Cevaplar 6

Sırala:

Futbolcu olma hayallerimi hala ara ara pişman olduğum bir mantıkla eğitimle takas edince üniversite için bir bölüm tercihi yapmam gerekiyordu. Lisede futbol dışında bilgisayarla fazla içli-dışlı bir "eşit ağırlık" öğrencisiydim ve üniversite için bölümümü kesinlikle bilgisayarla alakalı bir şey seçmek istiyordum. Ama gelin görün ki, bilgisayarla alakalı tüm bölümler "sayısal" bölümü mezunu istiyordu. Tercih kitapçığını karıştırırken "Bilgisayar Teknolojisi ve Bilişim Sistemleri" bölümünü gördüm, sayısal mezununun yanı sıra eşit ağırlık mezunu da alıyordu, tabi sayısal puanıyla ama eşit ağırlık öğrencisi olduğunuzdan puanınız kırılmıyordu. (Bugünlerde bu sistem değişmiş olsa gerek?)

Bölüme ilgim bu şekilde başladı. İnternette, ekşisözlükte vs araştırmaya başladım. (Tabi, o zamanlar Anlatsın yok) Bölümde hala okuyan ve mezun kişilerle konuştum. Genelde olumlu geri dönüşler alınca da hedefimi bu bölüm olarak belirledim.

CTIS'ten bahsederken bilgisayar mühendisleriyle kıyaslamamak mümkün değil. Özellikle benim gibi teknik lise dışındaki liselerden gelen arkadaşlar neden bilgisayar mühendisi olmak varken buraya geleyim diyordur. Şahsen bölüme başlayana kadar ben de öyle düşünüyordum. Fakat geçtiğimiz üç yıl içinde düşüncelerim çok değişti. Ders programları, derslerin içerikleri ve işlenişi ne yazık ki oldukça farklı bu bölümler arasında. Bilgisayar mühendisliği daha çok teorik bilgilerle ve kısmen pratikle ilerlerken CTIS tamamen pratik bilgisayar programlama üzerinden gidiyor. İnsan ikinci sınıfı bitirdiğinde şöyle bir durup "ne çok şey öğrenmişim" diyor ve iki yılı daha olduğunu fark ediyor.

Aslında dışarıdan bakılınca ilk göze çarpan fark diploma farkı. Bizim diplomamız Türkiye'de mühendis diploması olmuyor. Yurtdışında ikisi de B.S. (Bachelor of Science) ancak burada mühendis diploması diye bir şey var. Terimi daha önce duymuş insanlar inşaat mühendislerinin imza yetkileri gibi avantajlarını hatırlayabilir. Ancak bizim sektörde imza atacak bir şey yok. Dolayısıyla o noktada farkeden bir şey yok. Bu durumda yegane fark devlette çalışmaya karar verdiğinizde ortaya çıkan maaş farkı. Aynı işi bile yapsanız devlet mühendise daha çok maaş verir. Özel sektördeyse zaten olayın diplomayla alakası yoktur, sizin kendinizi geliştirmenize ve pazarlamanıza bakar. Eğer hedefiniz devlet değilse diplomayı bir kenara bırakıp bölümler arasındaki farkları daha detaylı incelemek gerek. Nitekim yüksek lisansa sıcak bakıyorsanız CTIS mezunu olarak bilgisayar mühendisliği yüksek lisansı yapıldığında da önceki diploma değişip mühendis diplomasına dönüşecek, yukarıda bahsettiğim diploma farkı da ortadan kalkacaktır.

Ders programından fizik, biyoloji, calculus gibi programlama ile pek ilgisi olmayan dersler çıkarıldığı için bir dönem okula ara verip staj yapma imkanı doğuyor. İkinci sınıf sonunda yapılan bir aylık staja ek olarak 4 ay daha dönem stajı yapıyorsunuz. Mühendisliklerde 2. ve 3. sınıf sonunda birer ay staj oluyor. 1 aylık stajlarda zaten zamanın çoğunun şirkete ve düzene alışmakla geçtiği düşünülürse 4 aylık bir stajın ne kadar fark yaratacağı tahmin edilebilir.

Lab olanakları başarılı. Cisco, EMC, Oracle, NVidia gibi şirketlerle yapılan eğitim anlaşmaları sayesinde açılan özel dersler ve alınan ekipmanlar mevcut. Bu sene şuanda yalnızca NVidia ve mobil uygulama derslerinde kullanılan bir iMac labı da açıldı. Dolayısıyla lab konusunda şikayet edilebilecek fazla bir şey yok. Genel olarak bölümümden memnunum.

