Cevaplar 6

Filtrele:Sırala:

Unilever Food Solutions'da sürdürülebilirlik üzerine nasıl projeler geliştiriyorsunuz? (1 Cevap)

Sürdürülebilirlik konusunda da birkaç tane şey söylemekte fayda var, Unilever Food Solutions Unilever’in sürdürülebilirlik ajandasının bir parçası. Bunun yanında spesifik olarak bazı konuları da Unilever Food Solutions sektörde sürükleyici rol oynuyor. Örneğin 2013 yılında biz Türkiye’de gıda atımını önleme kampanyasını başlattık. Birçok destekçemizle birlikte, özellikle sektörün büyük oyuncuları bu kampanyamıza destek verdi, son 2 yıldır bunun üzerine büyük bir farkındalık yaratmış durumdayız. Aynı zamanda büyük ölçekte otel ve restoranların gıda atıklarının indirilmesine ciddi katkı sağladık. Şuanda web sitemizde bununla ilgili broşürlere yaklaşık 10.000 tane tık gelmiş durumda, bu da konuya ciddi bir farkındalık yarattığımızı gösteriyor. Onun dışında buna paralel olarak “Yeşil Restaurant” konusu 2014 itibariyle Boğaziçi ve WWF liderliğinde ortaya çıktı. Unilever Food Solutions, TURYID ve Beşiktaş Belediyesiyle birlikte bu işin ana sponsoru. 2015 yılında İstanbul’da 100 tane Yeşil Restoranı umarım görüyor olacağız. Burada belki en kritik noktalardan biri de bu sponsorluk işlerinde parayı nereden buluyoruz sorusu. Bu parayı Unilever Food Solutions çalışanları kendileri yaratıyorlar. Nasıl yaratıyorlar, 1-2 sene evvel Kartopu Projesi adı verdiğimiz bir proje hayata geçirdik, bunu Unilever Food Solutions çalışanları olarak ortak bir kararla yaptık. Çok basit şeyler yapıyoruz, örneğin marketing grubumuz baskılı kağıt üretimini %50 düşürdü, dijitale ağırlık verdi, ağaçları koruduk. Bizim Unilever içinde Agile working sistemimiz var, flexible working sistemimiz var, bunu çok iyi uyguladık. Seyahat ve yakıt harcamaları ciddi biçimde düştü, böylelikle karbondioksit salınımına pozitif yardımcı olduk. Bunun gibi birçok aksiyon, mesela yine kendi içimizdeki gıda, ana depo ve fabrikalar gıda atıklarını azaltarak onunla ilgili aksiyonlar alarak, onda da ciddi bir iş çıkardık. Sonuçta bunlar bir para tuttu, bu tasarrufu da biz gittik yine Yeşil Restoran, Gıda Atığı gibi projelerin arkasına koyduk. Aslında güzel bir circle oldu. Bunu yapan, şuanda bu projelerin sahibi gerçekten Unilever Food Solutions’ta çalışan her bir arkadaşımız ve bunu gönülden yapıyorlar. Bu da bizim için en büyük gurur kaynağı.

Unilever Food Solutions olarak, gıda sektöründe nasıl zorluklarla karşılaşıyorsunuz? (1 Cevap)

Unilever Food Solutions bir anlamda zor çünkü kompleks bir iş. Türkiye’de yaklaşık 100 bin civarında restoran, otel, yemek şirketi var. Bunlara ulaşmak için, her gün onlara ilham kaynağı olmak için müthiş bir mücadelemiz var. Be to be işi yaptığımız için tabiki nokta itibariyle, onlara dokunabileceğimiz sayı birebir olarak Unilever assetleriyle çok limitli. 3 bin-5 bin noktaya bilfiil dokunabiliyoruz ama diğerleri bu sistem içerisinde çok zor. Onun için be to be marketing yanında CRM, dijital gibi birçok aracı çok etkin bir şekilde kullanmamız son derece önemli. Bunun için de müthiş bir uzmanlık gerekiyor. Dolayısıyla bizim pazarlama departmanımız bu konuda müthiş bir efor harcıyor. Sektör gelişen bir sektör, daha altyapısını oturtamamış bir sektör. Unilever olarak da biz bu sektöre 74 ülkedeki tecrübemizle katkı sağlamaya çalışıyoruz. Bu söylediklerim Orta Asya için de geçerli, Kazakistan, Azerbeycan, Gürcistan gibi ülkelerde de aynı gelişmekte olan bütün ülkelerdeki ortak konu. Onun için bütün gücümüzle bu 100 bin tane noktaya ulaşmaya, sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Kolay değil ama iyi bir yolda olduğumuzu söyleyebilirim.

