Cevaplar 181

Yükleniyor...
1,234 görüntülenme
·
Transkripti Göster

İşimizin en zor yanı küçük bir ekiple, görece kısıtlı kaynaklarla tüm Türkiye çapındaki yazılımcılara ulaşabilmek. Yazılımcıların sayısı Türkiye çapında tahmin ettiğimiz ve bildiğimiz kadarıyla 50.000’in üzerinde. Dolayısıyla bu insanlara ulaşabilmek işimizin zor ama bir yandan da keyifli tarafı. Çok etkinlikte konuşmak, çok etkinlikte yer almak, birtakım online ve offline faaliyetleri beraber yürütmeyi gerektiriyor. Dolayısıyla işimizin en zor yanlarından bir tanesi bu dengelemeyi yapabilmek. O 50.000 kişilik kitleye küçücük bir insan topluluğuyla nasıl ulaşabileceğimiz üzerine düşünüyoruz. İkinci zor yanı yazılımdaki gelişmeleri takip edebilmek. Çünkü; dünya çok hızlı değişiyor ve gelişiyor. Dünyadaki değişiklikleri takip edebilmek, anlamak ve başkalarına öğretebilecek kadar iyi bilmek insanın kendini teknik olarak ve merak anlamında zorlamasını gerektiriyor. İşimizin üçüncü zorluğu da Türkiye'ye özel bir zorluk. Türkiye'de yazılım geliştirici ekosistemi pek büyük değil. Türkiye potansiyeliyle karşılaştırdığınız zaman bu kadar genç, bu kadar online, internet erişimi çok olan, cep telefonu çok kullanan bir kitle var. Ama bakınca yazılımcı olma bilinci ve isteği çok fazla yok. Her sene tüm Türkiye'de 5.000’den biraz fazla yazılım veya bilgisayar mühendisi mezun oluyor. Bu Türkiye için yeterli değil. Dolayısıyla işimizin en önemli zorluklarından bir tanesi o pastayı büyütebilmek. Paydaşlarımızla, kamuyla, diğer özel şirketlerle beraber burayı nasıl büyütebileceğimiz üzerine çözümler bakıyoruz.

1,231 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Ürettiğimiz ürünlerin fiyatlama ve lojistik tarafını bir tarafa bırakırsak; resimlerini, videolarını, pazarlama metinlerini ya da kullanım kılavuzları ve bunların çevirileri gibi verilerin oluşturup son kullanıcılara ve son sistemlere aktarıldığı platformlar bütününü Ürün Bilgi Sistemleri olarak adlandırabiliriz. Mesela, en çok bildiğimiz, bir ürün aldığımızda her zaman hepimizin karşısına çıkan büyük büyük kullanım kılavuzları var. Bu kılavuzların hepsi öncelikle İngilizce ya da Almanca olarak tek bir dilde yazılıyor. Sonrasında bunların, hangi ülkelere satılıyorsa, bütün bu ülkeler için çevrilmesi gerekiyor. Ve tabi ki bu çeviriler yapılırken de bağlı kalınması gereken kurumsal kurallar var. Aslında bunların hepsinde kullanıcılara bir şekilde onları yönlendiren sistemler sunmamız gerekiyor. Mesela bu kullanım kılavuzlarını kullanıcıların, yani fabrikadaki yazıcı arkadaşların, girebilmesi için bir sistem sağlıyoruz. Bu bizim sistemlerimizden biri. Ki bu arkadaşlar belirli standartlar dahilinde bütün BSH’nın kullanım kılavuzlarını yazabiliyorlar. Başka bir örnek; global kimlikten yansıyan bir şey olarak ürün bilgilerini toparladıktan bunların sonra yaklaşık 70-80 farklı dil veya dil varyasyonuna çevrilmesi gerekiyor. Çeviri işleri de takdir edersiniz ki bizim açımızdan çok zaman alan ve aslında biraz da birbirini tekrar eden işler oluyor. Bunun için de mesela BSH kendi sistemini kullanıyor. Bütün çeviriler belli bir sisteme giriliyor ve oradan tekrar çeviri ajanslarına gidiyor. Bu noktada tekrar tekrar çevirilerin yapılması engelleniyor. Daha önce çeviri yapılmış bir şey varsa bunun tekrar çevrilmesine gerek kalmamış oluyor. Bunun sonucunda maddi anlamda bir kazanç sağlamış oluyoruz. Başka bir örnek vermem gerekirse; bizim ürünlerin ajanslardan gelen resimleri çok yüksek çözünürlüklü, özel çalışılmış resimler oluyor. Bunların internet ortamında görüntülenebilmesi, kullanıcıların kolayca açabilmesi için düşük görüntü formatlarına çevrilmesi gerekiyor. Bu resimlerin hepsi farklı sitelerde de görüntülendiği için jpg, png gibi çok farklı formatlarda ve farklı çözünürlüklerde tekrar tekrar işlenip farklı sistemlere aktarılması gerekiyor. Bunu yapan ayrı bir sistemimiz var mesela. Bunların dışında bütün derlenen, toplanan ürün bilgilerinin dış sistemlere aktarılması için web servisler ya da çeşitli arayüzler sunduğumuz ayrı bir sistemimiz var. Bu sistemin de aslında bizim internet üzerindeki web sitelerimize bilgi akışını sağlayan, çeşitli bayilerimizde kurulu olan bilgi sistemlerine bilgi akışını sağlayan ara yüzleri mevcut. Bu sistemin geliştirilmesi gerekiyor.

