Cevaplar 18

Filtrele:Sırala:

Kurumsal hayat mı girişimcilik mi? (1 Cevap)

Prisoner's dilemma diye bir şey vardır, bu da öyle bir soru. Bunun doğru bir cevabı yok çünkü ikisinin de farklı özellikleri var. Benim niye girişimci olmayıp kendimi kurumsal hayatta bulduğumu sorarsanız; benim için kurumsal hayatta işlerin bir şekilde yolunda gittiğini söylerim. Hiçbir zaman girişimciliğe atılma isteği duymadım çünkü hep mutlu oldum. Kurumsal hayatta çalışırken veya kendi işinizi yaparken girişimci ruhunuzu koruyabiliyorsunuz. Kurumsal hayatta yepyeni projeler geliştiriyorsunuz. Bir girişimci olsaydınız size faydası olacak şeyden şirketiniz de faydalanıyor. Bu da çok güzel bir duygu çünkü birçok insan faydalanıyor. Benim girişimci olmamamın belki de memur çocuğu olmamın da etkisi olabilir çünkü çok risk alan bir aileden gelmedim ama ileride kendi işimi yapma hayalim tabii ki var.

Girişimci olmak isteyen, fikrine güvenen, bir şeyleri denemek isteyen arkadaşlar kesinlikle adım atmasın çünkü bu da bir öğrenim. Kurumsal hayatta da, girişimcilikte de öğreniyorsunuz. Hatta girişimcilikte daha çok öğreniyorsunuz. Muhasebesini tutuyorsunuz, finansal tahminini ve reklamını yapıyorsunuz. Baştan sona bir şirket yönetiyorsunuz. Bu yüzden öğrenmek için mükemmel bir yer ama kurumsal hayatta da kendi işinizle sınırlı kalmayıp bölümlerden kişilerle konuşup bütünsel tecrübeyi alabiliyorsunuz. Tamamen bir tercih meselesi ama girişimci bir ruhunuz varsa sakın onu köreltmeyin. Bana kısmet olmadı ama bakarsınız 40 yaşından sonra müthiş bir girişimci olarak karşınıza çıkabilirim.

İş hayatında takım çalışmasının önemi nedir? (1 Cevap)

“Bir elin nesi var, iki elin sesi var.” gibi atasözleri boşu boşuna çıkmıyor. Bunu iş hayatında daha iyi anlıyorsunuz. Tek başına bir şey başarmak mümkün ama çok zor çünkü her yeteneği içinizde barındırmanız neredeyse imkansız. Takımlarda herkesin bambaşka yetenekleri oluyor. Birisi çok yaratıcı, birisi inanılmaz çalışkan, birisi moral verici olabiliyor. Bunların hepsi ayrı ayrı önemli ve hepsi eşit derecede değerlidir.

Ben takım oyunun ne kadar kritik olduğunu 32 yaşımdan sonra anladım çünkü takımda uyumlu bir şekilde çalışarak çok daha başarılı olmaya başladım. Takımın bir parçası olmak, o mutluluğu beraber paylaşmak beni daha da motive etti. Bu yüzden takım çalışması çok kritik ve iş hayatına yeni başlayan arkadaşların buna çok dikkat etmesi lazım çünkü bireysel olarak bir şeyi başarmak kolay değil. Herkesten öğrenilecek, herkese öğretilecek şeyler var. Nasıl ki futbol takımlarında herkesin bir görevi varsa, görevler de uyumlu bir şekilde yapıldığı zaman başarısız olmak neredeyse imkansız.

Universitat Autonoma de Barcelona'da yaptığınız doktora size neler kattı? (1 Cevap)

İspanyolca öğrendim ve en önemli katkısı bu oldu. İş hayatında da çok faydasını gördüm. Özellikle danışmanlık hayatında insanların kendi anadilinde konuşmak çok etkili. Doktora çok zor bir şey. Ben mezun olduktan sonra hemen doktoraya gittimçünkü ortalamam iyi olunca gitme şansını buldum. Bu zorluk bana disiplin ve sistematik düşünceyi kattı, çok çalışmadan hiçbir şey olamayacağını öğretti. Doktora eğitiminde sistematik düşünce olmadan kesinlikle kaybolursunuz. Artık iş hayatında en kompleks bir problem gelse bile korkmuyorum çünkü doğru yaklaştıktan sonra çözülmeyecek bir sorun yok. Bu yüzden rahatım, çok stres yaşamıyorum. Akademik dünyada devam etmek istemedim ama arada üniversitelere derse gittiğimde çok haz alıyorum. Özellikle öğrencilerin tutkusunu, öğrenme isteğini görmek ayrı bir enerji katıyor. Arada gidiyorum ama akademik dünyadan ziyade iş hayatında devam etmeyi tercih ediyorum. Bu tamamen bir tercih meselesi ama gerçekten bu işi seven, düzgün yapan insanların akademide devam etmesini öneriyorum. Ülke olarak bilim insanlarına çok ihtiyacımız var ve biz nereye gitsek en iyi oluyoruz. Amerika’daki en iyi ekonomi hocalarının, mühendislerin çoğu Türk çünkü o yetenek bizde var. Bence bütün dünyayı domine etmeliyiz.

MIT Sloan School of Management Executive Leadership Program size neler kattı? (1 Cevap)

Bu Türk Telekom’un bizi gönderdiği bir eğitimdi. Boston şehrini, oradaki MIT ve Harvard Üniversitesi’nin yerleşkelerini, bilim insanlarının nasıl çalıştığını görmek insanın ufkunu tamamen açıyor. Orada sokakta yürürken risk averse ve parametre cümlelerini duyuyordum ve bunlar normalde sokakta duyulacak kavramlar değildi. O kadar bilim odaklı bir şehir ki, devamlı üretiyor. Telefon orada bulunmuş, birçok start-up’ın çıkma yeri olmuş ve bu bir tesadüf değil. Bu ortamı kurabilmek gerçekten çok önemli. Bence bütün şirketlerin ve üniversitelerin öğreneceği çok şey var. Orada MIT ve Harvard’ın, boşu boşuna MIT ve Harvard olmadığını öğrendim. Daha öğrenecek çok şeyim olduğunu fark edip 10 kitap alarak döndüm.

Yönetici olarak çalışmanın zor yanları nelerdir? (4 Cevap)

İnsan yönetmek zaten zor. Yönetici olarak bazen istemediğiniz şeyler yapmak zorunda kalıyorsunuz. Aranıza yeni katılan insanlar olduğu gibi, ayrılması gereken insanlar da olabiliyor. Kimseyi kaybetmek istemiyorsunuz ama adaletli olmak zorundasınız. Bazen iyilere iyi olduğunu hissettirdiğiniz gibi kötülere de kötü olduğunu göstermeniz gerekiyor. Bir insanın üzüldüğünü görmek sizi de üzüyor. Bunun dışında vakit ayıramamak zor olabiliyor. Çok yüklü bir ajandanız varken ekipteki herkes ilgi bekliyor ve bazen buna vakit bulamayabiliyorsunuz.