İstediği her alanda çalışabilir. Bu bir banka ya da uluslararası bir şirket olabilir. İstediği departmana geçiş yapabilir. Yelpaze fazlasıyla açık. Kendi işini de yapabilir. Sonuçta her iktisat mezunu bankacı, muhasebeci, yönetici vs olmak zorunda değil.

2017 edit: bölümde geçirdiğim 5 ve geçireceğim +1 yılda gördüğüm (hala mezun olamadım) kimse mezun olduğu işi yapmıyor.
İlk olarak kampüs önemli. Marmara Üniversitesi dağınık bir üniversite şuan. Gerçi Maltepe'de toplanmayı planlıyorlar. Ben kendi kampüsümden bahsedeyim.

Göztepe Kampüsü gerek yeri gerek ana kampüs olmasıyla favorim. (Gerçi manzarası ve tarihi binasıyla Haydarpaşa Kampüsü çok daha güzel.) Çok büyük değil, öyle ODTÜ çimleri falan da beklemeyin. Ama sıcak bir ortam var, üniversiteye ait her şeyin merkezi ve ulaşımı kolay. Üstelik günde 1 TL'ye yemekhaneden yararlanabileceksiniz. Ben bu yıl en çok Merkez Kütüphane'den yararlandım. Her gün film kiraladım gerçi bu benim ilgi alanımla alakalı. Öğrencilerin en çok takıldığı yer Altıgen ya da Marmara Simit. Bunun dışında okulda yurt var ama ben özel yurtta kaldım. Spor salonundan yararlanabilirsiniz zaten dans dersleri de orada oluyor. Kulüpleri yemekhanenin önündeki stantlardan takip edebilirsiniz. İlgi alanlarınızla alakalı ya da öğrenmek istediklerinizle ilgili kişilerle tanışmaya, kulüplere üye olmaya çekinmeyin. Boş zamanlarınızda yeni şeyler deneyin ya da becerilerinizin üstüne gidin. Okul sitesinden de açılan kursları takip edebilirsiniz. Bence kesinlikle ingilizce dışında bir dil öğrenmeye başlayın. Belediyelerin ya da başka üniversitelerin ücretsiz ya da çok uygun fiyatlara çeşit çeşit kursları olabiliyor. Öğrenciliğinizi kullanmayı iyi bilin.
Matematiği sevmeli, analitik düşünebilmeli, bir de hikaye gibi yıllarca anlatılan iktisat tarihini sabırla dinleyebilmeli..
Üniversite içinde iki yurt bulunuyor. Yanılmıyorsam KYK yurtları. Okulun hemen arka kapısında özel bir kız yurdu bulunuyor. Bunun dışında okula toplu taşıma ile çok kısa süren bir çok özel yurt var. Bazılarından yürümesi 20 dakika kadar sürüyor olmalı.
Hala emin değilim ama zaman zaman ODTÜ Sosyoloji bölümünü neden yazmadım diye düşünüyorum. Hiçbir zaman Sosyoloji okumak istemedim ama ODTÜ olması her zaman bir artıdır.
Açık konuşuyorum puanım Boğaziçi Üniversitesi'ne yetiyor olsaydı, bölüm tercihi yapmadan üniversite seçerdim. Ancak ben tercih yaparken elimden geldiğince bölüm-üniversite ilişkisini en üst seviyede tutmaya çalıştım. Hem istediğim bir bölüm hem de okumaya razı olduğum bir üniversite olması için çaba gösterdim.
2014 - 2015 eğitim yılında Erasmus yapmış biri olarak İktisat Fakültesi'nin yurtdışı imkanlarını başarıyla uyguluyor olduğunu düşünüyorum. Diğer fakültelerde daha sıkıntılı olabiliyormuş. Anlaşmaların az olması, güncel olmaması ya da koordinatörlerin tam bilgi sahibi olmaması sorun yaratabiliyor. İktisat Fakültesi bu konuda çok başarılı.
Ana kampüsü küçük. Bu sıcak bir ortam yaratıyor ama belli bir gösteri, şov, konser olacağı zaman sıkıntı çıkabiliyor.
Fen öğrencisi olmama rağmen iktisat seçmemdeki tek neden; her şeye hakim olmak, belli bir alanda kısıtlanmamak, istediğim alana bölümden sonra yönelebilecek olmak. Bölümün yüzde yüz ingilizce olması da en çok dikkat ettiğim nokta.

Çok fazla "işletme mi iktisat mı" sorusu aldım. Bunu da kısaca şöyle açıklayayım. Daha analitik bir bölüm okumak istedim ve iktisatı seçtim. Ayrıca iktisat bir bilim dalıdır.
Marmara Üniversitesi sosyal bölümlerdeki başarısıyla zaten tercihlerimin arasındaydı. İktisat bölümü hocaları hakkında da olumlu duyumlar aldım. Yeni bir üniversite olmaması, köklü bir geçmişi olması da başka bir artı yanı. (Elbette kusurları mevcut.) Ama benim için en önemli etkenlerden biri Kadıköy'de olması. "İlçe seçmek doğru mu?" diyebilirsiniz ama bu benim için çok önemli. Ayrıca Marmara Üniversitesi/İngilizce İktisat bölümü Erasmus konusunda oldukça başarılı.
Kütüphanesini ve yemekhanesini beğeniyorum. Gerçekten aktif olan birçok kulübü var. İktisat Fakültesi Erasmus programını başarıyla uyguluyor. Ayrıca ÇAP yapma hakkı elde ederseniz alan sınırlaması yok.
Nefret etmiyorum ama bu üniversiteme deli gibi bağlı olduğumu göstermez.
Türkiye'nin en kalabalık şehrinde yaşamanın artıları sayılabilecek gibi değil. Tüm etkinliklerin öncelikli adresi İstanbul. Konserlerden sergilere, kurslardan sinemalara kadar kendini en iyi geliştirebileceğin şehir.