Cevaplar 151

Yükleniyor...
1,384 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Tofaş'ta çok kalabalık bir IT organizasyonu yok fakat iş çeşitliliğine baktığımızda gerçekten farklı iş tanımları görüyoruz. Farklı kariyer fırsatları var. İş Analisti, Yazılım Mühendisliği, Yazılım Uzmanlığı, Network Uzmanlığı, Ağ Uzmanlığı ve Veri Tabanı Uzmanlığı, Sistem İşletmeciliği gibi farklı bölümler var. Ayrıca Kalite Metod dediğimiz yani IT‘nin denetimini yapan ayrı bir ekip var. Tofaş’ta eminim ki ilerde farklı iş tanımları da doğacaktır. O yüzden gençlere Tofaş'a başvuru yapmalarını öneriyoruz.

Her şeyden önce, Siemens, Türkiye'ye ARGE yatırımı yapan uluslararası bir şirket.
Siemens'te salt bir yazılım yapmıyorsunuz. Daima yazılım dışında bir alanla ilişkiniz oluyor, yani aslında temel (core) mühendislik alanlarını da öğreniyorsunuz. Endüstri yel otomasyon, enerji veya sağlık gibi başka bir teknolojik alanla sürekli iletişiminiz oluyor ve yeni bilgiler öğreniyorsunuz.
Ayrıca, Siemens'te bir yazılımcı tasarım yapıp o tasarımın gerçeklemesini ve testini yapıyor. Yapılan iş kritik olduğundan Siemens ürünlerinin diğer yazılım ürünlerine göre daha dayanıklı olması gerekiyor. Ben, insan -makina arayüzünü oluşturan operatör panelleri üzerinde çalışıyorum. Bu cihazlar temel olarak bir iPad'e benzemekle beraber, bir dizi endüstriyel özelliklere sahip olmaları da gerekiyor. Örneğin yüksek dayanıklılık, uzun ömür ve destek süresi, gerçek zamanlı çalışma…
Bu hedefe ulaşmak yazılımcılar için zorlu olduğu kadar eğlenceli de. Biz Siemens olarak son tüketici ürünleri üretmiyoruz. Bu yüzden genç IT'ciler son tüketicinin görme şansı olmadığı, üretime daha yakın ortamları görme şansını elde ediyor. Bu da genç bir yazılımcının kişisel ve profesyonel gelişimi için çok önemli kazanımlar anlamına geliyor.
Burada yazılım ve o yazılımın hedeflediği ortamı ve etkisini öğreniyorsunuz (fabrika ortamı gibi). Ürettiğimiz ürünleri fabrikada kullanacak profildeki bir çalışanı hayal edip ona göre bir çözüm üretmeniz gerekiyor.

1,301 görüntülenme
1,234 görüntülenme
·
Transkripti Göster

İşimizin en zor yanı küçük bir ekiple, görece kısıtlı kaynaklarla tüm Türkiye çapındaki yazılımcılara ulaşabilmek. Yazılımcıların sayısı Türkiye çapında tahmin ettiğimiz ve bildiğimiz kadarıyla 50.000’in üzerinde. Dolayısıyla bu insanlara ulaşabilmek işimizin zor ama bir yandan da keyifli tarafı. Çok etkinlikte konuşmak, çok etkinlikte yer almak, birtakım online ve offline faaliyetleri beraber yürütmeyi gerektiriyor. Dolayısıyla işimizin en zor yanlarından bir tanesi bu dengelemeyi yapabilmek. O 50.000 kişilik kitleye küçücük bir insan topluluğuyla nasıl ulaşabileceğimiz üzerine düşünüyoruz. İkinci zor yanı yazılımdaki gelişmeleri takip edebilmek. Çünkü; dünya çok hızlı değişiyor ve gelişiyor. Dünyadaki değişiklikleri takip edebilmek, anlamak ve başkalarına öğretebilecek kadar iyi bilmek insanın kendini teknik olarak ve merak anlamında zorlamasını gerektiriyor. İşimizin üçüncü zorluğu da Türkiye'ye özel bir zorluk. Türkiye'de yazılım geliştirici ekosistemi pek büyük değil. Türkiye potansiyeliyle karşılaştırdığınız zaman bu kadar genç, bu kadar online, internet erişimi çok olan, cep telefonu çok kullanan bir kitle var. Ama bakınca yazılımcı olma bilinci ve isteği çok fazla yok. Her sene tüm Türkiye'de 5.000’den biraz fazla yazılım veya bilgisayar mühendisi mezun oluyor. Bu Türkiye için yeterli değil. Dolayısıyla işimizin en önemli zorluklarından bir tanesi o pastayı büyütebilmek. Paydaşlarımızla, kamuyla, diğer özel şirketlerle beraber burayı nasıl büyütebileceğimiz üzerine çözümler bakıyoruz.