Unilever Leadership Internship Programme (ULIP) - Customer Development (Sales)

The Unilever Leadership Internship Programme is three-month-long summer internship programme for students to help them acquire work experience and kick-start their careers.

Cevaplar 7

906 görüntülenme
·
Transkripti Göster

ULIP, UFLP programına oldukça benzer bir şekilde işliyor. Bir başvuru formuna takiben online bir oyunumuz oluyor. Bunun sonrasında dijital mülakat aşamasına geçiliyor. Burada UFLP’den biraz daha farklı olarak yetkinlik bazlı sorular soruluyor ve bunlara hayatınızdan örnekler vermenizi bekliyoruz. Değerlendirme aşaması Unilever’in İşe Alım Ekibi tarafından gerçekleşiyor ve bu aşama da olumluysa kişileri birebir mülakata çağırıyoruz. Bu mülakatta da o departmanın yöneticileriyle beraber yetkinlik bazlı bir mülakat yapılıyor ve teklif veriliyor.

1
680 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Bizim işimizin temelinde Unilever’in liderlik standartları var ve bu standartları her aşamada ölçümleme sistemi olarak kullanıyoruz. Bunu işi alırken yapıyoruz ve çalışanlar bizim için bir kılavuz oluyor. Mülakatlarda da Unilever’in liderlik standartlarını ve yetkinliklerini soruyoruz. Kişilerden de birebir yaptıkları örnekleri istiyoruz ama büyük örneklerden ziyade kişinin o projede neler yaptığını ve nasıl çalıştığını duymak istiyoruz. Bu örnekler okuldaki bir proje veya özel hayatlarındaki bir deneyim olabiliyor.

1
5,296 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Müşteri geliştirme departmanları aslında işin hem saha hem iç iş tarafını birleştiren kısımlar. Sahada gerçek ticareti, gerçek hayatı, gerçek insanı, gerçek rakamı yaşayan departmanlar buralar. Yani şirketlerin içerisinde bir takım gruplarda ağırlıklı olarak operasyonun bir kısmını kağıt üzerinde yürütürsünüz, kağıt üzerinde derken bir takım hareketler olur, onun rakamlarını kağıt üzerinde yaşarsınız. Halbuki burada piyasaya çıktığınız zaman yaptığınız her şeyi yaşayabilme imkanınız var çünkü rafta gidersiniz ürününüze dokunursunuz, akşam satış rakamına baktığınız zaman ne yaptığınızı görürsünüz, bugün yaptığınız bir uygulamanın yarın sonucunu görürsünüz. Dolayısıyla fevkalade gerçek hayatın içerisinde yaşayan bir gruptur. Baktığınız zaman insanların bir şeyleri almaları, kullanmaları, tüketmeleri anlamında alışveriş alışkanlıkları hızlı bir şekilde değişiyor. Geçmişte tüketici pazarlaması tarafında çok daha yoğun bir aktiviteyi yapıp satış fonksiyonunu ağırlıklı olarak satışa sunulan noktalardaki düzgün raf yönetimi ve o müşteri grubuyla ilişki şeklinde tarif edebilmek mümkündü. Ancak bugün öyle değil, neden derseniz, giderek insanların farklı medya kullanımları, tüketicinin birbirinden farklı yerlerde olması nedeniyle çoklu kanal dediğimiz bir yapı ortaya çıkıyor. Yani insanlar alışveriş alışkanlıklarını giderek mağazalarda veya bulundukları farklı kanallardaki kararlarıyla şekillendiriyorlar. Televizyonda seyrettiği bir reklamdan elbette ki etkileniyor ama karar süreci geçmişten çok daha fazla olarak bu çoklu kaynaklara kaymış durumda. Yani mağazaya gittiği zaman mağaza içerisindeki kararın %70’i mağaza içerisinde oluşuyor. Dolayısıyla sizin orada farklı bir yapıyla olmanız söz konusu. Bu nedenle Türkiye’de veya Unilever’de satış fonksiyonu adlandırmasından ziyade müşteri geliştirme adlandırmasını kullanıyoruz. Çünkü biz oradaki alışverişçiye kararına erişme ve müşteriye düzgün bir pazarlamayla ürünlerimizi anlatabilme imkanı yakalamaya çalışıyoruz. O yüzden de konuyu müşteri geliştirme çerçevesinde değerlendirecek olursanız, bu alışverişçinin bulunduğu bütün kanallarda, ürünümüzle karşılaşabileceği her noktada o kişiye gerekli pazarlama desteğini, hizmetini sunabilmek ve o ürüne erişebilmesini sağlamak bizim görevimiz. Tabiki bunun altında, bu bulunduğu kanalların düzgün kanal yönetimleri söz konusu: rafta düzgün bulunurluk, doğru fiyatlandırma, doğru promosyon, doğru aktivasyon gibi hikayelerin hepsi bu çerçevenin içerisine giriyor. Kısaca akılda kalması için söylenmesi gereken hikaye şu: bir satış operasyonu var, bugünün müşteri geliştirme departmanları ağırlıklı olarak alışverişçi kararları üzerinde aksiyonlar almayı tercih eden veya onun üzerinde çalışan gruplar.