1,162 görüntülenme
·
Transkripti Göster

BAT’de bir IT stajyeri, IT’nin genel olarak işlettiği ve sürdürdüğü bütün adımların içerisinde aktif bir şekilde rol alır. Bu adımlar; son kullanıcılardan talep toplanması, toplanılan taleplerin süreçlerden geçirilip hangisinin yapılıp yapılmayacağına karar verilmesi, bu karar verildikten ve yazılım talepleri iletildikten sonra son kullanıcılarla üretilen ürünün test edilmesi ve test sonrasında canlıya geçilmesidir. Bu adımların dışında IT’nin kendi projeleri de var. BAT’nin lokal ve global olarak  çalıştığı ülkelerdeki ve Türkiye’deki projelerde aktif olarak görev alındığı zaman, müdürlerimiz bizi istedikleri kadar projeye dahil ediyorlar. Onlar bizi dahil ettikçe de biz görev ve sorumluluk alıp bir şeyler öğrenebilme fırsatı yakalıyoruz. Bu sayede IT’de ne gibi gelişmelerin ve değişikliklerin olduğu gibi her konudan haberimiz oluyor.

1,154 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Genelde Matematik, Endüstri ve Bilgisayar Mühendisliği öğrencileri ile çalışıyoruz ama diğer IT firmalarına göre Avon'da teknik becerilerin yanısıra sosyal ilişkileriniz de çok önemli. Çünkü; biz gerçekten sahaya ve sahanın ihtiyaçlarına yönelik çalışıyoruz. Özellikle bunlara çok önem veriyoruz. O yüzden de insan ilişkileri bizim için çok önemli. Kendi stajyerliklerime de baktığım zaman hakikaten hiçbir şey yapmadığınız stajyerlikler olabiliyor. Ama Avon öyle değil. Avon'da gerçekten stajyere iş yapmayı ve Avon'da nasıl çalışıldığını öğretiyoruz. Yalnızca IT için değil, bütün stajyerlerimize baktığımda şu an kendilerini gerçekten iyi konumlandırdıklarını düşünüyorum. Çünkü biz onlara gerçekten Avon'un iş yapış şeklini ve de onlardan beklentilerini iyi yansıtıyoruz. Burada gerçekten kayda değer şeyler çıkartıyorlar.