Cevaplar 385

Yükleniyor...
1,998 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Pazarlama’nın birçok tanımı var ama bence iyi bir Pazarlamacının yapması gereken en temel şeylerden biri; iyi bir problem çözücü olmaktır çünkü önünde birçok bilgi var. Pazar dinamiklerini, kendi şirketinizi ve yetkinliklerinizi tanıyıp, bunların hepsini sindirip, berraklaştırıp, problemleri tanıyarak çözüm getirmek çok zevkli ama kolay olmayan bir iş. Bu yüzden bizde mühendis kökenli çok Pazarlamacı var çünkü problem çözme yeteneğini geliştiren herhangi bir bölüm, Pazarlama’da avantaj sağlayabiliyor.

Pazarlama’nın en önemli şartlarından bir diğeri; önyargısız bir şekilde bilgiye ulaşma isteğidir. Burada müşteriyi ve onun ihtiyaçlarını iyi tanımak için her zaman bilgiye aç bir şekilde trendleri takip ederek insanların hayatını incelemelisiniz. Bu konuda da sizi destekleyip geliştirecek herhangi bir bölüm,Pazarlama hayatınızda mutlaka avantaj sağlayacaktır.

Ben bölümlerdeki teknik bilgilerden ziyade, belli karakter özelliklerini ön plana çıkarmaya çalışıyorum çünkü bence iş hayatında bir bölümden mezun bir kişilerden ziyade, kendini belli alanlarda geliştirmiş ve belli karakter özellikleri olan bireyler var. Bu yüzden insanın önce mesleğinin gereksinimiyle kendi karakterinin artı ve eksilerini yan yana koyarak bir yol haritası çizmesi lazım. Çok farklı mezunlar çok farklı alanlarda başarılı olabilir, bunun nedeni de okulda aldıkları teknik bilgiden ziyade, karakter özellikleri ve onun ne kadar farkında olup ne kadar geliştirebildikleriyle alakalıdır.

1,971 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Bir kere meraklı bir insan olmak lazım, bir şeyleri yaratma dürtüsü olması lazım, bir şeyleri farklı yapma dürtüsü olması lazım. Bana göre iyi bir pazarlamacının biraz merakı ve yaratıcılık ruhu olması lazım. Çünkü bizim işimiz aslında fikir yaratmak, marka yaratmak. Onun haricinde bağlantıları kurabilmek çok önemli, aslında her işte önemli ama bizim işimizde biraz daha fazla önemi var. Tüketiciyle ürünün bağlantısı, ürünle iletişimin bağlantısı, iletişimle fabrikaların bağlantısı... Hepsi bir ağ ve senin o bağlantıları çok iyi kurabilmen lazım ki doğru iletişim stratejisiyle hedef kitlene en iyi ürünü en iyi fiyatla sunabilesin. Bu bağlantıları kurabiliyorsan eğer iyi bir pazarlamacı olma potansiyelin olabilir ama bu iyi bir pazarlamacı olacağın anlamına gelmez, bir de tabiki tutku ve istek lazım. Gerçekten önce ben pazarlamacı olmak istiyorum demek lazım, bunu da sırf ünvanla güzel ofislerde çalışacağımla değil, tutkuyla yapmak lazım. En iyi pazarlamacı sürekli tüketicinin yanında olan pazarlamacıdır. Mesela benim ortalama yıl içinde ofiste geçirdiğim vakit toplam çalışma gününün üçte birini geçmez, mesela daha geçen hafta Arabistan’daydım. Sahada olman lazım, tüketicilerin alışveriş yaptığı yerlerde olman lazım, onlarla sohbet etmen lazım, biraz işin göbeğinde olman lazım. Pazarlama işi ofiste yapılmaz, bu da başka bir gerçek.

2
1,953 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Pazarlamaya ilk geçtiğim zamanki görevim inovasyondan sorumlu planlama müdürüydü. Deterjan depertmanında olan bütün inovasyonların project managementları, planlamaları, zamanlamalarıyla ilgileniyordum. Benim için mühendislikten pazarlamaya geçmek çok güzel bir geçiş dönemi oldu. Daha sonra Omo’da Assistant Brand Manager olarak başladım. Tam kriz zamanındaydı, Omo’nun da hem rekabet anlamında hem de piyasa koşulları anlamında zorlandığı bir dönemdeydi. Bir anlamda da benim için şans oldu açıkçası çünkü tam bir çıkış yolu aradığımız bir dönemde ‘kirlenmek güzeldir’ gibi bir fikir çıktı karşımıza. Ben şanslı bir pazarlamacı olarak Türkiye’de bu sloganı yapan ürün müdürü olarak çalıştım. Gerçekten keyifli bir dönemdi. O süreç yaklaşık 7-8 yıl sürdü. Tabi böyle keyifli bir iş yapınca ayrılmak da istemiyorsunuz. Uzun bir süre Omo’da çalıştım hem Assistant Brand Manager olarak hem de Brand Manager olarak. Önce Türkiye odaklıydı, sonra sorumluluk biraz daha regional oldu. Bir süre sonra gitme vakti geldi Omo’dan ama çok uzağa gitmedim, ev temizlik kategorisinin Afrika, Orta Doğu ve Türkiye’den sorumlu direktörü oldum. O dönemde Domestos, Cif ve Yumoş markalarının bütün bölgeden sorumlu pazarlama direktörü olarak çalıştım. Enteresan bir dönemdi çünkü ilk gerçek anlamda yurtdışına açılma dönemiydi, birçok ülkeden ve birçok pazardan sorumluydum. Daha sonra bu şekilde devam etti ve şuanki Laundry Regional Category Vice President dediğimiz sorumluluğuma ulaştım.

1,940 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Günüm çok yoğun geçiyor. Çünkü ya şu anda hizmet verdiğimiz markaların çeşitli araştırma veya strateji toplantıları olabiliyor ya da gençlerden tutun annelere, yetişkinlere, ev hanımlarına kadar ev ziyaretleri yapabiliyoruz. Alışveriş alışkanlıklarını anlamak için alışverişe çıkıyoruz. Gençlerle birlikte kafelere gidiyoruz. Onların yurtlarına gidiyoruz. Onlarla bir günü birlikte geçiriyoruz. Yeni bir ürün çıkaracaksak yine onlarla bir araya geliyoruz, onların fikirlerini alıyoruz. Yeni bir iletişim kampanyası varsa onların acımasız eleştirilerine göğüs geriyoruz ve böylece daha da iyileştiriyoruz. Dolayısıyla ben tüketiciyle veya alışverişçiyle çok bir arada olduğum bir gün geçiriyorum. Bu da gerçekten çok dinamik ve çok güncel kalmamı sağlıyor. Sonrasında da diğer toplantılarla gördüklerimi, gözlemlerimi arkadaşlarıma aktarmaya çalışıyorum.

1