Dipnot: Akademik gitmek isteyen yani asistan, profesör, eğitim görevlisi olmak için bilgisayar mühendisliği bölümleri daha doğru bir seçim olacaktır. CTIS mezunları da aynı yüksek lisans, doktora aşamalarından geçerek aynı pozisyonlara gelebilirler. Fakat mühendislik bölümlerindeki teorik yaklaşım ve derslerin içerikleri akademik öğrenime daha elverişlidir.
Lise de bilgisayar bölümünü okumuş olmam ve üniversitede teknik anlamda öğrendiklerimi uygulayabileceğim bir bölüm olması bu bölümü seçmeme yetti bile..
Bilgisayar Teknolojisi ve Bilişim Sistemlerini, Türkiyede okumanın muhtemel en büyük sebeplerinden biri, her yazılımcının aşina olduğu trade-off konseptinden kaynaklanır. Saygıdeğer bir üniversitede mühendislik bölümü kazanamayan, 2 yıllık bir bölüm okumak istemeyen kişi, ilgili ösym tablolarını indirdikten veya bir akraba/arkadaştan duyduktan sonra, bu bölüm hakkında araştırma yapmaya başlar.

Bölümün eksilerini ve artılarını anlamakta güçlük çeker, bölümün bulunduğu üniversite konumunu ve hocalarını araştırmaya çalışır fakat pek bir bilgi bulamaz. Daha sonrada çaresizlikten doğan bir karar sonrasında, kendini bu bölümü okuyorken bulur.

Aslında bu tercihi yaparken içinde bir burukluk yaşasada, lise hayatını geleceğine akademik anlamda herhangi bir yatırım yapmadan geçiren kişi için, seçenekler çokda fazla değildir. Bu durumda Bilgisayar Teknolojisi ve Bilişim Sistemleri, kişi için güzel bir çıkış noktası olabilir.

Bölümün herhangi bir teknik arkaplan gerektirmemesi(matematik, fizik), teknoloji konusunda meraklı kişilerin bölüme girdikten sonra, kendilerini geliştirmek için oldukça fazla bir zamana sahip olmalarına sebep olur. Mühendislik kazanan diğer arkadaşlarınız teorik dersler ile boğuşurken, üniversite zamanınızı "bir şeyler" yapmak ve pratiğinizi geliştirmek için harcayabilirsiniz.

Üniversitenin sonu gelir, Mühendisler ve BTBS mezunları iş aramaya başlar. İş aramaya başladığınız zaman yazılım sektöründe karşınıza çıkabilecek iş fırsatlarından bazılarını şöyle kategorize edebiliriz;
1-) Pratik gerektiren, tamir(maintenance) ve code monkey işleri (crud uygulamalar, tasarım ve dizayn)
2-) Teorik bilgi gerektiren, araştırma ve geliştirme işleri (fabrika otomasyonları, sistem mühendisliği, algoritmik bilgi gerektiren performans odaklı sistemler vb.)
3-a) Akademik kariyer, araştırma ve geliştirme (herhangi bir konuda uzmanlaşmış ve teorik geçmiş isteyen arge işleri)
3-b) Akademik kariyer, eğitim (üniversitelerde eğitmen olarak kalmak)
4-) Teknoloji sektöründe eğitim işleri (yazılım veya teknolojik konularda bilgi aktarımı)

Bu tabloya bakıldığı zaman BTBS ve Mühendisliğin tek bariz farkı akademik kariyer seçenekleridir. Bunun sebebide 4 yıl okuduğu üniversitedeki fırsatları, aldığı dersler ve eğitmeni olan kişilerin bu konulardaki yeterliliğinden dolayı, bir mühendisin bu alanlara yatkın olması, ve mezun olduğu zaman bu tarz alanlarda (seçimi yapan kişilerden kaynaklı) standart bir BTBS öğrencisine göre seçilme şansının daha yüksek olmasından kaynaklanır.

