Cevaplar 10

Yükleniyor...
716 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Talent Brand Company olarak 360 derece işveren markası hizmetleri sunuyoruz. İşveren markası; 360 derece bütün çalışanlara, potansiyel adaylara ve işten ayrılanlara dokunuyor çünkü bizim için en tercih edilen şirket olmaya çalışmak değil, en doğru hedef kitlesi ve yetenek havuzu için en çok tercih edilen şirket olmak önemlidir. Dolayısıyla daha segmente dayalı, içinde daha İK ve Pazarlama fonksiyonları olan projeler grubuyuz diyebilirim.

İşe alım sürecinde adayı nasıl geliştirdiğimizi, adayın nasıl bir kariyer yolu izlediğini, bizden nasıl ayrıldığını ve ayrıldıktan sonra bizimle ilgili neler söylediğini düşünerek her bir nokta için özel projeler üretiyoruz. Talent Brand Company olarak en önemli farkımız; İnsan Kaynakları’nı çok iyi bilmemiz ve Pazarlama deneyimimizin olmasıdır. Dolayısıyla Pazarlama bakış açılarını İK’nın özel ihtiyaçları için entegre ederek her şirketin ihtiyacına göre çözümler üretebiliyoruz.

1
432 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Eskiden bu kadar önemli değildi ama artık oldukça önemli. Özellikle işe girişlerde bununla ilgili spesifik bir kural olmasa da iş görüşmesinden önce hepimiz Google’da aratılıyoruz. Siz de kendi isminizi Google’da aratarak neler olduğuna bakın. Facebook, Instagram ve bunun gibi kişisel anlamda kullandığınız mecraları kilitli tutun çünkü kimin neyden hoşlanıp hoşlanmadığını bilemeyiz. Mülakatlarda siz o işin çok uygun olduğunuzu düşünürsünüz ama İnsan Kaynakları Yöneticisi ile enerjiniz tutmadığı için o iş olmaz. Bu mesele de biraz ona benziyor. Yöneticiler sizinle görüşmeden önce profillerinizi inceleyebilir ve olumlu veya olumsuz bir intibaya kapılabilir.

Linkedin profilinizi doğru doldurup doğru yayınlar yapmanız, diğer mecraların sadece yakınlarınıza açık olması bence en doğrusudur. Bunun dışında Youtube’ta da yıllar öncesinden yüklenip unutulup giden videolar olabiliyor. Youtube; dünyada en çok tıklanan ikinci arama motoru olduğu için oradaki geçmişinize de temizlemenizi ve güncellemenizi öneriyorum.

354 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Öncelikle Linkedin profili %100 dolu olmalıdır ve bununla ilgili Linkedin profillerini konuştuğumuz videoyu izleyebilirsiniz. Daha efektif bir Linkedin kullanıcısı olmak istiyorsanız Linkedin’in sunduğu fırsatlardan yararlanabilirsiniz. Aslında her birimiz içerik üreticisiyiz ve iş bulmanın yanında birbirimizden öğrenmek için de bağlantı kuruyoruz. Ben bunun için düzenli olarak gönderi paylaşılması gerektiğini düşünüyorum. Birlikte çalıştığım yöneticilere de bu konuyla ilgili ciddi tavsiyelerde bulunuyorum. Lütfen gündemi takip edin. Kendi iş alanınızda neler olduğunu araştırıp networkünüzdeki insanları bilgilendirecek şekilde içerik hazırlayın.

 

Linkedin’i kurumsal bir blog olarak kullanabilirsiniz. Kendi iş alanlarınızla ve deneyimlerinizle ilgili yazı paylaşıp makale yazın. Ayrıca Linkedin’de sağ üstte kişilerin doğum günlerini ve iş yılı dönümlerini gösteren bir yer var. Network ile ilişkinizi canlı tutmak için bu kısma önem verin. Oradaki standart mesajla değil ama mutlaka o kişiye mesaj atın çünkü ileride kimin kiminle iş yapacağı hiç belli olmuyor. Bu yüzden ağınızdaki kişilerle olan ilişkilerinizi canlı tutun.

 

Linkedin’deki Recommendation kısmı Türkiye’de pek kullanılmıyor ama yurtdışında bununla ilgili ciddi bir alışkanlık var. Bu kısımda yazının içeriği çok kritik değil. Zaten Linkedin’de recommendation’da kötü bir şey yazmazsınız çünkü sizden istenildiği için yazıyorsunuzdur. Böylece o kişiye güvendiğiniz mesajını veriyorsunuz. Dolayısıyla ilk işinizden itibaren çalıştığınız kişilerden mutlaka size recommendation yazmasını isteyin. Linkedin’den o kişiye bununla ilgili davet gönderebilirsiniz ama sözlü olarak da söyleyin. Ben buna biraz dijital miras olarak bakıyorum. Zamanla bu recommendation’lar birikiyor ve bir zaman sonra o insanlar da iş değiştiriyor. Benim örneğimde, bir zaman birlikte çalıştığım yönetici şu anda CEO oldu. Bir firmanın CEO’sunun yazdığı recommendation’ın benim profilimde yer alması benim için çok değerli.

