Cevaplar 10

Yükleniyor...
343 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Metro, yerel değerlere ve Gastronomi’ye yaptığı yatırımlarla bana ilham veren bir yer. Metro’nun sektöre yaptığı bu yatırımlar, çalışanları da oldukça geliştiriyor. Çünkü Metro; vizyon ve yenilik yaratma, dünyadaki yenilikleri Türkiye’ye getirme, Türkiye’deki yerel lezzetleri de dünyaya götürme üzerine bir vizyona sahip. Dolayısıyla kendi çalışanlarının da aynı vizyona ve yenilikçi bakış açısına sahip olmasını bekliyor. Ben burada 7 yıldır çalışıyorum ve 7 yıldır her gün kendimi farklı bir noktada geliştirebildiğimi söyleyebilirim. Çünkü sürekli farklı bir müşteri talebi için çözüm üretip, farklı bir ürün bulmamız ve farklılık yaratmamız gerekiyor. Dolayısıyla ben burada çalışırken hiçbir gün kendimi tekrar ettiğimi düşünmüyorum. Her zaman bir tık daha gelişiyorum ve bunun farklı kolları oluyor. Örneğin; işe ilk girdiğim zaman daha çok kendimi tedarikçi yönetimi, müzakere, fiyatlandırma ve promosyon tarafında geliştiriyordum. Şu an kendimi şarap ve Gastronomi sektöründe geliştiriyorum. Bu yüzden Metro’nun farklı alanlarda sunduğu birçok imkan olduğunu söyleyebilirim. Bu da bana inanılmaz ilham vererek beni çok motive ediyor.

340 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Bizim için değişim alanı sınırsız. İnsana dokunduğumuz her an kendimizi geliştirme fırsatımız var ve en önemli motivasyon kaynağımız bu. Metro’nun sunduğu imkanlar beni içten içe motive edip, işimde daha mutlu ve bağlı çalışmamı sağlıyor. İki tane kızım var ve gelecekte onların nasıl bir iş hayatı olacağını çok merak ediyorum. Umarım büyüdüklerinde Metro gibi bir şirkette çalışırlar. Kesinlikle kadınlara karşı pozitif ayrımcılık yapılan, onların daima gelişimine destek veren, hiçbir zaman önleri kapanmayan bir şirkette çalışıyoruz. İçimizde Mağaza Müdürlüğü, Mağaza Müdür Yardımcılığı veya yöneticilik yapan onlarca kadın çalışanımız var ve bu sayede Türkiye’de birçok şirkette göremeyeceğiniz çok güzel renkler katıyorlar. Onlarla çalışmaktan çok mutluyuz.

187 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Öncelikle inisiyatif kullanabilmek beni motive eden faktörlerden birisidir çünkü burada bize işimizi geliştirme fırsatı tanınıyor. Bugün çalıştığım bölümde müşteri ihtiyaçlarını belirleyip, kendi planlamalarımı yapıp, işimi geliştirerek sonuçları gözlemleyebiliyorum. Bunun dışında çalışırken yüksek lisans yapıyorum. Bu konuda yöneticilerin çok anlayışlı olması ve şirketin kendimi geliştirmemi desteklediğini bilmek beni motive eden diğer faktörlerdendir.

138 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Metro’nun kültürü beni motive ediyor çünkü kendi departmanımda ya da farklı departmanlarda beraber çalıştığım arkadaşlarımla her şeyi şeffaf bir biçimde konuşabilmek, tartışabilmek, bu anlamda hem özgür olmak hem de geri bildirim alabilmek beni çok geliştiriyor. Belki de kültürün bana sunduğu doğal gelişim imkanı beni cezp ediyor. Bununla beraber yarınla ilgili hayal kurabildiğimi düşünüyorum, bu da çok değerli bir şey. Bu hayallerimde çok şanslıyım çünkü sadece benim adıma değil, sadece Metro Türkiye adına değil, gerçekten globalle ilgili de  hayaller kurabiliyorum. Bunların gerçeğe ve hedefe dönüşmesi adına somut adımlar atmak istediğimde yanımda yöneticilerimin varlığını hissedebiliyorum.

