İTÜ'den sonra Viyana Teknik Üniversitesi'nde Asistan olarak başladım. İTÜ'de Master yapacaktım ve güçlü bir adaydım ancak sınavın tarihini değiştirmişlerdi ve ben bu sayede sınavı kaçırdım. Rektöre çıktım, zorla kapıyı ittirerek açtım ve ağladım. Rektör bir şey yapamayacağını söyledi. Bina önünde merdivenlere oturdum ve neredeyse 1 saat boyunca ağladım. Çünkü Master hayalim 1 yıl ertelenmişti. Tesadüfen o yaz Kuş Adası'nda dedemin otelinde çıraklık yaparken Avustralyalı bir kızla tanıştım. Viyana'ya gelmemi istedi, ben de peşinden gittim. Hazır oraya kadar gitmişken Viyana Teknik Üniversitesi'ni bitirdim. Orada 5 yıl okuyorsunuz ve mezun oluyorsunuz. Bu da yüksek yapma anlamına geliyordu. Dolayısıyla hem Asistanlık hem de yüksek yaptım. İnanılmaz mutluydum çünkü en sevdiğim konu olan Elektrik ile ilgili laboratuarlarda çalışıyordum ve uluslararası projelerde yer alıyordum. Türkiye'ye dönmeye karar verdiğimde ailem İzmir'de olduğu için İzmir'e yerleştim. Daha sonra pat diye Siemens'e girdim. Almanca ve İngilizce öğrendiğim için yabancı dilin de katkısı olmuş olabilir. Böylece kölelik durumum başladı. Uzunca bir kölelik döneminden sonra Sağlık bölümünün Bölge Müdürü oldum. Birkaç yıl sonra da İstanbul'a çağırdılar. Böylece Satış ve Pazarlama'nın başına geçtim. Hikaye böyle başladı ve 30 yıl yeni tamamlandı. Şu an 11. pozisyonumdayım ve ikinci baharıma 1 buçuk yıl kaldı.

Yazar Hakkında

Diğer Cevapları