Cevaplar 2

Sırala:

Ben bankacılık sektörü ve günlük tüketime dayalı uluslararası bir firma olmak üzere iki iş başvurusu yaptım. Günün sonunda ilk teklifi bankacılıktan aldım ve bir yeni mezun olarak bu teklifi kabul ettim çünkü ikinci bir teklifin geleceğinin bir garantisi yoktu.

Üniversite 3. ve 4. sınıfta okuduğum okulda kariyer günleri düzenlerken bir bankayı misafir etmiştik ve o sunum beni gerçekten etkilemişti. Bankacılığın bu zamana kadar gördüğüm şubelerin ötesinde bir iş olduğunu anladım. 18-19 yıldan beri bu işi severek yaptığım ve işime her gün heyecanla geldiğim için doğru şeyi seçtiğimi düşünüyorum, doğru bir yolda da devam ediyorum.


Çok kolay veya planlı olmadı. Üniversiteden mezun olduğunuzda önünüzde pek çok opsiyon oluyor. Ben de o dönemde FMCG, audit, teknoloji şirketleriyle, bankalarla görüştüm. Çok sayıda görüşme yaptığım için kafam karıştı ama beni daha sonra Garanti Bankası cezp etti. O dönem Garanti Bankası ciddi bir değişim süreci içindeydi, kendini yeniliyordu ve görüştüğüm yöneticiler beni çok etkiledi. “Ekibimizde yer almanı istiyoruz. Biz dünya ölçeğinde bir banka olmak istiyoruz, Avrupa vizyonuyla hareket ediyoruz. Sen de bizim bir parçamız olur musun?” dediler. Bu da beni takımın bir parçası olarak hissettirdi. Değişimi onlarla birlikte yakalayacağım için çok etkilendim ve teklifi kabul ettim. Ardından Kurumsal Bankacılığı seçmem de bu şekilde oldu. Yine kurumsalda farklı bir yapılanma içindeydiler ve oranın dinamizmi, motivasyonu ve enerjisi beni çekti. Ben de yine hiç düşünmeden kurumsalda başladım, yoluma orada devam ediyorum.