olan bir iş yapmış oldum. Ondan sonra tekrar kategoriye geri dönmek istiyordum, bu sefer de kişisel bakım kategorisinde finans müdürü olarak çalıştım. Kişisel bakım geçmişte çok da iyi büyümeyen bir kategorimizdi ama son 3 senedir gerçekten çok ciddi büyümelere ulaştı, karlı büyüyor. Bu stratejinin oluşturulmasında 3 sene çok ciddi görev aldım. Kişisel bakımı tamamladıktan sonra bu sefer ev ve kişisel bakım kategorisi sorumluluğu bana verildi ve en son 1 sene önce aynı kategoride Finans Direktörü oldum.

1,004 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Unilever’de 18 yıldır çalışıyorum. Üniversiteyi bitirdikten sonra özel sektörde mi çalışmalıyım yoksa akademik kariyer mi yapmalıyım kısmında çok net değildim. Dolayısıyla bir süre üniversitede çalıştım, ondan sonra dedim ki ben daha aktif olarak fikirleri hayata geçirmeliyim, o yüzden iş görüşmelerine başladım. Unilever’e girdim, girdikten beri de 18 yıldır buradayım. Unilever hayatımda çok farklı kategorilerde çalıştım: ev temizliği, kozmetik, gıda, dondurma kategorilerinde Ar-Ge’de çalıştım ve bölgesel global ve local görevlerde de çalıştım. Bunun bir süresinde yurtdışı İngiltere Ar-Ge merkezimizde görev aldım, çamaşır deterjanları üzerine çalıştım. Sürekli hareketli bir hayatımız var Unilever’de, hiçbir zaman monoton değil.

Sonraki Sayfa »