411 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Linkedin’deki tüm alanları doldurmak çok önemli çünkü tamamını doldurduğunuz zaman Allstar niteliği kazanıyorsunuz. Bu yüzden mutlaka Allstar olmaya çalışın ve hangi nitelikleri doldurduğunuza dikkat edin. Birinci sırada profil fotoğrafı var. Ben profesyonel ve kurumsal olmayan fotoğraflarla çok karşılaşıyorum. Arkadaşlar lütfen buna dikkat etsinler. Profili hızlıca doldurmaya başladığınızda o alan doldurulması zorunlu bir alan olduğu için masaüstünde ne varsa ekleyip geçiyorlar ve sonradan değiştirmek zor olabiliyor. Artık insanlar sizinle fiziksel olarak karşılaşmadan önce sizi dijitalde araştırıyor ve oradaki fotoğrafınızla karşılaşıyor. Dolayısıyla bu durumda nasıl görünmek istediğiniz çok önemli. Bunu düşünerek kurumsal bir fotoğraf koymak daha anlamlı olur.

 

İkinci olarak profil fotoğrafının altındaki Headline yani Başlık kısmıdır ama ben ona Slogan diyorum çünkü sizin kişisel markanızın dijital dünyadaki sloganınızı yansıtıyor. Pek çok kişi oraya iş aradığına dair bir şeyler veya kendi unvanını yazıyor ama ben bunu önermiyorum. Marka yönetimi olarak düşünürseniz orası bir profil kartıdır. Orada cezp edici bir profil kartı hazırlamanız gerekiyor ki insanlar merak edip profilinize girsinler. Bu yüzden Headline kısmında biraz yaratıcı olup kendilerini, tutkularını, olmak istedikleri kişiyi veya iş yapış şekillerini yazsınlar.

 

Üçüncü kısım Summary yani Özet kısmıdır. Burayı ön yazı gibi kullanan arkadaşlar var ama bu da pek doğru değil. Summary kısmında özgün olarak kim olduğunuzu, tutkularınızın ne olduğunu, ne üzerine deneyimlerinizin olduğunu ve ne yapmak istediğinizi harmanlayarak, başka profillerden ilham alarak doğru, hatasız, kısa ve öz bir yazımla yazmanızı öneriyorum.

 

Bunun dışında geçmiş ve mevcut iş deneyimleri birçok kişide yazıyor ama bunların altları pek dolu değil. İş deneyiminin altını açıp kişinin ne yaptığına bakmak istediğimde bir metin göremiyorum. Muhtemelen vakitleri olmadıkları için yazamıyorlar. Orayı doldurun çünkü İşe Alımcılar sizi Linkedin Recruiter adı verilen bir lisans kullanarak arıyorlar ve oraya sizinle ilgili keywordler yazıyorlar. Dat.net bilen, Java kodlamış bir Software Delevoper aradıklarında sizin profilinizde bunlar yazmıyorsa sizi bulamayabilirler. Bu yüzden hangi dilleri bildiğinizi profilinizin çeşitli yerlerine yazmanız gerekiyor.

394 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Hem ederim hem de etmem. Gidebiliyorlarsa hemen gitsinler çünkü öğrenciyken veya yeni mezunken hayatımızda planlamadığımız şeyler olabiliyor. Örneğin ben evlendim ve çocuğum oldu. Buna rağmen gittim ama çok büyük bir riskti, çok zorlandım. Bunu herkes yapamayabilir. Dolayısıyla sizi buraya bağlayan bağlar çok güçlenmeden, hayatınız tam yerine oturmadan gitmeniz daha avantajlı olur.

 

Diğer yandan tecrübe edinip de gidebilirsiniz. Eğer Türkiye’de bir iş yapacaksanız pazarı tanımanız, pazarda bağlantılarınızın olması ve buradaki ekosistemi bilmeniz lazım. Sıfırdan orada başlayan arkadaşlarım bu konuda çok sıkıntı yaşadı. Türk olmalarına rağmen sadece üniversite ekosistemini bilip iş dünyasıyla ilgili hiçbir fikirleri yoktu. Daha çok biz onları o anlamda besliyorduk ama kıdem olarak bizden daha üst seviyelerdeydi çünkü mezun olduktan itibaren orada çalışmaya başlamışlardı. Dolayısıyla arkadaşlar yaşam tarzlarına göre buna karar verebilirler.