155 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Metro’nun Strateji Departmanı’nda bir amacın, vizyonun olması ve bunun sadece sözde kalmaması gerekiyor. Bu durum beni çok fazla motive ediyor. Gastronomi’de biz sadece elma alıp elma satmıyoruz, Türkiye’deki Gastronomi ekosisteminin gelişmesine yardımcı oluyoruz. GastronoMetro’da çok canlı bir biçimde bu tarz uygulamalar yapılıyor. Ben bu uygulamaların yapıldığını görünce şirketin amacının yaşatılmaya çalışıldığını ve ayakları yere basan bir vizyonunun olduğunu anlıyorum. Bu da beni son derece tatmin ediyor. Tedarikçi tarafına baktığımızda sadece sürdürülebilir bir tedarik ortamı sağlamaya çalışıyoruz ve bu gerçekten lafta kalmıyor. Coğrafi işaretli ürünlerimiz var ve Türkiye’de hak ettiği potansiyele ulaşamayan ürünlerin çıkarılması, doğru bir pazarlama ve stratejiyle raflarda yerini alması, imkanlarımız dahilinde de yurtdışına gönderilmesiyle ilgileniyoruz. Şirket içinde hep Gastronomi’den bahsediyoruz. One Day in HoReCa (Hotel, Restaurant, Cafe) eğitimleri var. GastronoMetro’ya gidip oradaki şefler tarafından yemek pişirme konusunda bir gün boyunca eğitiliyoruz. Daha sonra mağazadan alışverişimizi yapıyoruz ve karşıya gidip onları belli bir saate yetiştirmeye çalışıyoruz. Amaç tamamen müşterilerimizin iş çevresini anlayıp onlara uygun ürünlerle hizmetlerle gidebilmektir.

122 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Genel olarak Metro çalışanlarını motive eden şey, Metro’nun yeme ve içme kültürüyle çok yakından ilgili bir sektörde olması çünkü bu sektör şu anda çok trend. Sürekli bu sektörün içerisinde yaşamak beni oldukça motive ediyor. Ben de hem yeme ve içmeyi hem de bu kültür üzerine konuşmayı çok seven bir insanım. Dolayısıyla burada sürekli Gastronomi üzerine konuşmalar var. Bu da kendinizi geliştirebileceğiniz bir alan sağlıyor. Ayrıca şirketin hemen karşısında GastronoMetro var. Buraya 3 Michelin Yıldızlı bir Şef gelip size seminer verebiliyor. Bu seminere dışarıda çok büyük meblağlar katılabiliyorsunuz. Dolayısıyla bu beni çok motive ediyor.

381 görüntülenme
·
Transkripti Göster

METRO’nun bir vizyonunun olması, çalışan insanların bu vizyonu takip etmesi, bu vizyonun sadece yazılı olarak değil, gerçek hayatta da takip edilmesi ve uygulanmasıdır. METRO’nun Gastronomi sektörünü iyileştirmek ve Horeca müşterilerimizin bir numaralı iş ortağı olmak gibi bir vizyonu var. Bunu uygulayabilmek için birçok adım atıyor. Bunu takip etmek için Gastronometro diye bir platform kuruyor. Gastronomi’yi geliştirmek için gerçekten büyük ve iyi adımlar atıyor. Böyle bir şirketin parçası olmak ve vizyonu paylaşmak insanı hem teşvik hem de motive ediyor.

206 görüntülenme
·
Transkripti Göster

METRO’da beni motive eden birden fazla şey var. Her şeyden önce birlikte çalıştığım insanlarla tamamen aynı dili konuşuyoruz ve bu dili bir şekilde farklı yerlerde öğrenip doğru seçimler sonucunda aynı yerde buluşmuş oluyoruz. Arkadaşlarınızla buluşuyormuşsunuz gibi her gün işe gittiğiniz bir ortamdan bahsediyorum ve bu yalnızca benim bulunduğum departman için geçerli değil. METRO’nun herhangi bir yerinde karşı karşıya geldiğiniz her insanla 5-10 dakikalık bir sohbetten sonra kendinizi şöyle düşünürken bulabiliyorsunuz: “Bir şey yapalım. Yemeğe mi gitsek? Ben bu insanla tatile bile giderim, neler neler yaparım.” gibi düşünebiliyorsunuz çünkü çok tatlı insanlardan bahsediyorum, bu çok büyük bir motivasyon.

