Cevaplar 157

Yükleniyor...
228 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Temel farklılıkları söylemek zor ama en önemli farklarından bir tanesi çalışanlarına verdiği değerdir. Biz hem çalışanlarımıza hem de hizmet verdiğimiz müşterilerimize değer veririz. EY’da müşteri odaklılık vardır. Biz müşterilerimizin ve çalışanlarımızın hepsini bir iş ortağı gibi görürüz. Bizde yeni başlayan biriyle, yıllardır burada çalışan arasında hiçbir fark yoktur. Hepsi bizim için bir değerdir, kıymettir çünkü yeni başlayan arkadaşın bir gün buranın yöneticisi olacağını hep hissederek sorumluluk alırız.

EY paylaşımcıdır. Uluslararası bir firma olmanın avantajı vardır. Bilgiye ulaşmamız diğer firmalara göre daha hızlıdır çünkü çoğu firmada biraz yerel bir anlayış vardır, biz daha global bir yapılanmadayız.

EY Türkiye 2002 yılında Andersen ve EY birleşmesiyle bugünlere geldi ve şu anda Türkiye’nin en büyük firmalarından biri olarak gelişmeye devam ediyor. Dolayısıyla en önemli farklarımız; insanımız, insanımıza ve müşterimize verdiğimiz değer, samimi ilişkidir. Müşteri ilişkisinden ziyade onlarla bir iş ortağı gibi hareket ediyoruz.


222 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Hiçbir zaman sıkılmazsınız ve monoton bir şey yapmazsınız. Dolayısıyla yataktan "Acaba bugün ne olacak?" diye düşünerek kalkıyorum. Ben tekdüze şeylerden sıkılan bir insanım. Danışmanlık alanına geçtikten sonra bu alan dışında bir şey yapmayı hiçbir zaman düşünmedim çünkü karakterimle de gayet uyumluydu. Değişik şeyleri seviyorum. Zorlayıcı taraflarında; değişikliğe çok iyi ayak uydurmak var. Belli bir düzen istiyorsanız ya da sürekli standart şeyleri yapmaktan hoşlanıyorsanız Danışmanlık'ın çok uygun olduğunu söyleyemeyeceğim. Burada her an her şey olabilir ve sizin buna uygun olarak gününüzü değiştirmeniz gerekiyor. Sorun çözme becerisi de önemli çünkü sorunlarla karşılaşabiliyorsunuz. Müşteri bir şeyden memnun kalmıyor, kapsamı yanlış anlamış oluyor veya her şey yolunda giderken farklı bir kriz ortaya çıkıyor. Bu sorunlarla günlük olarak boğuşup, bunları bir şekilde çözmek durumundasınız. Zorlayıcı tarafları bunlar ama yine de insana çok farklı şekilde ve konuda çözüm üretme imkanı sağlıyor. Bu beceriler kişisel hayatınızda da bireysel olarak size bir takım şeyler katıyor.

222 görüntülenme
·
Transkripti Göster

20 senenin 18'i Danışmanlık, 2 senesi de sektörde bir proje olduğu düşünülürse; farklı zorluklara adaptasyon konusunda kendimi ciddi anlamda geliştirdiğimi düşünüyorum. Dolayısıyla burada da önceliklerimi gözeterek bir denge kurmaya çalışıyorum. Şu ana kadar çok ciddi bir sorun yaşamadım. Tabii ki zaman zaman çocuklarımı ihmal ettiğim ya da istediğim kadar yanlarında olamadığım anlar olmuştur ama bunların sayısı onların geleceğine ya da psikolojilerine zarar verecek şekilde değildi. Onlara da akşamları veya hafta sonları zaman ayırıyorum. Bir şekilde iyi bir planlamayla o dengeyi kurmaya çalışıyorum. İki tane çocuğum var ve şu ana kadar bir sıkıntı yaşamadım.

217 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Öncelikle günün kaçta başlayıp kaçta bittiğini belirlemek lazım çünkü bizde gün bitmiyor. Gün ne zaman başlayıp bitiyor onu da bilmiyorum. Genelde işi işte yapmayı tercih ederim, eve iş götürmeyi sevmem ama bu pek mümkün olmayabiliyor. Gece saat 3’te uyanarak notlarımı alırım veya bir maile cevap vereceksem o maili hazırlarım, sabah yollarım. Dolayısıyla bazı günler gecenin 3’ünde de çalışıyorum, bazı günler erken mesai bitirebiliyorum.

Bu kadar büyük bir organizasyonda herkese yetişmek, herkesin sorununa destek olabilmek, onlara yön göstermek, müşteri memnuniyetini takip etmek, EY’ın ve hizmet sektörünün pazarını büyütmek gerekiyor. Bu yüzden hiç kolay geçmiyor. 24 saat boyunca çalıştığımı söylersem abartmış olmam. Tıraş olurken, araba sürerken muhakkak iş görüşmesi yapıyorum. Müşterilerden, yurt dışından gelen sorulardan, ofisin yönetiminden sorumluyum çünkü sular kesilse, kaloriferler yanmasa, çaylar sıcak gelmezse, bir çalışan sosyal medyada yanlış bir mesaj atarsa bizden biliyorlar. Ne yapsak bize dokunuyor. Burada iyi bir kadromuz var. Ekip bu görevleri ifa ederken beni çok destekliyor. Kolay değil, stresli ama bir o kadar da keyifli çünkü insanlara bir değer yaratmaya çalışıyoruz, onlara yol gösteriyoruz, tecrübelerimizi paylaşıyoruz. Yeri geliyor, içimizden kızıyoruz ama yüze karşı gülerek konuşuyoruz.

Pazar gerçekten çok rekabetçi. Avrupa’da, Orta Doğu’da veya az gelişmiş Orta Avrupa ülkelerinde bile bu hizmetin ücreti çok daha fazla. Bu meslekte günde 8 saat çalışılıyor ama biz burada 16 saat boyunca çalışarak bunları ancak yerine getirebiliyoruz. Dolayısıyla günümün ne zaman başlayıp bittiğini bilmiyorum. Bazen toplantılarda kaç yaşında olduğumu ve kaç yıldır çalıştığımı soruyorlar. Yaşımdan çok çalıştığımı söylediğimde şaşırıyorlar. İş kanunlarına göre 8 saat mesai yapıyoruz. Ben bu meslekte 30 senemi bitirdim ve günde 12-13 saat çalışıyorum. Dolayısıyla saati hesaba kattığınızda %50 daha fazla çalıştığımı söyleyebilirim. Bu beni gocundurmuyor, bundan keyif alıyorum ve boş durmayı sevmiyorum. Bende biraz hiperaktiflik de var ama çok belli etmemeye çalışıyorum.


195 görüntülenme
·
Transkripti Göster

Uluslararası bir rolde çalışmanın en büyük avantajı; çok farklı kişilerle, müşterilerle ve coğrafyalarla çalışmaktır. Herkesten bir şey öğreniyorsunuz ve bilgi birikimlerini farklı yerlerde kullanma şansınız oluyor. Dolayısıyla hiçbir zaman sıkılmıyorsunuz çünkü her gün her bölgede ve her müşteride farklı bir şey öğreniyorsunuz. Çok eğlenceli ve güzel geçiyor. Farklı kültürler ve farklı beklentiler olduğu için bazen zor olsa da; çoğunlukla çok zevkli ve heyecan verici geçiyor.