4,065 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Unilever’de customer development kariyeri çok fırsatlarla dolu bir kariyer anlamına gelir çünkü işin hem sahada olan kısmı var, yani müşterilerimizle birlikte geliştirdiğimiz, hem de arkada bütün o planları, müşterilerimizle birlikte markalarımızı nasıl örtüştüreceğimizin vizyonunu çizdiğimiz mutfak ekipleri var. Dolayısıyla kabaca anlatmak gerekirse sahanın yanısıra arka tarafta pazarlama için çok ciddi bir ekip çalışıyor. Bu ekiplerin bir kısmına customer marketing diyoruz yani pazarlama ile müşteri geliştirme arasındaki bölümler olarak düşünebilirsiniz. Bu da şöyle bir güzellik sağlıyor tabi, pazara ulaşma stratejisinde bir satışçı sadece eski usül müşteriye gittim, çayını içerim tadında bir yetkinliğin çok ötesinde. Hatta ben artık buna bilim dalı demekten geri kalmıyorum. Ciddi bir analizle, ciddi bir teknolojiyi kullanarak, arka planda markaların planlarından gelen, müşteriye kadar inmiş çok detaylı sunumlarla donanımlı bir şekilde hayatını sürdürüyor. Hayat ekonomik anlamda da çok karmaşıklaştı, ulaştığınız pazarlar anlamında ve onların yolları anlamında da çok karmaşıklaştı. Artık eskisi gibi bir tüketici sadece gidip Unilever’in Omo’sunu bir marketin rafından almıyor. Nerelerden alıyor, çok değişik yerlerden alıyor ve biz buna omni-channel diyoruz. İnternetten alabiliyor, arkadaşından duyuyor, o ona tavsiye ediyor. Omni-channel diyince eskiden bir alışverişçinin düz çizgi halindeki yaşam çizelgesi şimdi bir balığınkine benzetiliyor, böyle karmakarışık oradan onu alıyor buradan bunu alıyor, o bilgiyle bunu birleştiriyor. E-commerce bambaşka bir yerlere gidiyor, her ne kadar içinde bulunduğumuz sektörde ülkemizde biraz daha yavaş olsa da. O yüzden de çok heyecanlı açıkçası, çok yenilikçi, hem trendleri takip edeceksiniz hem gerçekten hardcore dediğimiz yani işin ana satış becerilerine çok iyi hakim olacaksınız, müşterinizin ne istediğini çok iyi dinleyeceksiniz. Dinlemek de bu işin çok önemli bir parçası anlayacaksınız ve tabii ki iyi partnerlik ortaya koyacaksınız. Yine eski usül yani sadece satışçının satın almacıyı gördüğü ve sadece öyle bir ilişkiden, şimdi artık bir elmas modeli şeklinde çalıştığımız günlere geldik. Unilever’in finansçısıyla müşterilerimizin finansçısı görüşüyor, gerekiyorsa insan kaynakları ekipleri insan kaynakları ekipleriyle görüşüyor ama satışçı her zaman işin kalbinde ve orkestra şefi. Satışın yani customer developmentın haberi olmadan kuş uçmaz.

5,089 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Customer Development yani Müşteri Geliştirme üzerine düşünecek olursanız gerçek hayatı yaşamayı seven, dokunmayı seven, dokunmaktan kastım yaptığı işi görmek, etkisini hızlı bir şekilde alabilmek, hızlı karar alabilmek, birçok insanla birlikte farklı profilleri yönetebilmek, insanlarla hem pazarlık anlamında hem katkı anlamında bir şeyler ortaya çıkartmayı seven, heyecanı sürekli yaşayabilen ve elde etmek istediklerinin günün belirli saatiyle sınırlamayan insanlar arıyoruz. Alışveriş dünyası 7 gün 24 saat çalışıyor, dolayısıyla bu anlamda baktığınız zaman hayatımızın tamamı hala oralarda o saatlerde dönüyor, bu biz de 7/24 çalışıyoruz demek değil ama netice itibariyle hayatınız yayılmış bir hayat. Dolayısıyla çalışma hayatınızın dengesini siz kuruyorsunuz. Bugün baktığınız zaman benim ekibimin çok limited çalışma zamanları yoktur, onlar kendi işlerine göre bunu ayarlarlar. Dolayısıyla gerçek hayatı içinde yaşamayı seven, insanlarla birlikte bir şeyler ortaya çıkartmayı seven, yaptığı aksiyonların hemen karşılığını görüp ona göre kendini yönlendirebilen, çabuk karar alabilen, heyecanı seven ve birtakım limitleri olmayan, daha esnek bir ortamda kendini yönetmesini bilen insanlara göre diye düşünüyorum. Ticari dünya çok hareketli bir dünya, değişken bir dünya. Gelen dalgaların üzerinde sörf yapmayı bilen kişilere yönelik, dalgayla birlikte sürüklenip giden kişilere göre değil. Dalgalar üzerinde sörf yapıp bundan keyif almasını bilen kişilere uygun diye düşünüyorum.

3