Öğrencilere tavsiyeleriniz nelerdir?

50,922 görüntülenme

Cevaplar 25

Sırala:
En önemli şey bence üniversiteden mezun olmadan önce mümkün olduğu kadar çok staj yapmak, mümkün olduğu kadar çok şeyi tanımak ve boş geçirmemek. Çünkü atıldığınız iş hayatı aslında biraz daha komplike ve ne kadar fark yaratırsanız o kadar önde başlıyorsunuz. Bunun dışında mezun olduktan sonra da en önemli olan şey neyde mutlu olacağınıza karar vermek. Mümkün olduğu kadar araştırma yapıp stajlarınızı çalışmayı düşündüğünüz alanlara yöneltip buralarda edindiğiniz tecrübeler sonucunda belli bir noktaya karar vermek ve o konuda kendinizi mümkün olduğu kadar donanımlı kılmak bence önemli olan.
Açıkçası ben okul yıllarımda özellikle staj yapmayı ve part time çalışmayı çok önemsedim. İş hayatında da onun meyvesini yiyorum. O yüzden öğrencilere tavsiyem yazlarını hiç boş geçirmesinler. Bir işle uğraşsınlar, bir departmanda çalışsınlar, bir staj yapsınlar. Dergiler okusunlar, sempozyumlara gitsinler, kulüplere katılsınlar. Sadece kendi bölümleri değil, diğer alanlarda da bilgi sahibi olup daha çok bilgi edinsinler. Bunun iş hayatında da insana katkısı oluyor. Her konudan az çok bilmek, bir konuda bir fikir sahibi olabilmek iş hayatında da çok önemli.
Ben onların yaşındayken zaman zaman büyükleri, bizim gibi şirketlerde çalışanları dinlediğimde bazı şeyler böyle uçup giderdi. Ama beni dinleyenlerin aklında kalmasını istediğim birkaç tane şey var, günümüz dünyasında çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bir kere ‘networking’ diyeceğim. Hangi işi yapıyor olursanız olun, ki ben kendi kariyerime baktığımda Unilever’in her kategorisinde çalıştım, en önemli şeyin gerçekten insan ilişkisi ve insan olduğunu düşünüyorum ve bu networkünüzü kurduğunuz gibi aynı zamanda korumanız ve büyütmeniz gerektiğini düşünüyorum. Yani bir rolden bir role geçerken, bir işten bir işe geçerken sadece bilgi ve tecrübenizi değil, kendinizi değil, networklerinizi de taşıyıp birbiriyle ilişkilendirmeniz lazım, bu çok önemli bir güç. İkincisi ‘çok çalışkan olmak’ gerektiğine inanıyorum. Çalışkan olmak zaman zaman gençken imtina edilen şeylerden bir tanesi, çünkü hayat güzel gerçekten yapacak bir sürü başka şey var doğru, bu hayat dengesini koruyarak da yapılabilir. Yani yaptığınız her işte iyi olmak için öncelikle emek vermek gerekiyor, bu özel ilişkiniz de olabilir, iş hayatı için kesinlikle geçerli. Üçüncüsü de son günlerde özellikle dünyada da çok önemli bir kavram haline geliyor, Unilever’in liderlik kavramı içinde de var ‘resistance’ mutlaka bir yere not edin. Kendini iyileştirebilme diye çevirmek istiyorum ya da eski tabirle düşmek ve ayağa kalkmak. Bu neden önemli, çünkü hayat inanın dümdüz değil ve hep yükseklerde gitmeyecek. Hepiniz okuyorsunuz ve ben size gerçekten çok inanıyorum ve sizlerin en önemli özelliği yanlış anlaşılmak. Dolayısıyla bu yanlış anlaşılmanın da önüne geçmek için sizin gerçekten hayatın toz pembe olmadığını şu yaşlarda fark edip yılmadan devam etmeniz lazım. Bizim sizin gibi yeni jenerasyona ihtiyacımız var. Son olarak da şunu söyleyeceğim, ‘aile bağları’. Yine tüm bu kariyer yolculuğunda kiminiz girişimci olacaksınız, kiminiz bizim gibi profosyonel hayata atılacaksınız, aile bağları da hangi tür olursa olsun hayatınızın bu uzun yolculuğunda çok değerli. Onlara da gereken kıymeti vermenizi önemle rica ederim bir abla tavsiyesi olarak.
Bir iş yerine gittiğinizde “İşleyiş nasıl, insanlar nasıl iletişim kuruyor, süreçler nasıl yürüyor ve siz o kısım içerisinde gerçekten çalışıyor olsanız o işte mutlu olur musunuz, o sizin istediğiniz iş mi?”. Kendinizi onlar yerine koyup, bu şekilde gözlem yaparak aslında ne istediğinizi veya en azından ne istemediğinizi görebilirsiniz. Stajları bu şekilde görmelerini tavsiye edebilirim. Duyduğum bir söz var, bir insan yaptığı işi severse bir gün bile çalışmazmış. Gerçekten işini sevmek çok önemli. Çünkü işinizi sevdiğiniz zaman çalışıyormuşsunuz gibi gelmiyor. Severek yapmak her şeyden önemli. O yüzden sevdikleri işlerin neler olabileceğini iyi analiz edip, kendilerinin ne istediklerini iyi ortaya çıkarmaları gerektiğini düşünüyorum. Ve tabi ki daha sonra da ona doğru yönelmeleri lazım.