Unilever'de sizi ne motive ediyor? 25 yıldır sizi burada tutan şey nedir? (1 Cevap)

Ben 25 yıldır öğreniyorum Unilever’de, hala mezun olamadım, öğrenmeye devam ediyorum. Kendimi ifade etme her seviyede, kendimi gerçekleştirme bunu her seviyede 25 yıllık kariyerimde bulma imkanı buldum. Yani bir girişimci gibi düşünün, bir şey yapmak istiyorsunuz ve o alan size tanınıyor. Bir şeyleri değiştirmek, bir şeyleri yaratmak için o fırsatlar her zaman sizin elinizde. Bu bence çok önemli bir özellik, onun için Unileverli olmayı gerçekten bir ayrıcalık olarak düşünüyorum. Kendinizi ifade edebildiğiniz, kendinizi gerçekleştirebildiğiniz bir ortamda çalışıyorsunuz. Bu da benim zaten kendi hayat amacım. Değer eklemek, bir şeylere katkı sağlamak benim hayat amacım. Sonuçta ben bu hayat amacımı Unilever’de mükemmel bir şekilde gerçekleştirme fırsatı buluyorum.

Kariyerlerine yeni başlayacak olan kişilere tavsiyeleriniz nelerdir? (2 Cevap)

Öncelikle kendilerini iyi analiz etmelerini öneririm, özellikle üniversite periyodunda. Başta verdiğim örnek buna güzel uyuyor, ben bankacı olmak istiyordum ama Unilever’le tanıştıktan sonra farklı bambaşka bir yola girip çok keyifli bir 25 yıl geçirdim. Bunu biraz geç anladım, Unilever’e girdikten sonra anladım. Zaman son derece önemli insan hayatında. Dolayısıyla onların kendilerini iyi analiz etmeleri ve hayat amaçlarını başta olabildiğince doğru belirlemeleri, seçecekleri meslek ve şirket açısından son derece önemli. Sonuçta günün sonunda iki amacın, yani kişisel amaçla şirket amacının veya mesleğin amacının birbiriyle uyumlu olması; hızlı hareket etmek, başarılı olmak ve yaptığı işten de keyif almak açısından son derece önemli. İkincisi klasik ama çok doğru olan bir şey, ne yapıyorsak yapalım en iyisini yapma mücadelesi, hem kendimiz için hem şirket için kuvvetli bir efor harcamamız gerekiyor. Kendimizi özellikle koyuyorum çünkü bu bir öğrenme süreci, kendini geliştirme süreci. Eğer kendimizi geliştiremezsek malesef bir noktada tıkanma oluyor. Dolayısıyla Unilever’de beni motive eden nokta: öğreti. 25 yıldır sürekli öğreniyorum, hala öğreniyorum. Dolayısıyla da daha hızlı hareket etme şansına sahip olabiliyorum. Bu açıdan bu konunun altını özellikle çizmek istiyorum. Onun dışında da hayat bir yerde kısa, hayatın her boyutunda keyif almayı unutmamak lazım. Yaşarken tabiki çalışacağız, hırslarımız var, amaçlarımız var ama hayatın da keyfini çıkarmak lazım.

Unilever Food Solutions ne yapar? (1 Cevap)

Unilever Food Solutions çok güçlü markalara sahip, Unilever’in markaları Knorr, Lipton gibi büyük markaları bütün dünyada ev dışı sektöründe görebiliyoruz. Bu markaların yanında aynı zamanda büyük bir servis ağımız var, yani çalıştığımız müşterilere birtakım faydalar sağlıyoruz. Bunda global tecrübemiz çok büyük bir fayda sağlıyor, çünkü dünyada her gün binlerce şef bizim tarafımızdan ziyaret ediliyor ve onlardan öğrendiklerimiz var ve bu global tecrübeleri onlara aksettirdiğimiz bir ortamdan bahsediyoruz. Dolayısıyla müthiş bir sektörde önemli bir bilgiye sahip Unilever. Bu bilgileri nasıl kullanıyoruz: müşterilerimizin menülerini daha lezzetli ve sağlıklı hale getirme, onların maliyetlerine yardımcı olmak ve de onların müşterilerine, yani tüketicilere daha iyi servis vermelerini sağlama anlamında onlara büyük bir katkı sağlıyoruz. Burada yaptığımız biraz daha be to be marketing, be to be business yapıyoruz, bu Unilever’den, genel işinden biraz daha farklı bir yapı. Dolayısıyla iş yapış modelleri genel anlamda biraz daha farklı. Ama buradaki en kritik konu bizim için bir kere gıda aşkı son derece önemli. Yani gıdayı, yemek yemeyi, yemek kültürünü sevmek bizim işimizde son derece önemli. Çünkü insanlara yemek yemenin bir aşk olduğu gerçeğiyle şefler kendilerini bir sanatçı olarak görüyorlar ve bence bunda da haklılar, onlara yaklaşırken bu aşkınızı hissettirmeniz gerekiyor, bunu içten yapmak gerekiyor. Dolayısıyla gıda aşkı bizim için son derece önemli.