İkincisi; iş hayatında başka sektörlerde, başka firmalarda birden fazla motivasyon sebebi olabilir fakat size verilen kıymet gerçekten hangi sektör olursa olsun en başı çekecek maddelerden birisidir. METRO’da her gün size kesinlikle kıymetli olduğunuzu söyleyecek, hatırlatacak birden fazla aksiyon düşünülüyor. Dolayısıyla “Ben buranın bir parçasıyım ve ben buraya aidim.” diye düşünüyorsunuz. Bu sizin de karşılığında çalıştığınız yere yalnızca çalıştığınız için değil, kalbinizden gelen bir bağ ile bağlanmanızı sağlıyor, kıymet vermenizi sağlıyor. Bu da sirküler bir şekilde bir sürenin sonunda “Ben buradan başka bir yerde çalışamam çünkü burası ne istiyorsam onu veriyor. Ben eğer bir gün çalıştığım işi istemezsem, başka bir şey yapmak istersem buna da kulak verecek kadar açık ve iletişim kanallarını her daim bize doğru tutan kişilerle, yapılanmalarla dolu bir yer. Bu yüzden doğru yerdeyim.” dedirtiyor.

Transkripti Göster

METRO geleneksel bir toptancı veya perakendeci marketler zincirinden, sektöre geleneksel bakış açıları sunmaktan ziyade, kattığı değerli projelerle de beni motive ediyor. Bunu biraz açayım: Her şeyden önce Türk mutfağına verdiği değerli projeleri, Horeca müşterilerini ve tedarikçilerini bir platformda buluşturmak için Gastronometro kurması, Gastronomi dünyasına verdiği katkılar, yerel ve coğrafi işaretli ürünleri hem yerel hem de uluslararası pazara kazandırabilmesi çok önemli. 

Doğayı çok seven bir insan olduğum için çalıştığım şirketin de buna önem verdiğini görmek motivasyonun yanında gurur verici bir şey çünkü Türkiye tarım ülkesi. Bu tarım ülkesinde sadece kendinizin ticari kaygılarını düşünerek değil, ülkenin genel ekonomik kaygısını düşünerek hareket etmeniz çok önemli. Türkiye’de çok ciddi oranda gıda ve atık kayıpları oluyor. Bunun önüne geçilmesi için kendilerine ayrı bir misyon edinmiş bir şirket. Türkiye hem coğrafi çeşitlilik hem de endemik bitki çeşitliliği açısından çok zengin. Haliyle çalıştığınız şirketin bunu ayağa kaldırabilmesi ve uluslararası platformda yaşatması güzel bir şey.

Transkripti Göster

Ben bir iş sevilmeden yapıldığında, o işin çok sıkıcı ve rutin bir hale dönüştüğüne inanıyorum. Bu yüzden yaptığımız işlerin bir hikayesinin olması bence çok önemli. Metro, her sabah kalktığımda bana bu hikayeyi sunuyor çünkü Metro’nun amacı sadece bulunduğu sektörde lider olmak değil, sektörü komple ileriye götürmektir. Bu yüzden biz Türk şeflerine, Türk mutfağına ve Türkiye’nin yerel ürünlerine yatırım yapıyoruz. Bunun devamı olarak Finike portakalını, Taşköprü sarımsağını destekliyoruz veya ileride lüfer olabilsinler diye Balık Departmanı’nda çinekop satmıyoruz. GastronoMetro’yu açtık ve burada kendi şeflerimize, müşterilerimizin şeflerine eğitimler veriyoruz. Tüm bu yatırımlarımızı sadece sektörde bir numara olmak için değil, sektörü ileriye götürmek için de yapıyoruz ve ben bu hikayenin bir parçası olmaktan mutluluk duyuyorum.