Kendilerini iyi tanısınlar. Mümkünse okul dönemleri boyunca stajlar yaparak, farklı fonksiyonlarda görevler alarak kendi yetkinliklerini belirlesinler, kendilerinin başarılı olabilecekleri alanları belirlesinler ve bu alanlarda çalışmaya özen göstersinler. Bir nevi kendilerine ayna tutmaya çalışsınlar diyebilirim. Çünkü, insan ancak kendi yeteneğinin olduğu ve ancak mutlu olabileceği bir ortamda daha verimli çalışabilir. Bu, hem şirketler için çok daha avantajlı, hem de kişinin kendisi için çok daha fazla avantajlı olacaktır.
Öncelikle acele etmeyin. Şu anda öğrenci olmanın tadını çıkarın, en önemlisi bu. Bir daha öğrencilik geri gelmeyecek. Bunu yaparken ne istediğinizi, hangi işi yapmak istediğinizi anlamak adına olabildiğince yaz stajlarınızı yapın. Düşündüğünüz, merak ettiğiniz şirketlerin kapısını çalın ve oralarda stajlar yapmaya çalışın. Stajları hep aynı alanda yapmayın, farklı farklı alan ya da farklı farklı şirketlerde yapın ki bu size gerçekten ne yapmak istediğinizi anlamak adına fırsat sağlasın. Çünkü sonrasında staj yaptığınız yerlerden birinde işe de girebilirsiniz. Şirketler de bunlara çok değer veriyor. Onun dışında gerçekten meraklı, takipçi olun. Gözünüz açık olsun. Azla hiçbir zaman için yetinmeyin. Hep daha fazlasını isteyin ve pozitif olun, umutlu olun. Çünkü sizi çok güzel şeyler bekliyor.
Ben hiçbir zaman 20 yıl sonra kendimi nerede görüyorum gibi planlar yapmadım. Hep daha yakın dönemde orta vadeli planlar yaptım ve bunları başarmışsam kutlamasını da bildim. Dolayısıyla bence her başarıyı kutlamalılar. Nasıl başarısızlıklarda gerçekten üzülüyoruz, başarıyı da kutlamalarını öneriyorum. Ayrıca hedeflerini koyarlarken daha gerçekçi hedefler koymalarını tavsiye ediyorum. Günün sonunda başardıklarında, bunu onların daha çok motive edeceğini düşünüyorum. Eğer ki bu hayatta çok şanslı değilsen ya da bir çevre içinden belli bir şeyler elde etmemişsen çok çalışman lazım. Şans ve çevre faktörü belli bir noktaya kadar insana başarı sağlıyor. Ama bir süre sonra, her şey çalışmakla çok daha farklı noktalara gelebiliyor. Üniversitede çalıştılar, bundan sonra da çok çalışacaklar. Çalışırken kendilerini bir şekilde geliştirecekler. “Ben öğrendim, tamam, oldum.” demeyecekler. Sürekli bir şeyler öğrenecekler, öğrenmeyi talep edecekler. Kendilerini geliştirecekler. Artık maalesef günümüz dünyasında ekmek aslanın ağzında. İşin gerçeği bu. Keşke her üniversite mezununun rahatlıkla başlayabileceği bir işi olsa. Ama maalesef öyle değil. Belli pozisyonların sayısı çok az ama buna başvuran insan sayısı belki binlerce. Dolayısıyla farklılaşmalılar. Kendilerini geliştirirken, yeni şeyler öğrenirken; bir taraftan da o pozisyonu isteyen başka arkadaşlarından biraz daha farklı bilezikleri kollarına takıyor olmaları lazım.
Öğrenciler bence iş dünyası odaklı düşünmeliler. Öğrenciyken ne kadar erken bu bilince varılırsa o kadar iyi olduğunu düşünüyorum. Ne iş yapacağım, bizim bölümden mezun olanlar ne gibi işler yapıyorlar, neden şu şu şu şirketlerde çalışıyorlar, neden bazı insanlar kendi şirketini kurmaya çalışıyor… Bunları daha 2. 3. Sınıfta düşünmek, sorgulamak çok faydalı olur diye düşünüyorum; çünkü iş hayatına başlayınca üniversite hayatında ne kadar fazla boş zaman olduğunu anlıyor insan. Üniversite hayatındaki o zaman, mutlaka sosyal aktivitelerle doldurulmalı; ama ne kadar sosyal aktiviteyle doldurursanız doldurun iş hayatına göre yine de çok fazla boş zamanınız oluyor. O yüzden, iş hayatı tadılmalı bence. Üniversitede yapılan stajlar ve part time çalışmalar biraz daha ciddiye alınarak yapılmalı. Staj yapacakları şirketleri seçerken de “Şirketin önemli bir projesinde yer alabilecekmiyim?” sorusunun cevabını aramalılar. Sonuç olarak; iş hayatını düşünmek, bilinçlenmek iyi olabilir üniversitedeyken. Bunun sonucunda ise öğrenciler kariyerlerine daha iyi yön verebilirler.