Fakat piyasadaki işlerin hatrı sayılır bir kısmı, hem BTBS, hem Mühendislik öğrencisinin yapabileceği 1 numaralı kategorideki pratik işlerden oluşmaktadır. Bu durumda zamanını boşa geçirmemiş bir BTBS öğrencisi, bir mühendislik öğrencisine nazaren daha kolay iş bulabilir. İşte eğitilmek zorunda kalan Mühendislik öğrencisi yerine, boş zamanını iyi değerlendiren bir BTBS öğrencisi bu tarz işleri rahatlıkla yapabilir. Bu tarz işler genelde adını sanını bilmediğiniz yazılım ajanslarında, ve küçük-orta çaplı yazılım üreticilerinde çalışmak anlamına gelir.

2 Numaralı kategoride gereken teorik bilgilerden dolayı, bu tarz işlere bir Mühendislik öğrencisinin daha yatkın olacağını söyleyebiliriz. Fakat bu kategorideki işler genellikle kişinin kendini ne kadar geliştirdiği ile alakalıdır. Üniversitede bu konularda verilen eğitim, hiçbir şekilde yeterli olmaz. Kişi kendini geliştirip, bu konulara bir yatırım yapmadığı sürece, bu tarz işlerde çalışması zor olacaktır. Fakat Mühendislik öğrencilerinin bulunduğu ortamlardan dolayı, BTBS öğrencilerine göre bu tarz işlere yatkınlığı daha yüksektir. Bu tarz işler bazen 1. kategorideki işlerle karışabilir. Çoğu büyük firma(bknz. ibm, crytek, vodafone) genelde yaptıracağı iş CRUD olsa bile, kaliteli ve teorik bilgisi olan insanlarla çalışmak ister.

4 Numaralı kategori ise iki bölüm öğrencisi içinde, gerekli formasyonları veya deneyimleri yaşamadıkları sürece pek iç açıcı bir sektör değildir. Şahsen bu konudada herhangi bir fikrim yok.

Kısacası eğer akademik bir kariyer düşünmüyorsanız fakat yazılım ile ilgili "herhangi" bir işe girmek istiyorsanız, BTBS sizin için güzel bir seçim olabilir. Aynı zamanda güzel bir İngilizce bilgisine sahipseniz, ve kendinizi eğitebileceğinizi düşünüyorsanız, daha önceden kendiniz için harcamadığınız zamanınızı, Üniversite yıllarınızıda geleceğiniz için harcayıp, yukarıda bahsettiğim işlerden herhangi birine girebilirsiniz.

Sektörde hangi bölümü bitirdiğiniz hiçbir zaman önemli olmayacak. Akademik bir gelecek istiyorsanız BTBS size bu kapıyı bile aralık bırakır. Kendinizi geliştirdiğiniz sürece her türlü iş fırsatına sahip olabilirsiniz. Kendinize esas sormanız gereken bölümün yeterliliği değil, okuduğunuz konumu ve ortamı kaldırıp kaldıramıyacağınız olmalı. BTBS bölümlerinin hepsi konumu gereği sürgün benzeri yerlerdir. Ve birlikte 4 yıl geçireceğiniz insanların çoğu meslek liselerinin "iyi" öğrencileridir.
Ben girdiğimde Türkiye'de sadece burada vardı.
Bilkent özeldi ona gidemezdik puan yemiyo :)

Bilgisayar teknolojileri ve bilişim sistemleri lisans bitirdikten sonra bilgisayar mühendisliği üzerine yüksek lisans yaparak sonrasında mühendis olmuş olmazsınız. Yüksek mühendis ise hiç olmazsınız. Lütfen bilip bilmeden kafanıza göre yorum yapıp insanları yanlış yönlendirmeyin. Mühendis ünvanı yalnızca lisans eğitimi ile kazanılır. Yüksek mühendis olmak içinse mutlaka lisansta mühendislik okuyup aynı anabilim dalında yüksek lisans yapılarak yüksek mühendis ünvanı kazanılır. Örneğin bilgisayar mühendisliği lisans bitirdikten sonra elektronik mühendisliği yüksek lisansı yaparak yüksek mühendis olamazsınız. Muhakkak lisans programınızla birebir aynı adı taşıyan yüksek lisans programında yüksek lisans yaparak yükek mühendis olabilirsiniz. Bu yeni bir uygulama değildir. YÖK'ün kararıdır. Şüpheleri olan arkadaşlar internetten araştırabilir veyahut cimer üzerinden YÖKe dilekçe yazın gelen cevapta yukarıdaki söylediklerimi göreceksiniz. Bu konu hakkında vaktiyle YÖK ile çok defa yazı yazdım gelen bilgiler bu yöndedir